10. SINIF EDEBİYAT · ÜNİTE 1 · KOŞUK VE SÖZLÜ KÜLTÜR ÜRÜNLERİ

Yazı yokken
şiiri ayakta tutan şey
ezgiydi

Koşuk, İslamiyet Öncesi Dönem’de toylarda (şenlik, ziyafet) veya kazanılan savaş sonrasında yapılan eğlencelerde ozan, kam, baksı adı verilen halk şairlerince kopuz eşliğinde söylenen; genellikle aşk, doğa ve yiğitlik konularını işleyen şiirlerdir. Bu ünitede bir koşuğun yapısını, ahenk unsurlarını, koşmaya nasıl evrildiğini ve sözlü kültür ürünlerini çalışacağız.

7
Koşuğun hece sayısı
6
Ahenk unsuru
46
Test sorusu
01 / SÖZLÜ KÜLTÜR VE KOŞUK

Kâğıt yoktu, bellek vardı

Sözlü kültür, halkın ortak kabullerinin ürünü olan ve kuşaktan kuşağa sözlü olarak aktarılan kültür ögeleridir. Yazının olmadığı ya da yaygınlaşmadığı bir dönemde bir şiirin yaşayabilmesi için akılda kalması gerekiyordu; akılda kalmasını sağlayan şey de ezgi, ölçü, kafiye ve tekrarlardı. Koşuğun bütün biçim özellikleri aslında bu tek ihtiyacın sonucudur.

KOŞUK NEDİR?

İslamiyet Öncesi Dönem’de toylarda (şenlik, ziyafet) veya kazanılan savaş sonrasında yapılan eğlencelerde ozan, kam, baksı adı verilen halk şairlerince kopuz eşliğinde söylenen; genellikle aşk, doğa ve yiğitlik konularını işleyen şiirlerdir.

Tanımın içinde dört ayrı bilgi saklı: ne zaman (İslamiyet Öncesi Dönem), nerede (toy ve zafer eğlenceleri), kim (ozan, kam, baksı), neyle (kopuz). Soruların çoğu bu dördünden birini yoklar.

SÖZLÜ KÜLTÜR

Halkın ortak kabullerinin ürünü olan ve kuşaktan kuşağa sözlü olarak aktarılan kültür ögeleridir.

Bir toplumun birçok özelliği, dünya görüşü, sanatsal kabiliyeti ve yaşam gerekçesi konuştuğu dile yansır. Yıllar sonra bile dille meydana getirilen ürünler incelendiğinde, tarihî bir belge olmasa bile o toplumun yapısı ortaya çıkarılabilir.

İNTERAKTİF: KOŞUĞU KİM, NEREDE, NEYLE SÖYLERDİ?
ANA METİN — KOŞUK (ANONİM)

Soldaki sütun metnin kendi dönemindeki hâli, sağdaki sütun günümüz Türkçesiyle karşılığı. Metin, Kâşgarlı Mahmud’un Dîvânu Lugâti’t-Türk adlı eserindeki şiirlerden derlenmiştir ve anonimdir, yani söyleyeni belli değildir.

Keldi esin esneyü,
Kadka tükel ösneyü,
Kirdi bodun kasnayu,
Kara bulıt kökreşür.

Ördi bulıt ınraşu,
Aktı akın münreşü,
Kaldı bodun tanlaşu,
Kökrer takı manraşur.

Kuydı bulut yagmurın,
Kerip tutar ak torın,
Kırka kodtı ol karın,
Akın akar enreşür.

Kar büz kamug erüşdi,
Taglar suvı akışdı,
Kökşin bulıt örüşdi,
Kayguk bolup ügrişür.

Alın töpü yaşardı,
Orut otın yaşurdı,
Kölnin suvın köşerdi,
Sıgır buka münreşür.

Kızıl sarıg arkaşıp,
Yipgin yaşıl yüzkeşip,
Bir birgerü yörgeşip,
Yalnuk anı tanlaşur.

Eserek geldi rüzgâr,
Tıpkı tipiye benzer,
Titreşip kapanır halklar,
Kara bulut kükreşir.

Çıktı bulut gürleyerek,
Aktı seller şarlayarak,
Kalakaldı halk şaşırarak,
Şimşek çakar, gök gürleşir.

Döktü bulut yağmurunu,
Gerip tutuyor ak torunu,
Kırlara bıraktı karını,
Seller akar, şarıldaşır.

Karlar buzlar hep eridi,
Dağların suyu yürüdü,
Mavi bulutlar belirdi,
Kayıklar gibi kımıldaşır.

Yamaç tepe yeşerdi,
Kuru otları aşırdı,
Göl sularını taşırdı,
Sığır boğa böğrüşür.

Al sarı sırt sırta verir,
Mor yeşil yüz yüze vurur,
Birbirine sarılıp durur,
İnsanlar bakıp şaşırır.

Anonim (haz.: Ahmet Bican Ercilasun, Dîvânu Lugâti’t-Türk’teki Şiirler ve Atasözleri) — metnin bir bölümü.

TUZAK KARTI — “ESKİ DİL” DEMEK “BAŞKA DİL” DEMEK DEĞİL

Soldaki sütun yabancı görünüyor ama aynı dilin daha eski hâli. yaşıl → yeşil, tag → dağ, kayguk → kayık, yinçü → inci, töpü → tepe. Örnekler: edgü → eygü → eyü → iyi zinciri, aynı sözcüğün sekizinci yüzyıldan yirminci yüzyıla kadar geçirdiği ses değişimidir. Sınavda “bu metin Türkçe değil” diye düşünmek en sık yapılan hatadır; doğru soru şudur: hangi ses hangi sese dönüşmüş?

02 / KOŞUĞUN YAPISI

Dörtlük, dize, hece

Şiirde anlam bütünlüğünü sağlayan ve şiiri oluşturan en küçük dize topluluğuna nazım birimi adı verilir. Koşukta nazım birimi dörtlüktür: şiir dört dizelik kümelerden kurulur. Her dize yedi heceden oluşur.

İNTERAKTİF: NAZIM BİRİMİ ŞEMASI — DÖRTLÜK NASIL KURULUR?
ÖLÇÜ

Şiirdeki dizelerin hece sayısına veya hecelerin ses değeri bakımından denkliğine dayanan ahenk unsuruna ölçü denir.

  • Hece ölçüsü: şiiri oluşturan dizelerin hece sayısı bakımından eşitliğine dayanır.
  • Aruz ölçüsü: dizelerdeki hecelerin ses değeri açısından denkliği esas alınır.
  • Serbest ölçü: herhangi bir ölçüye bağlı kalınmaz.
HECE ÖLÇÜSÜNÜ SAYMAK

Hece ölçüsünde sayılan şey harf değil hecedir ve her hecede tam bir ünlü bulunur. Bir dizedeki ünlü sayısını saymak, hece sayısını vermeye yeter.

Kel·di  e·sin  es·ne·yü
2 + 2 + 3 = 7 hece

Duraklanış da düzenlidir: 4 + 3. İlk dört heceden sonra küçük bir soluklanma olur; ezgiyle söylenirken bu duraklar tempoyu kurar.

İNTERAKTİF: HECE TEZGÂHI — KOŞUKTAN KELİMELER

Harflerin arasındaki | işaretine tıklayarak kelimeyi hecelere böl, sonra Denetle’ye bas. Sayfa hem doğru bölünmeyi hem her hecenin açık (ünlüyle biten) mi kapalı (ünsüzle biten) mi olduğunu söyler.

TUZAK KARTI — NAZIM BİRİMİ İLE NAZIM ŞEKLİ AYNI ŞEY DEĞİL

Nazım birimi, şiiri oluşturan en küçük dize topluluğudur: dörtlük, beyit, bent. Nazım şekli ise şiirin bütününün adıdır: koşuk, koşma, gazel. Koşuğun nazım birimi dörtlük, nazım şekli koşuktur. Soru “nazım birimi nedir?” diye sorup şıklara “koşuk” koyduğunda tuzak tam buradadır.

03 / AHENK UNSURLARI

Sesin düzeni

Şiirde dize, kelime, hece ve seslerin belirli bir düzen içinde kullanılmasıyla ortaya çıkan uyuma ahenk denir. Şiirin ahenk unsurları; şiirde verilmek istenen duygu, anlam ve şiirin içeriğiyle doğrudan ilişkilidir. Aşağıdaki altı unsur, sınavda “ahenk unsurlarından hangisi değildir?” sorusunun cevap kümesidir.

İNTERAKTİF: ALTI AHENK UNSURU — ARANABİLİR TABLO
KAFİYE (UYAK)

Şiirde dize sonlarında tekrarlanan, ahenk oluşturan, aynı görevde olmayan ancak benzeşen ses ve hecelere kafiye denir. Benzeşen seslerin sayısına ve kelimelerin anlamına göre türlere ayrılır.

  • Yarım kafiye: tek ses benzerliği
  • Tam kafiye: iki ses benzerliği
  • Zengin kafiye: üç veya daha fazla ses benzerliği
  • Cinaslı kafiye: yazılışları ve söylenişleri aynı, anlamları farklı sözcüklerin benzerliğine dayanır
REDİF

Şiirde dize sonlarında tekrarlanan, aralarında ses benzerliği olan, görevleri ve anlamları aynı sözcük veya eklere redif denir.

İki tanımın ayrıldığı yer tek bir kelimedir: kafiyedeki sesler aynı görevde değildir, redifteki ek ya da sözcükler aynı görevdedir. Bu yüzden önce redif bulunur, kalan benzerlik kafiyedir.

İNTERAKTİF: KESME TEZGÂHI — KAFİYE NEREDE BİTER, REDİF NEREDE BAŞLAR?

Aşağıdaki kelimeler Karacaoğlan koşmasının dize sonlarından. Harflerin arasındaki | işaretine tıklayarak kafiye ile redifin sınırını işaretle, sonra Denetle’ye bas.

KOŞMA — KARACAOĞLAN

Vara vara vardım ol kara taşa
Hasret ettin beni kavim karda
Sebep ne gözden akan kanlı ya
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

Nice sultanları tahttan indirdi
Nicesinin gül benzini soldurdu
Nicelerin gelmez yola gönderdi
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

Karac’oğlan der ki kondum göçülmez
Acıdır ecel şerbeti içilmez
Üç derdim var birbirinden seçilmez
Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm

Karacaoğlan

  • Kafiye: -aş (tam kafiye, iki ses) · -r (yarım kafiye, tek ses) · (yarım kafiye, tek ses)
  • Redif: -a (yönelme eki) · -di / -du (görülen geçmiş zaman eki) · -ilmez / -ülmez (edilgenlik eki + olumsuz geniş zaman eki)
  • Nakarat: “Bir ayrılık bir yoksulluk bir ölüm” dizesi her dörtlüğün sonunda tekrarlanır. Şiiri oluşturan bölümlerin sonunda tekrarlanan dizelere nakarat denir; halk şiirinde bu dizelere kavuştak adı verilir.
  • Mahlas: son dörtlükteki Karac’oğlan. Şiirde şairin kullandığı takma ada mahlas denir; halk şiiri geleneğinde tapşırma olarak da ifade edilir. Türk halk şiiri ve divan şiirinde şairler mahlası genellikle şiirin son bölümünde kullanır.
  • Ölçü: 11’li hece ölçüsü.
İNTERAKTİF: AHENK, EZGİ, RİTİM — HANGİ TANIM KİMİN?
TUZAK KARTI — “-ilmez” İLE “-ülmez” FARKLI GÖRÜNÜR, AYNI REDİFTİR

“göçülmez / içilmez / seçilmez” dizisinde ünlüler farklı: biri ü, ötekiler i. Buna rağmen redif aynıdır, çünkü redifin ölçütü seslerin birebir aynılığı değil, eklerin görev ve anlamının aynı olmasıdır: üçünde de edilgenlik eki + olumsuz geniş zaman eki vardır. Ünlünün değişmesinin sebebi Türkçenin ünlü uyumudur: “göç-” yuvarlak ünlülü olduğu için ek de yuvarlak gelir. Kafiye sese, redif göreve bakar — bu ayrımı bilen öğrenci soruyu şıklara bakmadan çözer.

04 / KOŞUKTAN KOŞMAYA

Aynı damar, yeni ad

Koşma, genellikle lirik konularda saz eşliğinde söylenen şiirlerdir. Koşuklardan zaman içinde evrilerek ortaya çıkmıştır. Koşmalarda sevda, ayrılık, üzüntü, mutluluk, tabiat gibi temalar ele alınır. Koşmalar; konularına göre güzelleme, koçaklama, taşlama ve ağıt olmak üzere farklı türlere ayrılır.

İNTERAKTİF: TÜRK ŞİİRİNİN DEĞİŞİMİ — ZAMAN ŞERİDİ
KARŞILAŞTIRMA TABLOSU — KOŞUK ↔ KOŞMA
Ölçüt Koşuk Koşma
Dönem İslamiyet Öncesi Dönem İslami Dönem, âşık tarzı halk edebiyatı
Söyleyen Ozan, kam, baksı Halk şairi (âşık)
Çalgı Kopuz Saz
Söylendiği yer Toy (şenlik, ziyafet) ve zafer eğlenceleri Âşık meclisleri, düğün, kahvehane
Tema Aşk, doğa, yiğitlik Sevda, ayrılık, üzüntü, mutluluk, tabiat
Nazım birimi Dörtlük Dörtlük
Ölçü Hece ölçüsü (7’li) Hece ölçüsü (genellikle 11’li)
Mahlas Yok — metin anonimdir Var, son dörtlükte (tapşırma)
Alt türleri Güzelleme, koçaklama, taşlama, ağıt
İNTERAKTİF: SÜREKLİLİK VE DEĞİŞİM
TUZAK KARTI — “EVRİLDİ” DEMEK “AYNISIDIR” DEMEK DEĞİL

Koşma koşuktan evrilmiştir, ama ikisi aynı nazım şekli değildir. Ortak kalan: dörtlük, hece ölçüsü, çalgı eşliği, sözlü söyleyiş. Değişen: hece sayısı (7 → 11), söyleyenin adı (ozan → âşık), çalgı (kopuz → saz) ve mahlas. Koşukta mahlas yoktur çünkü metin anonimdir; koşmada mahlas neredeyse zorunludur. Bir soru “aşağıdakilerden hangisi koşuk ile koşmanın ortak özelliğidir?” diye soruyorsa, cevabı ilk listede aramak gerekir.

05 / SÖZLÜ KÜLTÜR ÜRÜNLERİ

Koşuk yalnız değil

Sözlü kültür yalnız şiirden ibaret değildir. Aynı geleneğin içinde atasözü, ağıt, destan, masal, fıkra, gölge oyunu ve tek kişilik anlatı gösterileri de vardır. Bir toplumun hafızasını oluşturan bu ürünlerin korunması, millî kimliğin sürekliliğine doğrudan katkı sağlar.

İNTERAKTİF: SÖZLÜ KÜLTÜR ÜRÜNLERİ AĞACI
SAV — ATASÖZÜNÜN ESKİ ADI

Savlar, bugünkü atasözlerinin İslamiyet Öncesi Dönem’deki karşılığıdır. Bir kısmı hâlâ yaşıyor:

  • Etli tırnaklı adırmas.Et ile tırnak ayrılmaz.
  • Üme kelse kut kelir.Konuk gelse uğur gelir.
  • Erdem başı tıl.Erdem başı dil.
  • Esende ivek yok.Esenlikte acelecilik yok.
  • Kuş torka men üçün ılınur.Kuş tuzağa yem için takılır.
  • Tay atatsa at tınur, ogul eredse ata tınur.Tay, at olunca at dinlenir; oğul, er olunca baba dinlenir.
SAGU — ÖLÜM ŞİİRİ

Aşağıdaki sagu, ölen bir yiğidin ardından söylenmiştir. Koşukla aynı biçimi paylaşır — dörtlük, hece ölçüsü, dize sonlarında benzeşme — ama teması ölüm ve yastır:

Erdi aşın taturgan,
Yavlak yagıg katargan,
Boynın tutup kadırgan...
Bastı ölüm agtaru.

Yemeğini tattıran idi,
Pis düşmanı döndüren idi,
Boynun tutup kanırtan idi...
Ölüm bastı, devirdi.

Biçim aynı, tema farklı: bu, sözlü şiirde türü belirleyen şeyin ölçü değil içerik olduğunu gösterir.

İNTERAKTİF: ÜRÜN KÜNYELERİ
TUZAK KARTI — DEDE KORKUT “DESTAN” DEĞİL, “KÖPRÜ”

Dede Korkut Hikâyeleri, Türk edebiyatında destan geleneğinden halk hikâyesine geçişte köprü vazifesi gören sözlü edebiyat ürünüdür. Ne tam destandır ne tam halk hikâyesi; ikisinin arasındadır. Aynı biçimde Karagöz bir gölge oyunudur, meddah ise tek kişilik anlatı gösterisi. İkisi de geleneksel Türk tiyatrosuna aittir ama biri perdeyle, öteki yalnız sesle ve taklitle çalışır.

06 / DİLİMİZİN İNCELİKLERİ

İsim, sıfat ve tamlamalar

Koşuğun doğa tasviri, tesadüfen değil dil bilgisi yüzünden bu kadar canlıdır: metin isimlerle kurulmuş, sıfatlarla renklendirilmiş, tamlamalarla bağlanmıştır. Bu bölümde ünitenin dil bilgisi konusu olan isim, sıfat, isim tamlaması ve sıfat tamlaması çalışılıyor.

İSİM (AD)

Canlı ve cansız bütün varlıkları, kavramları, durumları karşılayan sözcüklerdir.

Koşuktan: bulut, yağmur, seller, dağ, kar, buz, çiçek, halk, yayla… Metnin iskeleti isimlerden kuruludur.

SIFAT (ÖN AD)

İsimleri niteleyen ya da belirten sözcüklerdir. Sıfat tek başına kullanılmaz, mutlaka bir ismin önünde durur.

Koşuktan: kara bulut, ak tor, mavi bulutlar, türlü çiçek, kuru ot.

İSİM TAMLAMASI

İki ismin aralarında iyelik ilişkisi kurarak oluşturduğu söz öbeğidir: tamlayan + tamlanan.

Koşuktan: dağların suyu, gölün suyu, dağların başı, acunun soluğu. Tamlanan iyelik eki alır — bu, isim tamlamasının parmak izidir.

SIFAT TAMLAMASI

Bir sıfatın bir ismi nitelemesiyle kurulan söz öbeğidir: sıfat + isim.

Koşuktan: kara bulut, ak tor, mavi bulutlar, bin bir çiçek. Burada iyelik eki yoktur — ayrım tam bu noktadadır.

İNTERAKTİF: METİN İŞARETLEME — İSMİ Mİ, SIFAT MI?

Önce üstteki düğmelerden bir tür seç, sonra o türe ait kelimelere tıkla. Hepsini işaretleyince Denetle’ye bas; takılırsan Çözümü göster doğru işaretlemeyi ekrana basar. (Fiiller ve edatlar işaretlenmez.)

İNTERAKTİF: TAMLAMA AYIRMA — İSİM Mİ, SIFAT MI?
TUZAK KARTI — İKİ TAMLAMAYI AYIRAN TEK SORU

kara bulut” ile “dağların suyu” ikisi de iki sözcükten kurulu, ikisi de bir varlığı anlatıyor. Ayıran soru şu: ikinci sözcük iyelik eki almış mı? “su-yu” almış → isim tamlaması. “bulut” almamış → sıfat tamlaması. İkinci ölçüt de işe yarar: ilk sözcük “nasıl?” sorusuna cevap veriyorsa sıfattır (nasıl bulut? kara bulut), “kimin/neyin?” sorusuna cevap veriyorsa isimdir (neyin suyu? dağların suyu).

07 / OYUN

Dizeyi gör, kavramı söyle

Her soruda ya bir dize, ya bir tanım ya da bir kavram verilir. Soruların ve şıkların sırası her açılışta karışır; yanlış cevapta doğrusu ve gerekçesi hemen görünür.

OYUN — KOŞUK VE SÖZLÜ KÜLTÜR ÜRÜNLERİ
0 / 0
08 / BİLGİ TESTİ

Öğrendiklerini test et

46 soruluk test — koşuğun tanımı ve söylenme ortamı, sözlü kültür, nazım birimi, hece ölçüsü ve durak, ahenk unsurları (ölçü, kafiye, redif, nakarat, aliterasyon, asonans), kafiye türleri, mahlas ve tapşırma, koşuktan koşmaya geçiş, Karacaoğlan, sagu, sav, destan, sözlü kültür ürünleri ve isim-sıfat tamlamaları

Soru 1 / 10
Puan: 0
Soru yükleniyor...
09 / ÖZET

Ünitenin iskeleti

KOŞUK

İslamiyet Öncesi Dönem’de toylarda (şenlik, ziyafet) veya kazanılan savaş sonrasında yapılan eğlencelerde ozan, kam, baksı adı verilen halk şairlerince kopuz eşliğinde söylenen; genellikle aşk, doğa ve yiğitlik konularını işleyen şiirlerdir. Nazım birimi dörtlük, ölçüsü 7’li hece ölçüsüdür; metin anonimdir.

SÖZLÜ KÜLTÜR

Halkın ortak kabullerinin ürünü olan ve kuşaktan kuşağa sözlü olarak aktarılan kültür ögeleridir. Sözlü kültür ürünleri bir toplumun hafızasını taşır; korunmaları millî kimliğin sürekliliğine katkı sağlar.

AHENK

Şiirde dize, kelime, hece ve seslerin belirli bir düzen içinde kullanılmasıyla ortaya çıkan uyuma ahenk denir. Ahenk unsurları şiirde verilmek istenen duygu, anlam ve içerikle doğrudan ilişkilidir: ölçü, kafiye, redif, nakarat, aliterasyon-asonans ve tekrarlar.

KAFİYE (UYAK)

Şiirde dize sonlarında tekrarlanan, ahenk oluşturan, aynı görevde olmayan ancak benzeşen ses ve hecelerdir. Yarım (tek ses), tam (iki ses), zengin (üç ve daha fazla ses), cinaslı (yazılışı ve söylenişi aynı, anlamı farklı sözcükler).

REDİF

Şiirde dize sonlarında tekrarlanan, aralarında ses benzerliği olan, görevleri ve anlamları aynı sözcük veya eklerdir. Kafiye sese, redif göreve bakar; bu yüzden “göçülmez / içilmez” gibi ünlüsü değişen eklerde bile redif aynıdır.

NAZIM BİRİMİ · NAKARAT · MAHLAS

Nazım birimi: şiirde anlam bütünlüğünü sağlayan ve şiiri oluşturan en küçük dize topluluğu. Nakarat: şiiri oluşturan bölümlerin sonunda tekrarlanan dizeler; halk şiirinde adı kavuştaktır. Mahlas: şairin kullandığı takma ad; halk şiirinde tapşırma da denir, genellikle son bölümde kullanılır.

ÖLÇÜ

Şiirdeki dizelerin hece sayısına veya hecelerin ses değeri bakımından denkliğine dayanan ahenk unsurudur. Hece ölçüsü hece sayısı eşitliğine, aruz ölçüsü hecelerin ses değeri denkliğine dayanır; serbest ölçüde herhangi bir ölçüye bağlı kalınmaz.

KOŞMA

Genellikle lirik konularda saz eşliğinde söylenen şiirlerdir. Koşuklardan zaman içinde evrilerek ortaya çıkmıştır. Sevda, ayrılık, üzüntü, mutluluk, tabiat gibi temalar işlenir; konularına göre güzelleme, koçaklama, taşlama ve ağıt olarak ayrılır. Halk şairlerinin kendilerine özgü bir ezgiyle söyledikleri şiirlerdir.

SÖZLÜ KÜLTÜR ÜRÜNLERİ

Âşıklık geleneği (kültürel belleğin taşıyıcısı halk ozanı saz eşliğinde şiir söyler, hikâye anlatır) · masal (öğreticilik yönü ağır basan kurmaca metin türü) · Nasreddin Hoca (XIII. yüzyıl, adına fıkralar anlatılan mizah kahramanı) · Karagöz (doğaçlamaya dayalı gölge oyunu) · meddah (taklitlerle hikâye anlatan tek kişilik gösteri) · Dede Korkut Hikâyeleri (destandan halk hikâyesine geçişte köprü).

DİL BİLGİSİ

İsim tamlamasında tamlanan iyelik eki alır (dağların suyu); sıfat tamlamasında almaz (kara bulut). Sıfat “nasıl?” sorusuna, isim tamlamasının tamlayanı “kimin/neyin?” sorusuna cevap verir. Koşuğun doğa tasvirini kuran şey bu iki yapıdır.