Altlarında imza yok
ama içlerinde
yürek var
Türkü, hece ölçüsünün genellikle 7, 8 ve 11’li kalıplarıyla bir ezgi eşliğinde söylenen, farklı nazım birimlerinden oluşan anonim halk edebiyatı nazım biçimidir. Bu ünitede türkünün bent–kavuştak yapısını, ahenk unsurlarını, nasıl yayılıp varyantlaştığını ve ninniden, modern şiirden hangi noktalarda ayrıldığını çalışacağız.
Türkü; hece ölçüsünün genellikle 7, 8 ve 11’li kalıplarıyla bir ezgi eşliğinde söylenen, farklı nazım birimlerinden oluşan anonim halk edebiyatı nazım biçimidir. Tanımın içinde beş ayrı bilgi saklı ve sınav soruları hep bu beşinden birini yoklar. Günümüzde söyleyeni ve besteleyeni bilinen türküler de bulunmaktadır — yani “anonim” türkünün kuralı değil, geleneğin ağır basan hâlidir.
Düğmelere tıkla; ortadaki şemada seçtiğin kol vurgulanır, sağda o bilginin ayrıntısı açılır.
Her bendin ardından aynı iki dize tekrar ediyor. Bu tekrar bir süs değil, türkünün yapı taşıdır; adı kavuştaktır.
İki turnam gelir aklı karalı
Birin şahin vurmuş, biri yaralı
O yavruya sorun aslı nereli
Katar katar olmuş gelir, turnalar
Eğrim eğrim ne hoş gelir, turnalar
İnme turnam inme sen bu pınara
Avcu tuzak kurmuş, var yolun ara
Hepimizin işi Mevlâm onara
Katar katar olmuş gelir, turnalar
Eğrim eğrim ne hoş gelir, turnalar
İnme turnam inme, yolda kış olur
Bastığın yerler de donar taş olur
Böyle kalmaz elbet sonu hoş olur
Katar katar olmuş gelir, turnalar
Eğrim eğrim ne hoş gelir, turnalar
İnme turnam inme, haber sorayım
Kanadın altına nâme sarayım
Nazlı sevdiğimden haber alayım
Katar katar olmuş gelir, turnalar
Eğrim eğrim ne hoş gelir, turnalar
Anonim (haz.: Cahit Öztelli, Evlerinin Önü Türküler). nâme: mektup · katar katar: sıra sıra, dizi hâlinde · eğrim eğrim: dönerek, halka çizerek · onarmak: düzeltmek, yoluna koymak.
Anonim, “söyleyeni belli değil” demektir; “kimse söylememiş” demek değildir. Türküyü bir kişi yakar, ama metin ağızdan ağıza dolaşırken adı düşer ve söz halkın ortak malı hâline gelir. Bunun edebiyattaki karşılığı tek cümledir: “Türküler halkın ortak malıdır.” Bedri Rahmi Eyüboğlu aynı şeyi şiirle söyler: “Ne düzeni belli ne yazanı / Altlarında imza yok ama / İçlerinde yürek var.” Sınavda ikinci tuzak da şu: bugün söyleyeni ve besteleyeni bilinen türküler de vardır, yani “türkü = anonim” eşitliği kesin değildir.
Türküler, bent ve kavuştak (bağlama) adı verilen iki bölümden oluşur. Asıl konunun işlendiği bölüme bent, bentlerin sonunda tekrar edilen dize veya dizelere kavuştak denir. Bentlerin ve kavuştakların kendilerine mahsus dize sayısı ve kafiye düzeni bulunur. Turnalar’da bent üç dize, kavuştak iki dizedir; ikisi de 11’li hece ölçüsüyle söylenmiştir.
Asıl konunun işlendiği bölümdür. Türkü ilerledikçe bentler değişir: Turnalar’da önce yaralı turna, sonra avcının tuzağı, sonra kış, en sonda sevgiliye gidecek mektup anlatılır. Olay bentte ilerler.
Turnalar’da bendin dize sayısı 3, kafiye düzeni aaa’dır: karalı / yaralı / nereli.
Bentlerin sonunda tekrar edilen dize veya dizelerdir. Kavuştak değişmez; her bendin ardından aynen döner. Görevi ezgiyi ve duyguyu sabitlemek, dinleyeni koroya katmaktır.
Turnalar’da kavuştağın dize sayısı 2, kafiye düzeni bb’dir: turnalar / turnalar (aynı kelime → redif).
Üçü de aynı şeyi anlatır ama üç ayrı yerde karşına çıkar. Nakarat genel addır: şiiri oluşturan bölümlerin sonunda tekrarlanan dizeler. Kavuştak bunun halk şiirindeki adıdır. Bağlama ise kavuştağın ikinci adıdır. Dikkat: bağlama sözcüğü aynı zamanda bir sazın adıdır — soru kökünde “türkünün bölümü” geçiyorsa çalgı değil, tekrarlanan dizeler kastediliyordur.
Türkü yazılmaz, söylenir; söylendiği için de akılda kalması gerekir. Ölçü, kafiye, redif, kavuştak ve ses tekrarları tam olarak bunun için vardır. Aşağıdaki tabloda her unsurun tanımı ve Turnalar’daki karşılığı yan yana duruyor.
Harflerin arasındaki | işaretine tıklayarak kelimeyi hecelere böl, sonra Denetle’ye bas. Hece ölçüsünde sayılan birim harf değil hecedir ve her hecede tam bir ünlü bulunur.
Sınır kelimenin içindedir. Soldaki parça kafiye, sağdaki parça rediftir. Kesme noktasını işaretle ve denetle.
“ak” kapalı hecedir (ünsüzle biter), “ka” açık hecedir (ünlüyle biter). Bu ayrım aruz ölçüsünde her şeydir; hece ölçüsünde ise hiçbir şey. Hece ölçüsü yalnızca sayıya bakar: her dize 11 heceyse ölçü tutmuştur. Turnalar’da duraklanış 6 + 5’tir: “İki turnam gelir / aklı karalı”.
Türküler; sevilen, beğenilen, ağızdan ağıza dolaşan kültür ürünleri oldukları için yayılmaları çok doğaldır. Ama bu yayılma bedelsiz değildir: her durakta metin biraz değişir. Aşağıdaki zincirde her halkaya tıklayarak yolculuğun aşamalarını izleyebilirsin.
Yazılı ve sözlü edebiyatta aslına göre farklılık gösteren benzerlerine varyant denir. Masal, destan, mâni, türkü ve yazılı edebiyatın herhangi bir dalında ilk çıkışından sonra anlatanlar veya yazanlar değiştikçe araya katılan sözlerle ilk metinlerden farklı metinler ortaya çıkar. Bu metinler bir eserin varyantlarıdır.
Türkülerin bu derece çeşitlenmesinin asıl nedeni kişilerin yetenekleridir. Türküyü söyleyen kişiler ezgilerde önemli ölçüde değişiklik yapabildiği gibi bu değişikliği türkülerin sözlerinde de yapabilirler.
Bunun bir de olumsuz yönü var: radyo, televizyon ve teyp gibi araçlar yayılmayı hızlandırdı ama türküler olgunlaşmadan donmuş, kalıplaşmış olarak taşınır oldu.
Çayır çimen geze geze (of of)
Oldum ben bir geveze
Kızına meyil verdim
Darılma hanım teyze (of ninem of)
Simitimin tablası (of of)
Geldi düğün haftası
Gelin olacam diye
Nedir bunun tafrası (of ninem of)
Çayır çimen geze geze (oy)
Oldum ben bir geveze (oy)
Oğluna meyil verdim
Darılma hanım teyze (oy ninem oy)
Simidimin tablası (oy)
Geldi düğün haftası (oy)
Gelin olacam diye
Nedir kızın tasası (oy ninem oy)
Anonim (haz.: Mutlu Güleryüzlü). Vurgulanan yerler iki varyantın ayrıldığı noktalar: ünlem kalıbı (of/oy), söyleyicinin cinsiyeti (kızına/oğluna) ve son dize. İskelet aynı, ayrıntı değişik — varyant tam olarak budur.
Turnalar iki metinle karşılaştırılabilir: bir ninni (Atem Tutam Men Seni) ve bir modern şiir (Ahmet Kutsi Tecer’in Nerdesin’i). Üçünü ayıran şey konu değil, ait olduğu gelenektir.
Gelenek: anonim halk şiiri · Söyleyici: belli değil · Amaç: duyguyu ezgiyle paylaşmak · Yapı: bent + kavuştak, 11’li hece.
Tema: ayrılık ve haber özlemi. Turna, uzağa giden ve haber taşıyan kuştur; sevgiliye gidecek mektup onun kanadına sarılır.
Gelenek: anonim halk şiiri · Söyleyici: anne · Amaç: çocuğu uyutmak ve ona iyi dilekte bulunmak · Yapı: dörtlük, tekrarlanan bölüm.
Dili yerel söyleyişle örülüdür: atem (atayım), men (ben), gatem (katayım), baben (baban), gavak (kavak).
Gelenek: modern (Cumhuriyet Dönemi) şiir · Söyleyici: Ahmet Kutsi Tecer · Amaç: bireysel bir arayışı anlatmak · Yapı: dörtlük, ölçülü ve kafiyeli ama ezgisiz.
Şairi bellidir, metin yazılı olarak doğmuştur ve varyantı yoktur: kimse dizesini değiştirerek aktarmaz. Türküyü ondan ayıran en keskin çizgi budur.
Ninni de ezgiyle söylenir, türkü de. İkisi de anonimdir, ikisi de hece ölçüsüyle kurulur. Peki fark ne? Söylenme ortamı ve amacı. Ninni tek dinleyiciye (çocuğa) ve uyutmak için söylenir; türkü topluluğa ve duyguyu paylaşmak için. Kavuştak da bu yüzden türküye özgüdür: koroya katılacak bir topluluk varsayar.
Türkünün içeriğine uygun kısa bir hikâye yazsan, kahramanı ve turnaları betimlesen, en çok hangi sözcük türünü kullanırdın? Cevap bellidir: isim ve sıfat. Betimleme, varlığı adlandırıp (isim) sonra onu niteleyerek (sıfat) kurulur.
Canlı ve cansız bütün varlıkları, kavramları, durumları karşılayan sözcüklerdir.
Turnalar’dan: turna, şahin, pınar, avcu (avcı), tuzak, yol, kış, taş, kanat, nâme, haber.
İsimleri niteleyen ya da belirten sözcüklerdir. Sıfat tek başına kullanılmaz, önünde durduğu isimle birlikte anlam kazanır.
Turnalar’dan: iki turnam (sayı sıfatı), bu pınar (işaret sıfatı), nazlı sevdiğim (niteleme sıfatı).
Önce üstteki düğmelerden bir tür seç, sonra o türe ait kelimelere tıkla. İkileme, anlatımı güçlendirmek için yan yana kullanılan sözcüklerdir; seslenme ise şiirdeki hitap sözüdür.
Çanakkale İçinde Aynalı Çarşı türküsünün dört dizesi. Fiiller, zamirler ve edatlar işaretlenmez.
“yaralı turna” dersen sıfattır: önündeki ismi niteler. Ama Turnalar’daki dize şudur: “Birin şahin vurmuş, biri yaralı.” Burada “yaralı” bir ismin önünde durmuyor, yüklem görevinde. Kural şu: bir sözcük sıfat olarak doğmaz, sıfat görevinde bulunur — önünde durduğu bir isim varsa sıfattır, yoksa değildir.
Her soruda ya bir dize, ya bir tanım ya da bir kavram verilir. Soruların ve şıkların sırası her açılışta karışır; yanlış cevapta doğrusu ve gerekçesi hemen görünür.
42 soruluk test — türkünün tanımı ve hece kalıpları, bent ve kavuştak, Turnalar türküsünün yapısı ve ölçüsü, ahenk unsurları (ölçü, kafiye, redif, kavuştak, aliterasyon, asonans, ikileme), kafiye türleri, türkülerin oluşması ve yayılması, varyant, türkünün ömrü, türkü-ninni-modern şiir karşılaştırması ve isim-sıfat
Hece ölçüsünün genellikle 7, 8 ve 11’li kalıplarıyla bir ezgi eşliğinde söylenen, farklı nazım birimlerinden oluşan anonim halk edebiyatı nazım biçimidir. Günümüzde söyleyeni ve besteleyeni bilinen türküler de bulunmaktadır.
Türküler, bent ve kavuştak (bağlama) adı verilen iki bölümden oluşur. Asıl konunun işlendiği bölüme bent, bentlerin sonunda tekrar edilen dize veya dizelere kavuştak denir. Bentlerin ve kavuştakların kendilerine mahsus dize sayısı ve kafiye düzeni bulunur.
Bent 3 dize, kavuştak 2 dize; hepsi 11’li hece ölçüsü, duraklanış 6 + 5. Bendin kafiye düzeni aaa (karalı / yaralı / nereli), kavuştağınki bb. Nazım birimi bakımından türkü tek bir kalıba bağlı değildir: farklı nazım birimlerinden oluşabilir.
Kafiye: dize sonlarında tekrarlanan, aynı görevde olmayan ama benzeşen ses ve heceler. Redif: dize sonlarında tekrarlanan, görevleri ve anlamları aynı sözcük veya ekler. Ayrım sese değil göreve bakar: “karalı / yaralı”da “-lı” aynı yapım eki olduğu için rediftir, geriye kalan “ara” kafiyedir.
Türküler halkın ortak malıdır. Ticaret kervanları, gezgin âşıklar, askerler, savaşlar ve göçler türkülerin taşınmasını sağlar; son yıllarda radyo, televizyon, teyp gibi teknik araçlar yayılmayı hızlandırmıştır. Hızlı yayılmanın olumsuz yönü: türküler olgunlaşmadan donmuş, kalıplaşmış olarak taşınır.
Yazılı ve sözlü edebiyatta aslına göre farklılık gösteren benzerlerine varyant denir. Masal, destan, mâni, türkü ve yazılı edebiyatın herhangi bir dalında anlatanlar veya yazanlar değiştikçe araya katılan sözlerle ilk metinlerden farklı metinler ortaya çıkar. Çeşitlenmenin asıl nedeni kişilerin yetenekleridir.
Türkünün ömrünü uzatan üç etken: toplumu ilgilendiren konuların işlenmesi, ezginin dokunaklı oluşu, sanat yapısının yüksek oluşu. Köy ve kasabalardaki olaylar üzerine yakılan türkülerin yayılma gücü azdır; dar çevrede kalır, ömürleri kısa olur. Türküler zaman aşımı nedeniyle ve kişiden kişiye geçerken yeni duygulanmalarla beslenerek kendini yeniler.
Turnalar: anonim halk şiiri, topluluğa, ezgiyle, bent + kavuştak. Atem Tutam Men Seni: anonim ninni, tek çocuğa, uyutmak için, yerel söyleyişle. Nerdesin (Ahmet Kutsi Tecer): modern şiir, şairi belli, yazılı doğmuş, varyantı yok.
Betimleme isim ve sıfatla kurulur. Sıfat türleri: niteleme (nazlı sevdiğim), sayı (iki turnam), işaret (bu pınar). Bir sözcük sıfat olarak doğmaz, sıfat görevinde bulunur: “yaralı turna”da sıfat, “biri yaralı”da yüklemdir. İkileme (katar katar, eğrim eğrim) hem ahenge hem anlama katkı sağlar.