9. SINIF EDEBİYAT · ÜNİTE 2 · DENEME VE DİLİN İŞLEVLERİ

Makale kanıtlar,
fıkra günü konuşur,
deneme kendiyle konuşur

Deneme, yazarın seçtiği bir konu üzerinde kesin sonuçlara varmadan kişisel görüş ve düşüncelerini anlattığı metin türüdür. Bu ünitede denemenin türü ayakta tutan özelliklerini, aynı düşünceyi güçlendirmenin yollarını ve dilin bir cümlede hangi işi yaptığını — yani dilin işlevlerini — tek tek ayıracağız.

6
Dilin işlevi
8
Düşünceyi geliştirme yolu
43
Test sorusu
01 / DENEME NEDİR

Kesin sonuca varmayan bir düşünme biçimi

İnsan; düşünen ve düşündükleriyle yeni şeyler üreten, ardından da ürettiklerini başkalarıyla paylaşma gereği duyan sosyal bir varlıktır. Bu paylaşma konuşarak da yazarak da olur; yazmakla zaman ve mekân kavramları aşılır. Deneme, bu paylaşma biçimlerinden biridir.

TANIM

Deneme, yazarın seçtiği bir konu üzerinde kesin sonuçlara varmadan kişisel görüş ve düşüncelerini anlattığı metin türüdür.

Denemede yazar; sanat, edebiyat, doğa, yaşam, dünya görüşü gibi insan ve insanla ilgili konulara değinir. Deneme yazarı gözlemlerinden ve deneyimlerinden yararlanır; kendisiyle konuşur gibi içten ve yapmacıksız bir anlatımı yeğler.

TÜRÜN KURUCUSU

Denemeyi bir tür olarak ortaya koyan ve onu diğer türlerden ayıran Montaigne’dir (Monteyn).

Türk edebiyatında Nurullah Ataç, Sabahattin Eyuboğlu, Suut Kemal Yetkin, Salah Birsel, Şevket Rado deneme türünün tanınmış temsilcilerindendir. Bu ünitede incelenen iki deneme de onlardan birine ve bir başka yazara aittir: Picasso’nun Hatları — Rasim Özdenören, Canım Kitap — Suut Kemal Yetkin.

DENEMENİN ÖZELLİKLERİ — SEKİZ MADDE
  • Duygu ve düşünceler kesin sonuçlara varmaksızın aktarılır. Yazar “işte doğru budur” demez, düşünmeyi okurla birlikte sürdürür.
  • Duygu ve düşünceler iddiasız bir şekilde açıklanır.
  • İnsanı yakından ilgilendiren bir konu işlenir.
  • Gözlem ve deneyimlerden yararlanılır.
  • Anlatılanları kanıtlama zorunluluğu yoktur. Deneme yazarı kaynak göstermek, veri sunmak zorunda değildir.
  • Bireysel keşiflerle okurda birtakım etkiler ve izler bırakmak amaçlanır.
  • Anlatımda içten ve samimi bir anlatım yeğlenir.
  • • Metinde öznel ifadeler ağır basar; bilimsel terim yığını ve “yalnızca bilgi vermek” denemenin işi değildir.
TUZAK KARTI — “ÖZNEL” DEMEK “KEYFΔ DEMEK DEĞİL

Deneme öznel bir türdür ama öznel olmak, yanlış söyleyebilmek demek değildir. Suut Kemal Yetkin “Canım Kitap”ta Ataç’ın ölüm yatağındaki sözünü, André Gide’in anket cevabını, Çehov’un arabacısını verir: bunlar gerçek bilgilerdir, yazarın kendi yorumunu taşıyan cümlelerin arasına yerleştirilmiştir.

Ayırt edici soru şudur: yazar bu cümleyi kanıtlamak zorunda mı? Denemede değildir — makalede zorundadır.

02 / ÖZELLİĞİ METİNDE GÖRMEK

Tanım ezberlenmez, metinde bulunur

Aşağıdaki cümleler Canım Kitap adlı denemedendir. Yazarın kendi görüşünü belli eden sözleri tıklayarak işaretle; “Denetle” dediğinde kaç tanesini bulduğunu söyler.

İNTERAKTİF: ÖZNELLİK İZİ
PICASSO’NUN HATLARI — RASİM ÖZDENÖREN

Yazar, Picasso’nun İslami hatlara benzeterek yaptığı söylenen resimlerden yola çıkar ve bir soru sorar: Picasso hat sanatının etkisinde mi kaldı, yoksa hattı bir “malzeme” olarak mı kullandı?

Vardığı yer: o resimler, malzemenin cinsi ne olursa olsun Batı kültürünün temsil ettiği bir algılamanın yansımasıdır. Buradan geleneğe geçer: “Malzeme olarak kullanılan bir gelenek sadece bir malzeme olarak kalır.” Biçim özün etkisindedir; ruhundan koparılmış malzemeyle varılmak istenen sonuca ulaşılamaz.

Denemeliğini gösteren cümle: “O resimleri görmedim.” Yazar, konuştuğu resimleri görmediğini açıkça söyler ve yine de düşünmeyi sürdürür — kanıtlama zorunluluğu yoktur.

CANIM KİTAP — SUUT KEMAL YETKİN

Fransa’da anketçilerin sevdiği bir soruyla başlar: “Issız bir adada yapayalnız yaşamak zorunda kalsanız hangi romanları yanınıza alıp götürürsünüz?” Yazara göre bu sorunun ortaya koyduğu asıl gerçek, edebiyatın insan hayatındaki vazgeçilmez varlığıdır.

Metnin ayırt edici cümlesi bir tür ayrımıdır: “Sanatçı bir şeyler öğretmek, bazı doğruları göstermek amacı ile yazmamıştır ki, okuyucu öğrenmek için okusun! Fikir eseri ile sanat eserinin ayrıldığı nokta işte burada!”

Yazar konudan konuya geçtiğinin farkındadır ve bunu gizlemez: “Bakınız kitaptan söz ederken nereye geldim.” Denemenin içten ve yapmacıksız anlatımı tam olarak budur.

İKİ DENEME, İKİ YÖNTEM

Özdenören soru sorarak ilerler: metinde arka arkaya soru cümleleri vardır, her biri bir sonraki paragrafı açar. Yetkin ise örnek üstüne örnek koyarak ilerler: anket, Gide, Çehov’un arabacısı, Ataç, Robenson Crusoe. İkisi de kesin sonuca varmaz; ikisi de okuru kendi hükmüne bırakır.

03 / DİL VE İLETİŞİM

Aynı dil, altı ayrı iş

Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan bir araçtır. Dil, bu işlevinin yanında bir insanın yetişmesine, zihinsel bakımdan gelişmesine de yardımcı olur; çünkü insan dille düşünür ve dil aracılığıyla hisseder. Bir iletişimde dilin hangi işi yaptığı, iletinin hangi ögeye yöneldiğine göre değişir.

İLETİŞİMİN ALTI ÖGESİ

Bir gönderici (konuşan, yazan) bir alıcıya (dinleyen, okuyan) bir ileti (mesaj) gönderir. İleti bir kanal (ses dalgası, kâğıt, ekran) üzerinden gider, bir bağlam (iletinin geçtiği ortam, konu) içinde anlaşılır ve bir dil (kod) ile kurulur. Dilin işlevi, iletinin bu altı ögeden hangisine yöneldiğine göre adlandırılır.

İNTERAKTİF: DİLİN ALTI İŞLEVİ
İNTERAKTİF: HANGİ CÜMLE HANGİ İŞLEV
TUZAK KARTI — SORU CÜMLESİ HER ZAMAN “ALICIYI HAREKETE GEÇİRME” DEĞİLDİR

“Nedir insanların kitaplara olan bu düşkünlüğü?” bir soru cümlesidir ama yazar okurdan cevap beklemez; kendi metnini kurmak için sorar. Burada dil şiirsel (sanatsal) işleviyle kullanılmıştır.

Buna karşılık “Yanınıza neler alıp götürürsünüz?” gerçek bir alıcıya, gerçek bir cevap için sorulmuştur: alıcıyı harekete geçirme işlevi. Ayırt edici ölçüt cümlenin biçimi değil, iletinin yöneldiği ögedir.

04 / DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI

Bir düşünce nasıl güçlendirilir

Deneme yazarı bir düşünceyi ortaya atar, sonra onu ayakta tutar. Ayakta tutmanın yolları sınırlıdır ve adları vardır. Tabloyu aratarak kullan: bir örnek cümlesi aklına takıldığında yolun adını buradan bul.

İNTERAKTİF: SEKİZ YOL — ARANABİLİR TABLO
İKİ YOL KOLAY KARIŞIR

Tanık gösterme ile örneklendirme arasındaki fark kaynağın kim olduğudur. Tanık göstermede sözü söyleyen belli bir kişidir ve adı anılır: “Ataç, ölüm yatağında … demişti.” Örneklendirmede ise durumun kendisi verilir: “Robenson Crusoe’nin en büyük acısı, adada kitapsız kalması olmuştur.”

BENZETME İLE KARŞILAŞTIRMA

Benzetmede iki şey arasında ortak bir yön kurulur ve biri ötekiyle anlatılır: “Onlar, eski arkadaşlar gibidir.” Karşılaştırmada ise iki şey yan yana konur ve benzer ya da farklı yönleri sıralanır: “Fikir eseri ile sanat eserinin ayrıldığı nokta işte burada!”

05 / DENEME · MAKALE · FIKRA

Üçü de düşünce yazısı, amaçları ayrı

Yazma eylemi sadece bilgi vermekle sınırlı değildir; okurların zevk almasını sağlamaya yönelik çok yönlü bir etkinliktir ve şiir, deneme, fıkra, makale, hikâye, roman gibi türlerle yapılır. Bu üç düzyazı türü birbirine en çok karışanlardır.

KANITLAMA ZORUNLULUĞU VAR MI?
KARŞILAŞTIRMA TABLOSU
Ölçüt Deneme Makale Fıkra (köşe yazısı)
Amaç Düşündürmek, okurda iz bırakmak Bir görüşü kanıtlamak Güncel bir konuya bakış getirmek
Kesin sonuç Yok — kesin sonuca varılmaz Var — sonuca bağlanır Çoğu zaman bir yargıyla biter
Kanıtlama Zorunlu değil Zorunlu — veri, kaynak, belge Zorunlu değil
Konu İnsanı ilgilendiren her şey Bilim, sanat, düşünce alanından bir sorun Günün olayı
Anlatım İçten, samimi, kendiyle konuşur gibi Ciddi, terimli, nesnele yakın Kısa, akıcı, konuşma diline yakın
Yayımlandığı yer Kitap, dergi Dergi, bilimsel yayın Gazete köşesi
TUZAK KARTI — UZUNLUK TÜRÜ BELİRLEMEZ

“Kısaysa fıkra, uzunsa makale” diye bir kural yoktur. Şevket Rado’nun Tatlı Dile Dair yazısı kısadır ama kesin sonuca varmaz, kanıtlamaz, içten konuşur: denemedir. Türü belirleyen ölçütler amaç, kanıtlama zorunluluğu ve anlatımdır.

06 / TEMSİLCİLER VE ESERLER

Adı geçen yazarlar

Sözel derste uzun listeler düz metin olarak okunmaz. Aşağıdaki tabloyu ara: bir eser adı ya da bir yazar adı yaz, kayıt hemen süzülür.

İNTERAKTİF: DENEME YAZARLARI — ARANABİLİR TABLO
KÜNYE — ÜNİTEDE OKUNAN İKİ DENEMENİN YAZARI
YAZMA ATÖLYESİ — ŞİİRİ DÜZYAZIYA ÇEVİRMEK

Bu bölümün sonundaki yazma çalışması, bir şiirin dörtlüklerini betimleyici paragrafa çevirmeyi ister. Buradaki edebî bilgi şudur: tablo altına şiir yazma, resimle şiirin ortaklığından doğan ve Türk edebiyatında bir dönem etkili olmuş bir gelenektir. Recaizade Mahmut Ekrem, Cenap Şahabettin ve Tevfik Fikret tablo altına şiir yazan şairlerdendir.

Betimleme, sözcüklerle resim yapmaya benzer: okuyanın zihninde anlatılmak isteneni canlandırması gerekir. Bu yüzden betimleyici yazıda niteleyici kelime ve kelime grupları ağırlıktadır.

07 / OYUN

Cümleyi gör, işini söyle

Her soruda ya bir cümle ya bir tanım ya da bir tür verilir. Sıra her seferinde karışır; yanlış cevapta doğrusu ve gerekçesi hemen görünür.

OYUN — DENEME VE DİLİN İŞLEVLERİ
0 / 0
08 / BİLGİ TESTİ

Öğrendiklerini test et

43 soruluk test — denemenin tanımı ve özellikleri, Montaigne ve Türk temsilcileri, Picasso’nun Hatları ve Canım Kitap çözümlemesi, iletişimin ögeleri, dilin altı işlevi, düşünceyi geliştirme yolları, deneme–makale–fıkra ayrımı

Soru 1 / 10
Puan: 0
Soru yükleniyor...
09 / ÖZET

Ünitenin iskeleti

DENEME

Deneme, yazarın seçtiği bir konu üzerinde kesin sonuçlara varmadan kişisel görüş ve düşüncelerini anlattığı metin türüdür. Konu, insan ve insanla ilgili her şeydir: sanat, edebiyat, doğa, yaşam, dünya görüşü. Yazar gözlem ve deneyimlerinden yararlanır; kendisiyle konuşur gibi içten ve yapmacıksız yazar.

TÜRÜN KURUCUSU VE TEMSİLCİLERİ

Denemeyi bir tür olarak ortaya koyan ve onu diğer türlerden ayıran Montaigne’dir. Türk edebiyatında Nurullah Ataç, Sabahattin Eyuboğlu, Suut Kemal Yetkin, Salah Birsel, Şevket Rado tanınmış temsilcilerdendir. Ünitede okunan denemeler: Picasso’nun Hatları (Rasim Özdenören) ve Canım Kitap (Suut Kemal Yetkin).

DENEMENİN ÖZELLİKLERİ

Kesin sonuca varılmaz · iddiasız açıklanır · insanı yakından ilgilendiren konu · gözlem ve deneyimden yararlanılır · kanıtlama zorunluluğu yoktur · bireysel keşiflerle okurda iz bırakmak amaçlanır · içten ve samimi anlatım · öznel ifadeler ağır basar.

DİL VE İLETİŞİM

Dil, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan bir araçtır; ayrıca insanın yetişmesine ve zihinsel gelişimine yardım eder, çünkü insan dille düşünür ve dil aracılığıyla hisseder. İletişimin altı ögesi: gönderici, alıcı, ileti, kanal, bağlam, dil (kod).

DİLİN ALTI İŞLEVİ

Göndergesel (bilgi verme, nesnel) · heyecana bağlı (göndericinin duygusu) · alıcıyı harekete geçirme (emir, istek, öneri) · şiirsel (iletinin kendisi, sanat metinleri) · kanalı kontrol (bağlantı sürüyor mu: “Alo”, “Beni duyuyor musun?”) · dil ötesi (dilin kendisini açıklama: “Deneme, … metin türüdür.”).

DÜŞÜNCEYİ GELİŞTİRME YOLLARI

Tanımlama · örneklendirme · tanık gösterme · karşılaştırma · benzetme · sayısal verilerden yararlanma · başvurma (soru sorma) · somutlama. Tanık göstermede sözün sahibi bellidir ve adı anılır; örneklendirmede durumun kendisi verilir.

DENEME ↔ MAKALE ↔ FIKRA

Denemede kesin sonuç ve kanıtlama yoktur, anlatım içtendir. Makale bir görüşü kanıtlar ve sonuca bağlar. Fıkra günün konusunu kısa ve akıcı biçimde ele alır. Türü uzunluk değil; amaç, kanıtlama zorunluluğu ve anlatım belirler.

YAZMA ATÖLYESİ

Tablo altına şiir yazma, resimle şiirin ortaklığından doğan ve Türk edebiyatında bir dönem etkili olmuş bir gelenektir; Recaizade Mahmut Ekrem, Cenap Şahabettin ve Tevfik Fikret bu şairlerdendir. Betimleme sözcüklerle resim yapmaya benzer; niteleyici kelime ve kelime grupları ağırlıktadır.