Bir kavak kesildi,
bir direk yaprak açtı
Yaşanmış ya da yaşanabilir olaylar, hikâyenin konusunu oluşturur. Her hikâyede belli bir olay ya da durum, olayın geçtiği mekân, olayın gerçekleştiği zaman dilimi ve olayı yaşayan kişiler bulunur. Bu ünitede hikâyenin dört unsurunu, tema ile konunun farkını, olay örgüsünü ve anlatım biçimlerini üç hikâye üzerinde çalışacağız.
Hikâye, olay çevresinde gelişen ve anlatmaya bağlı edebî metinlerdendir. Kurmacadır: yazar; kişiyi, nesneyi, olayı hayal dünyasında yeniden kurgulayarak metne aktarır.
Yaşanmış ya da yaşanabilir olaylar, hikâyenin konusunu oluşturur. Her hikâyede belli bir olay ya da durum, olayın geçtiği mekân (yer), olayın gerçekleştiği zaman dilimi ve olayı yaşayan kişiler (karakterler) bulunur.
Hikâyenin kahramanları bir ya da birkaç kişiden meydana gelir ve bu kahramanların kişilik özellikleri derinlemesine anlatılmaz. Hayat serüvenlerinin tamamı yerine kısa bir bölümü anlatılır. Hikâyelerde genellikle bir ana olay vardır.
Kişi kadrosu, anlatılan olayla ilişkisi bulunan varlıkların tümüdür. Bir Kavak ve İnsanlar’da kavak, kuşlar, çiçekler ve deniz de bu kadronun içindedir: konuşurlar, küserler, karar alırlar. Kahramanları çoklukla hayvanlardan seçilen, sonunda ders verme amacı güden manzum hikâyelere fabl denir; Haldun Taner’in hikâyesi fabla ait unsurları düzyazıda kullanır.
Aşağıdaki şemada merkezde hikâye, çevresinde unsurları var. Bir düğmeye bas: o unsurun tanımı ve Bir Kavak ve İnsanlar’daki karşılığı sağda görünür.
Hikâyede olaylar kendiliğinden ilerlemez. Kurgulanan metinde kişiler sorunlar yaşar, bu sorunlar çatışmalara neden olur ve bu çatışmalar olayların gelişimini sağlar.
Bir Kavak ve İnsanlar’daki çatışma bir hayat tarzı çatışmasıdır: bir yanda tabiatı seven, her akşam kavağın altında oturan ihtiyar; öte yanda “Maliyet fiyatı” diyen ve “Bize ağaç değil, yer lazım yer…” diyerek ağacı kestiren fabrikatör. Bu çatışma olmasa hikâyede olay da olmazdı.
Bu ikisi birbirine en çok karıştırılan kavramlardır. Ayrım tek cümlede durur: temanın somutlaştırılmış şekli metnin konusunu oluşturur.
Tema bir metindeki temel duygu ve düşüncedir. Temayı ifade eden kavramlar soyuttur. Tema; hikâyenin konusunu, yer ve zaman özelliklerini, kişi kadrosunu, dil ve anlatım özelliklerini, hikâyedeki çatışmaları, olayları etrafında toplayan bir atmosfer olarak görülebilir.
“Bir Kavak ve İnsanlar’ın teması, fabrikatörün ağacı kesmesidir” cümlesi yanlıştır: bu bir olaydır, temanın kendisi değildir. Tema soyut bir kavramla söylenir — doğa sevgisi. Aynı tema başka bir hikâyede bambaşka bir olayla anlatılabilir; işte bu yüzden tema soyut, konu somuttur.
Olay örgüsü, hikâyedeki olayların birbirine bağlanış düzenidir. Klasik düzende dört aşama vardır ve bu aşamalarda gerilim önce yükselir, sonra çözülür. Aşağıdaki eğride bir aşamaya bas: Bir Kavak ve İnsanlar’ın o bölümünü okursun.
Haldun Taner, hikâyede iki kez aynı cümleyi kurar: “Böylece yaz geçti, güz geçti, kış geçti.” Her ikisinin ardından da bahar gelir ve baharda hep bir dirilme olur: ilkinde kavak ihtiyara benzeyerek yapraklanır, ikincisinde telefon direği yaprak açar. Mevsim döngüsü, hikâyenin “doğa öldürülemez” fikrini olay örgüsünün içine yerleştirir.
Bir hikâyeyi çözümlemenin en pratik yolu haritasını çıkarmaktır: hikâyenin adı · zaman · mekân · karakterler · olaylar. Harita çıkarıldığında hikâye özetlenebilir; aynı haritadan yola çıkan iki kişi bambaşka hikâyeler kurgulayabilir. Bu, kurmacanın ne demek olduğunu gösteren en güzel deneydir.
Açık iletide duygu ve düşünce doğrudan verilir: “Onlar öyle renklerden, kokulardan, denizden, tabiattan zevk alacak soydan değillerdi.”
Örtük iletide anlatılan sezdirilir, okurun çıkarım yapması gerekir: kesilen direğin baharda yaprak açması cümlesinde “doğa yok edilemez” yazmaz — okur onu kendisi çıkarır.
Hikâyede kişileri ve olayın geçtiği mekânı zihinde canlandırabilmek için betimleyici anlatımdan; olayları aktarmak için öyküleyici anlatımdan yararlanılır. Aşağıdaki cümlelerde önce bir tür düğmesine bas, sonra o türe giren sözleri tıkla.
Bir Kavak ve İnsanlar’ın söz varlığı doğadan gelir: tomurcuk, yaprak, böğürtlen, dağ çileği, papatya, gelincik, kumsal, mendirek, ibibik. Metnin adı, teması ve konusu doğa olduğu için dil de doğanın dilidir.
Hişt, Hişt!’te ise dili belirleyen şey bir ünlemdir. Sait Faik bu ünlemi başlık yapar ve metin boyunca tekrar eder; bu tekrar hem merakı canlı tutar hem metne ritim verir hem de sonunda sesi doğanın tamamına dağıtır: “Nereden gelirse gelsin dağlardan, kuşlardan, denizden, insandan, hayvandan, ottan, böcekten, çiçekten.”
Stefan Zweig, Herkesin Dostu’nda Anton’u şöyle tanıtır: “Otuz yaşlarında, yoksul kılıklı, yakasız, şapkasız bir adamdı. Dilenci sandım… Fakat yabancı adam, eski bir dostunu görmüş gibi açık mavi gözleriyle bana sakin sakin gülümsedi.”
Betimleme burada süs değildir: dış görünüşle iç dünya arasındaki karşıtlığı daha ilk paragrafta kurar. Yoksul kılıklı adamın bakışı huzurludur; hikâyenin teması olan yardımseverlik ve gönül zenginliği bu karşıtlıktan doğar.
“Adamlar öğle vakti gelip onun altında oturdular.” cümlesinde “öğle vakti” bir zaman bildirir ama cümle öyküleyicidir: bir olay olur, zaman ilerler. Ölçüt sıfat sayısı değil, cümlenin ne yaptığıdır — gösteriyorsa betimleme, yürütüyorsa öyküleme.
Ünitede okunan üç hikâyeyi aynı ölçütlerle yan yana koyalım. Tabloyu aratabilirsin: bir kişi adı ya da bir kavram yaz, kayıtlar süzülür.
Üç hikâyede de anlatıcı olayları tarafsız aktarmaz. Bir Kavak ve İnsanlar’da fabrikatör için “tıkız”, kuşlar için “zavallı” denir; Hişt, Hişt!’te anlatıcı doğrudan “ben”dir; Herkesin Dostu’nda anlatıcı Anton’u anlatırken kendi hayranlığını gizlemez. Bu tutum hikâyeyi kusurlu yapmaz — edebî metin kurmacadır ve gerçeklik yazarın süzgecinden geçerek verilir.
Her soruda ya bir cümle ya bir kavram ya da bir hikâye bölümü verilir. Sıra her seferinde karışır; yanlış cevapta doğrusu ve gerekçesi hemen görünür.
44 soruluk test — hikâyenin tanımı ve unsurları, tema ile konu ayrımı, çatışma, kişi kadrosu, olay örgüsü, betimleyici ve öyküleyici anlatım, açık ve örtük ileti, Bir Kavak ve İnsanlar, Hişt Hişt! ve Herkesin Dostu çözümlemesi
Yaşanmış ya da yaşanabilir olaylar, hikâyenin konusunu oluşturur. Her hikâyede belli bir olay ya da durum, olayın geçtiği mekân, olayın gerçekleştiği zaman dilimi ve olayı yaşayan kişiler bulunur. Hikâye, olay çevresinde gelişen anlatmaya bağlı edebî metinlerdendir ve kurmacadır.
Kahramanlar bir ya da birkaç kişiden meydana gelir; kişilik özellikleri derinlemesine anlatılmaz. Hayat serüvenlerinin tamamı yerine kısa bir bölümü anlatılır. Hikâyelerde genellikle bir ana olay vardır.
Tema, metindeki temel duygu ve düşüncedir; temayı ifade eden kavramlar soyuttur. Tema; konuyu, yer ve zamanı, kişi kadrosunu, dili, çatışmaları ve olayları etrafında toplayan bir atmosferdir. Temanın somutlaştırılmış şekli metnin konusunu oluşturur.
Çatışma, değişik fikirlere ve özelliklere sahip olmaktan ya da hayat tarzından kaynaklanan anlaşmazlık durumudur. Kurgulanan metinlerde kişiler sorunlar yaşar, sorunlar çatışmalara neden olur ve bu çatışmalar olayların gelişimini sağlar.
Bir anlatıda yer alan ve anlatılan olayla dolaylı veya dolaysız ilişkisi bulunan varlıkların tümüdür — yalnız insanlar değil. Kahramanları çoklukla hayvanlardan seçilen, sonunda ders verme amacı güden manzum hikâyelere fabl denir.
Betimleyici anlatım, kişileri ve mekânı zihinde canlandırmak için kullanılır; öyküleyici anlatım olayları aktarmak için. Ölçüt sıfat sayısı değil, cümlenin ne yaptığıdır: gösteriyorsa betimleme, yürütüyorsa öyküleme.
Olayların birbirine bağlanış düzenidir; klasik düzende serim – düğüm – doruk – çözüm sırası izlenir ve gerilim önce yükselip sonra çözülür. Hikâye haritası (ad, zaman, mekân, karakterler, olaylar) bir hikâyeyi çözümlemenin en pratik yoludur.
Bir Kavak ve İnsanlar — Haldun Taner, teması doğa sevgisi. Hişt, Hişt! — Sait Faik Abasıyanık, teması yaşama sevinci. Herkesin Dostu — Stefan Zweig, kahramanı Anton; en önemli özelliği yardımseverliği ve verilenden azını almasıdır.