Bir kural yazıya geçmeden de herkesi bağlayabilir mi?
Bu ünite Themis heykeli ile açılıyor; heykelin adil yargılamayı, cezanın caydırıcılığını ve hukukun tarafsızlığını temsil ettiğini söylüyor. Ünite boyunca beş medeniyet havzasında aynı üç soruyu soracağız: kural nereden geliyor, kim kurala bağlı ve kural çiğnenince ne oluyor? Dördü yazılı kanunla cevap verdi; Türkistan yazılı olmayan töre ile.
Eski Çağ hukuku beş medeniyet havzasında ayrı ayrı anlatılır: Mezopotamya, Eski Mısır, Anadolu, Avrupa ve Türkistan. Düğmelerle havzayı değiştir; şema hukukun kaynağını, tipik cezasını ve komşusundan neyi aldığını gösterir.
Şema ölçekli harita değildir. Oklar açıkça bilinen etkilenmeleri gösterir: Anadolu devletleri hukuk sistemlerini kurarken komşu medeniyetlerden, özellikle de Mezopotamya’dan etkilenmiştir ve Antik Yunan’da Doğu medeniyetlerinden esinlenilerek kanunlar yazılı hâle getirilmiştir. Türkistan’a giden ok yoktur: töre içeriden, Gök Tanrı inancından ve kurultaydan gelir.
Mısır için şu söylenir: “Mısır toplumunda hukuk kurallarının önemsendiği bilinmekle beraber bu kuralların yazılı olduğu kanun metinleri günümüze kadar ulaşmamıştır.” Yani eksik olan kanun değil, kanun metnidir. Mısır hukukunun genel ilkeleri geç dönemlere ait sözleşmelerden tespit edilmiştir. Sınavda “Mısır’da hukuk kuralları yoktu” gibi bir ifade görürsen bu ayrımı hatırla: firavunun görevlerinden biri doğrudan “kanunlar yapmak ve adaleti sağlamak” diye sayılır.
Bu on tanım “sarmal bulmaca” etkinliğinde birebir verilir. Ünite boyunca hepsi geçecek.
Beş kanun metni kaynaklarıyla birlikte verilir: Urkagina, Hammurabi, Hitit, 12 Levha ve Hun kanunları. Zaman şeridinde gez; her durakta metnin kim tarafından, neye karşı ve hangi ilkeyle hazırlandığı yazar.
Urkagina Kanunları metniyle birlikte verilir. Metnin her satırı ya bir yükü kaldırıyor ya da zayıf olanı koruyor. Önce alttaki türlerden birini seç, sonra uygun kelimelere tıkla; “Denetle” ile kontrol et.
Eski Çağ Mezopotamya’sında bir yargılama usulü iki ayrı metinle anlatılır. “Eski Çağ’da bir gerçeğin ortaya çıkması için zanlı, hâkimler huzurunda nehre atılır veya atlamaya zorlanırdı. Su üzerinde kalmak suçsuzluğa delildi. (…) Nehir, bir nevi yüksek hâkim görevini görür ve zanlıyı ya suyun üstüne çıkarmakla temize çıkarır ya da suya batırırdı.”
İkinci metin usulün sosyal eşitsizliğini gösterir: “Bu tehlikeli sınav, çoğunlukla sanığın yerini tutan birine uygulanırdı. Soyluların davalarında kasaba ve köylerindeki insanlar onların yerine geçer, kraliçe adına sınava giren onun bir nedimesi olur, erkek bu işte karısını kullanabilirdi.” Bir davada sanıkların ya da yerine geçenlerin ırmağa dalıp yüzeye çıkmadan 80 kulaç yüzmesi istenmiş; üçüncü kadın boğulunca halk itiraz etmiş ve taraflar hak iddiasından vazgeçtiklerini belirten bir tablet yazdırmıştır. Yani sınav, bir noktadan sonra gerçeği bulmaktan çıkıp anlaşmaya zorlayan bir baskıya dönüşmüştür.
Kanun maddelerini yan yana koyunca ünitenin en kritik ayrımı ortaya çıkıyor: Mezopotamya kısasa kısas (göze göz), Anadolu para cezası, Roma toplumsal statüye göre, Türkistan eşit suça eşit ceza. Aşağıdaki maddeler kanun metinlerinden birebir alınmıştır; hangisinin hangi kanuna ait olduğunu işaretle.
Bütün maddeler tek tabloda. “idam”, “gümüş”, “köle” gibi bir kelime yazarak süz.
İki ifade birbirine çok benziyor ama aynı şey değil:
Tanım: “Bir suçluyu, başkalarına yaptığı kötülüğü kendisine aynı biçimde uygulayarak cezalandırma.” Hammurabi’de bu ilke o kadar ileri gider ki suçlunun oğlu cezalandırılabilir: “Eğer evin yıkılması ev sahibinin oğlunun ölümüne neden olursa, duvarcının oğlu öldürülür.” Suç işlemeyen biri cezalandırılıyor.
Töre için şu söylenir: “Töre hukukundaki kurallar kurultaylarda belirlenmiş, eşit suça eşit ceza ilkesi benimsenmiştir.” Vurgu suçun eşitliğinde değil, suçlular arasındaki eşitliktedir: Hun Kanunları’na göre “Kanunlar karşısında hiç kimse ayrıcalıklı değildi.”
Roma bu ikisinin de tersidir: “Köleler bir Romalıya fiziksel zarar verdikleri takdirde aynı suçu işlemiş özgür bir yurttaşa kıyasla iki katı ceza öderler.” Aynı suç, statüye göre farklı ceza.
Tanım net: “Türkistan’da yaşayan Türk toplulukları, toplumsal düzeni töre (yazılı olmayan kanunlar) aracılığıyla sağlamıştır. Bir devlet kurduklarında önce töre kurallarını belirleyen Türkler, devletlerini bu kurallara göre yönetmiştir.” Sıra önemli: önce töre, sonra devlet.
Şu iki cümle bu zincirin iki ucudur: “Yazılı olmayan bu hukuk kurallarının kaynağı Gök Tanrı inancıdır” ve “Türklerde kurultay kararları töreye dönüşürdü. Tüm yöneticiler ve halk töreye uymak zorundaydı.” Yani töre yukarıdan tek kişinin buyruğu değildir: kaynağı inanç, üretildiği yer kurultay, bağladığı kişi herkes.
Gök Tanrı inancı. Kurallar yazılı değildir ama keyfî de değildir.
Kurultay — “Eski Türklerde ve Moğollarda devlet işlerinin görüşülüp karara bağlandığı meclis.”
Eşit suça eşit ceza. Öne çıkan konular: adalet, iyilik, eşitlik, kişilik hakları.
Sebebi de bellidir: “konargöçer yaşam tarzından dolayı kimseye uzun süreli hapis cezası verilmemiştir.” Hun Kanunları’nda hapis müddeti on günü geçmezdi.
Devlete isyan, askerlikten kaçma, cinayet ve hırsızlık. Hun Kanunları bunu ayrıntılandırır: “bir kişi eğer adam öldürmek maksadıyla bıçağını sıyırırsa idam edilir. Hırsızlık yapanın mallarına el konulur. Bir suçluya hafif bir ceza verilecekse bir uzvu ezilir. Ağır ceza verilecekse idam edilirdi.”
Çin kayıtlarına dayanan şu zincir kurulur: “Cezaların ağır olması caydırıcı gücü ve milletin erdem sahibi olmasını, suçluların sayısının çok az olması sonucunu doğuruyordu. Bu konuyu Çin kaynakları ‘mahkumların sayısı ancak birkaç kişidir’ ifadesiyle açıklarlar.” Aynı metin Hun kanunlarını Çin kanunlarıyla da karşılaştırır: “Hun sosyal hayatını düzenleyen kanunlar, Çin’deki gibi karışık ve zor uygulanır değil, kısa ve kesin hükümlerdi.” Son cümle yönetime bakar: “Devlet memurlarının kanunları ve devlet işlerini iyi bilip uygulaması gerekiyordu.”
Dört havzada ailenin ve kadının konumu ayrı ayrı verilir. Bu bölüm ünitenin en çok karıştırılan yeri: dördü de ataerkil sayılır, ama ataerkilliğin ölçüsü bambaşkadır.
Sümer ve Babilliler evlilik, eşlerin ve çocukların hukuki sorumlulukları, soyun devamı, evlatlık edinme, aile ekonomisi, miras, boşanma, velayet, nafaka konularında kanunlar hazırlayarak aile birliğini korumayı amaçlamıştı. Ama şu da açıkça yazılıdır: “Mezopotamya Kanunları’nda kadınlarla erkeklere uygulanan kural ve cezalar eşit değildi. Kanunlar erkeklerin menfaatineydi.” Urkagina ve Hammurabi kanunları ataerkil anlayışa uygundur.
Hititler toplumun yapı taşı olan aile kurumuna çok önem verdiler. Evlilik sözleşmesi yoluyla kadınların, erkeklerin ve doğacak çocukların haklarını kanunlar çerçevesinde koruma altına aldılar. Hitit toplumunda kadınlar çalışma hayatına işçi, ebe ve şifacı olarak katıldı.
Roma’da aileler “paterfamilias”ın, başka bir anlatımla ailedeki yaşça büyük erkeğin hâkimiyeti altında yaşayan bireylerden oluşurdu. Kadının evlilik yoluyla erkeğin ailesine dâhil olabilmesi için eşinin babasının hâkimiyeti altına girdiğine yönelik bir sözleşme imzalaması gerekirdi. Kadınlar ekonomik ve sosyal haklarını vasileri aracılığıyla kullanabilirdi; toplum içindeki statüleri buna göre belirlenirdi.
Türklerde aile devletin temeli kabul edilmiş, ailenin töresi devletin yazısız kanunlarını da şekillendirmiştir. Aile yapısı ataerkildir ama bir sınır da vardır: “babanın hak ve özgürlükleri diğer medeniyetlerde olduğu gibi sınırsız değildir.” Babanın görevi ailesini korumak, geçimini sağlamak, çocukları yetiştirmek ve yeterli olgunluğa erişince kendi ailelerini kurmalarına yardımcı olmaktır. Konargöçer yaşam tarzı nedeniyle kadın, erkeğe eşit şekilde ailenin bir üyesidir; İskitlerde kadın ve erkek savaşçılar birlikte görülür.
Karışık sırayla gelen kanun maddesini, ilkeyi ya da kavramı doğru kutuya yerleştir. Her cevaptan sonra açıklama hemen çıkar.
Eski Çağ’da beş medeniyet havzasının hukuk anlayışı, Urkagina’dan 12 Levha’ya kanun metinleri, kanun maddeleri ve ceza mantıkları ile Türklerde töre hukuku üzerine test.
Sümer, Akad, Elam, Babil, Asur. Ülke krallar tarafından tanrılar adına yönetilir; kanunun kaynağı dine dayanır. Genellikle kısasa kısas, bazen para cezası. İnsanı ve mülkiyeti esas alır; kanunlar hem erkekleri hem kadınları kapsar. Konular: özel mülkiyet, ailenin korunması, can emniyeti, devlete karşı sorumluluklar.
Firavunun görevi: halkın ihtiyaçlarını karşılamak, kanunlar yapmak, adaleti sağlamak. Yazılı kanun metinleri günümüze ulaşmadı; ilkeler geç dönem sözleşmelerinden tespit edildi. Ağır suçlar hapis ve idam, hafif suçlar sakatlama ve kırbaçlama. Mülkiyet, miras ve aile hukuku düzenlenmiştir.
Hitit, Urartu, Frigya, Lidya, İyon. Komşulardan, özellikle Mezopotamya’dan etkilenildi. Kaynak dine dayandırıldı, ceza genellikle para. Hitit kanunları kil tabletlerde 200 madde; insan ilişkileri ve tarımsal üretim ön planda: saldırı, cinayet, hırsızlık, büyücülük, boşanma. Frigler tarımsal üretimi koruyan kanunlarla özel bir yer edindi.
Antik Yunan (Helen): Doğu’dan esinlenilerek kanunlar yazılı hâle getirildi; kanun koyucular Atinalı Solon ve Spartalı Lycurgus. Konular: evlilik, boşanma, veraset, cinayet. Roma: 12 Levha Kanunları, on iki bronz levha, soylu-halk sınıf mücadeleleri sonucu; sınıflar arası eşitlik ilkesi ve mülkiyet hakkı; modern hukukun temelleri.
Yazılı olmayan hukuk. Kaynağı Gök Tanrı inancı, kurallar kurultaylarda belirlenir, ilke eşit suça eşit ceza. Öne çıkan konular: adalet, iyilik, eşitlik, kişilik hakları. Konargöçerlik nedeniyle uzun süreli hapis yok (Hun’da hapis 10 günü geçmez). Ölümle cezalandırılan dört suç: devlete isyan, askerlikten kaçma, cinayet, hırsızlık.
Sümer şehir devleti Lagaş’ın kralı. Tarihte bilinen ilk yazılı kanunlar; adaletname, talimatname adlarıyla da anılır; sonraki devletlere ilham kaynağı oldu. Kanunların yazılı olduğu koni MÖ 2350, Louvre. Metinden: vergi müfettişlerini kaldırdı, rahibin fakirin bahçesine zorla girmesini yasakladı, “Lagaşlıları hırsızlık, katil ve kuraklıktan kurtardı, hürriyeti yerleştirdi”, dul ve yetimlere haksızlığı yasakladı.
Babil kralı; Sümerlerden esinlenerek çivi yazısıyla 282 maddelik kanun yazdırdı. Kısasa kısas esas; suçlular ağır cezalara çarptırıldı. Stel MÖ 1792-MÖ 1750, Louvre. Maddeler: sağlam yapmayan duvar ustası ev sahibi ölürse idam, ev sahibinin oğlu ölürse duvarcının oğlu; ispatsız cinayet suçlaması suçlayanın ölümü; kırık kemiği iyileştiren doktora beş gümüş; hırsızlık on katı, ödeyemezse idam.
Kil tabletler üzerine 200 madde; toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda zamanla güncellendi ve üzerine yenileri eklendi. Maddeler: kazara öldürme → iki kişi bedel + ölenin ailesine bakma; hamile ineğe vurup düşük yaptırma → iki şekel gümüş; köle evi ateşe verirse sahibi tazminat öder, köle şekli bozulup iade edilir; tarlaya giren öküzler bir gün bağlanabilir; başlık parası vermeden kaçan çoban üç yıl köle.
12 Levha: köleler yurttaşın iki katı ceza öder; suçüstü hırsız yurttaş hizmet eder, köle kırbaçlanır ve idam; onur kırıcı şiir, düşmanı kışkırtma, yurttaşı teslim etme, yalancı şahitlik → ölüm (fidese ihanet); başkasının ürününü toplama ve toprağında at otlatma → ölüm. Hun: öldürme kastıyla bıçak sıyırma → idam; hırsızın mallarına el konur; hafif ceza bir uzvun ezilmesi; hapis on günü geçmez; kanun karşısında hiç kimse ayrıcalıklı değildir.
Mezopotamya: kanunlar aile birliğini korur ama kadın-erkek kural ve cezaları eşit değil, kanunlar erkeklerin menfaatine. Hitit: evlilik sözleşmesi, kadınlar işçi- ebe-şifacı. Roma: paterfamilias, kadın haklarını vasi aracılığıyla kullanır. Türkistan: aile devletin temeli, babanın yetkisi sınırsız değil, kadın erkeğe eşit şekilde ailenin üyesi.
Hürriyet: dış etkilerden bağımsız olarak kendi iradesine göre karar verme. Adalet: hak ve hukuka uygunluk. Hukuk: toplumu düzenleyen ve devletin yaptırım gücünü belirleyen yasaların bütünü. Kısas: kötülüğü aynı biçimde uygulayarak cezalandırma. Töre: benimsenmiş davranış ve yaşam biçimlerinin bütünü, âdet. Kurultay: devlet işlerinin karara bağlandığı meclis. Senato: Roma’da soylulardan oluşan yöneticiler meclisi. Kitabe: anıyı yaşatmak için bir şey üzerine kazılan yazı. Mahkeme: yargı görevinin yerine getirildiği yer. Köle: özgürlükten yoksun bırakılan kimse, esir.
1) Kısasa kısas (Mezopotamya) ile eşit suça eşit ceza (töre) aynı şey değildir; ilki cezanın biçimini, ikincisi suçlular arasındaki eşitliği anlatır. 2) Mısır’da hukuk kuralları vardı; ulaşamadığımız şey kanun metinleridir. 3) Anadolu ve Mezopotamya’da kaynak dine dayanır ama ceza farklıdır: Mezopotamya kısas, Anadolu genellikle para cezası.