AYT EDEBİYAT · ÜNİTE 21 · CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK HİKÂYESİ

Bir asrın hikâyesi: Cumhuriyet Dönemi Türk Hikâyesi

Bu ünite yüz yıla yakın bir süreyi ve yaklaşık elli yazarı kapsıyor. Ezberlenecek isim çok görünür ama sınavda sorulan şey neredeyse hep aynı üç sorudur: hangi dönem (1923-1940 / 1940-1960 / 1960 sonrası), hangi eğilim (bireyin iç dünyası · toplumcu gerçekçi · millî-dinî · modernist) ve hangi eser kimin. Aşağıdaki panolar bu üç soruyu ayrı ayrı çalıştırır.

01 / İLK YILLAR

1923-1940: Cumhuriyet’in ilk hikâyecileri

DÖNEMİN ÇERÇEVESİ

Cumhuriyet Dönemi’nin ilk hikâyecilerinin çoğu, sanat hayatlarına Cumhuriyet’ten önce başlamıştır. Yani 1923’te yeni bir edebiyat sıfırdan kurulmaz; önceki dönemlerin yazarları kalemi elden bırakmadan devam eder. Sınavın en sevdiği ayrım da buradan doğar: kim önce başlamış, kim sonra başlamış?

Millî Edebiyat sanatçılarından Halide Edip Adıvar, Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Reşat Nuri Güntekin, Refik Halit Karay, Aka Gündüz; Cumhuriyet’in ilk yıllarında hikâye türünde eser vermeye devam etmiştir. Servetifünun Dönemi’nde bağımsız bir isim olarak öne çıkan Hüseyin Rahmi Gürpınar, II. Meşrutiyet yıllarında hikâye yazmaya başlayan Memduh Şevket Esendal ve 1920’den önce hikâyeler kaleme almaya başlayan Sadri Ertem de bu dönemde hikâye türünde eser veren sanatçılardandır.

Buna karşılık Sait Faik Abasıyanık, Kenan Hulusi Koray, Sabahattin Ali ve Nahit Sırrı Örik, sanat hayatlarına Cumhuriyet’ten sonra başlamıştır.

ZAMAN ŞERİDİ · HİKÂYEMİZİN DÖRT DURAĞI

Bir noktaya tıkla: o dönemde hikâyeyi biçimlendiren olaylar, öne çıkan konular ve yazar kadrosu yazılır. Şerit, ünitenin bütün tarihlerini tek yerde toplar.

İŞLENEN KONULAR

Cumhuriyet’in ilk yıllarında hikâyelerde işlenen başlıca konular şunlardır: Anadolu, Anadolu insanının yaşantısı, Millî Mücadele ve Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte gerçekleştirilen yenilikler.

Bu konulara ilerleyen yıllarda günlük hayat, işçi-işveren ilişkileri, kasaba ve köy sorunları da eklenir. Soru kökünde “ilk yıllarda” mı “ilerleyen yıllarda” mı dendiğine dikkat et: işçi-işveren ilişkisi sonradan eklenen bir konudur.

YÖNTEMDE İLK ADIM

Bu dönemde bir yandan olay hikâyeciliği daha da gelişirken diğer yandan Memduh Şevket Esendal ve Sait Faik Abasıyanık ile durum hikâyelerinin yaygınlaşmaya başlaması, hikâye yazma yönteminde yapılan değişikliğin ilk adımları olarak önem taşır.

Yani durum (Çehov tarzı) hikâyesi Türk edebiyatına bu iki isimle yerleşir. Bir soruda “durum hikâyesini yaygınlaştıran iki Cumhuriyet Dönemi yazarı” denirse cevap Esendal ve Sait Faiktir.

TUZAK · “CUMHURİYET DÖNEMİ YAZARI” DEMEK NE DEMEK?

Halide Edip, Yakup Kadri, Reşat Nuri, Refik Halit ve Aka Gündüz Millî Edebiyat sanatçılarıdır; Cumhuriyet Dönemi’nde eser vermeye devam etmişlerdir. Bu ikisi farklı şeydir. Aynı biçimde Hüseyin Rahmi Gürpınar Servetifünun Dönemi’nde bağımsız bir isimdir. Sanat hayatına gerçekten Cumhuriyet’ten sonra başlayan dört isim şunlardır: Sait Faik Abasıyanık · Kenan Hulusi Koray · Sabahattin Ali · Nahit Sırrı Örik.

İŞARETLE · SANAT HAYATI NE ZAMAN BAŞLADI?

Aşağıdaki dizelerin her birinde bir yazar adı geçiyor. Cumhuriyet’ten önce başlayanları bir renkle, Cumhuriyet’ten sonra başlayanları öteki renkle işaretle, sonra Denetle’ye bas.

02 / DÖRT EĞİLİM

1940-1960: hikâye dört kola ayrılır

DÖNEMİN HARİTASI

1940-1960 döneminde hikâye türünde farklı eğilimler görülmeye başlanmıştır. Bu eğilimler dörttür:

1. Bireyin iç dünyasını esas alan hikâye · 2. Toplumcu gerçekçi hikâye · 3. Millî ve dinî duyarlılıkları yansıtan hikâye · 4. Modernist hikâye.

Bu dörtlü, Cumhuriyet Dönemi romanında da aynen karşımıza çıkacak. Bir kez sağlam öğrenirsen iki ünite birden kazanırsın.

EĞİLİM GEZGİNİ

Dört düğme, dört eğilim. Her birinde temsilciler, ayırt edici özellikler ve o eğilimi ele veren anahtar sözcükler yazılır. Canvas, seçilen eğilimin “insana nereden bakıyor” sorusuna verdiği cevabı iki kutu hâlinde karşılaştırır.

BİREYİN İÇ DÜNYASINI ESAS ALAN HİKÂYE

Peyami Safa, Samet Ağaoğlu, Ahmet Hamdi Tanpınar, Tarık Buğra gibi bazı sanatçılar bireyin iç dünyasını anlatmayı amaçlamıştır. Genel özellikleri şunlardır:

• İnsanı sosyoekonomik yönüyle değil psikolojik yönüyle anlatmayı amaç edinmişlerdir. • Psikoloji ve psikiyatri bilimlerinden ve psikanaliz yönteminden yararlanılmıştır. • Eserlerde psikolojik çözümlemeler önemli bir yer tutmuştur. • Özellikle iç konuşma, bilinç akışı gibi teknikler kullanılmıştır. • Sanatsal bir dil kullanılmış, estetiğe önem verilmiştir. • İnsanın iç dünyası, yalnızlık duygusu, bireyin kimlik sorunu, kişi-toplum çatışması, yabancılaşma gibi sorunlar ele alınmıştır.

Tarık Buğra hikâyelerinde bireyin iç dünyasını öne çıkaran yazarlardan biridir. Edebiyata hikâye ile başlayan sanatçı, Oğlumuz isimli hikâyesi ile Cumhuriyet gazetesinin açtığı yarışmada ikinci olarak çıkışını gerçekleştirir. Sanatçı için hayat ve insanın anlamı dışta değil içtedir. Hikâye kitapları: Oğlumuz · Yarın Diye Bir Şey Yoktur · İki Uyku Arasında.

Ahmet Hamdi Tanpınar farklı türlerde eser vermiş olmakla birlikte bireyin iç dünyasını öne çıkaran hikâyeler de yazmıştır. Hikâyelerini Abdullah Efendi’nin Rüyaları ve Yaz Yağmuru adı altında kitaplaştırmıştır. Daha çok hatıra ve gözlemlerinden hareket eder. Zengin bir felsefe, tarih ve psikoloji birikimiyle kaleme aldığı hikâyelerinde sağlam ve şiirsel bir dil ve üslup vardır.

Peyami Safa daha çok romanlarıyla tanınır; Alemdâr gazetesinin açtığı hikâye yarışmasında kazandığı birincilikle edebiyat dünyasına adım atmıştır. Hikâye kitaplarından bazıları: Gençliğimiz · Siyah Beyaz Hikâyeler · İstanbul Hikâyeleri · Ateş Böcekleri · Süngülerin Gölgesinde. İnsan psikolojisini anlatmada kullandığı tahlil, iç konuşma ve bilinç akışı tekniklerinde son derece başarılıdır.

Samet Ağaoğlu, Türk edebiyatında insan psikolojisi üzerinde en fazla duran hikâyecidir. Kahramanları sürekli bir şeyler soran, bir şeyler arayan, sonra da kadere ve hayatın akışına kendilerini bırakan buhranlı insanlardır. Kitapları: Strazburg Hatıraları · Zürriyet · Öğretmen Gafur · Büyük Aile · Hücredeki Adam · Katırın Ölümü.

TOPLUMCU GERÇEKÇİ HİKÂYE

1930’lu yıllarda Sadri Ertem ve Sabahattin Ali’nin ilk örneklerini verdiği toplumcu gerçekçi hikâye eğilimi, 1940’tan sonra Kemal Tahir, Kemal Bilbaşar, Orhan Kemal, Samim Kocagöz, Talip Apaydın, Necati Cumalı, Fakir Baykurt gibi sanatçılarla devam eder.

Marksist ideoloji etrafında şekillenmiş; olaylar ve kişiler bir düşünceyi doğrulamak, haklı göstermek üzere düzenlenmiştir. • Yazarlar görüşlerini toplumla paylaşabilmek, halkı aydınlatmak için edebiyatı araç olarak kullanmıştır. • Anadolu coğrafyası, halkın sorunları, köy hayatı ve köylülerin sorunları, büyük şehirlere göçün ortaya çıkardığı problemler ele alınmıştır.

Talip Apaydın öykü türündeki ilk denemelerini Köy Enstitüsü’nde öğrenci iken yazmaya başlamıştır; öykülerinde Anadolu’nun köy ve kasaba hayatını, köylülerin yaşadığı çeşitli sıkıntıları sade ve akıcı bir dille işlemiştir. Orhan Kemal hikâyelerinde işçi ve küçük memur gibi orta tabaka; dilenci, çöpçü gibi alt tabaka insanının hayat mücadelesini ele almıştır. Kemal Tahir, Göl İnsanları kitabında bir araya getirdiği dört uzun öyküsünde köylü tipleri ya da şehirde çalışan gurbetçi köylülerin yaşam öykülerini işlemiştir; konuları klasik sağlamlıkla örmüştür.

Kemal Bilbaşar daha çok memleket hikâyeleriyle dikkat çeker; konularını Kuzey Anadolu ve Batı Anadolu bölgesi kasaba insanlarının hayatlarından almıştır. Fakir Baykurt yazı hayatına şiirle başlamış, daha çok kırsal kesimdeki insanların sorunları üzerinde yoğunlaşmış, son dönem hikâyelerinde Almanya’da çalışan işçilerin sıkıntı ve çatışmalarını ele almıştır. Samim Kocagöz yüz elli civarındaki hikâyesinde büyük ölçüde Söke ve civarındaki insanların hayatlarını anlatır; hikâyelerinin özünü geleneksel üretim tarzı ile endüstriyel üretim tarzı arasındaki çatışmalar oluşturur.

Necati Cumalı edebiyat dünyasına şiirle adım atmış, sonra hikâye, roman ve oyunlar yazmıştır; tütün işçilerinin problemleri, köylünün tabiatla mücadelesi, kadın-erkek ilişkileri üzerinde durmuştur. Rıfat Ilgaz ise hikâyelerinde ironiyi öne çıkarır; sosyal eleştiri ile mizahı birlikte götürmüştür.

MİLLÎ-DİNÎ DUYARLILIĞI YANSITAN HİKÂYE

Hüseyin Nihal Atsız, Bahaeddin Özkişi ve Mustafa Necati Sepetçioğlu millî ve dinî duyarlılıkları yansıtan hikâyeler yazmışlardır. Genel özellikleri şunlardır:

Millî Edebiyat Akımı’nın devamı gibi algılanabilecek bu eserlerde Anadolu, savaş yılları, geleneksel değerler, millî kültür, tarih bilinci ve ahlaki hassasiyetler ön plandadır. • Geçmişin kültürel zenginlikleri, kahramanlıklar, dinî hassasiyetler, İstanbul’un geleneksel sosyal dokusundan kesitler işlenmiştir. • Millî kaynaklardan, Türk mitolojisinden ve destanlardan etkilenerek idealize edilmiş karakterlere yer verilmiştir. • Din duygusunun ön plana çıkarıldığı eserlerde dinî yaşama ait unsurlar, İslamiyet’in birey üzerindeki olumlu etkileri anlatılmıştır. • Gerçekçi betimlemelere yer verilmiş, yalın bir üslup kullanılmıştır. • Yazarlar savundukları görüşleri kahramanlar üzerinden vermeye çalışmıştır.

Hüseyin Nihal Atsız Türkçülük ve Turancılığın ateşli bir savunucusudur; yazdığı romanlarla tanınmıştır. Hayatı boyunca sadece beş hikâye yayımlamış, bu hikâyeler sağlığında kitaplaştırılmamıştır. Hikâyelerin temel konusu savaşlar ve bu savaşlarda şehit düşmüş kahraman askerlerdir.

Bahaeddin Özkişinin hikâyeciliği romancılığının gerisinde kalmıştır; Bir Çınar Vardı adlı hikâye kitabını 1959’da yayımlar. Bireyi anlatırken toplumu, toplumu anlatırken de bireyi bütün zaaf ve meleksi yönleriyle ortaya koyar. Diğer hikâyeleri: Göç Zamanı ve Papağan Dedi ki.

Mustafa Necati Sepetçioğlu sanatın millî olduğuna inanır ve bu yüzden konusunu Türk milletinin yapısında aradığını söyler. 1955 yılında dokuz hikâyeden oluşan Abdürrezzak Efendi’yi yayımlar. Menevşeler Ölmemeli bir diğer hikâye kitabıdır.

MODERNİST HİKÂYE

Nezihe Meriç, Yusuf Atılgan, Ferit Edgü, Vüs’at O. Bener, Bilge Karasu hikâyelerinde modernist anlayışı benimsemiş yazarlardır. Genel özellikleri şunlardır:

• Modernist hikâyelerde bireyin karmaşık zihin dünyası, bunalımları, yerleşik değerlere isyan ele alınmıştır. • İnsan karmaşık bir varlık olarak sunulmuş; bireyin kozmik yalnızlığı vurgulanmıştır. • Dil ve anlatımda geleneksel tekniklerin dışına çıkılmış, şiirsel ve çağrışımlara açık bir dil kullanılmıştır. • Eserlerde bilinç akışı tekniği kullanılmış, diyaloglara ve hikâye etmeye pek yer verilmemiştir. • Yaşamın çok boyutlu ve kavranması zor gerçeklerden oluştuğu savunulmuştur. • Kronolojik zaman akışına uyulmamış, kahramanın farklı zaman dilimindeki yaşantıları eş zamanlı bir biçimde ortaya konulmuştur. • Olaylar değil olayların kişi üzerinde bıraktığı etkiler ön plana çıkarılmıştır. • Merak ögesi geri plana itilmiş, kahramanların iç dünyasının açığa çıkarılması amaçlanmıştır.

MATRİS · HANGİ YAZAR HANGİ EĞİLİMDE?

Her satırda bir doğru sütun var. İşaretle, sonra Denetle’ye bas. Kadro budur; ezberlemesi en zor, sınavda en çok işe yarayan tablo da budur.

TUZAK · İKİ EĞİLİMİN ORTAK TEKNİĞİ

Bilinç akışı ve iç konuşma hem bireyin iç dünyasını esas alan hikâyede hem de modernist hikâyede kullanılır; teknik tek başına ayırt edici değildir. Ayrımı iki şey yapar: zaman ve amaç. Bireyin iç dünyasını esas alan hikâye psikolojik çözümleme yapar ve zamanı bozmak zorunda değildir; modernist hikâye kronolojik zaman akışına uymaz, diyaloğa ve hikâye etmeye pek yer vermez, merak ögesini geri plana iter. Bir de Sabahattin Ali tuzağı var: toplumcu gerçekçi hikâyenin 1930’lardaki ilk örneklerini Sadri Ertem ile birlikte o verir, ama sanat hayatına Cumhuriyet’ten sonra başlamıştır.

03 / 1960 SONRASI

Yeni arayışlar ve küçürek hikâye

1960 SONRASINI BİÇİMLENDİREN ETKENLER

Başlangıcından bugüne önemli değişimler geçiren Türk hikâyesi, Cumhuriyet Dönemi’nde teknik ve muhteva yönünden gelişmiştir. Bu gelişim süreci 1960 sonrasında da devam etmiştir.

İç gelişmeler: 1960’tan sonra askerî ihtilallerin doğurduğu sosyal, siyasi ve ekonomik çalkantılar; 1950’den sonra giderek yoğunlaşan köy ve kasabadan büyük şehirlere göç; toplumun çeşitli ideolojiler etrafında kamplaşması. Dış gelişmeler: II. Dünya Savaşı’ndan sonra giderek sertleşen soğuk savaş şartları, varoluşçuluk ve özellikle hızla bütün dünyayı saran postmodernizm.

Sonuçları: hikâye türünün özellikleri tartışılmış, bu tartışmaların bir sonucu olarak kurgu ve içerik bakımından yenilikçi gelişmeler yaşanmıştır. Hikâye türünde eser veren yazar sayısının artmasıyla hem konu hem anlayış olarak bir çeşitlilik ortaya çıkmıştır. Türk hikâyesi 1970, özellikle 1980 sonrasında, neredeyse yüz yıldır devam edegelen ve gelenekleşmiş bulunan hikâyeden farklı ve yeni birtakım arayışlara sahne olmuştur.

KÜÇÜREK HİKÂYE

Küçürek hikâye; Türk edebiyatında minimal öykü, çok kısa öykü, öykücük, kısa kısa öykü, kıpkısa öykü, sımsıkı öykü, kısa kurmaca, kısa öykü gibi adlandırmalarla da bilinmektedir.

Hikâyenin bir alt dalı olarak 20. yüzyılın sonlarında Batı edebiyatında ortaya çıkmıştır. • Kısa, yoğun ve düşündürücü niteliğiyle modern çağın gereksinimlerine cevap veren yeni bir türdür. • Kişi, zaman, mekân unsurları sınırlı bir şekilde yer aldığından hacmi küçüktür. • Az sayıda kelimeyle oluşturulur, yoğun anlatıma sahiptir. • Sadece bir anın saptanması ve en can alıcı noktasının yansıtılması amaçlanır. • Şiirde olduğu gibi çoğu zaman imgeler kullanılır; bir şeyleri ima ederek geçer, pek çok ayrıntıyı anlatmaz — bu noktada okura büyük iş düşer. • Sezdirmeye dayanan bu hikâyeler yorumlanmaya ve çağrışıma açık metinlerdir. • Ortaya herhangi bir bildiri koymaz, nasihat etmez, karakter geliştirmez, okuyucuyu bir yere taşımaz.

Temsilcileri: Ferit Edgü · Haydar Ergülen · Hulki Aktunç · Necati Tosuner · Vüs’at O. Bener · Murat Yalçın.

KARŞITLIK PANOSU · KISA HİKÂYE ↔ KÜÇÜREK HİKÂYE

Dört farkı tek tek gez. Her düğmede bir ölçüt seçilir; iki kutu o ölçüte göre karşılaştırılır ve altta neden karıştırıldığı yazar.

KARŞILAŞTIRMA · KISA HİKÂYE / KÜÇÜREK HİKÂYE
Ölçüt Kısa hikâye Küçürek hikâye
Konu, izlek, yapıGöze çarpan ve kendine özgü bir konuya, izleğe ve yapıya sahiptirBelirgin bir olay örgüsü bulunmaz
KişilerBelli bir şekilde gelişme, çoğalma gösterirAnlık düşünüşlerin parıldaması olduğu için böyle bir durum söz konusu değildir
ZamanBazen bir değişim süreci, bazen kısa bir zamanZamanın en küçük birimi olan an
MekânMekân betimlemeleri kullanılabilirMekânı betimleme olanağı yoktur
1960 SONRASI HİKÂYECİLERİ

Kadro bu. Tablonun altındaki aranabilir sürümde “Parasız Yatılı”, “Korkuyu Beklerken”, “Kutlu” gibi bir sözcük yazarak arayabilirsin.

Sevgi Soysal (Tutkulu Perçem · Tante Rosa · Barış Adlı Çocuk) · Erdal Öz (Yorgunlar · Kanayan · Havada Kar Sesi Var · Sular Ne Güzelse · Cam Kırıkları) · Füruzan (Parasız Yatılı · Kuşatma · Benim Sinemalarım · Gecenin Öteki Yüzü · Gül Mevsimidir · Yedi Öykü · Sevda Dolu Bir Yaz) · Adalet Ağaoğlu (Yüksek Gerilim · Sessizliğin İlk Sesi · Hadi Gidelim · Hayatı Savunma Biçimleri) · Leyla Erbil (Hallaç · Gecede · Eski Sevgili) · Demir Özlü (Bunaltı · Soluma · Boğuntulu Sokaklar · Stockholm Öyküleri…) · Tomris Uyar (İpek ve Bakır · Ödeşmeler ve Şahmeran Hikâyesi · Yürekte Bukağı…) · Hulki Aktunç (Gidenler Dönmeyenler · Kurtarılmış Haziran · Ten ve Gölge…) · Orhan Duru (Bırakılmış Biri · Denge Uzmanı · Ağır İşçiler · Yoksullar Geliyor…) · Sevim Burak (Yanık Saraylar · Afrika Dansı) · Oğuz Atay (Korkuyu Beklerken) · Nazlı Eray (Mösyö Hıristo · Ah Bayım Ah · Geceyi Tanıdım…) · Pınar Kür (Bir Deli Ağaç · Akışı Olmayan Sular · Hayalet Hikâyeleri) · İnci Aral (Ağda Zamanı · Kıran Resimleri · Uykusuzlar…) · Rasim Özdenören (Çözülme · Çok Sesli Bir Ölüm · Çarpılmışlar · Kuyu…) · Mustafa Kutlu (Ortadaki Adam · Yoksulluk İçimizde · Ya Tahammül Ya Sefer · Uzun Hikâye · Beyhude Ömrüm…) · Sevinç Çokum (Eğik Ağaçlar · Bölüşmek · Derin Yara · Rozayla Ana…).

04 / KÜNYELER

Yazar, ayırt edici im ve eserleri

1923-1940 KÜNYELERİ

Her yazarın yanındaki im, sınavda o yazarı tek başına ele veren cümledir. Metin seçilebilir; not almak için kopyalayabilirsin.

ARANABİLİR HİKÂYECİ TABLOSU

Dört sütun da aranabilir. Sütun süzgecini kullanarak yalnız Eser sütununda “Semaver”, yalnız Eğilim sütununda “modernist” arayabilirsin. Sayaç kaç kaydın kaldığını söyler.

TUZAK · AYNI YAZAR, İKİ TÜR

Bu ünitede birçok isim hem hikâye hem roman yazmıştır ve sınav bunu tersinden sorar. Açıkça belirtilen ikilikler: Memduh Şevket Esendal — hikâyeci olarak anılır ama Ayaşlı ve Kiracıları, Miras, Vassaf Bey romanlarıdır. Sait Faik’in romanları Medarı Maişet Motoru ve Kayıp Aranıyordur. Sabahattin Ali’nin Kuyucaklı Yusuf, İçimizdeki Şeytan, Kürk Mantolu Madonna romanları hikâyelerinden daha çok bilinir. Bilge Karasu’nun Göçmüş Kediler Bahçesi ise ne hikâye ne roman diye anılır: türü anlatı olarak verilir. Nahit Sırrı Örik’in ayrıca oyunları vardır: Sönmeyen Ateş, Muharrir.

05 / OYUN

Özelliği gör, eğilimi söyle

Her soruda bir özellik, bir eser ya da bir yazar verilir; hangi döneme ya da hangi eğilime ait olduğunu bulman gerekir. Sorular her turda karışır.

OYUN · EĞİLİM AVI
0 / 0
06 / BİLGİ TESTİ

Öğrendiklerini test et

46 soruluk test · 1923-1940 ilk hikâyeciler ve kimin ne zaman başladığı, 1940-1960’ın dört eğilimi, 1960 sonrasını biçimlendiren iç ve dış gelişmeler, küçürek hikâye ile kısa hikâyenin dört farkı, yazar-eser künyeleri

Soru 1 / 10
Puan: 0
Soru yükleniyor...
07 / ÖZET

Ünitenin iskeleti

ÜÇ DÖNEM

1923-1940: Millî Edebiyat’tan devam edenler + yeni başlayanlar; konular Anadolu, Millî Mücadele, Cumhuriyet yenilikleri. 1940-1960: dört eğilim ayrışır. 1960 sonrası: ihtilaller, göç, kamplaşma; dışarıdan varoluşçuluk ve postmodernizm; 1970, özellikle 1980 sonrasında yeni arayışlar.

KİM ÖNCE, KİM SONRA?

Cumhuriyet’ten önce başlayanlar: Halide Edip · Yakup Kadri · Reşat Nuri · Refik Halit · Aka Gündüz (Millî Edebiyat) · Hüseyin Rahmi Gürpınar (Servetifünun’da bağımsız) · Memduh Şevket Esendal (II. Meşrutiyet) · Sadri Ertem (1920 öncesi). Cumhuriyet’ten sonra başlayanlar: Sait Faik · Kenan Hulusi Koray · Sabahattin Ali · Nahit Sırrı Örik.

DÖRT EĞİLİM · KADRO

Bireyin iç dünyası: Peyami Safa · Samet Ağaoğlu · Ahmet Hamdi Tanpınar · Tarık Buğra. Toplumcu gerçekçi: (1930’lar: Sadri Ertem, Sabahattin Ali) Kemal Tahir · Kemal Bilbaşar · Orhan Kemal · Samim Kocagöz · Talip Apaydın · Necati Cumalı · Fakir Baykurt · Rıfat Ilgaz. Millî-dinî: Hüseyin Nihal Atsız · Bahaeddin Özkişi · Mustafa Necati Sepetçioğlu. Modernist: Nezihe Meriç · Yusuf Atılgan · Ferit Edgü · Vüs’at O. Bener · Bilge Karasu.

AYIRT EDİCİ İMLER

İnsan psikolojisi üzerinde en fazla duran hikâyeci: Samet Ağaoğlu. Edebiyata hikâye ile başlayıp Oğlumuz’la yarışmada ikinci olan: Tarık Buğra. Alemdâr yarışmasında birincilikle giren: Peyami Safa. Hayatı boyunca sadece beş hikâye yayımlayan: Hüseyin Nihal Atsız. Göl İnsanları’nda dört uzun öykü: Kemal Tahir. Yaklaşık yüz elli hikâye, Söke çevresi: Samim Kocagöz. İroni + sosyal eleştiri: Rıfat Ilgaz.

KÜÇÜREK HİKÂYE

20. yüzyılın sonlarında Batı edebiyatında doğdu; hikâyenin alt dalıdır. Bir anı saptar, imge kullanır, sezdirir, okura büyük iş düşer. Bildiri koymaz, nasihat etmez, karakter geliştirmez, okuyucuyu bir yere taşımaz. Öteki adları: minimal öykü, çok kısa öykü, öykücük, kısa kısa öykü, kıpkısa öykü, sımsıkı öykü, kısa kurmaca, kısa öykü. Temsilcileri: Ferit Edgü · Haydar Ergülen · Hulki Aktunç · Necati Tosuner · Vüs’at O. Bener · Murat Yalçın.

DURUM HİKÂYESİNİN GELİŞİ

Bu dönemde olay hikâyeciliği gelişmeye devam ederken, Memduh Şevket Esendal ve Sait Faik Abasıyanık ile durum hikâyeleri yaygınlaşmaya başlamıştır. Bu, “hikâye yazma yönteminde yapılan değişikliğin ilk adımları” diye niteler.

SIK SORULAN ESERLER

Semaver · Sarnıç · Son Kuşlar · Alemdağ’da Var Bir Yılan: Sait Faik. Otlakçı · Mendil Altında · Ayaşlı ve Kiracıları: Memduh Şevket Esendal. Değirmen · Kağnı · Ses · Sırça Köşk: Sabahattin Ali. Çıkrıklar Durunca: Sadri Ertem. Ekmek Kavgası · 72. Koğuş: Orhan Kemal. Göl İnsanları: Kemal Tahir. Bodur Minareden Öte: Yusuf Atılgan. Troya’da Ölüm Vardı: Bilge Karasu. Bozbulanık: Nezihe Meriç. Dost: Vüs’at O. Bener. Korkuyu Beklerken: Oğuz Atay. Parasız Yatılı: Füruzan.

TEKNİKLER NEREDE ORTAK?

Bilinç akışı ve iç konuşma hem bireyin iç dünyasını esas alan hikâyede hem modernist hikâyede vardır. Modernisti ayıran: kronolojik zamana uymamak, diyaloğa ve hikâye etmeye pek yer vermemek, merak ögesini geri plana itmek, bireyin kozmik yalnızlığı.