Altmış yılda üç dönem: Türk romanının kuruluşu
Roman bize Tanzimat’la girdi, Servetifünun’da teknik olarak olgunlaştı, Millî Edebiyat’ta İstanbul’un dışına çıktı. Bu ünitede sınav üç şeyi sorar: hangi dönemin özelliği, hangi “ilk” kimin ve hangi roman kimin. Aşağıdaki panolar üçünü ayrı ayrı çalıştırır; künyeler ve aranabilir tablolar da bir arada duruyor.
Türk edebiyatında roman, tek başına bir tür olarak Tanzimat Dönemi’nde görülür. İlk olarak Yusuf Kamil Paşa 1859’da Fenelon’un Telemak adlı eserini çevirir. İlk çeviri roman olan Telemak’ta Odise’nin oğlu Telemak’ın maceraları anlatılır. Didaktik ögeler taşıyan bu eserin dili ağırdır. Eser Ahmet Vefik Paşa tarafından ikinci defa dilimize çevrilmiştir.
Yani Telemak iki kez çevrilmiştir; “ilk çeviri” sorulduğunda cevap Yusuf Kamil Paşa, “ikinci çeviri” sorulduğunda Ahmet Vefik Paşadır.
Kronolojik liste. Yayım yılına göre sıralıdır; aranabilir. Sefiller’in çevirmeni ders kitabında belirtilmemiştir, tabloda soru işaretiyle bırakıldı.
• Bu dönemin romanları teknik olarak zayıftır. Çünkü yazarlar romanın akışına
müdahale edip romanı genellikle bir nasihatle bitirmişlerdir. Roman kişileri, taraf
tutularak anlatılmıştır. Betimlemeler amacından uzaklaşmış, sadece eseri süslemek
için yapılmıştır. Kişiler tek boyutlu anlatılmıştır.
• Psikolojik tahliller yüzeyseldir. Romanda iyiler çok iyidir, ödüllendirilir;
kötüler ise çok kötüdür, onlar da cezalandırılır. Toplumu eğitme çabasının ön
planda olduğu bu dönemde romanlar ders verme niteliği taşır.
• Romanlar; halkı batıl inançlardan, yanlış âdet ve törelerden kurtarmak, halktaki
tarih bilincini diriltmek, vatan sevgisini vurgulamak amacıyla yazılmıştır.
• Toplumda olduğu gibi eski ve yeni, romanlarda da iç içedir.
• Roman türünün ilk örneklerinde romantizm akımının özellikleri bulunur. Bu akımın
etkisiyle konular duygulu ve hüzünlü anlatılır.
• Romanlarda ilahî bakış açısı kullanılmıştır.
İki dönem farkı: Tanzimat Birinci Dönem ile realist ve romantik romanlar yazılmaya başlanmıştır; bu eserler divan edebiyatına göre oldukça sade bir dille kaleme alınmıştır. Tanzimat İkinci Dönem’le birlikte dil ağırlaşmaya başlamıştır. Birinci Dönem sanatçıları “Sanat toplum içindir.” görüşüne sahipken İkinci Dönem sanatçıları “Sanat sanat içindir.” düşüncesiyle hareket etmiş, romanlarını bu doğrultuda kaleme almışlardır.
Bir noktaya tıkla: o dönemin roman anlayışı, mekânı, karakterleri ve dili yazılır. Şeritte, üç dönemin birbirini nasıl düzelttiğini görürsün — Tanzimat’ın zayıflığı Servetifünun’da giderilir, Servetifünun’un dar mekânı Millî Edebiyat’ta açılır.
Aranabilir. Bu liste ünite 22’dekinden biraz farklıdır — iki ek madde içerir: Sergüzeşt (romantizmden realizme geçiş) ve Zehra (ilk psikolojik roman denemesi, ilk tezli roman).
İki ayrı yerde iki ayrı şey söylenir ve ikisi de doğrudur, çünkü ifadeler farklıdır: Nabizâde Nazım’ın Zehra’sı ilk psikolojik roman DENEMESİ ve ilk tezli roman sayılır; Mehmet Rauf’un Eylül’ü ise Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı kabul edilir. Soru kökünde “deneme” kelimesi varsa cevap Zehra, yoksa Eylüldür.
İkinci tuzak: Karabibik ilk köy romanıdır (Nabizâde Nazım), ama köyün ilk kez realist bir anlayışla ele alındığı roman Ahmet Mithat Efendi’nin Bahtiyarlık’ıdır. Üçüncüsü: Esrar-ı Cinayat ilk polisiye, Hasan Mellah ve Hüseyin Fellah ilk macera romanlarıdır — üçü de Ahmet Mithat’ındır.
Yazar, şair, devlet adamı ve gazeteci olan sanatçı birçok türde olduğu gibi roman türünde de önemli eserler kaleme almıştır. Siyasal ve toplumsal meseleler, edebiyat, sanat, dil ve kültüre dair yazdığı eleştiriler, makaleler birçok sorunu çözecek mahiyettedir.
Romanlarını sosyal fayda amacıyla yazmış; tarih, aile ve çocuk eğitimi konularını işlemiştir. Kahramanları tek yönlüdür. Romanları teknik olarak zayıftır. Sanatlı bir üslup kullanır. İntibah adlı eseriyle edebiyatımızda ilk edebî romanın, Cezmi adlı romanıyla ilk tarihî romanın yazarıdır.
Romanları: İntibah · Cezmi.
Tanzimat Birinci Dönem’de yer alan yazar, “Sanat toplum içindir.” görüşünü benimsemiştir. Halk üzerinde en çok etkili olan sanatçılardandır; halka okuma alışkanlığı kazandırmayı başarmıştır. Toplum için Hace-i Evvel (ilkokul hocası) durumundadır.
Roman ve hikâye türünde başarılı örnekler verir; ilk romanlarında Batılı yazarları örnek almıştır. Sade bir dil, sade bir üslup kullanır. Romanlarında birden çok kahramanın macerasını, birbirinin içine geçecek şekilde sunar; kimi eserlerinde olağanüstü tiplere de rastlanır. Eserlerinin sonunda iyileri ödüllendirip kötüleri cezalandırması sosyal edebiyat anlayışındandır. Zaman zaman okuyucuya ve kendisine seslenmesi, meddah tekniğini kullanması, olayların akışına karışması meşhurdur. Romantizm akımından etkilenmiştir.
Ayırt edici bilgiler: Türk edebiyatının en çok eser veren sanatçısı olduğundan Yazı Makinesi olarak bilinir; evinde kurduğu matbaada eserlerini basar, 223 eseri vardır. Esrar-ı Cinayat romanı ilk polisiye roman kabul edilir. Esaret adlı eserinde ilk kez kölelik konusu işlenmiştir. Hasan Mellah ve Hüseyin Fellah, Tanzimat Dönemi’ndeki ilk macera romanlarıdır. Bahtiyarlık adlı romanında köy, ilk kez realist bir anlayışla ele alınmıştır.
Romanlarından: Felatun Bey ve Rakım Efendi · Dünyaya İkinci Geliş · Jön Türk · Yeniçeriler · Paris’te Bir Türk · Henüz On Yedi Yaşında · Dürdane Hanım · Müşahedat · Yeryüzünde Bir Melek · Karı-Koca Masalı · Süleyman Müsli · Karnaval · Acaib-i Âlem · Vah Cellât · Hayret · Arnavutlar-Solyotlar · Demir Bey · Haydut Montari · Rikalda · Taaffüf · Gürcü Kızı…
Türk edebiyatında ilk yerli roman olan Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat’ın yazarıdır. Orhun Yazıtları ve Kutadgu Bilig ile ilgili önemli çalışmaları vardır. Sabah, Tercüman-ı Şark gazetelerini, Aile ve Hafta dergilerini çıkarmıştır.
Sözlük, dil, çeviri, ansiklopedi alanlarında yaptığı çalışmalarla ün yapan yazar; Türk dilinin nasıl sadeleştirilebileceği konusundaki düşünceleriyle de kendisinden sonra gelenlere örnek olmuştur.
Tanzimat İkinci Dönem’i başlatan, Türk edebiyatında üstat olmuş isimlerin hocasıdır. Eski edebiyatı savunanlara, özellikle Muallim Naci’ye yaptığı eleştirilerle yeni edebiyatın sesidir.
Edebiyat kuramcısı olan yazar, eserlerinde “Sanat sanat içindir.” görüşünü benimsemiştir. Roman ve hikâyelerinde realizm akımının etkisindedir; Türk edebiyatındaki ilk realist roman olan Araba Sevdası’nın yazarıdır. Eserde yanlış Batılılaşma konusu, mirasyedi bir genç olan Bihruz Bey çevresinde işlenir.
Esaret temasının işlendiği Sergüzeşt romanının yazarıdır. Romanda romantizm akımının özellikleri yoğunlukta olmasına rağmen Dilber adındaki esir genç kızın hüzünlü hayatı realist biçimde anlatılmıştır. Bu yönüyle de roman, romantizmden realizme geçişte köprü görevindedir.
Yazar Mizan gazetesini çıkardığı için Mizancı lakabıyla anılır. Tanzimat Dönemi’nin panoramasını yansıtan Turfanda mı yoksa Turfa mı romanı ile tanınır.
Yazarın hayatından izler taşıyan bu eserde olaylar Mansur Bey’in etrafında gelişir. Mansur Bey yeniyi yani “Turfanda”yı temsil eder; “Turfa” ise eskinin karşılığıdır. Tezli roman özellikleri gösteren bu eserde Mansur Bey hayallerini gerçekleştirmek için mücadele eder. Yazar, eğitimde yenileşme ve kalkınma adına olan İslamcı fikirlerini derslerinde ve yazılarında savunur; yeni nesle tarih bilinci kazandırma çabasındadır.
Romanda ilk kez İstanbul dışına çıkılmıştır. İlk kez köy yaşamını, insanını konu edinmiş; realizm ve natüralizm akımlarından etkilenmiştir. Karabibik romanı, Türk edebiyatının ilk köy romanıdır. Zehra adlı romanı ise ilk psikolojik roman denemesi kabul edilir.
1889 yılında Georges Ohnet’in Volonté adlı romanını Meram adıyla çeviren Fatma Aliye Hanım, bu çevirisiyle edebiyat dünyasında adını duyurmuştur. Daha sonra Ahmet Mithat Efendi ile birlikte Hayal ve Hakikat adlı romanı yazmıştır. 1891 yılında yayımladığı Muhadarat adlı romanı, Türk edebiyatında kadın bir yazar tarafından yazılan ilk roman olma özelliği taşır.
Kadınların iç dünyasını, toplumdaki rollerini ve yaşadıkları güçlükleri işlediği bu roman, Türk edebiyatında bir dönüm noktası olarak kabul edilir. Hanımlara Mahsus Gazete adlı dergisiyle de kadınların eğitimi ve hakları konusunda bilinçlendirme çabası içindedir. 1897 Osmanlı-Yunan Savaşı’nda yaralanan askerlerin ailelerine yardım etmek amacıyla Nisvan-ı Osmaniye İmdat Cemiyetini kurmuş ve Hilal-i Ahmer Cemiyetinin ilk kadın üyesi olmuştur.
Romanları: Hayal ve Hakikat · Muhadarat · Ref’et · Levâyih-i Hayât · Udî · Enin.
Her yazarın yanındaki im, o yazarı tek başına ele veren cümledir.
• Roman türünde, Batılı anlamda ilk başarılı örnekler Servetifünun Dönemi’nde
verilmiştir. Eserler teknik açıdan sağlamdır.
• Tanzimat romanındaki gibi olayların akışı kesilip okuyucuya bilgi verilmez.
• Realizm ve natüralizmden etkilenen yazarlar, bu nedenle tasvire önem
vermişlerdir.
• Yazarlar, eserlerinde kişiliklerini belli etmezler.
• Romanlarda mekân İstanbul’dur. Çevre tasvirine önem verilmiştir.
• Karakterler, yüksek zümredendir.
• Bireysel konular, ağır ve süslü bir dil ile anlatılmıştır.
• Romanlar; çeşitli sebeplerle ölüm, kaçış gibi kötü sonla biter.
• Romanların dil ve üslubunda realist olan Servetifünuncuların kahramanları; gerçek
hayattan uzak, hislerine yenilmiş insanlardır.
• Psikolojik gerçekçiliğe uygun roman yazılmış; Paul Bourget, Goncourt Kardeşler,
Stendhal, Flaubert ve Balzac gibi yazarlar örnek alınmıştır.
• Psikolojik roman türünde, Batılı anlamda ilk başarılı örnekler verilmiştir.
Altı dil bilen sanatçı, Servetifünun edebiyatının en kültürlü yazarlarındandır. İlk mensur şiir örneklerini vererek mensur şiirin öncülüğünü yapmış fakat asıl ününü Servetifünun Dönemi’ndeki roman ve öyküleriyle kazanmıştır. Türk edebiyatının Batılı teknikle ilk romanını yazmıştır.
Realizm ve natüralizm akımının etkisindedir. Sanatlı bir söyleyişi vardır, gözlemciliği güçlüdür. Ruh çözümlemelerinde, kahramanlarının iç ve dış dünyalarını anlatmada çok başarılıdır. Eserlerinde bilinen cümle dizimlerini değiştirmiş, devrik cümlelere sıkça yer vermiştir. Romanlarında İstanbul’u ve üst tabakanın hayat özelliklerini konu edinir. Hikâyelerinin dili romanlarına nazaran daha yalındır. Bireysel konuların işlendiği eserlerinde aşk, karamsarlık, hayal kırıklığı, mutluluğu bulamama, şikâyet önemli yer tutar.
Romanları: Mai ve Siyah · Aşk-ı Memnu · Kırık Hayatlar · Sefile · Nemide · Ferdi ve Şürekâsı · Bir Ölünün Defteri · Nesl-i Ahir.
Halit Ziya Uşaklıgil’den sonra Servetifünun romanının ikinci ismidir. Toplumsal konulara yer vermemiş; Servetifünun anlayışına uygun olan karamsar konuları, hüzünlü aşkları, duygu ve hayalleri işlemiştir.
Romanlarında çevre ve kişi betimlemelerinden ziyade psikolojik tahlillere önem vermiştir. Türk edebiyatının ilk psikolojik romanı kabul edilen Eylül en şöhretli eseridir. Halas adlı romanında Millî Mücadele zamanlarını işlemiştir.
Romanları: Eylül · Ferda-yı Garam · Genç Kız Kalbi · Karanfil ve Yasemin · Define · Böğürtlen · Halas · Kan Damlası · Son Yıldız.
İlk romanlarında Ahmet Mithat Efendi’nin etkisi altındadır. Edebiyat ile coğrafya arasında etkileşim olduğunu düşünen sanatçı, iklimin edebiyata yansıdığı görüşündedir. Realisttir.
Malta’dayken yaptığı bilimsel çevirileri Oğlumun Kütüphanesi adıyla yayımlamıştır. Fransız ve İtalyan edebiyatından roman, hikâye çevirileri de yapmıştır. Yeni edebiyatı benimseyenleri dekadanlıkla suçlayan Ahmet Mithat Efendi’ye karşı bir çeşit savunma olan tenkitlerini Kavgalarım adlı eserinde toplamıştır. Sade ve samimi bir dil kullanır. Fransızcadan çevirdiği Edebiyat ve Hukuk adlı makale Servetifünun Dönemi’nin sonlanmasına sebep olmuştur.
Romanları: Nadide · Hayal İçinde.
Natüralizm akımının Türk edebiyatındaki en güçlü temsilcisidir. Realist özellikler gösteren romanlarında toplumsal eleştiri yapmasıyla natüralistlerden ayrılır. Ahmet Mithat Efendi’nin halk için roman yazma geleneğini sürdürmüştür.
Çevre tasvirlerine ve gözleme önem vermiştir. Sokağı edebiyata taşıyan yazar olarak tanınır. Toplum için sanat ilkesiyle yazdığı romanlarında eğlendirerek öğretmeyi amaç edinmiştir; romanları töre romanı niteliğindedir. Mizah yeteneğini eleştiri yaparken ortaya koymuş ve bunu tuhaf tipler üzerinden vermiştir. Kahramanları çok hırslı, sersem, ego düşkünü, ahmak, cahil ve süs özentisi kişilerdir; ortak özellikleri komik olmalarıdır. Eski-yeni çatışması, psikolojik rahatsızlıklar, Batı taklitçiliği, hurafeler, aile içi anlaşmazlıklar seçtiği tiplerle karikatürize edilir.
Romanlarında İstanbul’u, ara sokaklarındaki yaşantıları, kişiler arasındaki diyaloğu bir tiyatro edasıyla okuyucuya ulaştırmıştır. Betimlemelerde ve olayı hikâyelendirmede dili ağır olsa da genelde konuşma diliyle, sade bir üslupla yazmıştır. Romanları, akışı keserek bilgiler verdiği için teknik yönden zayıftır. Mürebbiye, Hayattan Sayfalar, Ben Deli Miyim? romanlarında deneysel roman yöntemini kullanmıştır. Şık ve Şıpsevdi romanlarında yanlış Batılılaşmayı işlemiştir.
Romanlarından: Şık · Şıpsevdi · Mürebbiye · İffet · Metres · Tesadüf · Nimetşinas · Gulyabani · Cadı · Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç · Utanmaz Adam · Deli Filozof · Sevda Peşinde · Hakk’a Sığındık · Kokotlar Mektebi · Kesik Baş · Evlere Şenlik Kaynanam Nasıl Kudurdu? · Ben Deli Miyim? · Efsuncu Baba · İnsanlar Maymun Muydu? · Can Pazarı…
Hüseyin Rahmi Gürpınar bu bölümde Servetifünun Dönemi roman yazarları başlığı altında anlatılır ama topluluğa dâhil değildir: başka bir yerde “Servetifünun Dönemi’nde bağımsız bir isim olarak öne çıkan” yazar diye nitelenir. Zaten özellikleri de topluluğa terstir: Servetifünun romanı teknik açıdan sağlam, yüksek zümreyi anlatan, ağır ve süslü dilli, yazarın kişiliğini belli etmediği romandır; Hüseyin Rahmi ise akışı keserek bilgi verir (teknik olarak zayıf), sokağı anlatır, konuşma diliyle yazar ve toplum için sanat ilkesini benimser.
Her satırda tam bir doğru sütun var. Bu üç dönemin ayrımı, ünitenin en çok soru üreten yeridir.
• Millî Edebiyat Dönemi Türk milletinin en çalkantılı yıllarını kapsar
(Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı, Millî Mücadele).
• Bu dönem sanatçıları, “Roman yazarları yaşadığı toplumun aynasıdır.” görüşüyle
hareket ederler. Eserlerinde, yaşadıkları tüm savaşları ve kurtuluş mücadelesini tüm
gerçekliğiyle okuyucuya sunarlar.
• Roman türünün hepsinde ürünler mevcuttur. Romanın konusu genişletilmiş,
yaşanmış olaylar romanlaştırılmıştır.
• Romanlarda İstanbul dışına çıkılmış, Anadolu halkının yaşamı eserlerde
işlenmiştir. Köy gerçeği, Ebubekir Hazım Tepeyran’ın Küçük Paşa ve Yakup Kadri
Karaosmanoğlu’nun Yaban romanlarında okuyucuya sunulmuştur.
• Millî edebiyatın en belirleyici özelliği toplum sorunlarına yönelik olmasıdır.
Fakat millî konularla birlikte bireysel temalar da görülür.
• Millî Mücadele, fikir akımları, yanlış Batılılaşma, kadın-erkek ilişkileri, kadının
toplumdaki yeri gibi konular işlenmiştir.
• Kendi yaşamımızdan alınan konular çevreyle genişletilmiş, ülkenin birçok yeri
anlatılmış ve böylece memleket edebiyatı ortaya çıkmıştır.
• Türkçenin yapısına uygun kısa cümleler kullanılmış, hatta konuşma dili yazı diline
aktarılarak anlaşılır ve sade bir dille eserler yazılmıştır.
• Realist akım etkisiyle başarılı tasvirler yapılmış ve teknik olarak güçlü romanlar
yazılmıştır. Millî Edebiyat Dönemi romanının anlatımı, gözlemci gerçekçiliğe
dayanır.
Bu iki dönem soruda en çok karşı karşıya getirilendir. Her düğmede bir ölçüt seçilir; iki kutu o ölçüte göre karşılaştırılır.
Fecriati’de başlayan yayın hayatına Millî Edebiyat Dönemi’nde devam etmiş, Cumhuriyet Dönemi’nde de eser vermiştir. Yahya Kemal Beyatlı ile Nev-Yunanilik akımına yönelmiştir.
Güçlü bir realizme dayanan eserlerinde karakterleri yansıtmada başarılıdır. Türk toplumunun hayatı, sorunları romanlarının başlıca temalarıdır. Romanlarında Tanzimat’tan Cumhuriyet’e kadar olan Türk toplumundaki değişimleri konu edinmiştir. Türk edebiyatına tezli roman kavramını getirmiştir. Birbirinin devamı olan romanları nehir (ırmak) roman özelliği taşır.
Romanları: Kiralık Konak · Nur Baba · Hüküm Gecesi · Sodom ve Gomore · Yaban · Ankara · Bir Sürgün · Panorama I-II · Hep O Şarkı.
Roman, hikâye ve tiyatro türündeki eserleriyle tanınan yazar sade bir dil kullanır. Konuşma dilini tüm canlılığıyla yansıttığı eserlerinde canlı diyaloglara da yer verir.
Romanlarında bozulan insani değerleri, ahlakı, yanlış Batılılaşmayı, batıl inanışları yurdun dört bir tarafından örnekler vererek anlatır. Kötü tipleri acımasızca eleştirmekten çekinmezken mizah ögesi ve ince esprilerle de romanlarını süsler. Realizm akımının etkisindedir. Romanlarında güçlü bir gözleme dayanan psikolojik tahlillerde kelimenin tam anlamıyla ustadır.
Romanlarından: Çalıkuşu · Dudaktan Kalbe · Akşam Güneşi · Acımak · Damga · Kızılcık Dalları · Eski Hastalık · Miskinler Tekkesi · Yaprak Dökümü · Ateş Gecesi · Bir Kadın Düşmanı · Gökyüzü · Değirmen · Yeşil Gece · Olağan İşler · Gizli El · Harabelerin Çiçeği · Sönmüş Yıldızlar · Tanrı Misafiri · Kan Davası · Kavak Yelleri · Son Sığınak.
Millî Edebiyat Dönemi’nin en önemli yazarlarındandır. İngiliz dili ve edebiyatı profesörüdür; birçok eserini İngilizce olarak da yayımlamıştır.
Romanlarında gözlem yönü kuvvetlidir. Realizm etkisinde yaptığı tahlil ve tasvirlerde çok başarılıdır. Roman kahramanlarını, yaşadıkları çevreye göre konuşturur. Konuşma diline bağlıdır fakat bu, zaman zaman dili savruk kullanıp dil yanlışları yapmasına sebep olmuştur. İlk romanlarında romantik aşkları işlemiştir.
İki grup roman: Kadının aile ve dış çevresiyle ilişkileri, kadının psikolojisi, kadının toplum hayatına siyaset ve savaş dolayısıyla aktif katılımı konularındaki romanları: Heyula, Raik’in Annesi, Seviye Talip, Son Eseri. Türk milletinin varoluş mücadelesini anlattığı, Kurtuluş Savaşı yıllarında millî duyguları öne çıkaran romanları: Yeni Turan, Vurun Kahpeye, Ateşten Gömlek, Mev’ud Hüküm.
Romanlarından: Heyula · Raik’in Annesi · Handan · Seviye Talip · Yeni Turan · Son Eseri · Vurun Kahpeye · Ateşten Gömlek · Mev’ud Hüküm · Sinekli Bakkal · Yolpalas Cinayeti · Akile Hanım Sokağı · Kerim Ustanın Oğlu · Döner Ayna · Sonsuz Panayır · Tatarcık · Kalp Ağrısı · Zeyno’nun Oğlu · Sevda Sokağı Komedyası · Hayat Parçaları · Çaresaz.
Romanlarının birçoğunda aile müessesesini ele almıştır. Mizahın önemli yer tuttuğu eserlerinde, toplumsal eleştiriye yer vermiştir.
Eserlerinde kişileri yaşadıkları sosyal çevreyle ele almış, hoşa gitmeyen özellikleri ile ilgili tahliller yapmıştır. Eserlerinde sürükleyici ve etkili anlatım vardır. Konuşma dilinin tüm hareketliliğini eserlerine yansıtır. Romanlarında genellikle bireysel durumları ve özel olarak da kadın-erkek ilişkilerini mekân-zaman boyutunda irdelemiştir.
Romanlarından: Yezid’in Kızı · Sürgün · Nilgün · Çete · Anahtar · Bugünün Saraylısı · İstanbul’un İç Yüzü · Sonuncu Kadeh · Yer Altında Dünya Var · Dişi Örümcek · 2000 Yılın Sevgilisi · İki Cisimli Kadın · Karlı Dağdaki Ateş · Bu Bizim Hayatımız · Dört Yapraklı Yonca.
Çocuk Bahçesi ve Genç Kalemler dergilerinde çıkan yazılarıyla dikkat çeken Aka Gündüz, 1920 yılında Alay dergisini çıkarmıştır. Millî edebiyat akımı içinde yer almış, sade dil görüşüne uygun eserler yazmıştır.
Eserlerinde millet sevgisinin etkisiyle geniş halk kitleleri ve onların dertlerini işlemiştir. Eserlerinde cümleleri kısa ve etkileyicidir. Eserlerinden hayat görüşü ve hayat tecrübesi anlaşılır.
Romanlarından: Dikmen Yıldızı · Odun Kokusu · İki Sürgün Arasında · Yaldız · Üç Kızın Hikâyesi · Onların Romanı · Zekeriya Sofrası · Aşkın Temizi · Çapraz Delikanlı · Giderayak · Yayla Kızı…
Üç dönemin bütün romancıları tek tabloda. Sütun süzgeciyle yalnız Dönem sütununda “Servetifünun”, yalnız Roman sütununda “Çalıkuşu” arayabilirsin.
Aşağıdaki cümlelerin her biri bir dönemin özelliğini anlatıyor. Dönemi ele veren anahtar sözcüğü işaretle.
| Ölçüt | Tanzimat | Servetifünun | Millî Edebiyat |
|---|---|---|---|
| Teknik | Zayıf; akışa müdahale, nasihatle bitiş | Sağlam; akış kesilip bilgi verilmez | Güçlü; realist tasvirler |
| Yazarın görünürlüğü | Taraf tutar, olaya karışır | Kişiliğini belli etmez | Toplumun aynası olmayı hedefler |
| Mekân | Ağırlıklı İstanbul (Karabibik ile ilk kez dışarı) | İstanbul | İstanbul dışı, Anadolu |
| Karakter | Tek boyutlu; iyi çok iyi, kötü çok kötü | Yüksek zümre; hislerine yenilmiş | Çevresine göre konuşturulan gerçek insanlar |
| Dil | Birinci dönemde sade, ikinci dönemde ağırlaşır | Ağır ve süslü | Sade; konuşma dili yazı diline aktarılır |
| Bakış açısı / anlatım | İlahî bakış açısı | Psikolojik gerçekçilik, tasvir | Gözlemci gerçekçilik |
| Akım | Romantizm (sonra realizm) | Realizm ve natüralizm | Realizm |
| Son | Ders verici; iyiler ödüllendirilir | Ölüm, kaçış gibi kötü sonla biter | Yaşanmış olayların gerçekliğine bağlı |
Her soruda bir roman, bir özellik ya da bir “ilk” verilir; kime ya da hangi döneme ait olduğunu bulman gerekir. Sorular her turda karışır.
49 soruluk test · Tanzimat romanının teknik zaafları ve amacı, dönemde çevrilen romanlar, Tanzimat romanında ilkler, sekiz Tanzimat romancısı, Servetifünun romanının özellikleri ve dört adı, Millî Edebiyat romanının Anadolu’ya açılışı ve beş romancısı
Roman tek başına bir tür olarak Tanzimat Dönemi’nde görülür. 1859: Yusuf Kamil Paşa, Fenelon’dan Telemak’ı çevirir — ilk çeviri roman; Odise’nin oğlu Telemak’ın maceraları anlatılır, didaktiktir, dili ağırdır. Eseri Ahmet Vefik Paşa ikinci defa çevirir.
Yazar akışa müdahale eder, nasihatle bitirir, taraf tutar; betimleme süs hâline gelmiş, kişiler tek boyutlu, psikolojik tahlil yüzeysel. İyiler ödüllendirilir, kötüler cezalandırılır. Amaç toplumu eğitmek: batıl inançlardan kurtarmak, tarih bilincini diriltmek, vatan sevgisini vurgulamak. İlahî bakış açısı, romantizm etkisi.
Birinci Dönem: realist ve romantik romanlar yazılmaya başlanır; dil divan edebiyatına göre oldukça sade; “Sanat toplum içindir.” İkinci Dönem: dil ağırlaşır; “Sanat sanat içindir.” Dönemi Recaizade Mahmut Ekrem başlatır.
İlk çeviri: Telemak (Yusuf Kamil Paşa) · ilk yerli roman: Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat (Şemsettin Sami) · ilk edebî: İntibah · ilk tarihî: Cezmi (Namık Kemal) · romantizmden realizme geçiş: Sergüzeşt (Sami Paşazade Sezai) · ilk realist: Araba Sevdası (Recaizade) · ilk köy romanı: Karabibik · ilk psikolojik roman denemesi ve ilk tezli roman: Zehra (Nabizâde Nazım) · ilk polisiye: Esrar-ı Cinayat (Ahmet Mithat) · ilk kadın romancı: Fatma Aliye Hanım.
Yazı Makinesi (en çok eser veren sanatçı, 223 eser, evinde kurduğu matbaa) · Hace-i Evvel · ilk polisiye Esrar-ı Cinayat · ilk kez kölelik konusu Esaret · ilk macera romanları Hasan Mellah, Hüseyin Fellah · köyün ilk kez realist ele alınışı Bahtiyarlık · meddah tekniği, okuyucuya seslenme.
Batılı anlamda ilk başarılı örnekler; teknik sağlam; akış kesilip bilgi verilmez; realizm ve natüralizm, tasvire önem; yazar kişiliğini belli etmez; mekân İstanbul; karakterler yüksek zümreden; bireysel konular, ağır ve süslü dil; ölüm ve kaçış gibi kötü sonla biter; psikolojik gerçekçilik (Paul Bourget, Goncourt Kardeşler, Stendhal, Flaubert, Balzac örnek alınır).
Halit Ziya Uşaklıgil: altı dil, en kültürlü yazar, ilk mensur şiir öncüsü, Batılı teknikle ilk roman, devrik cümle, üst tabaka ve İstanbul. Mehmet Rauf: ikinci isim, toplumsal konu yok, psikolojik tahlil, ilk psikolojik roman Eylül, Halas’ta Millî Mücadele. Hüseyin Cahit Yalçın: realist, Kavgalarım, Malta çevirileri Oğlumun Kütüphanesi, Edebiyat ve Hukuk yazısı dönemi bitirir.
Natüralizmin en güçlü temsilcisi; ama toplumsal eleştiri yapmasıyla natüralistlerden ayrılır. Ahmet Mithat’ın halk için roman geleneğini sürdürür. Sokağı edebiyata taşıyan yazar. Töre romanı niteliğinde, eğlendirerek öğretme, tuhaf tipler, karikatürize ediş. Teknik yönden zayıf (akışı keserek bilgi verir). Şık ve Şıpsevdi’de yanlış Batılılaşma; Mürebbiye, Hayattan Sayfalar, Ben Deli Miyim?’de deneysel roman.
Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı, Millî Mücadele yılları. “Roman yazarları yaşadığı toplumun aynasıdır.” İstanbul dışına çıkılır, Anadolu anlatılır; memleket edebiyatı doğar. Köy gerçeği: Ebubekir Hazım Tepeyran — Küçük Paşa, Yakup Kadri — Yaban. Dil sade, cümleler kısa; anlatım gözlemci gerçekçiliğe dayanır.
Yakup Kadri: Fecriati’de başladı, Nev-Yunanilik (Yahya Kemal ile), tezli roman kavramını getirdi, nehir roman. Reşat Nuri: sade dil, canlı diyalog, mizah, güçlü gözleme dayalı psikolojik tahlil. Halide Edip: İngiliz dili ve edebiyatı profesörü, kahramanları çevresine göre konuşturur, dil yanlışları yapar, iki grup roman (kadın konulu / Kurtuluş Savaşı konulu). Refik Halit: aile müessesesi, mizah, sürükleyici anlatım. Aka Gündüz: Genç Kalemler ve Çocuk Bahçesi, 1920’de Alay dergisi, kısa ve etkileyici cümleler.