Fiziğin ötesinden kentin ortasına
Bu ünitede modern Türk şiirinin iki ayrı damarı var. Birincisi dinî değerleri, geleneğe duyarlığı ve metafizik anlayışı öne çıkaran modern şiir: yüzyıllardır süren tasavvufi şiir geleneğinin Cumhuriyet Dönemi’ndeki devamı. İkincisi 1980 sonrası Türk şiiri: politikanın arka plana düştüğü, kent kimliği ve çok sesliliğin öne çıktığı kuşak. İkisinin kesiştiği yerde Sezai Karakoç çizgisi duruyor.
Üçü de birbirine karıştırılır. Tanımları ayrı, ortak yönleri ise tek bir cümledir — ve sınavda sorulan çoğunlukla o ortak yöndür.
Duyularımızla algılayamadığımız varlıkların sebeplerini ve temellerini araştıran felsefe disiplinine metafizik denir. Anahtar sözcük: felsefe disiplini.
Gerçeklikle ilgili kesin bilgiye, deneyim ya da akıl yoluyla değil mistik bir tecrübe veya sezgi yoluyla erişilebileceğini savunan öğretiye mistisizm denir. Anahtar sözcük: sezgi (akıl ve deney değil).
Tanrı’nın niteliğini ve evrenin oluşumunu varlık birliği anlayışıyla açıklayan dinî ve felsefi akımdır. Anahtar sözcük: varlık birliği.
Metafizik, mistisizm ve tasavvufun ortak yönü; fiziki evrenin dışında bir varlık alanı olduğunu kabul etmeleridir. Bu cümle, üç kavramı da tek çatı altında toplayan tanımdır.
Türk edebiyatında divan ve tekke şairleri tarafından yazılan tasavvufi eserler, yüzyıllardır süregelen dinî değerleri, geleneğe duyarlığı ve metafizik anlayışı öne çıkaran bir şiir geleneği oluşturmuştur. Cumhuriyet Dönemi’nde de özellikle Necip Fazıl Kısakürek, mistik şiire gerçek anlamda yön veren isimlerden biri olmuştur.
Sezai Karakoç, Asaf Halet Çelebi, İsmet Özel, Cahit Zarifoğlu, Erdem Bayazıt, Nuri Pakdil gibi isimler; Cumhuriyet Dönemi’nde dinî değerleri, geleneğe duyarlılığı ve metafizik anlayışı öne çıkaran sanatçılardır.
İsmet Özel hem 1960 sonrası toplumcu gerçekçi şairler arasında hem de dinî değerleri ve metafizik anlayışı öne çıkaran sanatçılar arasında sayılır. Sezai Karakoç ise hem İkinci Yeni şairleri arasında hem burada geçer. Bu bir çelişki değil; şairlerin sanat hayatı boyunca çizgi değiştirmesinin ya da birden fazla damarla ilişkili olmasının sonucudur. Soruda hangi ölçütün verildiğine bak: ideolojik işlev mi, imge ve kapalılık mı, İslami duyarlılık mı.
Bu beş şairin ayırt edici yanı, çoğunun şiir dışında da tür değiştirmesidir: araştırma-inceleme, çocuk kitabı, gezi, deneme, oyun. Sorular çoğunlukla buradan gelir.
Arama kutusuna bir eser adı ya da tür yaz (“çocuk”, “deneme”, “gezi”, “roman”…).
Şiir: He, Lâmelif, Om Mani Padme Hum.
Araştırma-İnceleme: Mevlâna, Molla Cami, Eşrefoğlu Divanı, Gotama Buddha,
Naima, Ömer Hayyam.
Şiir kitaplarının adları da araştırmalarının konuları da doğrudan
tasavvuf ve mistik gelenekle ilgilidir.
Şiir: İşaret Çocukları, Yedi Güzel Adam, Menziller, Korku ve Yakarış.
Hikâye: İns · Roman: Savaş Ritimleri.
Çocuk Kitabı: Serçekuş, Katıraslan, Ağaçkakanlar, Yürekdede ile Padişah,
Küçük Şehzade, Motorlu Kuş, Kuşların Dili. Bu grupta çocuk kitabı yazan tek
isim odur — ayırt edici bilgidir.
Şiir: Sebeb Ey, Risaleler, Gelecek Zaman Risalesi.
Gezi: İpek Yolundan Afganistan’a. Bu grupta gezi yazan tek isim odur.
Şiir: Kuşluk Saatleri, Kayıpların Şarkısı, Yirmidört Şiir, Şahitsiz Vakitler,
Berzah, Sınır Taşı.
İnceleme: Modern Türk Şiirinin Doğası.
Şiir: Osmanlı Simitçiler Kasidesi.
Deneme: Batı Notları, Bir Yazarın Notları · Oyun: Umut, Korku.
Bu grupta oyun yazan tek isim odur.
Cumhuriyet Dönemi’nde mistik şiire gerçek anlamda yön veren isimlerden biri. Bu grubun eser listesinde ayrı bir künyesi yoktur ama akımın yön vericisi olarak sorulur. Ayrıca Sedat Umran’ın şiirinde Ahmet Haşim’in yanında onun da etkisi görülür.
1980 sonrası Türk şiirinde şairlerin genel yaklaşımı şudur: “Türk şiirinin bir bütün olduğu, bu şiirin hiçbir ayrım gözetilmeden sahiplenilmesi gerektiği.” Yani önceki kuşakların birbirine cephe alan tavrı yerini, bütün mirası sahiplenen bir tutuma bırakmıştır. “Çok seslilik” bu kuşağın belirleyici özelliğidir; aynı dergide farklı şiir anlayışındaki şairler birlikte ürünler verebilmiştir.
Bir ölçüt seç: solda 1960-1980 kuşağının tutumu, sağda 1980 sonrasının tutumu görünür.
Bu dönemde şiirlerde tema olarak “kent kimliği, şehirleşme” öne çıkmıştır. 1980 sonrası kuşakta politik ve toplumsal konular arka planda kalırken bireysel kaygılar ön planda tutulmuştur.
Yapı ve söyleyişe içerikten çok fazla önem verilmiştir. İkinci Yeni şiirine özgü uzak çağrışımlar, yeni imgeler peşinde koşulmuş, şiir düzyazıya yaklaştırılmıştır.
Üç Çiçek, Poetika, Şiir Atı, Fanatik, Sombahar, Broy, Yönelişler bu kuşak için önemli dergiler olarak sayılabilir. Ayırt edici not: aynı dergide farklı anlayıştaki şairler yan yana yayımlanabilmiştir.
Haydar Ergülen, Hüseyin Atlansoy, Sedat Umran, Lale Müldür, Ahmet Erhan, Sunay Akın, Metin Altıok, Enis Batur, Şükrü Erbaş dönemin önemli temsilcilerinden bazılarıdır.
Aşağıdaki cümlelerde dergi adlarını ve dönemin temalarını ayrı ayrı işaretle, sonra Denetle’ye bas.
Bu dokuz isim birbirine çok karışır. Her biri için bir ayırt edici işaret var: bir lakap, bir kitap, bir alışkanlık.
Her satırdaki işaret yalnız bir şaire aittir. Doğru sütuna ✓ koy, sonra Denetle’ye bas.
Sedat Umran 1970’te yayımlanan Leke ile “Leke’nin Şairi” ya da “Eşyanın Şairi” diye anılır; onun ayırt edicisi eşya sembolizmidir. Ahmet Erhanın ayırıcı izlekleri ise “ölüm” ve “Akdeniz”dir; onda ölüm bir metafor ya da felsefi zeminde tartışılan bir olgu değildir, yaşam karşısındaki tüm gerçekliğiyle vardır. İkisi de lirizm ve ironiyi bir arada kullanır — karıştırılmalarının sebebi budur. Ayırt edici: eşya Sedat Umran’ı, Akdeniz Ahmet Erhan’ı gösterir.
Metafizik, mistisizm ve tasavvufun tanımları ile ortak yönü; dinî değerleri, geleneğe duyarlığı ve metafizik anlayışı öne çıkaran modern şiirin altı ilkesi ve beş temsilcisi; 1980 sonrası Türk şiirinin çok sesliliği, kent teması, dergileri ve dokuz şairi
Metafizik: duyularımızla algılayamadığımız varlıkların sebeplerini ve temellerini araştıran felsefe disiplini. Mistisizm: kesin bilgiye deneyim ya da akıl yoluyla değil, mistik tecrübe veya sezgi yoluyla erişilebileceğini savunan öğreti. Tasavvuf: Tanrı’nın niteliğini ve evrenin oluşumunu varlık birliği anlayışıyla açıklayan dinî ve felsefi akım. Ortak yönleri: fiziki evrenin dışında bir varlık alanı olduğunu kabul etmeleri.
Türk edebiyatında divan ve tekke şairlerinin tasavvufi eserleri yüzyıllardır süregelen bir şiir geleneği oluşturmuştur. Cumhuriyet Dönemi’nde Necip Fazıl Kısakürek mistik şiire gerçek anlamda yön veren isimlerden biridir.
Kur’an-ı Kerim, hadisler, peygamber kıssaları, mistisizm gibi kaynaklardan yararlanılır · temalar: tasavvuf, hayat, ölüm, günah, kaygı, rahmet · kapalı ve içe dönük anlatımla İslami düşünce birleştirilir · imgeye yaslanan, çok anlamlı okumaya açık bir yapı kurulur · geleneksel şiir ile modern şiirin sentezi amaçlanır · genellikle serbest ölçü, az da olsa hece ölçüsü.
Asaf Halet Çelebi — araştırma-inceleme (Mevlâna, Gotama Buddha…) · Cahit Zarifoğlu — çocuk kitabı (Serçekuş, Katıraslan…), hikâye (İns), roman (Savaş Ritimleri) · Erdem Bayazıt — gezi (İpek Yolundan Afganistan’a) · Ebubekir Eroğlu — inceleme (Modern Türk Şiirinin Doğası) · Nuri Pakdil — deneme (Batı Notları) ve oyun (Umut, Korku).
Genel yaklaşım: “Türk şiiri bir bütündür, hiçbir ayrım gözetilmeden sahiplenilmelidir.” · Tema: kent kimliği, şehirleşme · politik ve toplumsal konular arka planda, bireysel kaygılar ön planda · belirleyici özellik: çok seslilik · yapı ve söyleyişe içerikten çok önem verilir · İkinci Yeni’ye özgü uzak çağrışımlar ve yeni imgeler aranır, şiir düzyazıya yaklaştırılır · aynı dergide farklı anlayıştaki şairler birlikte ürün verebilir.
Üç Çiçek · Poetika · Şiir Atı · Fanatik · Sombahar · Broy · Yönelişler. Bir önceki kuşağın dergileriyle (Ant, Militan, Halkın Dostları, Yansıma) karıştırılmamalı.
Haydar Ergülen — ilk şiirini Umur Erkan adıyla Gelişim dergisinde
yayımladı; imgeci şiirin güçlü temsilcisi.
Hüseyin Atlansoy — Sezai Karakoç çizgisi; İslami duyarlılık,
mistik/metafizik eğilim.
Sedat Umran — Leke (1970), eşya sembolizmi, “Leke’nin Şairi”,
“Eşyanın Şairi”, Yedigün Şairleri.
Ahmet Erhan — ayırıcı izlekler: ölüm ve Akdeniz.
Sunay Akın — Garip’in yazma stili, sözcük oyunları, ironi.
Lale Müldür — İngilizce sözcükler, sözcük tekrarları, noktalamayı
pek kullanmama.
Metin Altıok — rubai ve gazel gibi geleneksel biçimlerle çağdaş
şekilleri birlikte kullandı.
Enis Batur — hemen her türde eser; Doğu ve Batı’nın derinliklerine
açılan girift atmosfer.
Şükrü Erbaş — halk şiiri ve folklordan beslenen söyleyiş.
Hüseyin Atlansoy, 1980 kuşağından olduğu hâlde Sezai Karakoç çizgisinin İkinci Yeni tarzındaki imgeli, kapalı, çok anlamlı okumaya açık şiir dilini kullanır ve mistik/metafizik şiir anlayışının 1980 kuşağı şairlerinden biri olur. Yani bu ünitenin iki bölümü onda birleşir.