AYT EDEBİYAT · ÜNİTE 28 · CUMHURİYET DÖNEMİ TÜRK TİYATROSU

Altın çağ, durgunluk ve tek kişilik oyun

Cumhuriyet tiyatrosu bir kurum kurma hikâyesiyle başlar: Darülbedayi Şehir Tiyatroları olur, Devlet Tiyatroları kurulur, turnelerle tiyatro Anadolu’ya taşınır. Sonra on yıllık dilimler gelir ve her dilimin kendi damarı vardır — 1950’de çok partili hayat, 1960’ta altın çağ, 1970’te sancı ve bulvar komedileri, 1980’de durgunluk ve tek kişilik oyunlar. Bu ünitede tarih sırası ezberlenmez, her dilimin ayırt edici cümlesi ezberlenir.

01 / 1923-1950: KURULUŞ

Önce kurum, sonra oyun

DÖNEMİN ÇERÇEVESİ

• 19. yüzyılın ikinci yarısında ve 20. yüzyılın başlarında Türk tiyatrosunda görülen canlılık, I. Dünya Savaşı ve Millî Mücadele’nin zorlu yıllarında bir hayli durgunlaştıysa da Cumhuriyet Dönemi’nde yeni bir atılım gerçekleştirmiştir.
• Cumhuriyet Dönemi’nde Türk tiyatrosu hem kurumsal bir yapıya kavuşmuş hem de tiyatro sanatı açısından çeşitli atılımlar yapmıştır.
Yerli oyun yazarlarının yetişmesi, tiyatro eğitimi ve oyunculuktaki yeni yönelimler, nitelikli tiyatro seyircisinin oluşturulması ve sayısının artırılması Cumhuriyet tiyatrosunun temel meseleleri olmuştur.

MUHSİN ERTUĞRUL

Avrupa’da eğitim gören Muhsin Ertuğrulun, Türk tiyatrosunun Batı tiyatrosu düzeyine getirilmesinde büyük katkısı olmuştur. 1934 yılında Şehir Tiyatroları adını alan Darülbedayinin başına getirilen Muhsin Ertuğrul:

Yerli yazarları oyun yazmaları için yüreklendirmiş,
Kadın ve erkek oyuncuların yetişmesini sağlamış,
Çağdaş oyunları tercüme ettirerek Batı ile aynı yıllarda aynı oyunların Türkiye’de de oynanmasını sağlamış,
• Sahneleme, oyunculuk ve dekor kullanımında güncel anlayışı yerleştirmeye çalışırken tiyatroyu yurdun her köşesine yayma girişimiyle bugünkü Türk tiyatrosunun temellerini atmıştır.

Bir adı iki tarihe bağlama alışkanlığı edin: 1914 Darülbedayi (Millî Edebiyat, Andre Antoine), 1934 Şehir Tiyatroları (Cumhuriyet, Muhsin Ertuğrul). Aynı kurum, iki ad, iki yönetici.

KURUMLAŞMA ZİNCİRİ

Ankara’da Devlet Tiyatroları kurulmuş, bazı büyük şehirlerde şubeleri açılmış, turneler düzenlenerek tiyatro halkın ayağına götürülmüştür.
Özel tiyatrolar yeni tiyatro anlayışını ve akımlarını sahneledikleri oyunlarla tanıtmış, turnelerle tiyatronun Anadolu’da yaygınlaşması için çaba göstermiştir.
1935-1936 sezonunda Şehir Tiyatroları’nda, Muhsin Ertuğrul önderliğinde bir çocuk tiyatrosu kurulur. 1 Ekim 1935’te Tepebaşı Tiyatrosu’nda sahneye konan ilk çocuk oyunu, M. Kemal Küçük’ün Çocuklara Tiyatro Dersi adlı oyunudur.

İLK ON YILIN OYUN ANLAYIŞI

• Cumhuriyet’in ilk on yılında yazılan tiyatro eserlerinin çoğu, gündemde olan siyasi görüşleri ve sanat anlayışını yansıtır. Oyunlar düşünce ağırlıklı olup toplumsal mesajlar içerir. Melodram özelliği taşıyan bu oyunlar didaktik bir niteliğe sahiptir.
• Tiyatro yazarları, Cumhuriyet’in getirdiği yeni değerler ışığında eski Türk tarihi ile Türk kültürünün uzantılarını ortaya çıkarabilmek için Anadolu’ya yönelmiştir.
1930’lu yıllarda konusunu Türk tarihinden, medeniyetinden, destan ve efsanelerinden, halk kültüründen, Cumhuriyet’in erdemlerinden alan birçok oyun yazılmıştır.
1930’lu yıllardan sonra geleneksel halk tiyatrosuna ilgi duyan yazarlar Karagöz oyunları yazmış, Karagöz oyunlarında günün şartlarına göre değişiklik yapmıştır.

1923-1950 ARASI OYUNLARIN YEDİ KONUSU

Savaş yıllarını ele alan eserler
Eski-yeni çatışmasını konu edinen eserler
• Konusunu tarih, mitoloji ve masallardan alan eserler
Yanlış Batılılaşmayı, sosyal değerlerdeki değişimleri ele alan eserler
Türk’ün yüce karakter özelliklerini işleyen eserler
Osmanlı Dönemi’ni yansıtan eserler
Cumhuriyet rejiminin erdemlerini anlatan eserler

Yedisi de madde madde verilir. Sınavda “aşağıdakilerden hangisi 1923-1950 arası tiyatro konularından biri değildir” diye sorulduğunda, listede olmayan tipik seçenekler bireyin yabancılaşması, köyden kente göç ve işçi sınıfıdır — üçü de sonraki dönemlerin konularıdır.

02 / 1923-1950 YAZARLARI

Üç kuşak yan yana

YAZARLAR ÜÇE AYRILIR

1. Edebiyat hayatlarına Cumhuriyet’ten önce başlamış birçok önemli sanatçı, 1923-1950 arasında tiyatro türünde eser vermiştir.
2. Edebiyat hayatlarına Cumhuriyet Dönemi’nde başlamış ve başka türlerde başarılı eserler vermiş bazı sanatçılar da bu yıllarda tiyatro yazmıştır.
3. 1923-1950 yılları arasında tiyatro türünde yoğunlaşmış bazı önemli sanatçılar vardır.

Bu üçlü ayrım sınavda doğrudan sorulmaz ama listeleri ayırmayı kolaylaştırır: birinci grup tanıdık eski adlar (Musahipzade, Abdülhak Hâmit, Reşat Nuri), üçüncü grup ise yalnız tiyatroyla anılan adlardır (Vedat Nedim Tör, Cevat Fehmi Başkut, İsmail Hakkı Baltacıoğlu).

CUMHURİYET’TEN ÖNCE BAŞLAYANLAR
Sanatçı 1923-1950 arası tiyatroları
Musahipzade CelalFermanlı Deli Hazretleri · Aynaroz Kadısı · Bir Kavuk Devrildi
İbnürrefik Ahmet Nuri SekizinciŞeriye Mahkemesinde · Belkıs
Reşat Nuri Güntekinİstiklâl · Vergi Hırsızı
Hüseyin Rahmi GürpınarKadın Erkekleşince
Abdülhak Hâmit TarhanHakan
Faruk Nafiz ÇamlıbelAkın · Özyurt · Kahraman
Halit Fahri OzansoyOn Yılın Destanı
Behçet Kemal ÇağlarÇoban · Ergenekon · Attila
Necip Fazıl KısakürekTohum · Bir Adam Yaratmak · Künye · Sabırtaşı
Nahit Sırrı ÖrikSönmeyen Ateş · Muharrir

Dikkat: Abdülhak Hâmit Tarhanın Hakanı ile Faruk Nafizin Akın, Özyurt, Kahramanı ünite 27’de de geçiyordu. Aynı eserlerin iki ünitede birden görünmesi hata değil: yazarlar Millî Edebiyat’ta başlayıp Cumhuriyet’te yazmaya devam etmiştir.

TİYATRODA YOĞUNLAŞANLAR

Bu dört sanatçının listesi çok uzundur. Tabloya bir eser adı yaz, kimin olduğunu bul; ya da bir sanatçıyı seçip bütün oyunlarını gör.

BAŞKA TÜRLERDE TANINIP TİYATRO DA YAZANLAR

Nazım Hikmet: Kafatası · Bir Ölü Evi · Unutulan Adam
Peyami Safa: Gün Doğarken
Yaşar Nabi Nayır: Mete · İnkılâp Çocukları
Ahmet Kutsi Tecer: Köşebaşı

Dördü de asıl olarak başka türlerle tanınır: Nazım Hikmet ve Ahmet Kutsi Tecer şiirle, Peyami Safa romanla, Yaşar Nabi Nayır dergiciliğiyle. Bu yüzden tiyatro eserleri sorulduğunda şaşırtır.

DERS KİTABINDA BİR ETİKET HATASI

Ders kitabı, Cevdet Kudret Solokun eserlerini sıralarken başına “Hikâye:” yazar. Oysa bölüm tiyatroda yoğunlaşan sanatçılar bölümüdür ve sıralanan Tersine Akan Nehir, Yerli Mallar, Rüya İçinde Rüya, Danyal ve Sara, Kurtlar, Yaşayan Ölüler adlı eserler oyunlardır. Bu sayfada onları tiyatro başlığı altında verdik; bir soruda “Cevdet Kudret’in hikâye kitabı hangisidir” diye sorulursa bu eserler doğru cevap değildir.

03 / 1950’DEN 1980 SONRASINA

Dört dilim, dört ayrı karakter

ON YILLIK DİLİMLER ŞERİDİ

Bir noktaya tıkla: o dilimin belirleyici siyasi olayı, tiyatrodaki karşılığı, işlenen konular ve dilimin ayırt edici cümlesi çıkar.

1950-1960

• 1950’li yılları etkileyen en önemli siyasi olay, 1946’da çok partili siyasi yaşama geçiştir; bu köklü dönüşümün etkileri tiyatro dünyasında da görülür.
• Türk tiyatrosu başta oyun yazarlığı olmak üzere kurumsallaşma, oyunculuk, eleştiri gibi alanlarda yeni arayışlarla bir dönüşüm sürecine girer.
1949 yılında Devlet Tiyatrolarının kurulması, Halkevleri ve Köy Enstitülerindeki tiyatro etkinlikleri, özel tiyatroların İstanbul dışında da yaygınlaşması bu dönemin önemli gelişmelerindendir.
Üniversite düzeyinde tiyatro eğitiminin gündeme getirilmesi ve tiyatro eleştirisinin önem kazanması tiyatronun gelişimini hızlandırır.
• Bu adımlar, Türk tiyatrosunun altın çağı olarak nitelendirilen 1960 sonrası tiyatro yaşantısının temelini oluşturur.
• İşlenen konular: Batılılaşma, geleneksel-modern yaşam ve kuşak çatışması, aile kurumundaki sıkıntılar, aydın kişinin kendisine ve topluma yabancılaşması, çok partili hayata geçişle devlet yönetimine ilişkin siyasal sorunlar, ekonomik sıkıntılar, tarih, efsane ve mitolojiden alınan konular.
• Bu dönemin eserlerinde açık ve yalın bir dil, somut bir anlatım üslubun belirleyici özellikleri olmuştur.

Üç tarih üç ayrı kuruma bağlanır ve karıştırılır: 1914 Darülbedayi · 1934 Şehir Tiyatroları · 1949 Devlet Tiyatroları.

1960-1970 · ALTIN ÇAĞ

• Siyasi olayların yoğun yaşandığı 1960’lı yıllar, Türk tiyatrosunun en parlak ve hareketli dönemlerinden biri olur.
Özel tiyatroların artması ve politik hayattaki canlılığın tiyatroya yansımasıyla hareketli bir tiyatro yaşamı ortaya çıkar, seyirci sayısı artar.
Akademik düzeyde tiyatro eğitimi, tiyatro sanatı üzerine bilimsel araştırmaların çoğalması ve tiyatro eleştirilerinin gelişmesi katkıda bulunur.
• Yeni yazarlar yetişir, konular çeşitlenir; absürt ve epik tiyatro gibi yeni türler denenir.
• Tiyatro sahnesi, ekonomi, siyaset ve günlük yaşamdaki değişimlerin tartışıldığı önemli platformlardan biri olur.
• Bazı yazarlar mitoloji, tarih, masal gibi kaynaklardan beslenerek güncel sorunlara yaklaşır; kimileri bireyin iç dünyasına eğilir ve çelişkileri evrensel bağlamda yansıtır; bazıları bu oyunlarda soyut ve simgeci bir yaklaşımı benimser.
Köy oyunları yazılır; bunlarda sömürü, yoksulluk, geri kalmışlık, kadının toplumsal konumu ele alınır.
Köyden kente göç ve buna bağlı sorunlar bu dönemin bir diğer öbeğini oluşturur; dar gelirli aileler de yoğun olarak işlenir.
• Kimi oyunlarda siyasi düzenin eleştirisi yapılır; biçimsel kalıpların dışına çıkılır, tek kişilik veya iki kişilik oyunlara yönelinir.
• Bazı oyunlar Karagöz ve orta oyunu gibi geleneksel Türk tiyatrosundan beslenerek yazılır; bazı yazarlar ulusal bir Türk tiyatrosu yaratmak için çaba gösterir.

1970-1980 · SANCILI ON YIL

• Bu dönem, bir muhtırayla başlayan ve bir askerî müdahaleyle biten on yıllık bir dönemdir.
• Tiyatro; ülkenin siyasal, toplumsal ve ekonomik bunalımının etkisiyle sancılı bir süreç geçirir. Yine de yazarlar çeşitli denemelere girişir; önceki dönem kadar olmasa da verimli sayılabilecek bir dönem yaşanır.
• Dönem, toplumcu bir bakış açısının etkisinde, epik ve göstermeci yönelişlerin öne çıktığı, güncel, politik ve toplumsal olanın vurgulandığı bir dönemdir; yazarların çoğu toplumsal olanı bireysel olana tercih etmiştir.
İşçi sınıfı ve işçilerin yaşadığı sıkıntılar en çok yansıtılan konulardan biridir.
• 1970’li yıllarda köy; modern yaşantının nimetlerinden yoksun, insanlık dışı şartların hüküm sürdüğü bir yer olarak ele alınır.
Tarihî ya da mitolojik konular üzerine yazılmış oyunlar niceliksel olarak önemli bir ağırlığa sahiptir.
Modern kent yaşantısının aile kurumuna ve insan ilişkilerine etkisi önemli malzeme oluşturur; birçok yazar epik tiyatronun etkisi altında yapıt verir.
• 1970’li yılların ikinci yarısından itibaren televizyonun ve artan şiddet olaylarının etkisiyle seyirci tiyatrodan uzaklaşmaya başlar.
• Sonuna doğru bulvar komedileri, vodviller, kaba güldürüler oynayan özel tiyatrolar yükselen anlayış hâline gelir ve tiyatro sanatsal açıdan zarar görür.
Kabare türünün Türk tiyatrosuna girmesi, 1970’lerin eşiğinde başlayan ve dönem boyunca süren önemli bir gelişmedir.

1980 SONRASI · DURGUNLUK

Kentli yaşam olgusunun bireyi günden güne yalnızlaştırması, iletişimsizlik, yabancılaşma, varoluşa dair sorgulamalar sıklıkla ele alınan konulardandır.
• Batı tiyatrosundaki postmodern etkilere bağlı olarak çok kültürlülük, sahnelemedeki yeni arayışlar ve deneysellik tiyatroyu etkiler.
Çoklu medya araçları — sahnenin bilgisayardan gelen ses ve görüntülerle bütünleştirilmesi — tiyatroda kendine yer bulur.
• 1980’li yıllar, tek kişilik oyunların sayısında önemli bir artışın görüldüğü dönemdir.
• 1960’larda başlayan verimliliği sürdürme çabası, 1980 darbesinden oldukça kötü etkilenir.
• Oyun yazarları, 12 Eylül sonrasında dönemin siyasi koşullarından dolayı güncel olaylardan ve toplumsal sorunlardan uzaklaşır.
• 1980’lerde oyun yazarlığı nicelik ve nitelik açısından bir durgunluk yaşar; nitelikli oyunlar yerini eğlencelik gösterimlere bırakır.
• Politik konulardan uzaklaşmanın sonucunda konusunu tarihten, söylencelerden ve masallardan alan oyunlar yazılır.

Bir uyarı: tek kişilik oyun hem 1960’larda hem 1980’lerde geçer. 1960’larda “tek kişilik veya iki kişilik oyunlara yönelme”, 1980’lerde “tek kişilik oyunların sayısında önemli artış” denir. Soruda “sayıca artış” geçiyorsa cevap 1980’lerdir.

HANGİ KONU HANGİ DİLİMDE?
04 / ABSÜRT VE EPİK TİYATRO

Anlamsızlığı göstermek, seyirciyi uyandırmak

ABSÜRT TİYATRO

Temaları: hayatın anlamsızlığı, yabancılaşma, iletişimsizlik, umarsızlık, dünyanın korku ve kaygılar yüklü ve güvensiz oluşu, toplumsal-politik sorunlar.
• Geleneksel tiyatronun olay örgüsündeki serim-düğüm-çözüm unsurları absürt oyunlarda ya yer almaz ya da mantıksal bir dizgeye oturtulmaz.
• Geleneksel tiyatronun kahraman imgesine karşın absürt oyun kişileri herhangi bir eyleme başvurmaz ve içinde bulundukları durumdan kurtulmak için herhangi bir arayışa girmez.
• İnsanın çevresine ve kendisine yabancılaşması, kişiliğinin yitirilmesi; yalnızlık, umarsızlık, korku, kaygı gibi duyguların boyunduruğu altında olması, absürt oyun kişilerinin temel davranış özellikleridir.
• Geleneksel söylemin mantıklı dizgeye oturtulan diyalogları, absürt tiyatroda yerini parçalanmış, anlam üreten değil anlamsızlığı yansıtan bir yapıya bırakır.
Gerçeküstücü, düşsel biçimler, uyumsuz seslerle seyirciyi tedirgin ederek, aslolan gerçeği anımsatarak seyirciyi rahatsız etmeyi amaçlar.
• Türk edebiyatındaki en bilinen örneği Güngör Dilmen’in Canlı Maymun Lokantası adlı eseridir.

EPİK TİYATRO

Toplumsal ve politik konuları ele alan; seyircinin bu konular üzerinde düşünüp fikir yürütmesini, yargıya varmasını sağlayan; bilgilendirici, eleştirel-gerçekçi bir tiyatro anlayışıdır.
Bertolt Brechtin ortaya koyduğu epik tiyatro anlayışı Almanya’da 1930’lu yıllarda görülmeye başlanmıştır. Türk tiyatrosunda ise 1960’larda etkisini göstermiştir.
• Epik tiyatroda sahnedekinin bir oyun olduğunu seyirciye hatırlatmak; izleyiciyi gözlemci yaparak, onu etkin konuma sokarak bir yargıya varmak istenir. Brecht, “Burası bir tiyatro sahnesi ve sizler de izleyicilersiniz.” diyerek seyirciyi oyunun dışında tutmuştur.
• İzleyicilerin sahnede aktarılan sorun üzerine eleştirel bir tavır takınması esas amaçtır. Bu yüzden seyircinin oyunun akışına kendini kaptırmasının önüne geçmek için yabancılaştırma efekti kullanılır.
• Yabancılaştırma efektinin en belirgin yansımalarından biri, sahnedeki oyuncunun seyirciye dönerek onunla konuşmasıdır.
Haldun Taner’in Keşanlı Ali Destanı, Türk tiyatrosundaki ilk epik tiyatrodur.

İKİ TÜR KARŞI KARŞIYA

Ölçütü değiştir: aynı sorunun iki türde aldığı cevabı gör. En kritik ayrım seyirciye ne yapıldığıdır: absürt tiyatro onu tedirgin eder, epik tiyatro onu gözlemci yapar.

TUZAK · İKİ TARİH, İKİ ÜLKE

Epik tiyatro Almanya’da 1930’lu yıllarda görülmeye başlanır, Türk tiyatrosunda 1960’larda etkisini gösterir. İki tarih arasında otuz yıl vardır ve sınav bu iki tarihi birbirinin yerine koyar. Keşanlı Ali Destanı’nın da yeri bu ikinci tarihtir.

İkinci tuzak: absürt tiyatroda serim-düğüm-çözüm ya yoktur ya da mantıksal bir dizgeye oturtulmaz — kaynak “hiç yoktur” demez, iki ihtimali birden verir. Kesin ifadeli seçenekler bu yüzden yanlıştır.

05 / 1950 SONRASI YAZARLARI

Yedi ad, yüzden fazla oyun

ARANABİLİR ESER TABLOSU

Kaynak yedi sanatçı verir. Listeler uzun olduğu için ezber değil tanıma hedeflenmeli: bir eser adı gördüğünde kimin olduğunu bilmek yeter. Kutuya bir eser adı yaz.

HALDUN TANER — İKİ TÜRDE BİRDEN

Kaynak Haldun Taner’i hem tiyatro hem hikâye listesiyle verir; bu ünitede iki türü birden verilen tek yazar odur.

Tiyatro: Günün Adamı · Dışardakiler · Ve Değirmen Dönerdi · Fazilet Eczanesi · Keşanlı Ali Destanı · Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım · Eşeğin Gölgesi · Zilli Zarife · Sersem Kocanın Kurnaz Karısı · Ayışığında Şamata · Vatan Kurtaran Şaban · Bu Şehr-i Sitanbul ki

Hikâye: Yaşasın Demokrasi · Tuş · Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu · Ayışığında “Çalışkur” · On İkiye Bir Var · Konçinalar · Sancho’nun Sabah Yürüyüşü · Kızıl Saçlı Amazon

İki listede birbirine benzeyen iki ad var: Ayışığında Şamata (tiyatro) ile Ayışığında “Çalışkur” (hikâye). Ayırt edici kelime Şamatadır — o sahnededir.

TARİHTEN BESLENEN İKİ YAZAR

Turan Oflazoğlunun oyunlarının büyük kısmı Osmanlı tarihinden gelir: Kösem Sultan, Cem Sultan, Deli İbrahim, IV. Murat, Genç Osman. Öteki oyunları: Keziban · Allah’ın Dediği Olur · Elif Ana · Sokrates Savunuyor · Gardiyan · Dörtbaşımamur Şahin Çakırpençe · Güzellik ile Aşk.

Orhan Asena da tarihe ve mitolojiye yönelir: Tanrılar ve İnsanlar, Hürrem Sultan, Simavnalı Şeyh Bedrettin, Atçalı Kel Mehmet. Öteki oyunları: Korku · Kocaoğlan · Tohum ve Toprak/Alemdar Paşa · Gecenin Sonu · Fadik Kız · Karagöz Emekli · Şili’de Av · Ölü Kentin Nabzı · Ölümü Yaşamak/Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe.

İki yazarın da “Sultan” içeren eserleri var: Oflazoğlu’nun Kösem Sultan ve Cem Sultanı, Asena’nın Hürrem Sultanı. Padişah adı taşıyan oyunlar (IV. Murat, Genç Osman, Deli İbrahim) Oflazoğlunundur.

DÖNEM KÜNYESİ
06 / OYUN

Cümleyi gör, dilimi söyle

Her soruda bir eser, bir tarih ya da bir dönem özelliği verilir; hangi dilime ya da kime ait olduğunu bulman gerekir. Sorular her turda karışır.

OYUN · HANGİ ON YIL?
0 / 0
07 / BİLGİ TESTİ

Öğrendiklerini test et

47 soruluk test · Muhsin Ertuğrul ve kurumlaşma, 1923-1950’nin yedi konusu, 1950’den 1980 sonrasına beş dilimin ayırt edici cümleleri, absürt ile epik tiyatronun karşılaştırması ve dönemin bütün yazar-eser eşleştirmeleri

Soru 1 / 10
Puan: 0
Soru yükleniyor...
08 / ÖZET

Ünitenin iskeleti

ÜÇ TARİH, ÜÇ KURUM

1914 Darülbedayi-i Osmanî (Millî Edebiyat · Andre Antoine) · 1934 Darülbedayi Şehir Tiyatroları adını alır, başına Muhsin Ertuğrul getirilir · 1949 Devlet Tiyatroları kurulur. Ayrıca 1 Ekim 1935: Tepebaşı Tiyatrosu’nda ilk çocuk oyunu — M. Kemal Küçük, Çocuklara Tiyatro Dersi.

MUHSİN ERTUĞRUL

Avrupa’da eğitim gördü · Türk tiyatrosunun Batı düzeyine getirilmesinde büyük katkı · yerli yazarları yüreklendirdi · kadın ve erkek oyuncuların yetişmesini sağladı · çağdaş oyunları tercüme ettirerek Batı ile aynı yıllarda aynı oyunların oynanmasını sağladı · tiyatroyu yurdun her köşesine yayma girişimi.

1923-1950 OYUN ANLAYIŞI

İlk on yıl: düşünce ağırlıklı, toplumsal mesajlı, melodram özellikli, didaktik oyunlar · yazarlar Anadolu’ya yöneldi · 1930’larda Türk tarihi, medeniyeti, destan ve efsaneleri, halk kültürü, Cumhuriyet’in erdemleri · 1930’lardan sonra Karagöz oyunları yazıldı.

1923-1950 YEDİ KONU

Savaş yılları · eski-yeni çatışması · tarih, mitoloji ve masallar · yanlış Batılılaşma ve sosyal değerlerdeki değişim · Türk’ün yüce karakter özellikleri · Osmanlı Dönemi · Cumhuriyet rejiminin erdemleri.

1923-1950 YAZARLARI

Musahipzade Celal: Fermanlı Deli Hazretleri, Aynaroz Kadısı, Bir Kavuk Devrildi. Reşat Nuri: İstiklâl, Vergi Hırsızı. Hüseyin Rahmi Gürpınar: Kadın Erkekleşince. Necip Fazıl Kısakürek: Tohum, Bir Adam Yaratmak, Künye, Sabırtaşı. Behçet Kemal Çağlar: Çoban, Ergenekon, Attila. Nahit Sırrı Örik: Sönmeyen Ateş, Muharrir.

TİYATRODA YOĞUNLAŞANLAR

Vedat Nedim Tör: Kör, Köksüzler, Hep ve Hiç, Siyah Beyaz… Cevat Fehmi Başkut: Paydos, Buzlar Çözülmeden, Küçük Şehir, Büyük Şehir… Cevdet Kudret Solok: Tersine Akan Nehir, Danyal ve Sara, Kurtlar… İsmail Hakkı Baltacıoğlu: İnanmak, Ölüler, Andaval Palas, Karagöz Ankara’da…

BAŞKA TÜRLE TANINANLAR

Nazım Hikmet: Kafatası, Bir Ölü Evi, Unutulan Adam. Peyami Safa: Gün Doğarken. Yaşar Nabi Nayır: Mete, İnkılâp Çocukları. Ahmet Kutsi Tecer: Köşebaşı.

1950-1960

En önemli siyasi olay: 1946 çok partili hayata geçiş · 1949 Devlet Tiyatroları · Halkevleri ve Köy Enstitüleri · üniversite düzeyinde tiyatro eğitimi gündeme geldi · eleştiri önem kazandı · açık, yalın dil ve somut anlatım · 1960 sonrası altın çağın temeli.

1960-1970 · ALTIN ÇAĞ

En parlak ve hareketli dönemlerden biri · özel tiyatrolar arttı, seyirci sayısı arttı · akademik eğitim, bilimsel araştırma, eleştiri gelişti · absürt ve epik tiyatro denendi · köy oyunları (sömürü, yoksulluk, geri kalmışlık, kadının konumu) · köyden kente göç · dar gelirli aileler · tek ve iki kişilik oyunlara yönelme · geleneksel tiyatrodan beslenme.

1970-1980

Bir muhtırayla başlar, bir askerî müdahaleyle biter · sancılı ama verimli sayılabilir · toplumcu bakış, epik ve göstermeci yöneliş · işçi sınıfı en çok işlenen konulardan · köy insanlık dışı şartların hüküm sürdüğü yer · tarihî ve mitolojik konular ağırlıkta · televizyon ve şiddet seyirciyi uzaklaştırır · bulvar komedisi, vodvil, kaba güldürü yükselir · kabare türü girer.

1980 SONRASI

Yalnızlaşma, iletişimsizlik, yabancılaşma, varoluş sorgulaması · postmodern etki, çok kültürlülük, deneysellik · çoklu medya · tek kişilik oyunlarda önemli artış · 1980 darbesi ve 12 Eylül sonrası güncel/toplumsal konulardan uzaklaşma · nicelik ve nitelikte durgunluk · tarih, söylence ve masal konulu oyunlar.

ABSÜRT TİYATRO

Hayatın anlamsızlığı, yabancılaşma, iletişimsizlik, umarsızlık · serim-düğüm-çözüm ya yok ya da mantıksal dizgeye oturmaz · kişiler eyleme başvurmaz, arayışa girmez · diyaloglar parçalanmış, anlamsızlığı yansıtır · gerçeküstücü, düşsel biçimler ve uyumsuz seslerle seyirciyi tedirgin eder · örnek: Güngör Dilmen — Canlı Maymun Lokantası.

EPİK TİYATRO

Toplumsal ve politik konular · seyirci düşünsün, yargıya varsın · bilgilendirici, eleştirel-gerçekçi · Bertolt Brecht · Almanya’da 1930’lar, Türkiye’de 1960’lar · yabancılaştırma efekti, en belirgin yansıması oyuncunun seyirciye dönüp konuşması · Haldun Taner — Keşanlı Ali Destanı, Türk tiyatrosundaki ilk epik tiyatro.

1950 SONRASI YAZARLARI

Haldun Taner (Keşanlı Ali Destanı) · Orhan Asena (Hürrem Sultan, Tanrılar ve İnsanlar) · Refik Erduran (Cengiz Han’ın Bisikleti) · Turgut Özakman (Ocak, Sarıpınar 1914, Bir Şehnaz Oyun) · Turan Oflazoğlu (IV. Murat, Genç Osman, Deli İbrahim, Kösem Sultan) · Necati Cumalı (Boş Beşik, Mine, Nalınlar, Derya Gülü) · Recep Bilginer (İsyancılar, Yunus Emre, Sarı Naciye).