Altın çağ, durgunluk ve tek kişilik oyun
Cumhuriyet tiyatrosu bir kurum kurma hikâyesiyle başlar: Darülbedayi Şehir Tiyatroları olur, Devlet Tiyatroları kurulur, turnelerle tiyatro Anadolu’ya taşınır. Sonra on yıllık dilimler gelir ve her dilimin kendi damarı vardır — 1950’de çok partili hayat, 1960’ta altın çağ, 1970’te sancı ve bulvar komedileri, 1980’de durgunluk ve tek kişilik oyunlar. Bu ünitede tarih sırası ezberlenmez, her dilimin ayırt edici cümlesi ezberlenir.
• 19. yüzyılın ikinci yarısında ve 20. yüzyılın başlarında Türk tiyatrosunda görülen
canlılık, I. Dünya Savaşı ve Millî Mücadele’nin zorlu yıllarında bir hayli
durgunlaştıysa da Cumhuriyet Dönemi’nde yeni bir atılım gerçekleştirmiştir.
• Cumhuriyet Dönemi’nde Türk tiyatrosu hem kurumsal bir yapıya kavuşmuş hem de
tiyatro sanatı açısından çeşitli atılımlar yapmıştır.
• Yerli oyun yazarlarının yetişmesi, tiyatro eğitimi ve oyunculuktaki yeni
yönelimler, nitelikli tiyatro seyircisinin oluşturulması ve sayısının
artırılması Cumhuriyet tiyatrosunun temel meseleleri olmuştur.
Avrupa’da eğitim gören Muhsin Ertuğrulun, Türk tiyatrosunun Batı tiyatrosu düzeyine getirilmesinde büyük katkısı olmuştur. 1934 yılında Şehir Tiyatroları adını alan Darülbedayinin başına getirilen Muhsin Ertuğrul:
• Yerli yazarları oyun yazmaları için yüreklendirmiş,
• Kadın ve erkek oyuncuların yetişmesini sağlamış,
• Çağdaş oyunları tercüme ettirerek Batı ile aynı yıllarda aynı oyunların
Türkiye’de de oynanmasını sağlamış,
• Sahneleme, oyunculuk ve dekor kullanımında güncel anlayışı yerleştirmeye
çalışırken tiyatroyu yurdun her köşesine yayma girişimiyle bugünkü Türk
tiyatrosunun temellerini atmıştır.
Bir adı iki tarihe bağlama alışkanlığı edin: 1914 Darülbedayi (Millî Edebiyat, Andre Antoine), 1934 Şehir Tiyatroları (Cumhuriyet, Muhsin Ertuğrul). Aynı kurum, iki ad, iki yönetici.
• Ankara’da Devlet Tiyatroları kurulmuş, bazı büyük şehirlerde
şubeleri açılmış, turneler düzenlenerek tiyatro halkın ayağına
götürülmüştür.
• Özel tiyatrolar yeni tiyatro anlayışını ve akımlarını sahneledikleri oyunlarla
tanıtmış, turnelerle tiyatronun Anadolu’da yaygınlaşması için çaba göstermiştir.
• 1935-1936 sezonunda Şehir Tiyatroları’nda, Muhsin Ertuğrul önderliğinde bir
çocuk tiyatrosu kurulur. 1 Ekim 1935’te Tepebaşı Tiyatrosu’nda sahneye
konan ilk çocuk oyunu, M. Kemal Küçük’ün Çocuklara Tiyatro Dersi adlı
oyunudur.
• Cumhuriyet’in ilk on yılında yazılan tiyatro eserlerinin çoğu, gündemde olan
siyasi görüşleri ve sanat anlayışını yansıtır. Oyunlar düşünce ağırlıklı
olup toplumsal mesajlar içerir. Melodram özelliği taşıyan bu oyunlar
didaktik bir niteliğe sahiptir.
• Tiyatro yazarları, Cumhuriyet’in getirdiği yeni değerler ışığında eski Türk tarihi
ile Türk kültürünün uzantılarını ortaya çıkarabilmek için Anadolu’ya
yönelmiştir.
• 1930’lu yıllarda konusunu Türk tarihinden, medeniyetinden, destan ve
efsanelerinden, halk kültüründen, Cumhuriyet’in erdemlerinden alan birçok oyun
yazılmıştır.
• 1930’lu yıllardan sonra geleneksel halk tiyatrosuna ilgi duyan yazarlar
Karagöz oyunları yazmış, Karagöz oyunlarında günün şartlarına göre
değişiklik yapmıştır.
• Savaş yıllarını ele alan eserler
• Eski-yeni çatışmasını konu edinen eserler
• Konusunu tarih, mitoloji ve masallardan alan eserler
• Yanlış Batılılaşmayı, sosyal değerlerdeki değişimleri ele alan eserler
• Türk’ün yüce karakter özelliklerini işleyen eserler
• Osmanlı Dönemi’ni yansıtan eserler
• Cumhuriyet rejiminin erdemlerini anlatan eserler
Yedisi de madde madde verilir. Sınavda “aşağıdakilerden hangisi 1923-1950 arası tiyatro konularından biri değildir” diye sorulduğunda, listede olmayan tipik seçenekler bireyin yabancılaşması, köyden kente göç ve işçi sınıfıdır — üçü de sonraki dönemlerin konularıdır.
1. Edebiyat hayatlarına Cumhuriyet’ten önce başlamış birçok önemli sanatçı,
1923-1950 arasında tiyatro türünde eser vermiştir.
2. Edebiyat hayatlarına Cumhuriyet Dönemi’nde başlamış ve başka türlerde
başarılı eserler vermiş bazı sanatçılar da bu yıllarda tiyatro yazmıştır.
3. 1923-1950 yılları arasında tiyatro türünde yoğunlaşmış bazı önemli sanatçılar
vardır.
Bu üçlü ayrım sınavda doğrudan sorulmaz ama listeleri ayırmayı kolaylaştırır: birinci grup tanıdık eski adlar (Musahipzade, Abdülhak Hâmit, Reşat Nuri), üçüncü grup ise yalnız tiyatroyla anılan adlardır (Vedat Nedim Tör, Cevat Fehmi Başkut, İsmail Hakkı Baltacıoğlu).
| Sanatçı | 1923-1950 arası tiyatroları |
|---|---|
| Musahipzade Celal | Fermanlı Deli Hazretleri · Aynaroz Kadısı · Bir Kavuk Devrildi |
| İbnürrefik Ahmet Nuri Sekizinci | Şeriye Mahkemesinde · Belkıs |
| Reşat Nuri Güntekin | İstiklâl · Vergi Hırsızı |
| Hüseyin Rahmi Gürpınar | Kadın Erkekleşince |
| Abdülhak Hâmit Tarhan | Hakan |
| Faruk Nafiz Çamlıbel | Akın · Özyurt · Kahraman |
| Halit Fahri Ozansoy | On Yılın Destanı |
| Behçet Kemal Çağlar | Çoban · Ergenekon · Attila |
| Necip Fazıl Kısakürek | Tohum · Bir Adam Yaratmak · Künye · Sabırtaşı |
| Nahit Sırrı Örik | Sönmeyen Ateş · Muharrir |
Dikkat: Abdülhak Hâmit Tarhanın Hakanı ile Faruk Nafizin Akın, Özyurt, Kahramanı ünite 27’de de geçiyordu. Aynı eserlerin iki ünitede birden görünmesi hata değil: yazarlar Millî Edebiyat’ta başlayıp Cumhuriyet’te yazmaya devam etmiştir.
Bu dört sanatçının listesi çok uzundur. Tabloya bir eser adı yaz, kimin olduğunu bul; ya da bir sanatçıyı seçip bütün oyunlarını gör.
Nazım Hikmet: Kafatası · Bir Ölü Evi · Unutulan Adam
Peyami Safa: Gün Doğarken
Yaşar Nabi Nayır: Mete · İnkılâp Çocukları
Ahmet Kutsi Tecer: Köşebaşı
Dördü de asıl olarak başka türlerle tanınır: Nazım Hikmet ve Ahmet Kutsi Tecer şiirle, Peyami Safa romanla, Yaşar Nabi Nayır dergiciliğiyle. Bu yüzden tiyatro eserleri sorulduğunda şaşırtır.
Ders kitabı, Cevdet Kudret Solokun eserlerini sıralarken başına “Hikâye:” yazar. Oysa bölüm tiyatroda yoğunlaşan sanatçılar bölümüdür ve sıralanan Tersine Akan Nehir, Yerli Mallar, Rüya İçinde Rüya, Danyal ve Sara, Kurtlar, Yaşayan Ölüler adlı eserler oyunlardır. Bu sayfada onları tiyatro başlığı altında verdik; bir soruda “Cevdet Kudret’in hikâye kitabı hangisidir” diye sorulursa bu eserler doğru cevap değildir.
Bir noktaya tıkla: o dilimin belirleyici siyasi olayı, tiyatrodaki karşılığı, işlenen konular ve dilimin ayırt edici cümlesi çıkar.
• 1950’li yılları etkileyen en önemli siyasi olay, 1946’da çok partili
siyasi yaşama geçiştir; bu köklü dönüşümün etkileri tiyatro dünyasında da
görülür.
• Türk tiyatrosu başta oyun yazarlığı olmak üzere kurumsallaşma, oyunculuk,
eleştiri gibi alanlarda yeni arayışlarla bir dönüşüm sürecine girer.
• 1949 yılında Devlet Tiyatrolarının kurulması, Halkevleri ve Köy
Enstitülerindeki tiyatro etkinlikleri, özel tiyatroların İstanbul dışında
da yaygınlaşması bu dönemin önemli gelişmelerindendir.
• Üniversite düzeyinde tiyatro eğitiminin gündeme getirilmesi ve tiyatro
eleştirisinin önem kazanması tiyatronun gelişimini hızlandırır.
• Bu adımlar, Türk tiyatrosunun altın çağı olarak nitelendirilen 1960 sonrası
tiyatro yaşantısının temelini oluşturur.
• İşlenen konular: Batılılaşma, geleneksel-modern yaşam ve kuşak
çatışması, aile kurumundaki sıkıntılar, aydın kişinin kendisine ve
topluma yabancılaşması, çok partili hayata geçişle devlet yönetimine ilişkin
siyasal sorunlar, ekonomik sıkıntılar, tarih, efsane ve mitolojiden
alınan konular.
• Bu dönemin eserlerinde açık ve yalın bir dil, somut bir anlatım
üslubun belirleyici özellikleri olmuştur.
Üç tarih üç ayrı kuruma bağlanır ve karıştırılır: 1914 Darülbedayi · 1934 Şehir Tiyatroları · 1949 Devlet Tiyatroları.
• Siyasi olayların yoğun yaşandığı 1960’lı yıllar, Türk tiyatrosunun en parlak ve
hareketli dönemlerinden biri olur.
• Özel tiyatroların artması ve politik hayattaki canlılığın tiyatroya
yansımasıyla hareketli bir tiyatro yaşamı ortaya çıkar, seyirci sayısı artar.
• Akademik düzeyde tiyatro eğitimi, tiyatro sanatı üzerine bilimsel
araştırmaların çoğalması ve tiyatro eleştirilerinin gelişmesi katkıda
bulunur.
• Yeni yazarlar yetişir, konular çeşitlenir; absürt ve epik tiyatro gibi yeni
türler denenir.
• Tiyatro sahnesi, ekonomi, siyaset ve günlük yaşamdaki değişimlerin tartışıldığı
önemli platformlardan biri olur.
• Bazı yazarlar mitoloji, tarih, masal gibi kaynaklardan beslenerek güncel
sorunlara yaklaşır; kimileri bireyin iç dünyasına eğilir ve çelişkileri
evrensel bağlamda yansıtır; bazıları bu oyunlarda soyut ve simgeci bir
yaklaşımı benimser.
• Köy oyunları yazılır; bunlarda sömürü, yoksulluk, geri kalmışlık, kadının
toplumsal konumu ele alınır.
• Köyden kente göç ve buna bağlı sorunlar bu dönemin bir diğer öbeğini oluşturur;
dar gelirli aileler de yoğun olarak işlenir.
• Kimi oyunlarda siyasi düzenin eleştirisi yapılır; biçimsel kalıpların dışına
çıkılır, tek kişilik veya iki kişilik oyunlara yönelinir.
• Bazı oyunlar Karagöz ve orta oyunu gibi geleneksel Türk tiyatrosundan
beslenerek yazılır; bazı yazarlar ulusal bir Türk tiyatrosu yaratmak için çaba
gösterir.
• Bu dönem, bir muhtırayla başlayan ve bir askerî müdahaleyle biten on yıllık
bir dönemdir.
• Tiyatro; ülkenin siyasal, toplumsal ve ekonomik bunalımının etkisiyle sancılı bir
süreç geçirir. Yine de yazarlar çeşitli denemelere girişir; önceki dönem kadar
olmasa da verimli sayılabilecek bir dönem yaşanır.
• Dönem, toplumcu bir bakış açısının etkisinde, epik ve göstermeci
yönelişlerin öne çıktığı, güncel, politik ve toplumsal olanın vurgulandığı bir
dönemdir; yazarların çoğu toplumsal olanı bireysel olana tercih etmiştir.
• İşçi sınıfı ve işçilerin yaşadığı sıkıntılar en çok yansıtılan konulardan
biridir.
• 1970’li yıllarda köy; modern yaşantının nimetlerinden yoksun, insanlık dışı
şartların hüküm sürdüğü bir yer olarak ele alınır.
• Tarihî ya da mitolojik konular üzerine yazılmış oyunlar niceliksel olarak
önemli bir ağırlığa sahiptir.
• Modern kent yaşantısının aile kurumuna ve insan ilişkilerine etkisi önemli
malzeme oluşturur; birçok yazar epik tiyatronun etkisi altında yapıt verir.
• 1970’li yılların ikinci yarısından itibaren televizyonun ve artan şiddet
olaylarının etkisiyle seyirci tiyatrodan uzaklaşmaya başlar.
• Sonuna doğru bulvar komedileri, vodviller, kaba güldürüler oynayan özel
tiyatrolar yükselen anlayış hâline gelir ve tiyatro sanatsal açıdan zarar
görür.
• Kabare türünün Türk tiyatrosuna girmesi, 1970’lerin eşiğinde başlayan ve dönem
boyunca süren önemli bir gelişmedir.
• Kentli yaşam olgusunun bireyi günden güne yalnızlaştırması,
iletişimsizlik, yabancılaşma, varoluşa dair sorgulamalar sıklıkla
ele alınan konulardandır.
• Batı tiyatrosundaki postmodern etkilere bağlı olarak çok kültürlülük,
sahnelemedeki yeni arayışlar ve deneysellik tiyatroyu etkiler.
• Çoklu medya araçları — sahnenin bilgisayardan gelen ses ve görüntülerle
bütünleştirilmesi — tiyatroda kendine yer bulur.
• 1980’li yıllar, tek kişilik oyunların sayısında önemli bir artışın görüldüğü
dönemdir.
• 1960’larda başlayan verimliliği sürdürme çabası, 1980 darbesinden oldukça kötü
etkilenir.
• Oyun yazarları, 12 Eylül sonrasında dönemin siyasi koşullarından dolayı
güncel olaylardan ve toplumsal sorunlardan uzaklaşır.
• 1980’lerde oyun yazarlığı nicelik ve nitelik açısından bir durgunluk yaşar;
nitelikli oyunlar yerini eğlencelik gösterimlere bırakır.
• Politik konulardan uzaklaşmanın sonucunda konusunu tarihten, söylencelerden ve
masallardan alan oyunlar yazılır.
Bir uyarı: tek kişilik oyun hem 1960’larda hem 1980’lerde geçer. 1960’larda “tek kişilik veya iki kişilik oyunlara yönelme”, 1980’lerde “tek kişilik oyunların sayısında önemli artış” denir. Soruda “sayıca artış” geçiyorsa cevap 1980’lerdir.
• Temaları: hayatın anlamsızlığı, yabancılaşma, iletişimsizlik, umarsızlık,
dünyanın korku ve kaygılar yüklü ve güvensiz oluşu, toplumsal-politik
sorunlar.
• Geleneksel tiyatronun olay örgüsündeki serim-düğüm-çözüm unsurları absürt
oyunlarda ya yer almaz ya da mantıksal bir dizgeye oturtulmaz.
• Geleneksel tiyatronun kahraman imgesine karşın absürt oyun kişileri
herhangi bir eyleme başvurmaz ve içinde bulundukları durumdan kurtulmak için
herhangi bir arayışa girmez.
• İnsanın çevresine ve kendisine yabancılaşması, kişiliğinin yitirilmesi;
yalnızlık, umarsızlık, korku, kaygı gibi duyguların boyunduruğu altında olması, absürt
oyun kişilerinin temel davranış özellikleridir.
• Geleneksel söylemin mantıklı dizgeye oturtulan diyalogları, absürt tiyatroda
yerini parçalanmış, anlam üreten değil anlamsızlığı yansıtan bir yapıya
bırakır.
• Gerçeküstücü, düşsel biçimler, uyumsuz seslerle seyirciyi tedirgin
ederek, aslolan gerçeği anımsatarak seyirciyi rahatsız etmeyi amaçlar.
• Türk edebiyatındaki en bilinen örneği Güngör Dilmen’in Canlı Maymun Lokantası
adlı eseridir.
• Toplumsal ve politik konuları ele alan; seyircinin bu konular üzerinde
düşünüp fikir yürütmesini, yargıya varmasını sağlayan; bilgilendirici,
eleştirel-gerçekçi bir tiyatro anlayışıdır.
• Bertolt Brechtin ortaya koyduğu epik tiyatro anlayışı Almanya’da 1930’lu
yıllarda görülmeye başlanmıştır. Türk tiyatrosunda ise 1960’larda etkisini
göstermiştir.
• Epik tiyatroda sahnedekinin bir oyun olduğunu seyirciye hatırlatmak; izleyiciyi
gözlemci yaparak, onu etkin konuma sokarak bir yargıya varmak istenir. Brecht,
“Burası bir tiyatro sahnesi ve sizler de izleyicilersiniz.” diyerek seyirciyi
oyunun dışında tutmuştur.
• İzleyicilerin sahnede aktarılan sorun üzerine eleştirel bir tavır takınması
esas amaçtır. Bu yüzden seyircinin oyunun akışına kendini kaptırmasının önüne
geçmek için yabancılaştırma efekti kullanılır.
• Yabancılaştırma efektinin en belirgin yansımalarından biri, sahnedeki
oyuncunun seyirciye dönerek onunla konuşmasıdır.
• Haldun Taner’in Keşanlı Ali Destanı, Türk tiyatrosundaki ilk epik
tiyatrodur.
Ölçütü değiştir: aynı sorunun iki türde aldığı cevabı gör. En kritik ayrım seyirciye ne yapıldığıdır: absürt tiyatro onu tedirgin eder, epik tiyatro onu gözlemci yapar.
Epik tiyatro Almanya’da 1930’lu yıllarda görülmeye başlanır, Türk tiyatrosunda 1960’larda etkisini gösterir. İki tarih arasında otuz yıl vardır ve sınav bu iki tarihi birbirinin yerine koyar. Keşanlı Ali Destanı’nın da yeri bu ikinci tarihtir.
İkinci tuzak: absürt tiyatroda serim-düğüm-çözüm ya yoktur ya da mantıksal bir dizgeye oturtulmaz — kaynak “hiç yoktur” demez, iki ihtimali birden verir. Kesin ifadeli seçenekler bu yüzden yanlıştır.
Kaynak yedi sanatçı verir. Listeler uzun olduğu için ezber değil tanıma hedeflenmeli: bir eser adı gördüğünde kimin olduğunu bilmek yeter. Kutuya bir eser adı yaz.
Kaynak Haldun Taner’i hem tiyatro hem hikâye listesiyle verir; bu ünitede iki türü birden verilen tek yazar odur.
Tiyatro: Günün Adamı · Dışardakiler · Ve Değirmen Dönerdi · Fazilet Eczanesi · Keşanlı Ali Destanı · Gözlerimi Kaparım Vazifemi Yaparım · Eşeğin Gölgesi · Zilli Zarife · Sersem Kocanın Kurnaz Karısı · Ayışığında Şamata · Vatan Kurtaran Şaban · Bu Şehr-i Sitanbul ki
Hikâye: Yaşasın Demokrasi · Tuş · Şişhane’ye Yağmur Yağıyordu · Ayışığında “Çalışkur” · On İkiye Bir Var · Konçinalar · Sancho’nun Sabah Yürüyüşü · Kızıl Saçlı Amazon
İki listede birbirine benzeyen iki ad var: Ayışığında Şamata (tiyatro) ile Ayışığında “Çalışkur” (hikâye). Ayırt edici kelime Şamatadır — o sahnededir.
Turan Oflazoğlunun oyunlarının büyük kısmı Osmanlı tarihinden gelir: Kösem Sultan, Cem Sultan, Deli İbrahim, IV. Murat, Genç Osman. Öteki oyunları: Keziban · Allah’ın Dediği Olur · Elif Ana · Sokrates Savunuyor · Gardiyan · Dörtbaşımamur Şahin Çakırpençe · Güzellik ile Aşk.
Orhan Asena da tarihe ve mitolojiye yönelir: Tanrılar ve İnsanlar, Hürrem Sultan, Simavnalı Şeyh Bedrettin, Atçalı Kel Mehmet. Öteki oyunları: Korku · Kocaoğlan · Tohum ve Toprak/Alemdar Paşa · Gecenin Sonu · Fadik Kız · Karagöz Emekli · Şili’de Av · Ölü Kentin Nabzı · Ölümü Yaşamak/Ya Devlet Başa Ya Kuzgun Leşe.
İki yazarın da “Sultan” içeren eserleri var: Oflazoğlu’nun Kösem Sultan ve Cem Sultanı, Asena’nın Hürrem Sultanı. Padişah adı taşıyan oyunlar (IV. Murat, Genç Osman, Deli İbrahim) Oflazoğlunundur.
Her soruda bir eser, bir tarih ya da bir dönem özelliği verilir; hangi dilime ya da kime ait olduğunu bulman gerekir. Sorular her turda karışır.
47 soruluk test · Muhsin Ertuğrul ve kurumlaşma, 1923-1950’nin yedi konusu, 1950’den 1980 sonrasına beş dilimin ayırt edici cümleleri, absürt ile epik tiyatronun karşılaştırması ve dönemin bütün yazar-eser eşleştirmeleri
1914 Darülbedayi-i Osmanî (Millî Edebiyat · Andre Antoine) · 1934 Darülbedayi Şehir Tiyatroları adını alır, başına Muhsin Ertuğrul getirilir · 1949 Devlet Tiyatroları kurulur. Ayrıca 1 Ekim 1935: Tepebaşı Tiyatrosu’nda ilk çocuk oyunu — M. Kemal Küçük, Çocuklara Tiyatro Dersi.
Avrupa’da eğitim gördü · Türk tiyatrosunun Batı düzeyine getirilmesinde büyük katkı · yerli yazarları yüreklendirdi · kadın ve erkek oyuncuların yetişmesini sağladı · çağdaş oyunları tercüme ettirerek Batı ile aynı yıllarda aynı oyunların oynanmasını sağladı · tiyatroyu yurdun her köşesine yayma girişimi.
İlk on yıl: düşünce ağırlıklı, toplumsal mesajlı, melodram özellikli, didaktik oyunlar · yazarlar Anadolu’ya yöneldi · 1930’larda Türk tarihi, medeniyeti, destan ve efsaneleri, halk kültürü, Cumhuriyet’in erdemleri · 1930’lardan sonra Karagöz oyunları yazıldı.
Savaş yılları · eski-yeni çatışması · tarih, mitoloji ve masallar · yanlış Batılılaşma ve sosyal değerlerdeki değişim · Türk’ün yüce karakter özellikleri · Osmanlı Dönemi · Cumhuriyet rejiminin erdemleri.
Musahipzade Celal: Fermanlı Deli Hazretleri, Aynaroz Kadısı, Bir Kavuk Devrildi. Reşat Nuri: İstiklâl, Vergi Hırsızı. Hüseyin Rahmi Gürpınar: Kadın Erkekleşince. Necip Fazıl Kısakürek: Tohum, Bir Adam Yaratmak, Künye, Sabırtaşı. Behçet Kemal Çağlar: Çoban, Ergenekon, Attila. Nahit Sırrı Örik: Sönmeyen Ateş, Muharrir.
Vedat Nedim Tör: Kör, Köksüzler, Hep ve Hiç, Siyah Beyaz… Cevat Fehmi Başkut: Paydos, Buzlar Çözülmeden, Küçük Şehir, Büyük Şehir… Cevdet Kudret Solok: Tersine Akan Nehir, Danyal ve Sara, Kurtlar… İsmail Hakkı Baltacıoğlu: İnanmak, Ölüler, Andaval Palas, Karagöz Ankara’da…
Nazım Hikmet: Kafatası, Bir Ölü Evi, Unutulan Adam. Peyami Safa: Gün Doğarken. Yaşar Nabi Nayır: Mete, İnkılâp Çocukları. Ahmet Kutsi Tecer: Köşebaşı.
En önemli siyasi olay: 1946 çok partili hayata geçiş · 1949 Devlet Tiyatroları · Halkevleri ve Köy Enstitüleri · üniversite düzeyinde tiyatro eğitimi gündeme geldi · eleştiri önem kazandı · açık, yalın dil ve somut anlatım · 1960 sonrası altın çağın temeli.
En parlak ve hareketli dönemlerden biri · özel tiyatrolar arttı, seyirci sayısı arttı · akademik eğitim, bilimsel araştırma, eleştiri gelişti · absürt ve epik tiyatro denendi · köy oyunları (sömürü, yoksulluk, geri kalmışlık, kadının konumu) · köyden kente göç · dar gelirli aileler · tek ve iki kişilik oyunlara yönelme · geleneksel tiyatrodan beslenme.
Bir muhtırayla başlar, bir askerî müdahaleyle biter · sancılı ama verimli sayılabilir · toplumcu bakış, epik ve göstermeci yöneliş · işçi sınıfı en çok işlenen konulardan · köy insanlık dışı şartların hüküm sürdüğü yer · tarihî ve mitolojik konular ağırlıkta · televizyon ve şiddet seyirciyi uzaklaştırır · bulvar komedisi, vodvil, kaba güldürü yükselir · kabare türü girer.
Yalnızlaşma, iletişimsizlik, yabancılaşma, varoluş sorgulaması · postmodern etki, çok kültürlülük, deneysellik · çoklu medya · tek kişilik oyunlarda önemli artış · 1980 darbesi ve 12 Eylül sonrası güncel/toplumsal konulardan uzaklaşma · nicelik ve nitelikte durgunluk · tarih, söylence ve masal konulu oyunlar.
Hayatın anlamsızlığı, yabancılaşma, iletişimsizlik, umarsızlık · serim-düğüm-çözüm ya yok ya da mantıksal dizgeye oturmaz · kişiler eyleme başvurmaz, arayışa girmez · diyaloglar parçalanmış, anlamsızlığı yansıtır · gerçeküstücü, düşsel biçimler ve uyumsuz seslerle seyirciyi tedirgin eder · örnek: Güngör Dilmen — Canlı Maymun Lokantası.
Toplumsal ve politik konular · seyirci düşünsün, yargıya varsın · bilgilendirici, eleştirel-gerçekçi · Bertolt Brecht · Almanya’da 1930’lar, Türkiye’de 1960’lar · yabancılaştırma efekti, en belirgin yansıması oyuncunun seyirciye dönüp konuşması · Haldun Taner — Keşanlı Ali Destanı, Türk tiyatrosundaki ilk epik tiyatro.
Haldun Taner (Keşanlı Ali Destanı) · Orhan Asena (Hürrem Sultan, Tanrılar ve İnsanlar) · Refik Erduran (Cengiz Han’ın Bisikleti) · Turgut Özakman (Ocak, Sarıpınar 1914, Bir Şehnaz Oyun) · Turan Oflazoğlu (IV. Murat, Genç Osman, Deli İbrahim, Kösem Sultan) · Necati Cumalı (Boş Beşik, Mine, Nalınlar, Derya Gülü) · Recep Bilginer (İsyancılar, Yunus Emre, Sarı Naciye).