Edebî sanatlar: benzetmenin çocukları
On altı sanatın on altısını ayrı ayrı ezberlemek gerekmiyor: edebî sanatların temelinde benzetme vardır ve çoğu, teşbihin ögelerinden birini düşürerek doğar. Bu ünitede önce teşbihin dört ögesini kuracağız, sonra öge düşürerek teşbihibeliğ ve istiareye ineceğiz; ardından benzetmeye dayanmayan mecazımürsel ile anlama dayalı sanatları ayıracağız.
Edebiyatta anlatımı zenginleştirmek, renklendirmek ve daha çarpıcı bir duruma getirmek için temelde benzetme esasına dayalı, söz ve anlama bağlı anlatım inceliği ve özelliğine edebî sanat denir.
Edebî sanatların temelinde imge ve çağrışım vardır.
Bir varlığı, kavramı, durumu daha canlı ve daha duygulu anlatmak için onu başka varlık, kavram veya durumların çizgileri ve şekilleri içinde tasarlamaya imge denir.
Başlangıçta bir şaire özgü olan imge, zamanla başka şairler tarafından da kullanılarak kalıplaşırsa mazmun olur.
İmge ile mazmun arasındaki fark kalıplaşmadır. İmge şairin kendi buluşudur; aynı imge başka şairlerce de kullanıla kullanıla ortak bir kalıba dönüşürse artık mazmundur. Yani her mazmun bir zamanlar imgeydi, ama her imge mazmun olmaz.
Teşbih (benzetme): aralarında benzerlik ilgisi kurulan varlık veya kavramlardan nitelikçe zayıf olanın, kuvvetli olana benzetilerek anlatılmasıdır.
Benzeyen: özellikçe zayıf ve güçsüz olan.
Benzetilen: özellikçe üstün ve güçlü olan.
Bu ikisi teşbihin vazgeçilmezidir; biri düşerse teşbih biter, istiare başlar.
Benzetme edatı: benzetme ilgisi kuran gibi, kadar, sanki vb. kelimeler.
Benzetme yönü: benzeyen ve benzetilen arasındaki ortak özellik.
Yardımcı ögelerin ikisi de düşerse teşbihibeliğ olur.
Örnekleri sırayla gez. Şemada bulunan ögeler dolu, düşen ögeler soluk çizilir; altta o örneğin hangi sanatı oluşturduğu ve nedeni yazılır. Sıra teşbihten teşbihibeliğe, oradan açık ve kapalı istiareye iniyor — merdiveni yukarıdan aşağı takip et.
Teşbihin asıl ögeleriyle (benzeyen, benzetilen) yapılan türüdür. Yani benzetme edatı ve benzetme yönü kullanılmaz.
Nedendir de kömür gözlüm nedendir → benzeyen: göz, benzetilen: kömür
Merhamet saçlarını ıslatan sessiz bir yağmurdu → benzeyen: merhamet,
benzetilen: saçlarını ıslatan sessiz bir yağmur
Benzetmenin asıl unsurları olan benzeyen ya da kendisine benzetilenin yalnız birinin kullanılmasıyla yapılan edebî sanattır.
Sadece kendisine benzetilenle yapılan çeşidine açık istiare, sadece benzeyenle yapılan çeşidine kapalı istiare denir.
Aşağıdaki beyit ilk teşbih örneğidir. Dört düğmeyi sırayla seçip ilgili kelimeyi tıkla, sonra Denetle’ye bas. Dört ögenin dördü de bu örnekte var — bu yüzden burada teşbih tamdır.
İlk iki dizede benzeyen (sevgili) söylenmemiş, yalnız kendisine benzetilen var. Son iki dizede ise benzetilen (ay) söylenmemiş, yalnız benzeyen var. Her birinde söylenen ögeyi işaretle.
Açık istiarede “açık” olan, kendisine benzetilendir; benzeyen gizlidir. Adlandırma öğrencileri tersine çeker. Ezberlenecek cümle şudur: “Açıkta duran benzetilendir.” Kapalı istiarede ise metinde benzeyen görünür, benzetilen gizlenir ve varlığı yalnızca ona ait bir özellikten anlaşılır (“gözlerin doğuyor” → ay).
Mecazımürsel (ad aktarması / düz değişmece): bir sözün, benzetme amacı güdülmeden, başka bir sözün yerine kullanılmasıdır. Mecazımürselde parça-bütün, neden-sonuç, eser-sanatçı, iç-dış, yer-insan, soyut-somut, yön-uygarlık, araç-kullanıcı gibi anlam ilgileri bulunur.
Soldaki sözü seç: ok, o sözün gerçekte hangi kavramın yerine kullanıldığını gösterir; altta hangi anlam ilgisi olduğu yazılır.
İnsan dışındaki varlık ve kavramlara insana ait duyuş ve davranış özellikleri yükleme sanatıdır.
Gül üzülsün gonca açılsın bana sen gül yeter
Ağlasın bülbüllerin ey gonca tek sen gül yeter
İnsan dışındaki varlık veya kavramın konuşturulması sanatıdır.
Dal bir gün dedi ki tomurcuğuna:
Tenimde bir yara işler gibisin.
İntak varsa teşhis de vardır, tersi doğru değildir. Bir varlığı konuşturmak, ona zaten insana ait bir davranış yüklemek demektir. Ama bir varlığa “ağlamak, üzülmek” gibi bir davranış yüklemek onu konuşturmaz — orada yalnız teşhis vardır.
İkinci tuzak: mecazımürselde benzetme yoktur. “Beyoğlu tepiniyor” cümlesinde Beyoğlu insanlara benzetilmiyor, insanların yerine kullanılıyor. Benzetme ilgisi olsaydı istiare olurdu.
Anlamca birbiriyle ilgili kelimelerin bir arada kullanılması sanatıdır.
Aramazdık gece mehtâbı yüzün parlarken
Bir uzak yıldıza benzerdi güneş, sen varken
Birbirine karşıt duygu, düşünce, hayal ve durumları ifade eden kavramları bir arada kullanma sanatıdır.
Lâmbada titreyen alev üşüyor
Aşk, kağıda yazılmıyor Mihriban.
Hemen herkesçe bilinen bir olaya veya kişiye gönderme yaparak o olayı veya kişiyi hatırlatma sanatıdır.
Ben hele şol denlüce bildüm ki hüsn içre o yâr
Göz terâzûsıyla Mısr’un Yûsuf-ı Ken‘ân’ıdur
Şiirde atasözü veya vecize (özdeyiş) kullanma sanatıdır.
Balık baştan kokar bunu bilmemek
Seyrânî gafilin ahmaklığından
Bildiği bir şeyi bilmez görünme, bilmezlikten gelme sanatıdır.
Şakaklarıma kar mı yağdı ne var?
Benim mi Allahım bu çizgili yüz?
Gerçek anlamı da düşünülebilecek bir sözü gerçek anlamının dışında (mecaz anlamıyla) kullanma sanatıdır. Kinayede asıl maksat, sözün mecaz anlamıdır.
Bulamadım dünyada gönle mekân
Nerde bir gül bitse etrafı diken
Bir anlatım inceliği elde etmek için birden çok anlamı olan bir sözün yakın anlamının değil uzak anlamının kastedilerek kullanılması sanatıdır.
Âvâzeyi bu âleme Dâvûd gibi sal
Bâkî kalan bu kubbede bir hoş sadâ imiş
yakın anlam: şairin adı · uzak anlam: ölümsüz
Bir sözü, tersini kastederek kullanma sanatıdır.
Bir yetim görünce döktür dişini
Bozmağa çabala halkın işini
Sözün gücünü ve etkisini artırmak amacıyla bir durum, olay ya da varlığın olduğundan büyük veya küçük, çok ya da az gösterilerek anlatılması sanatıdır.
Yaram var, havanlar dövemez merhem;
Yüküm var, bulamaz pazarlar dirhem.
Bir olayı gerçek nedeninin dışında bir nedene, çoğunlukla da güzel bir nedene bağlama sanatıdır.
Gök masmavi bu sabah
Güzel şeyler düşünelim diye
Yemyeşil oluvermiş ağaçlar
Bulutlara hasretinden
Sanat adı ya da ayırt edici bir kelime yaz (“abartma”, “atasözü”, “tersini”, “ölümsüz”); tablo tanımı ve örneğiyle birlikte getirir.
| Karışan çift | Ayıran soru | Karar |
|---|---|---|
| Teşbih / Teşbihibeliğ | Edat ve yön var mı? | İkisi de yoksa teşbihibeliğ |
| Teşbihibeliğ / İstiare | Asıl ögelerin ikisi de var mı? | Biri düşmüşse istiare |
| Açık / Kapalı istiare | Metinde duran hangisi? | Benzetilen → açık, benzeyen → kapalı |
| İstiare / Mecazımürsel | Benzetme ilgisi var mı? | Yoksa mecazımürsel |
| Teşhis / İntak | Varlık konuşuyor mu? | Konuşuyorsa intak (teşhis de vardır) |
| Kinaye / Tariz | Söylenenin tersi mi kastediliyor? | Tersiyse tariz |
| Kinaye / Tevriye | Gerçek anlam da geçerli mi? | Geçerliyse kinaye; uzak anlam kastediliyorsa tevriye |
| Tenasüp / Tezat | Kelimeler ilgili mi karşıt mı? | İlgili → tenasüp, karşıt → tezat |
Kinaye ile tariz aynı şey değildir. Kinayede söz mecaz anlamıyla kullanılır ama gerçek anlamı da düşünülebilir; asıl maksat mecaz anlamdır. Tarizde ise söz tam tersi kastedilerek kullanılır — övüyormuş gibi görünüp yeren dizeler tarizdir.
Üçüncüsü tevriye: orada söz çok anlamlıdır ve yakın anlam değil uzak anlam kastedilir. “Bâkî” örneğinde yakın anlam şairin adı, uzak anlam “ölümsüz”dür ve kastedilen ikincisidir.
Her soruda bir dize ya da bir tanım verilir; hangi sanat olduğunu bulman gerekir.
46 soruluk test · imge ve mazmun, teşbihin dört ögesi, teşbihibeliğ, açık ve kapalı istiare, mecazımürsel anlam ilgileri, teşhis-intak, tenasüp, tezat, telmih, irsalimesel, tecahüliarif, kinaye, tevriye, tariz, mübalağa ve hüsnütalil
Dört öge: benzeyen (zayıf) · benzetilen (güçlü) · benzetme edatı (gibi, kadar, sanki) · benzetme yönü (ortak özellik). İlk ikisi asıl, son ikisi yardımcı ögedir.
Yalnız asıl ögelerle yapılırsa teşbihibeliğ. Asıl ögelerden biri düşerse istiare: yalnız benzetilen varsa açık, yalnız benzeyen varsa kapalı.
Benzetme amacı güdülmeden bir sözün başka söz yerine kullanılması. İlgiler: parça-bütün, neden-sonuç, eser-sanatçı, iç-dış, yer-insan, soyut-somut, yön-uygarlık, araç-kullanıcı.
Teşhis: insan dışı varlığa insana ait duyuş ve davranış yükleme. İntak: onu konuşturma. İntak varsa teşhis de vardır.
Tenasüp (ilgili kelimeler) · tezat (karşıt kavramlar) · telmih (bilinen olay/kişiye gönderme) · irsalimesel (atasözü/vecize) · tecahüliarif (bilmezden gelme).
Kinaye (gerçek anlam da mümkün, maksat mecaz) · tevriye (uzak anlam kastedilir) · tariz (tersi kastedilir) · mübalağa (abartma) · hüsnütalil (güzel nedene bağlama). Ayrıca imge kalıplaşırsa mazmun olur.