AYT EDEBİYAT · ÜNİTE 7 · HALK ŞİİRİ 2

Halk şiiri 2: âşıklar ve derviş şairler

Önceki ünitede halk şiirinin biçimlerini söktük; bu ünitede kimin yazdığını öğreniyoruz. Sınavda bu konudan gelen soru neredeyse hep aynı üç şeye dayanır: şair hangi yüzyıla ait, hangi ölçüyü kullanmış (yalnız hece mi, aruz da var mı), divan şiirinden etkilenmiş mi. Bir de her şairin bir “ünlü olduğu tür” vardır: Köroğlu koçaklama, Kaygusuz Abdal şathiye, Pir Sultan Abdal nefes.

01 / YÜZYILLARA GÖRE ÂŞIKLAR

Dört yüzyıl, on iki âşık

Türk edebiyatında İslamiyet’ten sonra halkın anlayabileceği sade bir dille, din dışı konularda ve genellikle saz eşliğinde şiir söyleyen âşıkların oluşturduğu şiire âşık tarzı halk şiiri denir. Bu dönemde birçok âşık yetişmiştir.

YüzyılTemsilciler
16. YüzyılKöroğlu
17. YüzyılKaracaoğlan, Âşık Ömer, Kayıkçı Kul Mustafa, Ercişli Emrah
18. YüzyılGevherî
19. YüzyılDadaloğlu, Dertli, Erzurumlu Emrah, Seyrânî, Bayburtlu Zihnî, Sümmanî, Ruhsatî

Tabloyu ezberlemenin kolay yolu uçlara tutunmak: 16. yüzyılda tek isim (Köroğlu), 18. yüzyılda tek isim (Gevherî) vardır. Kalabalık olan iki yüzyıl 17 ve 19’dur.

ZAMAN ŞERİDİ

Bir yüzyıla tıkla: şeritte o yüzyıl yanar, altta o yüzyılın âşıkları ve ortak özellikleri çıkar.

DÖNÜM NOKTASI

Âşık edebiyatının kırılma çizgisi divan şiirinden etkilenmedir. 16 ve 17. yüzyılın büyük âşıkları (Köroğlu, Karacaoğlan, Ercişli Emrah) etkilenmemiş ve yalnız hece kullanmıştır. Âşık Ömer, “kendisinden önce gelen âşıklardan farklı olarak” divan şiirinden etkilenen ilk büyük isimdir; ondan sonra Gevherî, Dertli, Erzurumlu Emrah, Seyrânî gibi âşıklarda aruz yaygınlaşır.

02 / 16 VE 17. YÜZYIL ÂŞIKLARI

Heceye bağlı kuşak

KÖROĞLU · 16. YÜZYIL
  • Şiirlerinde başta yiğitlik olmak üzere aşk, doğa sevgisi gibi konuları coşkun bir söyleyişle, yalın ve akıcı bir dille işlemiştir.
  • Şiirlerinde sadece hece ölçüsünü kullanmıştır.
  • Divan şiirinden etkilenmemiş, dinî ve tasavvufi konulara pek ilgi duymamıştır.
  • Koçaklama türündeki şiirleriyle ünlüdür.
KARACAOĞLAN · 17. YÜZYIL
  • Toroslar ve Güney Anadolu’da yaşamış, gezgin şairlerdendir.
  • Âşık edebiyatının en lirik şairlerinden biridir. Şiirleri aşk ve doğa üzerinedir; gurbet, sıla özlemi ve ölüm temalarını da sıklıkla işlemiştir. Tasavvufi konulara şiirlerinde rastlanmaz.
  • Yalın bir dille, gözleme dayalı somut ve gerçekçi benzetmeler yapmıştır.
  • Divan şiirinden etkilenmemiş, şiirlerini sade bir dille söylemiştir.
  • Türk şiirine yepyeni bir söyleyiş getirmiş ve kendinden sonraki birçok ozanı etkilemiştir.
ÂŞIK ÖMER · 17. YÜZYIL
  • Âşık tarzı halk şiirinin önde gelen isimleri arasında yer alır, geniş halk kitlelerince benimsenmiştir. Çağında ve sonrasında diğer şairlerce “üstat” olarak görülmüştür.
  • Kendisinden önce gelen âşıklardan farklı olarak divan şiirinden etkilenmiştir.
  • Âşık Ömer dışında “Derviş Nihanî” ve “Adlî” mahlaslarını da kullanmıştır.
  • Şiirlerinin büyük çoğunluğu aruz, bir kısmı hece vezniyledir. Şöhretini hece vezniyle söylediği şiirlere borçludur.
  • 2000’den fazla şiirle Türk edebiyatının en çok yazan şairlerinden biridir; heceyle ve aruzla yazdığı şiirlerini bir divanda toplamıştır.
  • Aşk, tabiat ve sevginin yanında kahramanlık ve tasavvuf konusunu da işlemiştir.
  • Türk şiirine getirdiği yeniliklerden biri, 105 şairden söz ettiği, 58 dörtlükten oluşan Şairnâme adlı eseridir.
  • İstanbul ve semtlerini anlatan destanı ünlüdür; ayrıca hayvanlarla ilgili uzun destanlar da yazmıştır.
KAYIKÇI KUL MUSTAFA · 17. YÜZYIL
  • IV. Murat döneminde yaşadığı tahmin edilmektedir, yeniçeri şairlerdendir.
  • Rivayete göre gençliğinde Murat Reis adında bir denizciye hizmet ettiği için “Kayıkçı” takma adını almıştır.
  • Hece ölçüsünü kullanmış, şiirlerini yalın bir dille söylemiştir.
  • Şiirlerinde kahramanlık duygusu önemli yer tutar; koçaklama ve destan tarzındaki şiirleriyle ünlüdür.
  • En ünlü şiiri, Bağdat’ın kuşatılması sırasında şehit düşen Genç Osman için yazdığı Genç Osman Destanı’dır.
ERCİŞLİ EMRAH · 17. YÜZYIL
  • Hayatıyla ilgili belgelerin sayısı son derece azdır; bilgiler Ercişli Emrah ile Selvihan Hikâyesi ile bir iki küçük belgeye dayanır.
  • Günümüze ulaşabilen şiirlerinin sayısı çok azdır.
  • Divan şiirinden etkilenmemiş, şiirlerinin tamamını hece ölçüsü ile söylemiştir.
  • Şiirlerinde aşk, tabiat, sevgili ve gurbet gibi konuları işlemiş; din ve tasavvufa yer vermemiştir.
DİKKAT · İKİ EMRAH

Ercişli Emrah ile Erzurumlu Emrah’ı karıştırmamak gerekir. Üç ayrım şudur:

ÖlçütErcişli Emrah (17. yy)Erzurumlu Emrah (19. yy)
DilSade ve açıkDaha ağır
ÖlçüSadece heceHem hece hem aruz
Divan şiiri etkisiEtkilenmemişEtkilenmiş
ÂŞIK KARTLARI

Bir âşığa tıkla: yüzyılı, ölçüsü, divan şiiriyle ilişkisi, ünlü olduğu tür ve eseri çıkar. Canvasta üç ölçüt ölçü · divan etkisi · tasavvuf çubuk olarak gösterilir; dolu çubuk “evet”, boş çubuk “hayır” demektir.

03 / 18 VE 19. YÜZYIL ÂŞIKLARI

Aruzun âşığa girdiği kuşak

GEVHERÎ · 18. YÜZYIL
  • Şiirlerinden hareketle medrese öğrenimi gördüğü söylenebilir.
  • Divan şiirinden etkilenmiş, hem aruz hem hece ölçüsüyle şiirler yazmıştır.
  • Şiirlerinde Arapça ve Farsça kelimelerin fazlalığı dikkat çeker.
  • Aşk, tabiat, sevgili ve ayrılık gibi konuları işlemiştir.
  • Kendi mahlasıyla anılan Gevherî makamı, onun musikiyle ilgilenen bir âşık olduğu düşüncesini doğurmuştur.
DERTLİ · 19. YÜZYIL
  • Asıl adı İbrahim’dir; Bolu’nun Gerede ilçesinde doğmuştur.
  • İlk şiirlerinde Lütfî, sonrasında başından geçen olaylar sebebiyle Dertli mahlasını kullanmıştır.
  • Divan şiirinden etkilenmiş, hem aruz hem hece ölçüsüyle yazmıştır.
  • Şiirlerinde hem dinî ve tasavvufi hem toplumsal hem de bireysel konuları işlemiştir.
  • Önceki ünitede geçtiği gibi, taşlama türünün en güzel örneklerini Seyrânî ile birlikte vermiştir.
BAYBURTLU ZİHNÎ · 19. YÜZYIL
  • Bayburt’ta doğmuştur, asıl adı Mehmed Emin’dir.
  • Daha çok aruz ölçüsünü kullanmasına karşın hece ile yazdığı koşma ve destanlarıyla ünlenmiştir.
  • Sağlığında bir divan düzenleyerek bunu saraya sunan ender halk şairlerindendir.
  • İçinde yaşadığı devirden ve karşılaştığı haksızlıklardan şikâyet eden hicviyeleri ve sıla hasretini dile getiren koşmalarıyla dikkat çekmiştir.
  • Başından geçen olayları ele aldığı Sergüzeştnâme adlı bir eseri vardır.
  • 1828’deki Rus istilası geçtikten sonra Bayburt’a döndüğünde, harabeye dönmüş memleketinin acılarını anlattığı koşması ona büyük şöhret kazandırmıştır: “Vardım ki yurdundan ayağ götürmüş, / Yavru gitmiş, ıssız kalmış otağı.”
DADALOĞLU · 19. YÜZYIL
  • Asıl adı Veli’dir; göçebe Avşarlar arasında yetişmiş ve onların sözcüsü olmuştur.
  • Koçaklamalarıyla tanınır; divan şiirinden etkilenmemiş, şiirlerini hece ölçüsüyle söylemiştir.
  • Şiirleri konu bakımından sevda şiirleri, yurt güzellemeleri ve kavga şiirleri olarak üçe ayrılabilir.
  • Dili kavga şiirlerinde sert; diğer şiirlerinde içli, samimi ve sadedir.
  • Avşarların zorla yerleşik hayata geçirilmesine karşı çıkarak konargöçer hayat tarzını savunmuş; “Kalktı göç eyledi Avşar illeri” dizesiyle başlayan ve “Ferman padişahın dağlar bizimdir” dizesinin yer aldığı şiirinde bu görüşünü dile getirmiştir.
ERZURUMLU EMRAH · 19. YÜZYIL
  • Erzurum’un Ilıca beldesine bağlı Tanbura köyünde doğmuştur.
  • Medrese öğrenimi görmüş, divan şiirinden etkilenmiştir.
  • Aruzla yazdığı şiirleri daha fazla olmasına rağmen asıl edebî kişiliğini gösteren şiirleri hece vezniyle yazdığı koşma ve semailerdir.
  • Hem divan tarzı hem âşık tarzı şiirlerinde söz sanatlarını başarıyla kullanmıştır.
  • Aşk, ayrılık, gurbet ve devirden şikâyet temaları yanında tasavvufi unsurlar da önemli yer tutar.
  • Birçok çırak yetiştirmiş, böylece bir âşık kolunun kurucusu olmuştur.
SEYRÂNÎ · 19. YÜZYIL
  • Kayseri’nin Develi ilçesinde doğmuştur, asıl adı Mehmet’tir.
  • Medrese öğrenimi görmüş, divan şiirinden etkilenmiştir; hem aruz hem hece kullanmıştır.
  • Tasavvuf şiirlerinde çok önemli bir yer tutar; ayrıca aşk, ölüm, gurbet, yoksulluk, sevgili, dostluk konularına yer vermiştir.
  • Gördüğü haksızlıkları, insani zaaf ve kusurları cesaretle dile getirdiği taşlamalarıyla meşhur olmuştur.
SÜMMANÎ · 19. YÜZYIL
  • Erzurum’a bağlı Narman ilçesinin Sâmikale köyünde doğdu.
  • Şiirlerinde hem aruzu hem heceyi kullanmıştır.
  • Şiirlerini büyük ölçüde koşmalar oluşturur; divan şiiri nazım biçimleriyle yazdığı şiirler de vardır.
  • Konusunu büyük ölçüde aşk, ayrılık, hasret, ölüm, tabiat oluşturur; tasavvufi içerikli şiirler de yazmıştır.
RUHSATÎ · 19. YÜZYIL
  • Sivas’ın Kangal ilçesinin Deliktaş köyünde doğmuştur.
  • Doğaçlama güzel şiirler söyleyen ancak saz çalamayan şair, ömrü boyunca arzu ettiği şöhrete kavuşamamıştır.
  • Hem hece hem aruzla şiirleri varsa da şairlik gücünü yansıtan şiirleri hece ile söyledikleridir; şiirlerinin çoğu koşma türündedir.
  • Sade bir dille aşk, ölüm, gurbet, yoksulluk, zamandan şikâyet, din, tabiat gibi konuları dile getirmiştir.
ÜÇ ÖLÇÜT MATRİSİ

Sınavın sorduğu üç ölçüt bu tabloda toplanıyor. Her hücreye tıkla: boş → → boş. Doldurunca Denetle’ye bas. “Yalnız hece” sütunu, şairin aruzu hiç kullanmadığını söyler.

TUZAK · “ARUZU DAHA ÇOK KULLANDI” ≠ “ARUZLA ÜNLENDİ”

Üç şairde bu ayrım doğrudan soru olur. Âşık Ömer: şiirlerinin çoğu aruzla, ama şöhretini hece ile söylediklerine borçludur. Bayburtlu Zihnî: daha çok aruz kullanır, ama hece ile yazdığı koşma ve destanlarla ünlenmiştir. Erzurumlu Emrah: aruzla yazdıkları daha fazladır, ama asıl edebî kişiliğini hece vezniyle yazdığı koşma ve semailer gösterir. Üçünde de kalıp aynı: nicelik aruzda, ün hecede.

İkinci tuzak: Ruhsatî saz çalamaz ama doğaçlama söyler. Önceki ünitedeki tanıma göre bu onu kalem şairi yapar; “âşık” olmak için saz şart değildir.

04 / DİNÎ-TASAVVUFİ SANATÇILAR

Tekkeden çıkan altı yüzyıl

Türk edebiyatında İslâmiyet’i ve tasavvuf felsefesini yaymayı hedefleyen halk şiirinin bir koluna dinî-tasavvufi halk edebiyatı denir. Bu dönemde tekke ve dergâhlarda birçok derviş şair yetişmiştir.

YüzyılTemsilciler
13. YüzyılYunus Emre, Hacı Bektaş Veli
14. YüzyılKaygusuz Abdal
15. YüzyılHacı Bayram Veli, Eşrefoğlu Rûmî
16. YüzyılPir Sultan Abdal, Aziz Mahmut Hüdâyî
17. YüzyılNiyâzî-i Mısrî
18. YüzyılErzurumlu İbrahim Hakkı
DERVİŞ ŞAİR KARTLARI

Bir isme tıkla: yüzyılı, kurduğu ya da bağlı olduğu tarikat, ölçüsü, ünlü olduğu tür ve eserleri çıkar. Canvasta o şairin yüzyılı zaman şeridinde yanar.

YUNUS EMRE · 13. YÜZYIL

XIII. yüzyılın ikinci yarısı ile XIV. yüzyılın başlarında yaşamıştır; dinî-tasavvufi şiirin en güçlü temsilcisidir. Edebiyatımızda “ilahi” nazım türünün en güzel örneklerini vermiştir.

Tasavvuf anlayışını güçlü bir lirizm ve sade bir dille halka aktarmaya çalışmış; Allah aşkı ve insan sevgisi şiirlerinin ana teması olmuştur. Kullandığı kelimeler, ifade kalıpları ve mecazlar Türkçenin edebî bir dil hâline gelmesi yolunda büyük bir aşamadır.

Şiirleri çok kolay gibi görünüp anlam derinliği ve yoğunluğu içeren (sehl-i mümteni) tarzdadır.

Eserleri: Risâletü’n-Nushiyye — mesnevi şeklinde yazılmış 600 beyitlik bir eser; Anadolu sahasında yazılmış tasavvufi içerikli ilk özgün nasihatnamelerden biridir. Divan — hem hece hem aruzla yazdığı şiirler yer alır.

HACI BEKTAŞ VELİ · 13. YÜZYIL

Bektaşilik tarikatının kurucusu olan mutasavvıftır. Görüşleriyle Ahilik teşkilatı ve yeniçeriler üzerinde etkilidir.

Türkistan’ın Nişabur şehrinde dünyaya gelmiş, çok iyi bir eğitim görmüştür. Yapıtlarında Allah aşkı, nefsin terbiyesi, erdemler, insan sevgisi ve hoşgörü önemli yer tutar.

Eseri: MakalâtArapça yazılmıştır; İslamiyet’in her kesimden insanın anlayabileceği şekilde anlatıldığı bir eserdir.

KAYGUSUZ ABDAL · 14. YÜZYIL

Alevi-Bektaşi edebiyatının kurucusu kabul edilir; 14. yüzyılın sonu ile 15. yüzyılın başında yaşamıştır. Asıl adı Alaaddin Gaybi olup Alanya Beyi’nin oğludur.

Daha çok aruz kullanmasına karşın hece vezniyle yazdığı şathiyeleriyle tanınmıştır. Şiirleri atasözleri ve deyimlerle dolu olup Arapça ve Farsça tamlamalardan uzaktır. Hem şiir hem düzyazı türünde eser vermiştir.

Eserleri: Budalanâme, Kitâb-ı Miglâte, Vücudnâme, Dilgüşâ, Saraynâme, Gülistan; ayrıca mesnevi türünde eserler.

HACI BAYRAM VELİ · 15. YÜZYIL

Asıl adı Numan’dır, Ankara’da doğup büyümüştür. İyi bir medrese tahsili görmüş, müderrisliğe kadar yükselmiştir.

Bayramiyye adıyla kurduğu tarikat, Anadolu topraklarında doğup büyüyen bir Türk mutasavvıf tarafından kurulmuş ilk tarikattır. Günümüze aruzla iki, heceyle üç şiiri ulaşmıştır.

EŞREFOĞLU RÛMÎ · 15. YÜZYIL

Hacı Bayram Veli’nin öğrencisi, Eşrefiyye tarikatının kurucusudur. Anadolu’nun Türkleşmesinde ve Türklerin İslamiyet’i hayat tarzı hâline getirmesinde önemli rol oynamıştır.

Şiirlerinde Yunus Emre’nin etkisi kuvvetle hissedilir. Hece ve aruzu başarıyla kullanmış; lirik şiirler yanında didaktik manzumeler de yazmıştır. Düzyazıları 14 ve 15. yüzyıl Anadolu Türkçesinin en güzel örnekleri arasındadır.

Eserleri: Divan; düzyazı olarak Müzekki’n-Nüfus ve Tarîkatnâme.

PİR SULTAN ABDAL · 16. YÜZYIL

Asıl adı Haydar’dır; Sivas’ın Banaz köyünde doğmuştur.

Alevi-Bektaşi inanışlarını ağırlıklı olarak işlediği şiirler dışında aşk, dostluk, ayrılık, özlem ve haksızlıklara karşı koyma konularını da ele almıştır. Şiirlerini coşkulu bir dille söylemesi, halkı ilgilendiren konulara yer vermesi, inançlarını tavizsiz savunması ve şiirlerinde konu bütünlüğü bulunması en önemli özellikleridir.

Divan şiirinden etkilenmemiş, tüm şiirlerini hece ölçüsüyle söylemiştir; nefes türündeki şiirleri meşhurdur.

AZİZ MAHMUT HÜDÂYÎ · 16. YÜZYIL

1541 yılında Koçhisar’da doğmuştur. İyi bir medrese eğitimi almış, Edirne’de Sultan Selim Medresesinde hocalık yapmış, İstanbul’da tekke açmıştır.

Şiirlerinde bazen hece bazen aruz kullanmıştır. Sade bir dille hikemî tarzda ilahiler söylemiştir. Otuza yakın eseri vardır ve bu eserlerin çoğu Arapça yazılmıştır.

NİYÂZÎ-İ MISRÎ · 17. YÜZYIL

Asıl adı Mehmet’tir; Malatya’nın Soğanlı köyünde doğmuştur.

Tasavvuf etkisiyle yazdığı didaktik şiirleriyle tanınmıştır. Hem hece hem aruz kullanmıştır. Aruzla yazdıklarında genellikle Nesimi ve Fuzuli, hece ile yazdıklarında Yunus Emre’nin tesirleri açıkça görülür. Türkçe ve Arapça düzyazı ve şiir türünde birçok eseri vardır.

ERZURUMLU İBRAHİM HAKKI · 18. YÜZYIL

1703’te Erzurum’da doğmuş, 1772’de Siirt Tillo’da vefat etmiştir. Hem bir mutasavvıf hem bir şair hem de bir ilim adamıdır.

Şiir türündeki en tanınmış eseri İlahinâme adıyla da bilinen Divan’ıdır. “Mevlam görelim neyler / Neylerse güzel eyler” nakaratının bulunduğu şiiri çok meşhurdur.

Marifetnâme adlı eserinde astronomiden ahlaka; tasavvuftan felsefeye ve musikiye; dinî ilimlerden fiziki ve tıbbi ilimlere kadar çok çeşitli bilgileri bir araya toplamıştır.

ŞAİR ARAYICI

Yirmi bir sanatçı tek tabloda. İsim, yüzyıl, tarikat ya da eser adı yazarak ara; sütun süzgeciyle aramayı tek sütuna daraltabilirsin (“yalnız eser sütununda ara”).

05 / OYUN

Şairi tanı

Her soruda bir özellik, bir eser ya da bir dize verilir; kime ait olduğunu bulman gerekir.

OYUN · ŞAİR AVI
0 / 0
06 / BİLGİ TESTİ

Öğrendiklerini test et

48 soruluk test · yüzyıllara göre âşık edebiyatı temsilcileri, Köroğlu’ndan Ruhsatî’ye on üç âşığın ölçüsü ve divan şiiriyle ilişkisi, iki Emrah ayrımı, Yunus Emre’den Erzurumlu İbrahim Hakkı’ya dokuz derviş şair, tarikatlar ve anahtar eserler

Soru 1 / 10
Puan: 0
Soru yükleniyor...
07 / ÖZET

Ünitenin iskeleti

YÜZYIL TABLOSU · ÂŞIKLAR

16: Köroğlu. 17: Karacaoğlan, Âşık Ömer, Kayıkçı Kul Mustafa, Ercişli Emrah. 18: Gevherî. 19: Dadaloğlu, Dertli, Erzurumlu Emrah, Seyrânî, Bayburtlu Zihnî, Sümmanî, Ruhsatî.

YALNIZ HECE KULLANANLAR

Köroğlu, Karacaoğlan, Ercişli Emrah, Dadaloğlu, Kayıkçı Kul Mustafa ve tekke şairlerinden Pir Sultan Abdal. Aynı isimler divan şiirinden de etkilenmemiştir — iki ölçüt bu şairlerde birlikte yürür.

ÜNLÜ OLDUĞU TÜR

Köroğlu, Dadaloğlu, Kayıkçı Kul Mustafa: koçaklama. Karacaoğlan: güzelleme. Seyrânî, Dertli: taşlama. Bayburtlu Zihnî: hicviye ve sıla koşmaları. Yunus Emre: ilahi. Pir Sultan Abdal: nefes. Kaygusuz Abdal: şathiye.

İKİ EMRAH

Ercişli (17. yy): sade dil, yalnız hece, divan etkisi yok. Erzurumlu (19. yy): ağır dil, hece + aruz, divan etkisi var, bir âşık kolunun kurucusu.

ANAHTAR ESERLER

Şairnâme (Âşık Ömer, 105 şair / 58 dörtlük) · Genç Osman Destanı (Kayıkçı Kul Mustafa) · Sergüzeştnâme (Bayburtlu Zihnî) · Makalât (Hacı Bektaş Veli, Arapça) · Risâletü’n-Nushiyye (Yunus Emre, 600 beyit) · Müzekki’n-Nüfus, Tarîkatnâme (Eşrefoğlu Rûmî) · Marifetnâme (Erzurumlu İbrahim Hakkı).

TARİKAT KURUCULARI

Hacı Bektaş Veli → Bektaşilik. Hacı Bayram Veli → Bayramiyye (Anadolu’da doğup büyüyen bir Türk mutasavvıfın kurduğu ilk tarikat). Eşrefoğlu Rûmî → Eşrefiyye. Kaygusuz Abdal → Alevi-Bektaşi edebiyatının kurucusu sayılır.