İslamiyet öncesinden geçiş dönemine
Türk edebiyatının ilk iki halkası: kopuz eşliğinde söylenen koşuk, sagu, sav ve destanlar; sonra taşa kazınan Göktürk Yazıtları; ardından Türklerin İslamiyet’i kabulüyle başlayan Geçiş Dönemi ve onun dört büyük eseri. Bu ünitede sorulanların çoğu “ilk”lerdir — hangi eser hangi alanda ilk, kim yazdı, hangi yılda. Tarihleri ve “ilk”leri aranabilir tablolara koyduk.
Şiirler, Türklerin İslamiyet’i kabulünden önceki yaşantısından önemli izler taşır. “Şölen, sığır, yuğ” adı verilen dinsel törenlerde, “baksı, kam, ozan, şaman” diye adlandırılan şairler tarafından “kopuz” adı verilen bir çalgı eşliğinde söylenmiştir.
Şiirlerde dörtlük nazım birimi, hece ölçüsü, genellikle yarım uyak kullanılmıştır. Şiirlerin kafiye düzeni düz kafiye şeklindedir.
Şiirlerde yabancı etkilerden uzak, arı bir dil kullanılmıştır. İşlenen temalar: aşk, kahramanlık, savaş, doğa, ölüm.
Koşuk, sagu, sav, destan bu dönemin ürünleridir.
Sözlü gelenekte oluşturulup yayılan bu ürünlerin yazılı ilk örnekleri Kaşgarlı Mahmut’un Dîvânu Lugâti’t-Türk adlı eserinde yer almaktadır — yani sözlü dönem ürünlerini bize taşıyan eser, Geçiş Dönemi’ne aittir.
Şerit üzerinde bir durağı seç: o durakta ne olduğunu, hangi eserlerin verildiğini ve dilin hangi aşamada olduğunu altta oku.
Edebiyatımızın en eski nazım biçimidir. İslamiyet öncesinde av törenlerinde (sığır), kurban törenlerinde (şölen) ve kazanılan savaşlar sonrasında düzenlenen eğlencelerde söylenen şiirlere verilen isimdir.
Koşuklarda genellikle aşk, doğa ve yiğitlik temaları işlenmiştir. Genellikle kopuz eşliğinde söylenmiştir. Benzetme, kişileştirme, abartma gibi sanatlar kullanılmıştır.
Nazım birimi dörtlüktür ve dörtlük sayısı üç ile beş arasındadır. Hece ölçüsünün genellikle 7’li ve 8’li kalıpları kullanılmıştır. Genellikle yarım kafiye kullanılan koşukların uyak düzeni aaab, cccb … şeklindedir.
Koşuklar halk edebiyatında koşmaya, divan edebiyatında gazele benzer.
İslamiyet öncesinde “yuğ” adı verilen ölüm törenlerinde kopuz eşliğinde söylenen şiirlerdir.
Bu şiirlerde ölen kişinin kahramanlıkları, iyilikleri, onun ölümünden duyulan üzüntü dile getirilmiştir.
Hece ölçüsünün genellikle 7’li, 8’li kalıpları kullanılmıştır. Kafiye şeması aaab cccb … şeklindedir. Nazım birimi dörtlüktür ve dörtlük sayısı üç ile beş arasındadır.
Dîvânu Lugâti’t-Türk’te yer alan Alp Er Tunga Sagusu bu türün en önemli örneğidir.
Sagunun halk şiirindeki karşılığı ağıt, divan şiirindeki karşılığı mersiyedir.
Aşağıdaki dörtlük Alp Er Tunga Sagusunun en bilinen bölümüdür. Önce redif düğmesini seçip dize sonlarındaki aynı görevdeki kelimeyi tıkla; sonra kafiyeli kelime düğmesine geçip kafiyenin bulunduğu kelimeleri işaretle. Dördüncü dize kafiyesizdir — onu boş bırak.
Çözüm: “mü / mu” kelime hâlinde rediftir; öldi / kaldı / aldı kelimelerindeki -dı eki de aynı görevde olduğu için redife dâhildir. Geriye kalan tek ses benzerliği (l) yarım kafiyedir. Diziliş a a a b, yani sagu için verilen düz kafiye düzenidir.
İslamiyet Öncesi Türk Edebiyatı’nın Sözlü Dönemi’ne ait bir diğer ürün de bugünkü atasözü yerine kullanılan savlardır.
Savlar biçim olarak bir nesir cümlesi veya bir şiir dizesi gibi olabilir.
İslamiyet öncesinde Türkleri derinden etkileyen, yiğitlik, savaş, göç gibi konuları işleyen sözlü ürünlerdir.
Destan bir süreç içerisinde varlık kazanır. Bu süreç üç aşamadan oluşur.
Bilinen yazılı Türk destanları daha çok İran, Çin, Arap, Moğol, Bizans ve Batı kaynaklarından derlenmiş; oluşumlarından çok sonra yazıya geçirilmiştir.
Destan adı ya da dönem yaz (“Ergenekon”, “Uygur”, “Saka”); tablo hangi döneme ait olduğunu getirir. Bu eşleştirme AYT’de doğrudan sorulur.
Koşuk ile sagunun biçim özellikleri neredeyse aynıdır; ayrım törendedir. İkisi de dörtlük nazım birimiyle, 7’li-8’li hece ölçüsüyle, aaab cccb kafiye şemasıyla ve üç ile beş dörtlük hâlinde söylenir. Fark şu: koşuk sığır ve şölen törenlerinde söylenir ve aşk, doğa, yiğitlik işler; sagu yuğ töreninde söylenir ve ölüme yakılır. Sorudaki tören adı ya da konu, cevabı verir.
Dönemin en önemli eseri, Türk edebiyatının ilk yazılı eseri olan Göktürk Yazıtları’dır. Eser Orhun Abideleri olarak da bilinir.
Bu dönem eserleri dinî içeriklidir. Eserlerde Maniheizm ve Budizm’in öğretileri anlatılmıştır. Eserlerde genellikle Uygur alfabesi kullanılmıştır.
Bu döneme ait önemli eserler: Altun Yaruk, Sekiz Yükmek, Kalyanamkara ve Papamkara, Irk Bitig.
Bilinen ilk Türk şairi, Uygur Dönemi şairi Aprınçur Tigin’dir.
Yazıtları “okuyan” ile “yayımlayan” aynı kişi değildir. Kitabeleri ilk kez okuyan V. Thomsen, ilk kez yayımlayıp dünyaya tanıtan V. Radloff’tur. Üçüncü ad Yolluğ Tigin ise okuyan ya da yayımlayan değil, taşa kazıyarak yazan kişidir.
X. yüzyıldan itibaren kitleler hâlinde İslamiyet’i kabul etmeye başlayan Türklerin, İslamiyet etkisinde köklü bir edebî gelenek oluşuncaya kadar (XIII. yüzyıl) verdiği eserler, Geçiş Dönemi ürünleridir.
Bu dönemin en önemli eserleri: Kutadgu Bilig, Dîvânu Lugâti’t-Türk, Atabetü’l-Hakayık ve Divân-ı Hikmet’tir.
“Mutluluk Veren Bilgi” anlamına gelen Kutadgu Bilig, Yusuf Has Hacip tarafından 1069 yılında yazılmıştır. Eser 6645 beyit ve 173 dörtlükten oluşur.
Eser; Allah, peygamber, dört halife ve eserin sunulduğu kişiye övgüyle başlar. Eserde adalet, doğruluk, iyilik, erdem, akıl, bilgi, zaman, mutluluk, halkla ve devlet görevlileriyle münasebetler gibi konularda bilgiler verilir.
Alegorik bir eser olan Kutadgu Bilig, dört sembolik kişiliğin karşılıklı konuşmaları şeklinde oluşturulmuştur.
Bir kişiliğe tıkla: adının anlamı, eserdeki makamı ve temsil ettiği kavram şemada yanar. AYT’de bu dörtlü doğrudan eşleştirme sorusu olarak çıkar.
Kutadgu Bilig, Türk edebiyatında birçok açıdan ilk olma özelliği gösterir:
Karahanlı hükümdarı Tabgaç Buğra Han’a sunulan eser, insanlara hem bu dünyada hem de ahirette mutlu olmanın yollarını göstermeyi amaçlamaktadır.
“Türk Dilleri Sözlüğü” anlamına gelen, Kaşgarlı Mahmut tarafından yazılan Dîvânu Lugâti’t-Türk, Türkçenin ilk sözlüğüdür.
Eser; Türk milletinin dili, edebiyatı, inançları, yaşadığı yerler, yaşam tarzı hakkında da bilgiler veren ansiklopedik bir sözlüktür. Araplara Türkçeyi öğretmek ve Türkçenin zengin dil varlığını ortaya çıkarmak amacıyla 1074 yılında yazılmıştır.
Edebiyatımızın sözlü dönem eserleri olan koşuk, sagu, sav örneklerinin yazıya geçirildiği ilk eserdir. Eserin sonunda Türk topluluklarının yaşadığı yerleri gösteren bir dünya haritası vardır.
Dîvânu Lugâti’t-Türk; Türkçenin bilinen ilk sözlüğü, ilk dil bilgisi kitabı ve ilk edebiyat antolojisidir.
“Hakikatlerin Eşiği” anlamına gelen Atabetü’l-Hakayık, Edip Ahmet Yükneki tarafından yazılmıştır.
İslamiyet etkisindeki Türk edebiyatının İslam inançlarını aşılayan ilk eseridir. Eser, aruz ölçüsüyle ve bölümler hâlinde yazılmıştır; manzum ve didaktiktir.
Bir ahlak ve öğüt kitabı olan eserde Arapça-Farsça birçok kelime kullanılmış, düşünceler kimi zaman ayet ve hadislerle desteklenmiştir. Kitapta asıl konuya geçilmeden önce Allah’a, peygambere, dört halifeye ve eserin sunulduğu kişiye övgü bölümleriyle kitabın yazılma sebebi hakkında bilgi verilen bölüm vardır.
Beyitlerle yazılan bu bölümden sonra bilginin faydası ve bilgisizliğin zararı, dilin korunması, dünya hayatı, cömertlik ve cimrilik, alçakgönüllülük ve kibir, açgözlülük, iyilikler ve zamanla ilgili bölümler gelir. Bu bölümlerdeki şiirler dörtlüklerle kurulmuştur.
Hoca Ahmet Yesevi’nin “hikmet” adı verilen dinî-tasavvufi şiirleri, öğrencileri tarafından Divân-ı Hikmet adıyla bir araya toplanmıştır.
Divân-ı Hikmet’te ilahi aşk, peygamber sevgisi, dinin esasları, tasavvuf, nefis terbiyesi, kötülüklerden sakınma gibi konular işlenmiştir. Ahmet Yesevi, etrafında toplanan müritlerine dervişlik adabını öğretebilmek için onların anlayacağı bir dille manzumeler yazarak seslenir. Hikmetlerde atasözlerinin kullanımı dikkat çekicidir.
Çoğu dörtlüklerden oluşan ve hece ölçüsüyle yazılan hikmetlerin bir kısmı beyitler hâlinde ve aruz ölçüsüyledir. Dörtlüklerle yazılan hikmetler genellikle 7’li ve 12’li hece ölçüsüyle oluşturulmuştur.
Dinî-ahlaki öğütler veren Divân-ı Hikmet, dinî-tasavvufi halk şiirinin öncü eseridir. Ahmet Yesevi dinî-tasavvufi Türk edebiyatının öncüsüdür.
“ilk sözlük”, “siyasetname”, “1074”, “Kaşgarlı” gibi bir şey yaz; eser, yazar, tarih ve hangi alanda ilk olduğu bir arada gelsin.
| Eser | Yazar | Ölçü / birim | Ayırt edici not |
|---|---|---|---|
| Kutadgu Bilig | Yusuf Has Hacip | Aruz · beyit (+173 dörtlük) | İlk mesnevi, ilk siyasetname; 1069 |
| Dîvânu Lugâti’t-Türk | Kaşgarlı Mahmut | Sözlük (mensur) | İlk sözlük, ilk dil bilgisi, ilk antoloji; 1074 |
| Atabetü’l-Hakayık | Edip Ahmet Yükneki | Aruz · beyit ve dörtlük | İslam inançlarını aşılayan ilk eser; ahlak ve öğüt kitabı |
| Divân-ı Hikmet | Hoca Ahmet Yesevi | Çoğu hece · dörtlük (bir kısmı aruz · beyit) | Dinî-tasavvufi halk şiirinin öncü eseri |
İki eser de “övgüyle başlar”, ikisi de dört halifeyi anar. Hem Kutadgu Bilig hem Atabetü’l-Hakayık; Allah’a, peygambere, dört halifeye ve eserin sunulduğu kişiye övgüyle açılır. Ayrım başka yerde: Kutadgu Bilig alegoriktir ve dört sembolik kişiliğin konuşmalarıdır; Atabetü’l-Hakayık ise bölümler hâlinde yazılmış bir ahlak ve öğüt kitabıdır ve düşünceleri ayet ve hadislerle destekler.
İkinci tuzak: sözlü dönem ürünlerini bize taşıyan eser Geçiş Dönemi’ne aittir. Koşuk, sagu ve sav örneklerinin yazıya geçirildiği ilk eser Dîvânu Lugâti’t-Türk’tür — yani ürün sözlü dönemin, kayıt Geçiş Dönemi’nindir.
Sorular karışık gelir: kimi bir eserin dönemini, kimi bir “ilk”i, kimi bir destanın hangi döneme ait olduğunu sorar.
48 soruluk test · şölen-sığır-yuğ törenleri, koşuk ve sagu ayrımı, sav ve destan, destan dönemleri, Göktürk Yazıtları ve Uygur Dönemi eserleri, Geçiş Dönemi özellikleri, Kutadgu Bilig’in dört sembolik kişiliği ve “ilk”leri, Dîvânu Lugâti’t-Türk, Atabetü’l-Hakayık, Divân-ı Hikmet
Törenler: şölen, sığır, yuğ. Şairler: baksı, kam, ozan, şaman. Çalgı: kopuz. Biçim: dörtlük · hece ölçüsü · yarım uyak · düz kafiye. Dil: arı Türkçe. Temalar: aşk, kahramanlık, savaş, doğa, ölüm.
Koşuk: en eski nazım biçimi; sığır ve şölen törenlerinde; aşk, doğa, yiğitlik. Sagu: yuğ töreninde; ölüme yakılır. İkisi de dörtlük, 7’li-8’li hece, aaab cccb, üç-beş dörtlük. Sagunun karşılığı: halkta ağıt, divanda mersiye. Koşuk koşmaya ve gazele benzer.
Sav: bugünkü atasözü; nesir cümlesi ya da şiir dizesi biçiminde olabilir. Destan: yiğitlik, savaş, göç; üç aşamada varlık kazanır; yazılı Türk destanları İran, Çin, Arap, Moğol, Bizans ve Batı kaynaklarından derlenmiştir.
Göktürk Yazıtları: ilk yazılı eser, Türk adının geçtiği ilk eser, ilk söylev; 8. yüzyıl, Moğolistan; Tonyukuk, Kül Tigin, Bilge Kağan; yazan Yolluğ Tigin, okuyan Thomsen, yayımlayan Radloff. Uygur Dönemi: dinî içerik, Maniheizm-Budizm; Altun Yaruk, Sekiz Yükmek, Kalyanamkara ve Papamkara, Irk Bitig; ilk Türk şairi Aprınçur Tigin.
X.–XIII. yüzyıl. Uygur ve Arap alfabesi; iki kültür iç içe; aruzun yanında hece; dörtlük ve beyit; dinî-tasavvufi-ahlaki konular; Karahanlı (Hakaniye) Türkçesi.
Kutadgu Bilig (Yusuf Has Hacip, 1069; 6645 beyit + 173 dörtlük; ilk mesnevi, ilk siyasetname; Kün Togdı-adalet, Ay Toldı-mutluluk, Ögdülmiş-akıl, Odgurmış-akıbet) · Dîvânu Lugâti’t-Türk (Kaşgarlı Mahmut, 1074; ilk sözlük) · Atabetü’l-Hakayık (Edip Ahmet Yükneki) · Divân-ı Hikmet (Hoca Ahmet Yesevi).