Üç yıllık topluluk, on iki yıllık dönem
Fecriati 1909-1912 arasında yaşadı; Millî Edebiyat 1911-1923. İkisi bir süre aynı yıllarda vardı ve tam ters yönlere baktılar: biri ağır dil, kapalı anlatım, sanat için sanat; öteki sade dil, hece ölçüsü, toplum için sanat. Bu ünitede o çatalı ve iki yolun şairlerini ayıracağız.
II. Meşrutiyet sonrasında yeniden yayımlanmaya başlayan Servetifünun dergisi etrafında toplanan sanatçıların oluşturduğu kısa ömürlü (1909-1912) bir edebî topluluktur. Çoğunluğu genç olan yazarlar 20 Mart 1909’da Hilâl gazetesi matbaasında toplanmıştır.
İsim olarak Ahmet Haşim Sînâ-yı Emel’i teklif etse de Faik Âli’nin önerdiği Fecriati ismi kabul edilmiştir. Topluluk, Servetifünun’a tepki olarak ortaya çıkmış ancak eleştirdikleri Servetifünuncuların sanat anlayışını sürdürmüştür — bu çelişki sınavda en çok sorulan noktadır. Sanat anlayışlarındaki farklılıklardan dolayı topluluk kısa sürede dağılmıştır.
Sloganları: “Sanat, şahsi ve muhteremdir.” Bu sloganla ve sanat için sanat anlayışıyla eser vermişlerdir.
Türk edebiyatında beyanname (bildiri) yayımlayan ilk edebî topluluktur. “Fecriati Encümen-i Edebîsi Beyannâmesi” başlığı ile çıkan ve edebiyatımızda ilk olma özelliği taşıyan bu uzunca yazıda topluluğun prensipleri açıklanmıştır.
Beyannamede, Servetifünun sanatçıları gibi kendilerinin de sanata ve estetiğe bağlı kalacakları fakat yeniliğe daha açık olacakları ifade edilmiştir. Topluluk dilin, edebiyatın, sosyal bilimlerin gelişmesi ve düşüncelerin aydınlatılması için çalışmak istemiş; bir yayınevi kurarak Batılı ve yerli edebî eserleri halka tanıtmayı amaçlamıştır.
Bir noktaya tıkla: o tarihte ne olduğu ve şiirin hangi yöne saptığı yazar. Şeritte dikkat edilecek şey, 1911-1912 arasında Fecriati ile Millî Edebiyat’ın aynı anda var olmasıdır.
Fecriati, Servetifünun’a tepki olarak ortaya çıkmıştır; buna rağmen eleştirdikleri Servetifünuncuların sanat anlayışını sürdürmüşlerdir. Yani şu üç şey değişmemiştir: sanat için sanat, ağır dil ve kapalı anlatım, aruz + serbest müstezat + sone. Değişen tek şey “yeniliğe daha açık olma” iddiasıdır — ve bu iddia beyannamede kalmıştır. Soruda “Servetifünun’dan tamamen koptu” denirse yanlıştır.
“Sanat için sanat” anlayışı hâkimdir. İşlenen başlıca temalar aşk ve tabiattır. Sanatçılar saf şiir anlayışıyla eser vermişlerdir.
Aruz ölçüsü kullanılmış, en çok serbest müstezat ve sone nazım biçimleri tercih edilmiştir. Sanatçılar, Servetifünuncular gibi Arapça, Farsça sözcüklerin ve tamlamaların yoğun olduğu ağır bir dille ve kapalı anlatımla şiirler yazmışlardır. Şiirde sembolizm başta olmak üzere empresyonizm ve parnasizm etkileri görülmüştür.
Öne çıkan şairleri: Ahmet Haşim · Emin Bülent Serdaroğlu · Tahsin Nahit.
Fransız şair Paul Valery’nin şiirde dili her şeyin üstünde tutan görüşü çerçevesinde şekillenen, mesaj verme kaygısından uzak, amacı sadece estetik (güzellik) olan şiir anlayışıdır.
Edebiyatımızda Ahmet Haşim’in Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar makalesiyle başlar. Bu anlayışa göre şiir anlaşılmak için değil; duyulmak, hissedilmek için yazılmalıdır. Saf şiirde söz ve musiki iç içedir ve anlam, biçimin arka planında kalır. Şiir şekil olarak mükemmel olmalıdır; ahenk, söyleyiş tarzı, ritim, kafiye oldukça önemlidir.
Saf şiirde estetik tavır ön plandadır; amaç iyi ve güzel şiir yazabilmektir. Bireysel ve düşsel temalar ağır basar, imge önemli bir yere sahiptir, özgün bir şiir dili oluşturmak esastır. Şiir öğretici değildir, hikâye unsuru barındırmaz; şiirde çağrışımlara fazlaca yer verilir.
Türk edebiyatındaki öncüleri Ahmet Haşim ve Yahya Kemal Beyatlı’dır. Daha sonra Necip Fazıl Kısakürek, Ahmet Hamdi Tanpınar, Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Muhip Dıranas, Ziya Osman Saba gibi şairler bu anlayışı sürdürmüştür.
Düğmelere bas: seçtiğin anlayışın dört ölçütteki ağırlığı çubuklarla çizilir. Çubuklar tanım cümlelerinden okunur — örneğin saf şiirde “anlam, biçimin arka planında kalır”, Millî Edebiyat’ta “şiirler genellikle didaktiktir”.
Fecriati topluluğunun en çok tanınan şairidir. Topluluk dağıldıktan sonra da topluluğun ilkelerine bağlı kalmıştır. Modern Türk şiirinin kurucularından sayılan ve saf şiir anlayışının öncüsü olan sanatçının şiirlerinde sembolizm ve empresyonizm akımlarının etkisi görülür.
Şiirlerini aruz ölçüsü ile yazan sanatçı, genellikle serbest müstezat nazım şeklini kullanmıştır. Şiirde müzikaliteye ve anlam kapalılığına önem vermiştir. Şiirlerinde semboller, mecazlar ve istiarelere sıkça yer vermiştir. Toplumsal konularla ilgilenmeyen sanatçı ağırlıklı olarak aşk, ölüm, tabiat temalarını işlemiştir; şiirlerinde gün batımı, akşam kızıllığı, dökülen yapraklar, sonbahar sarısı baskındır. Bu yüzden Türk edebiyatında “akşam şairi” olarak tanınmıştır.
Şiirlerindeki ağır dile karşın düzyazılarında daha sade bir dil kullanmayı tercih etmiştir. Merdiven, Bir Günün Sonunda Arzu ve O Belde ünlü şiirlerindendir. Şiir kitapları: Piyale ve Göl Saatleri.
Poetika notu: Ahmet Haşim şiirle ilgili görüşlerini Piyale adlı şiir kitabının ön sözü olan ve edebiyatımızda ilk poetika örneği kabul edilen Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar adlı yazısında açıklamıştır.
Fecriati topluluğunun kurucularındandır. Topluluğun Ahmet Haşim’den sonraki en önemli şairi kabul edilir.
Bireysel konular dışında sosyal ve millî konularda da şiir yazmıştır — bu, Fecriati’nin genel çizgisinin dışına çıkan bir tutumdur. Destansı ve lirik yönü ağır basan bir şairdir.
Ünlü şiirleri: Kin (Victor Hugo’nun Mavi Gözlü Yunan Çocuğu şiirine karşı yazmıştır) · Hatay’a Selam (Hatay Türklerine hitaben).
“Adalar Şairi” olarak tanınmıştır. Şiirlerinde genelde kadın ve aşk temalarını işlemiştir.
Sanatçı, Ahmet Haşim’in etkisinde kalmıştır. Genellikle aruz ölçüsünü kullanmıştır. Tiyatroyla yakından ilgilenmiş, oyun dışında tiyatro eleştirileri de yazmıştır.
Şiir kitabı: Rûh-ı Bikayd.
Genç Kalemler dergisinde Ömer Seyfettin’in Yeni Lisan makalesinin yayımlanmasıyla başlayan, Cumhuriyet’in ilanıyla son bulan edebiyat dönemidir.
Dili sadeleştirme hareketi olarak başlamış; dilde, biçimde, temada ulusal olana yönelme fikri benimsenmiştir. Eserler Türkçülük akımı etrafında şekillenmiş, toplum için sanat ilkesi benimsenmiştir. Anadolu; kültürü, tarihi, yaşantısı ve insanıyla edebiyatın konusu olmuştur. Eserler realizm akımının etkisinde yazılmıştır.
Mehmet Emin Yurdakul’un Servetifünun şiirinin zirvede olduğu dönemde yazdığı Türkçe Şiirler, Millî Edebiyat Dönemi şiirinin temelini oluşturur.
Eserler konuşma diline yakın sade bir dille yazılmıştır. Sanatçılar halk kültürüne yönelmişler, ondan beslenmişlerdir. Şiirler genellikle dörtlük nazım birimi ve hece ölçüsüyle yazılmıştır.
Şiirler genellikle didaktiktir. Türk tarihi ve bütün yönleriyle Anadolu şiirlerin başlıca temalarıdır. Dönem büyük oranda Türkçülük ideolojisinden etkilenmiştir.
Türk edebiyatının ilk şair topluluğu olan Beş Hececiler edebî faaliyetlerine bu dönemde başlamıştır.
Mehmet Akif Ersoy; aruz ölçüsü ve nispeten ağır bir dille halkın yaşayışını ve değerlerini ön plana çıkaran manzum hikâye türünde başarılı eserler kaleme almıştır. Yahya Kemal Beyatlı da Millî Edebiyat Dönemi’nde saf (öz) şiirin temsilcisi durumundadır.
Yani dönemin “sade dil + hece + dörtlük” kalıbının iki büyük istisnası vardır ve ikisi de aruzla yazar. Soruda “dönemin bütün şairleri heceyle yazdı” denirse yanlıştır.
Düğmelere bas: iki dönemin tipik dize düzeni çizilir. Dar ve kesik çerçeveli kutular kısa dizeleri (ziyade), kesik yatay çizgiler bent/dörtlük sınırını gösterir. Fecriati’de düzensizlik, Millî Edebiyat’ta dörtlüğün düzeni göze çarpar.
| Ölçüt | Fecriati (1909-1912) | Millî Edebiyat (1911-1923) |
|---|---|---|
| Sanat anlayışı | Sanat için sanat · “Sanat, şahsi ve muhteremdir.” | Toplum için sanat |
| Dil | Ağır; Arapça-Farsça sözcük ve tamlama yoğun, kapalı anlatım | Konuşma diline yakın, sade |
| Ölçü | Aruz | Hece (Mehmet Akif ve Yahya Kemal aruz) |
| Nazım birimi/biçimi | Serbest müstezat, sone | Dörtlük |
| Tema | Aşk ve tabiat; bireysel | Türk tarihi, Anadolu; toplumsal |
| Akım | Sembolizm (başta), empresyonizm, parnasizm | Realizm; Türkçülük ideolojisi |
| Tutum | Estetik; öğretici değil | Genellikle didaktik |
Aşağıdaki cümlelerde başlangıcı yapan adı ya da eseri tıklayarak işaretle, sonra Denetle’ye bas.
Dokuz şair: Mehmet Emin Yurdakul, Ziya Gökalp, Mehmet Akif Ersoy, Yahya Kemal Beyatlı ve Beş Hececiler (Halit Fahri Ozansoy, Orhan Seyfi Orhon, Enis Behiç Koryürek, Faruk Nafiz Çamlıbel, Yusuf Ziya Ortaç).
Türk edebiyatında “Türk Şairi”, “Millî Şair” olarak anılır. Servetifünun Dönemi’nde edebî hayatına başlayan şair, dönemin şiir anlayışından farklı bir şiir anlayışı benimsemiştir.
Edebî anlayışıyla ve Cenge Giderken şiiriyle Millî Edebiyat Dönemi şiirinin öncüsü sayılmıştır. Şiirde biçimsel yenilikler denemiş, yeni nazım biçimleri kullanmıştır. Türkçülük düşüncesine dayalı şiirlerini hece ölçüsüyle ve yalın bir dille yazmıştır.
Şiirleri: Türkçe Şiirler · Türk Sazı · Ey Türk Uyan · Tan Sesleri · Ordunun Destanı.
Dönemine sanatından çok düşünceleriyle yön vermiştir. Türkçülük düşüncesini sistemleştirmiş; Türkçülüğün Esasları ve Türkleşmek İslamlaşmak-Muasırlaşmak eserleriyle Millî Edebiyat’ın düşünce temelini atmıştır.
Türkçülük fikri doğrultusunda, lirizmden uzak, didaktik şiirler yazmıştır. Eserlerinde Batı ve halk edebiyatının etkileri görülür. Konuşma diline yakın, sade bir dil kullanmıştır. Hece ölçüsünü ve dörtlük nazım birimini kullanmıştır.
Şiirleri: Kızıl Elma · Altın Işık · Yeni Hayat.
“Hecenin Beş Şairi” olarak da kabul edilen bu topluluk Faruk Nafiz Çamlıbel, Halit Fahri Ozansoy, Enis Behiç Koryürek, Yusuf Ziya Ortaç ve Orhan Seyfi Orhon isimlerinden oluşur. Türk edebiyatının ilk şair topluluğudur ve edebî faaliyetlerine Millî Edebiyat Dönemi’nde başlamıştır.
Grubu oluşturan bütün sanatçılar şiirlerini ilk önce aruz vezniyle, daha sonra hece vezniyle kaleme almışlardır. Halit Fahri Ozansoy’un yazdığı Aruza Veda adlı şiir, aruzdan heceye geçişin şiiri olmuştur. Dönemin anlayışıyla paralel olarak “Halka Doğru” ilkesini benimsemişlerdir. Şiirlerinin ana konusu memleket sevgisi ve memleket sorunlarıdır. Halk şiiri nazım şekillerinin yanında Batı kaynaklı şekilleri de kullanmışlardır. Mahallî söyleyişleri, halk dilini kullanmışlar; sade dil anlayışı ile eser vermişlerdir. Eserlerde didaktik ve millî ögeler ön plandadır; şiirde folklorik malzemeleri çokça kullanmışlardır. Birçok türde eser verilmesine rağmen şiir, Beş Hececiler’in en önemli türü olmuştur.
En güçlü şairi Faruk Nafiz Çamlıbel’dir; yazdığı Sanat adlı şiiri sadece bu grubun değil Millî Edebiyat’ın da bir bildirisi gibidir.
Beş Hececiler’in en başarılı ve en tanınmış şairidir. Şiirlerinde aşk, hasret, tabiat, ölüm, memleket ve toplumsal konuları işlemiştir. Öteki şairler gibi ilk şiirlerinde aruz, gerçek kişiliğini bulduğu sonraki şiirlerinde hece ölçüsünü kullanmıştır. Yalın ve özentisiz bir şiir dili vardır.
Roman, piyes, fıkra türlerinde de eser vermiş olan şair şiirleriyle ün yapmış; özellikle Han Duvarları, Çoban Çeşmesi, Sanat adlı şiirleriyle çok beğenilmiştir.
Şiirleri: Han Duvarları · Gönülden Gönüle · Dinle Neyden · Çoban Çeşmesi · Bir Ömür Böyle Geçti · Akıncı Türküleri.
İlk şiirlerini aruzla yazmış, daha sonra Aruza Veda adlı şiiri ile aruzu bırakmıştır. Bu şiir Beş Hececiler’in tamamının aruzdan heceye geçiş şiiri olmuştur.
Şiirlerinde aşk ve ölüm konularına, hüzünlü melankolik duygulara yer vermiş; yer yer kahramanlık konularına değinmiştir. Aruz ölçüsü ile yazılmış Baykuş adlı manzum tiyatrosu ile tanınmıştır. Şiirlerinin yanında tiyatro, roman, çeviri türlerinde de eser vermiştir.
Şiirleri: Rüya · Cenk Duyguları · Gülistanlar ve Harabeler · Sonsuz Gecelerin Ötesinde.
İlk şiirlerini aruzla yazmış, daha sonra heceye yönelmiş ve heceyle yazdığı şiirlerle tanınmıştır. Bir şiirde birkaç vezin kullanmıştır.
İlk şiirlerini Miras adıyla yayımlayan şair, gür sesli kahramanlık şiirleriyle şöhret kazanmıştır. Daha sonra kaleme aldığı mistik şiirlerini Varidat-ı Süleyman Çelebi adıyla kitaplaştırmıştır. Şiirimizde efsaneleri heyecanlı bir üslupla işleyen şair, özellikle korsanlıkla ilgili şiirleriyle sevilmiştir.
Eserleri: Miras · Varidat-ı Süleyman Çelebi · Güneşin Ölümü.
İlk şiirlerini aruzla, daha sonraki şiirlerini heceyle kaleme alan şair, Beş Hececiler arasında heceyi en iyi kullananlardandır.
Eserlerinde sade ve temiz bir dil, mizahi bir üslup kullanmıştır. Şiirlerinin yanında nesir türünde ve mizahi tarzda yazdığı eserleriyle dikkat çekmiştir. Mizahi dergi olan Akbaba’yı uzun yıllar çıkarmıştır. Binnaz adlı eseri hece ölçüsüyle yazılmış üç perdelik manzum bir trajedidir. Şiir, tiyatro, mizah, anı, fıkra gibi birçok türde eser vermiştir.
Şiirleri: Akından Akına · Cenk Ufukları · Kuş Cıvıltıları.
Abdülhak Hamit Tarhan, Tevfik Fikret, Cenap Şehabettin’in etkisindeki ilk şiirlerini aruzla; daha sonraki şiirlerini heceyle yazmıştır. Şiirlerinde heceyle aruzu kaynaştırmaya çalışmış, hece ölçüsüyle gazel biçiminde şiirler yazmıştır.
İnce, zarif ve duygulu şiirler yazmış olan şair, sade Türkçe karşısında olanlara şiddetle karşı koymuştur. Millî duyguları işlemekle beraber daha çok bireysel konularda yazmıştır. Mizahi yazılarında “Fiske” imzasını kullanmış; Akbaba, Papağan, Güneş, Resimli Dünya gibi dergilerde yazmıştır. Birçok şiiri farklı sanatçılar tarafından bestelenmiştir.
Şiirleri: Fırtına ve Kar · Peri Kızı ile Çoban Hikâyesi · Gönülden Sesler.
Sanat hayatına Servetifünun Dönemi’nde başlamıştır. Hem Servetifünun’da hem Millî Edebiyat’ta dönemin bağımsız sanatçıları arasındadır. Sırat-ı Müstakim dergisinin başyazarlığını yapmıştır.
İslamcılık düşüncesini benimsemiş, bu anlayışın Türk edebiyatındaki temsilcisi kabul edilmiştir; sanat anlayışında İslamcılığın yanı sıra milliyetçilik de etkilidir. Şiirlerinde siyasi ve toplumsal konuları işlemiş, halkın yaşayış tarzını ve değerlerini yansıtmıştır. Dinî konuların yanı sıra hürriyet, adalet, doğruluk, vefakârlık temalarını işlemiştir. Gözlem yeteneği güçlü olan, şiirde hayali değil gerçeği esas alan şair realisttir.
Türk edebiyatında manzum hikâyenin en güçlü şairlerindendir: Hasta · Küfe · Mahalle Kahvesi · Kocakarı ile Ömer. Klasik edebiyat kültürüyle yetişmiş, divan nazım şekillerinden yararlanmıştır. Eserlerini aruzla yazmış, aruzu Türkçeye başarıyla uygulamıştır. Genellikle Osmanlı Türkçesini kullanan şair, toplumsal hayatı işlediği şiirlerinde konuşma dilini kullanmıştır.
Bülbül, Cenk Şarkısı, Çanakkale Şehitlerine tanınmış şiirleridir. Şiirlerini Safahat’ta toplamıştır; Safahat yedi bölümden oluşur: Safahat · Süleymaniye Kürsüsünde · Hakkın Sesleri · Fatih Kürsüsünde · Hatıralar · Asım · Gölgeler.
Sanat hayatına Millî Edebiyat Dönemi’nde başlamış, Cumhuriyet Dönemi’nde de devam etmiştir. Saf (öz) şiir anlayışının Türk edebiyatındaki güçlü temsilcilerinden biridir.
Neoklasisizm akımının etkisinde kalmıştır; Batı şiiri ile divan şiirinin özelliklerini başarıyla birleştirmiştir. Ok şiiri dışında bütün şiirlerini aruz ölçüsüyle yazmış, aruzu Türkçeye başarıyla uygulamıştır. “Türkçe ağzımda annemin sütüdür.” diyen şair, İstanbul Türkçesini başarıyla kullanmıştır. Sembolizmden beslense de parnasizmin güçlü temsilcilerindendir. Şiirin biçim ve ahenk unsurları açısından kusursuz olmasına önem vermiştir.
İstanbul, aşk, ölüm, sonsuzluk, Osmanlı tarihi başlıca temalarıdır; “İstanbul Şairi” olarak tanınır. Lirik şiirlerinin yanında Akıncı, Mohaç Türküsü gibi epik şiirler de yazmıştır. Sessiz Gemi, Bir Başka Tepeden, Rindlerin Akşamı, Süleymaniye’de Bayram Sabahı ünlü şiirleridir.
Şiir kitapları: Kendi Gök Kubbemiz · Eski Şiirin Rüzgârıyle · Rubâiler ve Hayyam Rubâilerini Türkçe Söyleyiş.
Bu dönemde asıl ayrım ölçüdür. Düğmelere bas: şairin başlangıçta ve olgunlukta hangi ölçüyü kullandığı iki kutuda gösterilir; aradaki ok geçiş yapıp yapmadığını söyler.
Dört sütun da aranabilir. “hece”, “aruz”, “Akbaba”, “manzum”, “Fecriati” gibi bir sözcük yaz.
İkisi de saf (öz) şiirin Türk edebiyatındaki öncüsüdür ve ikisi de aruz kullanır; bu yüzden karışırlar. Ayıran şeyler: Ahmet Haşim Fecriati’dendir, sembolizm ve empresyonizm etkisindedir, serbest müstezat kullanır, akşam şairidir, poetikası Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar’dır. Yahya Kemal Millî Edebiyat Dönemi’nde başlar, neoklasisizm etkisindedir, parnasizmin güçlü temsilcisidir, İstanbul şairidir, Ok dışında bütün şiirleri aruzludur.
Her soruda bir özellik, bir eser ya da bir slogan verilir; hangi topluluğa veya hangi şaire ait olduğunu bulman gerekir.
50 soruluk test · Fecriati’nin kuruluşu ve beyannamesi, saf (öz) şiir anlayışı, Ahmet Haşim ve poetika, Millî Edebiyat’ın Yeni Lisan ile başlayışı, hece-dörtlük düzeni, Beş Hececiler, Mehmet Akif ve Yahya Kemal istisnaları
20 Mart 1909: Fecriati Hilâl gazetesi matbaasında toplanır. 1909-1912: Fecriati’nin ömrü. 1911: Genç Kalemler’de Yeni Lisan makalesi — Millî Edebiyat başlar. 1923: Cumhuriyet’in ilanı — Millî Edebiyat biter.
Türk edebiyatında beyanname (bildiri) yayımlayan ilk edebî topluluktur (“Fecriati Encümen-i Edebîsi Beyannâmesi”). Ayrıca edebiyatımızda ilk poetika örneği Ahmet Haşim’in Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar yazısıdır ve Piyale’nin ön sözüdür.
“Sanat, şahsi ve muhteremdir.” — Fecriati. “Türkçe ağzımda annemin sütüdür.” — Yahya Kemal. “Halka Doğru” — Beş Hececiler’in ilkesi. Saf şiir: şiir anlaşılmak için değil, duyulmak ve hissedilmek için yazılır.
Paul Valery çerçevesinde doğar; dil her şeyin üstündedir. Mesaj kaygısı yok, amaç sadece estetik. Söz ve musiki iç içe, anlam biçimin arka planında. Şekil mükemmel olmalı: ahenk, söyleyiş, ritim, kafiye. Bireysel ve düşsel temalar, imge, özgün şiir dili. Öğretici değil, hikâye unsuru yok, çağrışım bol. Öncüler: Ahmet Haşim, Yahya Kemal.
Akşam şairi: Ahmet Haşim. Adalar Şairi: Tahsin Nahit. Türk Şairi / Millî Şair: Mehmet Emin Yurdakul. İstanbul Şairi: Yahya Kemal. Beş Hececiler’in en güçlü şairi: Faruk Nafiz Çamlıbel. Fecriati’nin Ahmet Haşim’den sonraki en önemli şairi: Emin Bülent Serdaroğlu.
Aruzda kalanlar: Ahmet Haşim, Tahsin Nahit, Mehmet Akif Ersoy, Yahya Kemal (Ok hariç). Aruzdan heceye geçenler: Beş Hececiler’in beşi de — geçişin şiiri Aruza Veda (Halit Fahri Ozansoy). Baştan beri hececi: Mehmet Emin Yurdakul, Ziya Gökalp.
Piyale, Göl Saatleri (Ahmet Haşim) · Kin, Hatay’a Selam (Emin Bülent) · Rûh-ı Bikayd (Tahsin Nahit) · Türkçe Şiirler, Cenge Giderken (Mehmet Emin Yurdakul) · Kızıl Elma, Altın Işık, Yeni Hayat, Türkçülüğün Esasları (Ziya Gökalp) · Safahat (Mehmet Akif, yedi bölüm) · Kendi Gök Kubbemiz, Eski Şiirin Rüzgârıyle (Yahya Kemal) · Han Duvarları, Çoban Çeşmesi, Sanat (Faruk Nafiz) · Aruza Veda, Baykuş (Halit Fahri) · Miras, Varidat-ı Süleyman Çelebi (Enis Behiç) · Binnaz, Akbaba (Yusuf Ziya).
Millî Edebiyat’ın kalıbı sade dil + hece + dörtlük + didaktiktir. İki büyük istisna: Mehmet Akif Ersoy (aruz, nispeten ağır dil, manzum hikâye) ve Yahya Kemal Beyatlı (aruz, saf şiir). İkisi de dönemin bağımsız sanatçılarındandır.