Kalıtım sınırları çizer, çevre içini doldurur
Bir davranışın arkasında bir uyarıcı, uyarıcının arkasında bir sinir sistemi, onun arkasında da genler ve çevre vardır. Bu ünitede uyarıcının ne zaman davranışa dönüştüğünü kaydırakla deneyecek, beynin dört lobunu tek tek gezecek ve en çok sorulan cümleyi kendi elinle çalıştıracaksın: kalıtım, insan davranışlarının alt ve üst sınırlarını belirler.
Psikoloji, insan ve hayvanların davranışlarını inceleyen bilim dalıdır. Bu nedenle davranışların oluşum süreci ve bu süreci etkileyen faktörlerin öğrenilmesi bu bilim dalı için çok önemlidir.
Canlılık özelliği gösteren tüm varlıklara organizma denir. Psikolojinin organizma teriminden anladığı hayvan ve insandır. Organizmanın davranışının temelinde uyarıcı yer alır.
Uyarıcı, iç ve dış çevreden gelerek duyu organlarını harekete geçiren her türlü etkidir. Susama, acıkma, üşüme gibi uyarıcılar içten gelen; ışık, ses, koku gibi uyarıcılar ise dıştan gelen uyarıcılardır. İçten veya dıştan gelen uyarıcılar, yeteri kadar güçlü olursa duyu organlarını etkiler ve davranışın ortaya çıkmasını sağlar.
Davranış, organizmanın içsel ve dışsal uyaranlara karşı gösterdiği her türlü tepkidir. Bu tepkiler; yürümek, koşmak gibi doğrudan gözlenebilen vücut hareketleri ya da doğrudan gözlenemeyen duygu ve düşünceler olabilir.
Kaydırak uyarıcının gücünü ayarlar. Zayıfken ok duyu organında durur ve davranış oluşmaz; belli bir noktadan sonra zincir tamamlanır ve tepki çıkar. Tanım tam olarak bunu söylüyor: içten veya dıştan gelen uyarıcılar, yeteri kadar güçlü olursa duyu organlarını etkiler ve davranışın ortaya çıkmasını sağlar. Sağdaki düğmelerle uyarıcının içten mi dıştan mı geldiğini değiştir.
| Tür | Ne demek | Örnek |
|---|---|---|
| Doğrudan gözlenen davranışlar | Dışarıdan görülebilen tepkiler | gülmek, öfkelenmek |
| Doğrudan gözlenemeyen davranışlar | Dışarıdan görülemeyen iç yaşantılar | gözlenemeyen duygular |
| Psikofizyolojik tepkiler | Ruhsal bir durumun bedende yol açtığı tepki | stresin yol açtığı baş ağrısı |
Üçüncü satır sınavda en çok karıştırılan türdür: baş ağrısı gözlenebilir gibi görünür ama sınıflandırmada ayrı bir başlıktır, çünkü ruhsal bir sürecin bedene yansımasıdır.
Davranışların ortaya çıkma nedenlerini açıklamak her zaman kolay değildir çünkü insan karmaşık bir organizmadır. Genç ya da yaşlı, aç veya tok, kalabalık içinde veya yalnız olmak gibi durumlar insan davranışlarını etkiler. Bu yüzden davranışların nedenlerini açıklarken insanın biyolojik özelliklerini, sosyal ve fiziksel çevresini, deneyimlerini, fizyolojik durumunu dikkate almak gerekir.
Modern psikolojiye göre psikolojik süreçlerle biyolojik yapı ilişki içindedir. İnsan bedeninde psikolojik süreçlerle yakından ilişkisi olan sistemler endokrin sistem ve sinir sistemidir. Bu iki sistem birlikte çalışarak organizmanın kontrol ve düzenini sağlar.
Hormonların salgılanmasından endokrin sistemi sorumludur. Bazı psikolojik rahatsızlıkların nedeni hormonlardaki düzensizliklerdir. Hormonlar ergenlik, yaşlılık gibi geçiş dönemlerindeki davranış değişikliklerini de etkiler.
Sinir sistemi vücudun elektrokimyasal iletim ağıdır. Her türlü davranış, beynin değişik bölgelerinde yer alan sinir hücrelerinin etkinliği ile gerçekleşir. Değişik duyu organlarından gelen binlerce bilgi sinir sistemi sayesinde taşınır, işlenir ve bu bilgilere uygun yanıtlar oluşturulur.
Sinir sistemi, merkezî ve çevresel sinir sistemi olarak ikiye ayrılır. Beyin ve omurilikte bulunan nöronlardan oluşan sisteme merkezî sinir sistemi denir.
Çevresel sinir sistemi, beyin ve omurilik haricinde vücudu ağaç kökü gibi saran sinirlerden oluşur. Merkezî sinir sisteminden vücudun organlarına bilgi getirip götürme görevini üstlenir. Çevresel sinir sistemindeki bu sinirler, hasar veya kopma durumunda kendilerini yenileyebilme özelliğine sahiptir.
Nöronun bir parçasına tıkla: şemada o parça yanar ve altta görevi çıkar. Son düğmede sinyalin akışı canlandırılır — dendritten gövdeye, gövdeden aksona, aksondan sinapsa. İnsan beyninde 13 milyar kadar sinir hücresi vardır.
Vücudunuzdaki kaslara, organlara ve salgı bezlerine bilgiler göndererek onların çalışmasını kontrol eden nöronların çoğu beynin dış kabuğunda yani gri bölgede bulunur. Nöronlar insan vücudundaki bilgi aktarımını kimyasal ve elektriksel yollarla sağlayan sinir hücreleridir.
Kafatasının üst kısmında yer alan ve iki yarım küre şeklindeki sinir kütlesinden oluşan beyin, tüm vücudu yöneten bir organdır. Beynin dış yüzeyi, beyin kabuğu (korteks) adı verilen ince bir hücre tabakasıyla kaplıdır. Korteks her biri farklı işleve sahip olan dört loba ayrılır. Bir bölgeye tıkla: beyin şemasında o bölge yanar, altta görevleri ve hasar gördüğünde ortaya çıkan belirtiler yazar.
“Hangi lob hasar görünce ne olur?” sorusu her yıl çıkıyor. Aşağıya “görme”, “dokunma”, “konuşma”, “denge”, “refleks” gibi bir sözcük yaz.
Alın lobundaki motor korteks vücudu çapraz yönetir: sağ motor korteksi vücudun sol tarafındaki, sol motor korteksi ise vücudun sağ tarafındaki kasları kontrol eder. Soru “sol elini hareket ettiren bölge hangi yarım küredir?” diye sorarsa cevap sağdır. Bir de miyelin tuzağı var: kılıfın kendisi sinyali üretmez, elektrik sinyallerinin çok hızlı iletilmesini sağlar; bu kılıfın hasar gördüğü durumlarda bazı kasların kontrolü bozulur.
DNA’nın her basamağı nükleotit denilen organik yapılardan oluşur. Bu nükleotitlerin farklı sayı ve sırada dizilimi farklı fiziksel, duygusal, bilişsel ve davranışsal özelliklerin oluşumuna etki eder. Uygun nükleotitler bir araya gelerek kendi etrafında dönüp bükülmüş bir merdiveni andıran ikili sarmal yapıyı oluşturur. Bu sarmal yapılar birleşerek kromozomları meydana getirir. Kromozomlar ise bireyin benzersiz genetik şifresini belirler.
Genetik, canlılardaki çeşitlilik ve kalıtımı inceleyen bilimdir.
Epigenetik ise genlerin ne zaman, nerede ve ne kadar çalışacağını araştırır. Doku ve hücrelerde
bazı genler çalışırken bazıları suskun kalır. Yaşamın ilk yıllarında çalışmayan birçok gen sonraki
dönemlerde örneğin ergenlikte çalışmaya başlar. Bu genlerin çalışmaya başlamasıyla vücutta bazı
değişimler olur.
Soldaki kaydırak çevresel koşulları ayarlar (yaşam tarzı, beslenme şekli, ruhsal durum). Alttaki gen sırası hep aynıdır — değişen tek şey hangi genlerin çalıştığıdır. Sağdaki risk çubuğu koşullara göre iner çıkar. Şu cümle bu şemayı özetliyor: DNA aracılığıyla anne babadan gelen kalıtımsal yapı değiştirilemez. Bu yapının çalışma şekli çevresel koşullara bağlı olarak değişebilir.
DNA’nın yapısı ve genetik bilimindeki bu gelişmeler davranış genetiği adı altında yeni bir çalışma alanını ortaya çıkarmıştır. Davranış genetiğinin amacı davranış, zekâ, kişilik gibi psikolojik süreçler ile genler arasındaki ilişkiyi incelemektir. Epigenetik araştırmaların sonuçları, davranış ve psikolojik süreçleri açıklamak için sadece genlerin değil, genlerin çalışma şeklini etkileyen çevresel faktörlerin de dikkate alınması gerektiğini ortaya koymuştur.
Kalıtımın ve çevresel faktörlerin davranışlar üzerindeki etkisi psikolojide merak edilen ve araştırılan bir konudur. Kalıtım ve çevre üzerine yapılmış araştırmalar, sıklıkla farklı ortamlarda yetiştirilen ikiz çocuklar üzerinde gerçekleştirilir.
Doğuştan donanım olarak adlandırılan kalıtım, anne babadan gelen genetik özelliklerin çocuğa aktarılmasıdır. Kalıtımın insan davranışları üzerindeki etkisini inceleyen çeşitli araştırmalar sonucu, kalıtımın insan davranışlarının alt ve üst sınırlarını belirlediği ortaya çıkmıştır.
Edinilmiş donanım olarak adlandırılan çevre, organizmanın ilişki kurduğu varlıklar ve ortamın tümüdür. İçinde yaşadığımız çevrenin fiziksel, sosyal ve kültürel olmak üzere üç temel boyutu vardır.
Örnek: yeni doğan bir bireyin zekâ bölümünün alt ve üst sınırı 100-120 olsun. Kaydırak çevredeki uyarıcı zenginliğini ayarlar. Dikkat et: gösterge hiçbir zaman 120’yi geçmez, uyarıcı ne kadar zengin olursa olsun — bireyin gelişimi boyunca karşılaştığı çevresel koşullar onun zekâ bölümünü geliştirebilir. Fakat bu gelişim kalıtımın izin verdiği ölçüde olur, daha fazlası olmaz.
Üç boyuttan birini seç: canvas o boyutu merkeze alır ve örneği canlandırır.
Kalıtım ve çevre karşılıklı etkileşim içindedir. Örneğin organizmanın sağlıklı gelişimi için doğum öncesi çevre çok önemlidir. Bu dönemde annenin geçirdiği hastalıklar, içinde bulunduğu çevre, aşırı stres, hava kirliliği gibi olumsuz koşullar, aldığı ilaçlar ve zararlı maddeler bebeğin gelişimini dolayısıyla davranışlarını etkiler. Yani çevrenin etkisi doğumla başlamaz — doğumdan önce başlar.
Sabah alarmı duymamandan sınav öncesi baş ağrısına, boyunun uzamasından arkadaş çevrenin ders alışkanlığını değiştirmesine kadar.
Alarm çalıyor ama uyanmıyorsan uyarıcı eşiği aşamamıştır: içten veya dıştan gelen uyarıcılar, yeteri kadar güçlü olursa duyu organlarını etkiler ve davranışın ortaya çıkmasını sağlar. Sesi açmak, uyarıcıyı güçlendirmektir.
Ağrının kaynağı her zaman bedende değildir; üçüncü davranış türü tam bunu adlandırıyor: psikofizyolojik tepkiler — stresin yol açtığı baş ağrısı. Ruhsal bir sürecin bedene yansımasıdır.
Açken tartışmaların büyümesi rastlantı değil: genç ya da yaşlı, aç veya tok, kalabalık içinde veya yalnız olmak gibi durumlar insan davranışlarını etkiler. Acıkma da bir içten gelen uyarıcıdır.
Sesin değişmesi, ani duygu iniş çıkışları hormonlarla ilgilidir: hormonlar ergenlik, yaşlılık gibi geçiş dönemlerindeki davranış değişikliklerini de etkiler. Ayrıca yaşamın ilk yıllarında çalışmayan birçok gen sonraki dönemlerde örneğin ergenlikte çalışmaya başlar.
Sol elini yöneten yer beynin sağ yarısıdır: sağ motor korteksi vücudun sol tarafındaki, sol motor korteksi ise vücudun sağ tarafındaki kasları kontrol eder. İstemli hareketler alın lobunun işidir.
Bakmadan, yalnız dokunarak anahtarı bulman yan kafa lobu sayesindedir: basınç, dokunma, sıcaklık, ağrı gibi dokunsal duyu bilgilerinden yan kafa lobu sorumludur. Bu lobun arkası hasar görenler nesneleri dokunarak ayırt edemezler.
Duyma, konuşulanları anlama ve hatırlama şakak lobunun görevidir. Bu lobu hasar görenlerde uygun sözcükleri bulamama, okumada zorluk, hafıza bozuklukları görülür.
Düşmeden gitmeni sağlayan bölge beyincik: beyincik bedenin dengesini, hareketleri arasındaki iş birliğini ve uyumu sağlar. Sobaya değince elini çekmen ise refleks — reflekslerden sorumlu olan bölge omuriliktir.
Örnek: arkadaş çevresinin ders dışı etkinliklerle daha yakından ilgili olmasından dolayı okul başarısı düşebilir. Bu, sosyal çevrenin etkisidir: bireyin içinde yaşadığı ve sosyal ilişkide bulunmak durumunda kaldığı yakın çevredir.
50 soruluk test · organizma uyarıcı ve davranış, üç tür davranış, endokrin ve sinir sistemi, merkezî ve çevresel sinir sistemi, nöron dendrit akson miyelin sinaps, beynin dört lobu, beyincik omurilik ve omurilik soğanı, DNA nükleotit ve kromozom, genetik epigenetik ve davranış genetiği, kalıtım ve çevrenin davranışa etkisi
Canlılık özelliği gösteren tüm varlıklara organizma denir; psikolojinin organizma teriminden anladığı hayvan ve insandır. Organizmanın davranışının temelinde uyarıcı yer alır. Uyarıcı, iç ve dış çevreden gelerek duyu organlarını harekete geçiren her türlü etkidir — içten: susama, acıkma, üşüme; dıştan: ışık, ses, koku. Yeteri kadar güçlü olursa duyu organlarını etkiler ve davranışın ortaya çıkmasını sağlar. Davranış, organizmanın içsel ve dışsal uyaranlara karşı gösterdiği her türlü tepkidir.
Doğrudan gözlenen davranışlar (gülmek, öfkelenmek), doğrudan gözlenemeyen davranışlar (gözlenemeyen duygular) ve psikofizyolojik tepkiler (stresin yol açtığı baş ağrısı). Davranışların nedenlerini açıklarken insanın biyolojik özelliklerini, sosyal ve fiziksel çevresini, deneyimlerini, fizyolojik durumunu dikkate almak gerekir.
İnsan bedeninde psikolojik süreçlerle yakından ilişkisi olan sistemler endokrin sistem ve sinir sistemidir; bu iki sistem birlikte çalışarak organizmanın kontrol ve düzenini sağlar. Hormonların salgılanmasından endokrin sistemi sorumludur; bazı psikolojik rahatsızlıkların nedeni hormonlardaki düzensizliklerdir. Sinir sistemi vücudun elektrokimyasal iletim ağıdır ve merkezî (beyin ve omurilikteki nöronlar) ile çevresel (beyin ve omurilik haricinde vücudu ağaç kökü gibi saran, hasar veya kopma durumunda kendini yenileyebilen sinirler) olmak üzere ikiye ayrılır.
İnsan beyninde 13 milyar kadar sinir hücresi vardır. Nöronlar bilgi aktarımını kimyasal ve elektriksel yollarla sağlar ve çoğu beynin dış kabuğunda yani gri bölgede bulunur. Dendrit uyarıları almaya, akson uyarıları iletmeye yarar. Aksonlar “miyelin” denen özel bir kılıfla çevrilidir; bu kılıf elektrik sinyallerinin çok hızlı iletilmesini sağlar, hasar gördüğünde bazı kasların kontrolü bozulur. Nöronlar arasındaki bağlantılara sinaps denir.
Alın lobu (frontal): dört lobun en büyüğü; istemli motor hareketleri; sağ motor korteksi vücudun sol, sol motor korteksi vücudun sağ tarafındaki kasları kontrol eder; ayrıca karar verme, plan yapma, mantık yürütme, dikkat, duygusal davranışlar, sosyal ve ahlaki kurallar, dürtü kontrolü. Yan kafa lobu (parietal): basınç, dokunma, sıcaklık, ağrı; bilgiyi işleme, algılama, hatırlama ve tanıma. Şakak lobu (temporal): duyma, tutarlı konuşma, konuşulanları anlama ve hatırlama. Art kafa lobu (oksipital): nesneleri görmek ve görülen nesneleri anlamlı hâle dönüştürmek.
Beyincik bedenin dengesini, hareketleri arasındaki iş birliğini ve uyumu sağlar. Omurilik, omurga kanalı içinde uzanan ve sinirleri vücuda dağıtan merkezî sinir sistemi organıdır; reflekslerden sorumlu olan bölgedir. Omurilik soğanı; solunum, yutma, sindirim ve kalbin çarpması gibi eylemler üzerinde etkilidir.
DNA’nın her basamağı nükleotit denilen organik yapılardan oluşur; dizilim farklı fiziksel, duygusal, bilişsel ve davranışsal özelliklere etki eder; sarmal yapılar kromozomları oluşturur, kromozomlar bireyin benzersiz genetik şifresini belirler. Genetik, canlılardaki çeşitlilik ve kalıtımı inceleyen bilimdir. Epigenetik ise genlerin ne zaman, nerede ve ne kadar çalışacağını araştırır. Anne babadan gelen kalıtımsal yapı değiştirilemez; bu yapının çalışma şekli çevresel koşullara bağlı olarak değişebilir. Davranış genetiğinin amacı davranış, zekâ, kişilik gibi psikolojik süreçler ile genler arasındaki ilişkiyi incelemektir.
Araştırmalar sıklıkla farklı ortamlarda yetiştirilen ikiz çocuklar üzerinde gerçekleştirilir. Doğuştan donanım olarak adlandırılan kalıtım, anne babadan gelen genetik özelliklerin çocuğa aktarılmasıdır ve insan davranışlarının alt ve üst sınırlarını belirler. Edinilmiş donanım olarak adlandırılan çevre, organizmanın ilişki kurduğu varlıklar ve ortamın tümüdür; fiziksel, sosyal ve kültürel olmak üzere üç temel boyutu vardır. Kalıtım ve çevre karşılıklı etkileşim içindedir — doğum öncesi çevre bile bebeğin gelişimini ve davranışlarını etkiler.