AYT PSİKOLOJİ · ÜNİTE 8 · DUYUM, UYARILMA, ALIŞMA VE DUYARLILAŞMA

Kolyeni takarken hissediyorsun, on dakika sonra hissetmiyorsun

Kolyenin ağırlığı değişmedi. Değişen sen değil, tepkin. Bu ünitede uyarıcının nerede durup nerede duyuma dönüştüğünü zincir üzerinde göreceksin, insanın, köpeğin ve yunusun işitme eşiklerini frekans kaydırağıyla karşılaştıracak, sıcaklığı 20’den kaça çıkarınca fark edildiğini kendi elinle bulacaksın. Sonda birbirine zıt iki süreç var: alışma ve duyarlılaşma.

01 / UYARICI, UYARIM, DUYUM

Beş halkalı tek zincir

Organizmanın içinden veya dış çevreden gelerek organizmayı harekete geçiren her türlü etkiye uyarıcı denir. Organizmanın dış dünya ile iletişim kurabilmesi uyarıcıların alınmasına bağlıdır. Uyarıcıların duyu organlarını ya da sinirleri etkilemesiyle uyarım meydana gelir. Duyu organlarının uyarıcılardan aldığı enerjiyi sinirler aracılığıyla beyne ulaştırmasına duyum denir.

UYARICI

Organizmanın içinden veya dış çevreden gelerek organizmayı harekete geçiren her türlü etki. Örnek: ses bir uyarıcıdır.

UYARIM

Uyarıcıların duyu organlarını ya da sinirleri etkilemesiyle uyarım meydana gelir. Yani uyarıcı ile duyum arasındaki ara basamaktır.

DUYUM

Duyu organlarının uyarıcılardan aldığı enerjiyi sinirler aracılığıyla beyne ulaştırmasına duyum denir. Örnek: sesin kulak tarafından alınması ise duyumdur.

DUYUM ZİNCİRİ · BİR HALKAYI KOPAR

Duyumun oluşması için beş koşul gerekir. Aşağıdaki düğmelerden birine tıklayarak o halkayı kopar: sinyal orada durur ve duyum oluşmaz. “Hepsi sağlam” düğmesi zinciri tamamlar.

DUYUMUN BEŞ KOŞULU

Duyumun meydana gelmesi için; iç ve dış uyarıcıya, uygun bir ortama, sağlıklı duyu organlarına, uyarıcıların beyne ulaşmasını sağlayan duyu sinirlerine ve sağlıklı bir beyne ihtiyaç vardır.

Sınavda “aşağıdakilerden hangisi duyumun koşullarından biri değildir” diye sorulur. Listede olmayan tipik çeldiriciler: öğrenme, dikkat, geçmiş yaşantı. Bunlar algının değişkenleridir, duyumun değil.

02 / DUYUSAL EŞİKLER

Alt eşik · üst eşik · fark eşiği

Uyarıcıların uyarımı oluşturması için duyusal eşik sınırlarının içinde olması gerekir. Bir organizmanın bir uyarıcıyı fark etmeye başladığı noktaya duyusal eşik denir. Örneğin insan kulağı 20 ile 20.000 hertz aralığındaki sesleri alabilir.

EŞİK LABORATUVARI · FREKANS KAYDIRAĞI

Bir canlı seç, sonra kaydırakla sesin frekansını değiştir. Yeşil bant o canlının duyabildiği aralıktır; bandın sol ucu alt eşik, sağ ucu üst eşiktir. Bant dışına çıktığında ses fiziksel olarak vardır ama uyarım oluşmaz. Ölçek geniş olduğu için logaritmik çizilmiştir.

ALT EŞİK

Alt eşik, bir duyusal sistemi harekete geçirmek için gereken en düşük fiziksel enerjidir. Örneğin köpekler 50 ile 60.000 hertz aralığındaki sesleri duyabilir. Bu durumda köpekler için alt eşik 50 hertzdir.

ÜST EŞİK

Üst eşik ise bir duyusal sistemi harekete geçirmek için gereken en yüksek fiziksel enerjidir. Örneğin yunuslar 150 ile 150.000 hertz aralığındaki sesleri işitebilirler. Bu durumda yunuslar için üst eşik 150.000 hertzdir.

FARK EŞİĞİ LABORATUVARI

Örnek burada çalışıyor: sınıf sıcaklığı 20 derece. Kaydırakla sıcaklığı yükselt. Sınıftaki hava sıcaklığı 20 dereceden 21 dereceye yükselirse bu değişiklik öğrenciler tarafından fark edilmez. Çünkü farklılaşma eşiği geçilmemiştir. Fakat sıcaklık 25 dereceye yükselirse değişim farklılaşma eşiğini geçtiği için fark edilecektir. İkinci düğme başlangıç şiddetini değiştirir; o zaman aynı artış artık yetmez — çünkü fark eşiğinin sabit bir değeri yoktur.

TUZAK · ÜÇ EŞİĞİ KARIŞTIRMA

Alt eşik ve üst eşik bir uyarıcının fark edilip edilmediğiyle ilgilidir: aralığın dışında kalan uyarıcı hiç uyarım oluşturmaz. Fark eşiği ise iki uyarıcı arasındaki farkla ilgilidir: aynı cinsten iki uyarıcının birbirinden ayırt edilebilmesi için gereken en küçük şiddet değişikliğine fark eşiği denir.

İkinci ayrım: alt ve üst eşiğin sayısal bir sınırı vardır (insan için 20 ve 20.000 hertz), ama fark eşiğinin sabit bir değeri yokturuyarıcının başlangıçtaki şiddetine bağlı olarak değişir.

03 / DUYU ORGANLARI

Beş duyu, üçü ayrıntılı

Organizma hem kendisi hem de çevresini duyu organları aracılığıyla tanır. Dış çevreden gelen uyarıcıların fark edilmesini sağlayan organa duyu organı denir. Görme, işitme, tat alma, koklama ve dokunma olmak üzere beş duyu vardır. Bunlardan üçü — görme, işitme ve tat alma — ayrıntılı anlatılır.

GÖZ · ÜÇ TABAKA GEZGİNİ

Bir tabakaya tıkla: göz kesitinde o tabaka yanar ve altta tanımı çıkar. Son düğme görüntünün sarı lekeye nasıl düştüğünü gösterir — bu, sınavda en çok sorulan ayrıntıdır.

GÖRME DUYUSU

Işık dalgalarının göz tarafından alınıp çeşitli işlemler geçirdikten sonra beyne iletilmesiyle görme duyumu gerçekleşir. Görmede duyusal eşik insan için 380-760 milimikrondur. Nesnenin görüntüsü sarı lekeye ters ve nesneden küçük olarak düşer ancak görüntü beyinde düz ve nesneye eşit olarak algılanır.

KULAK · SESİN YOLU

Ses dalgası soldan girer ve şu sırayı izler. Bir durağa tıkla: o durak yanar, altta ne olduğu yazar. Animasyon dalgayı sürekli yürütür.

İŞİTMENİN DÖRT KOŞULU

Sesin organizma tarafından işitilebilmesinin dört koşulu vardır. Bunlar: titreşen nesne, sesi iletecek ortam, alıcı görevi yapacak kulak ve sağlıklı bir beyindir. İnsan için işitmede duyum aralığı 20-20.000 hertzdir.

Dikkat: duyumun koşulları beş, işitmenin koşulları dörttür. İkisi karıştırılmamalı.

DİL · TAT BÖLGELERİ

Bir tada tıkla: dil şemasında ilgili bölge yanar. Dilin uç tarafı tatlıyı, ön yan kenarları tuzluyu, arka yan kenarları ekşiyi, en arka tarafı ise acıyı daha iyi algılar.

TAT ALMA DUYUSU

Tat alma kimyasal bir duyudur ve tat alma organı dildir. Dilin yüzeyi tat alma tomurcukları ile kaplıdır. Bu tat alma tomurcuklarının içinde tat algılayıcı sinir hücreleri vardır. Ağza giren besinler dişler tarafından çiğnenir ve tükürük tarafından eritilir, ardından ağızda bazı kimyasal maddeler açığa çıkar. Alıcılar bu kimyasalları algılayarak beyne sinyal gönderir. Böylece tat alma duyumu gerçekleşmiş olur. Dil; acı, tatlı, tuzlu ve ekşi olmak üzere dört ana tadı algılayabilir.

DUYUM ARALIKLARI TABLOSU

Dağınık duran bütün sayısal değerler tek yerde. Bu satırların hepsi doğrudan soru olur; süzgeçle yalnız canlı ya da yalnız duyu sütununda arayabilirsin.

04 / UYARILMANIN DAVRANIŞLARA ETKİSİ

Az da zarar, çok da

Organizmanın, uyumlu durumunu değişen koşullara karşı koruma eğilimine dengeleme (homeostasis) denir. Organizma, aşırı ya da yetersiz uyarılma sonucu ortaya çıkan durumunu bilinçli de bilinçsiz de olsa; otomatik olarak ortadan kaldırır. Ancak bu şekilde varlığını ve normal yaşantısını sürdürür.

UYARILMA TERAZİSİ

Kaydırak uyarılma düzeyini değiştirir. Ortadaki yeşil bant dengeleme (homeostasis) bölgesidir; iki uçta organizmanın uyumlu durumu bozulur. Örnekler kaydırağın konumuna göre altta belirir.

AŞIRI UYARILMA

Aşırı uyarılma, dış ya da iç uyarıcının organizmayı normal şiddet ve sürenin üzerinde etkilemesidir. Aşırı uyarılma hâlinde birey gergin olur. Bu nedenle aşırı uyarılma uzun süreli olursa organizmada bir takım fiziksel ve ruhsal sorunlar ortaya çıkabilmektedir.

Örneğin uzun süre yoğun çalışmak, hava kirliliği, aşırı gürültülü ortamda bulunma, iş yaşamındaki zorluklar, büyük kentlerin trafik karmaşası, bireyin bir yakınını kaybetmesi.

YETERSİZ UYARILMA

Yetersiz uyarılma ise organizmanın normalin altında uyarılmasıdır. İki nedenle ortaya çıkar. Birincisi, uyarıcının şiddeti duyum eşiği sınırları dışında veya alt eşiğe yakın düzeyde olması durumunda uyarım olmamasıdır. Örneğin 20 frekansın altındaki sesleri duyamayız, televizyonda ilgi çekici bir film izlerken kapının çalındığını işitemeyebiliriz.

İkincisi ise alışkın olduğumuz ışık, ses vb. uyarıcılardan uzun süre yoksun kalınması nedeniyle gerçekleşir. Örneğin emekliye ayrılan kişilerde, günlerce gemilerde kalan tayfalarda, uzun süren hapis ve hücre cezalarında yetersiz uyarılma ortaya çıkabilir.

DENGELEME NASIL ÇALIŞIR?

Örneğin organizma sıcak havalarda terleyerek, soğuk havalarda titreyerek, heyecan sırasında artan kalp atış hızını yavaşlatarak uyumlu durumunu korumaya çalışır.

Aşırı ve yetersiz uyarılma uzun süre devam ederse organizmanın uyumlu durumu bir süre sonra bozulur. Organizmada yorgunluk, huzursuzluk ve gerilim artar.

Dikkat: dengeleme yalnız bilinçli bir çaba değil — bilinçli de bilinçsiz de olsa; otomatik olarak gerçekleşir. Terleme ve titreme bilinçsiz, klimayı açmak bilinçli örnektir.

UYARILMA ÖRNEKLERİ TABLOSU
05 / ALIŞMA VE DUYARLILAŞMA

Aynı uyarıcı, zıt iki sonuç

Alışma ve duyarlılaşma birbirine zıt süreçlerdir. Alışma, tepkide azalma ile duyarlılaşma ise tepkide artma ile kendini gösterir. İkisinin de sebebi aynıdır: uyarıcının tekrarlanması.

TEPKİ EĞRİSİ · TEKRAR KAYDIRAĞI

Kaydırak uyarıcının kaç kez tekrarlandığını değiştirir. İki eğri aynı noktadan başlıyor ama ters yönlere gidiyor: üstteki duyarlılaşma (tepki artar), alttaki alışma (tepki azalır). Uyarıcının şiddeti hiç değişmiyor — düz gri çizgi bunu gösteriyor.

ALIŞMA

Alışma, şiddetinde ve özelliğinde bir değişiklik olmadığı hâlde uyarıcının etkisinin bir süre sonra azalması ve kaybolmasıdır. Alışma, bir uyarıcının tekrarlanması sonucunda ortaya çıkar. Örneğin ele sürülen kremin kokusu, takılan bir kolyenin ağırlığı, dışarıdan gelen trafik gürültüsü bir süre sonra fark edilmez.

DUYARSIZLAŞMA

Bireyin aşırı üzüntü, acı ve sevinç gibi iç uyarıcılarla sürekli karşılaşması sonucunda önceleri gösterdiği duygusal davranışın zayıflaması durumudur. Birey bu uyarıcılara eskisi gibi tepki vermez veya tepkisi çok az olur. Örneğin sürekli azarlanan bir çocuk bir süre sonra bu azardan etkilenmez, tıp fakültesinde okuyan bir öğrenci ilk kez bir ameliyatı izlediğinde kan görmekten etkilenir ancak deneyimi arttıkça öğrenci duyarsızlaşır.

Alışmanın psikolojik boyutu duyarsızlaşmadır. Duyarsızlaşma, sık karşılaşılan uyarıcıya gösterilen duygusal tepkinin azalmasıdır.

DUYARLILAŞMA

Organizmanın bir uyarıcıya karşı verdiği tepkinin miktarında ya da şiddetindeki artışa ise duyarlılaşma denir. Duyarlılaşma da uyarıcının tekrarlanması sonucu gelişir. Fakat bu defa, tekrarlanan uyarıcının etkisi giderek artar, bu uyarıcıya karşı ortaya çıkan davranış giderek kuvvetlenir. Duyarlılaşma hâlinde kişi uyarıcıya karşı daha hassas hâle gelir. Örneğin gece sessizliğinde sürekli damlayan musluğun sesi bir süre sonra huzursuzluğa neden olur.

TEK CÜMLELİK AYIRT EDİCİ

Alışma duyu organlarında, duyarsızlaşma ise duygularda oluşan bir durumdur.

Yani kolyenin ağırlığını hissetmemek alışma (duyu organı), sürekli azarlanan çocuğun artık etkilenmemesi duyarsızlaşmadır (duygular). İkisi de tepkide azalmadır; ayrım nerede gerçekleştiğindedir. Duyarlılaşma ise ikisinin de tersi: tepkide artma.

MATRİS · HANGİ ÖRNEK HANGİ SÜREÇ?

Hücrelere tıkla: boş → ✓ → ✗ → boş. Örneklerin hepsi ders kitabından alınmıştır.

06 / GÜNLÜK HAYAT

Duyum senin gününde

Dokuz sahne, hepsi 14-17 yaşın hayatından.

KULAKLIKTAKİ ŞARKI

Şarkı bir uyarıcı, sesin kulağın tarafından alınması duyum. Şarkının hangi şarkı olduğunu anlaman ise bir sonraki ünitenin konusu — algı. Örnek birebir aynı: ses bir uyarıcıdır. Sesin kulak tarafından alınması ise duyumdur.

KÖPEK DÜDÜĞÜ

Parktaki köpek düdüğünü sen duymuyorsun, köpek duyuyor. Sebep eşik farkı: insan kulağı 20 ile 20.000 hertz aralığındaki sesleri alabilir, köpekler 50 ile 60.000 hertz aralığındaki sesleri duyabilir. Ses var; senin için uyarım yok.

DERSHANEDE ISINAN SINIF

Sınıf 20’den 21 dereceye çıkınca kimse fark etmez, 25’e çıkınca herkes ceketini çıkarır: farklılaşma eşiği geçilmiştir. Fark eşiğinin sabit bir değeri yoktur — dışarısı çok sıcaksa aynı bir derece hiç hissedilmez.

YENİ ALDIĞIN KOLYE

Sabah takarken ağırlığını hissediyorsun, öğlene doğru unutuyorsun. Bu alışmadır: şiddetinde ve özelliğinde bir değişiklik olmadığı hâlde uyarıcının etkisinin bir süre sonra azalması ve kaybolması. Takılan bir kolyenin ağırlığı tam da bu yüzden örnek verilir.

GECE DAMLAYAN MUSLUK

Gündüz duymadığın musluk sesi gece uyutmuyor ve her damlada daha çok sinirleniyorsun. Bu duyarlılaşmadır: tekrarlanan uyarıcının etkisi giderek artar, bu uyarıcıya karşı ortaya çıkan davranış giderek kuvvetlenir. Örnek tam budur.

DİZİ İZLERKEN KAPI ZİLİ

Diziye dalmışken zili duymaman yetersiz uyarılmadır. Örnek: televizyonda ilgi çekici bir film izlerken kapının çalındığını işitemeyebiliriz. Ses var, ama uyarım oluşacak düzeyde değil.

SINAV HAFTASI TÜKENMİŞLİĞİ

Bir hafta boyunca gürültülü ortamda, az uykuyla, arka arkaya sınav vermek aşırı uyarılmadır: dış ya da iç uyarıcının organizmayı normal şiddet ve sürenin üzerinde etkilemesi. Sonuç şudur: yorgunluk, huzursuzluk ve gerilim artar.

TATİLİN ÜÇÜNCÜ HAFTASI SIKILMAK

Hiçbir şey olmayan uzun tatilde canının sıkılması da bir uyarılma sorunudur: alışkın olduğumuz ışık, ses vb. uyarıcılardan uzun süre yoksun kalınması yetersiz uyarılma yaratır. Aynı gerekçeyle emekliye ayrılan kişiler örnek verilir.

MAÇTA KOŞARKEN TERLEMEK

Maç sırasında terlemen, üşüyünce titremen ve heyecanın geçince nabzının yavaşlaması aynı mekanizmadır: organizmanın, uyumlu durumunu değişen koşullara karşı koruma eğilimine dengeleme (homeostasis) denir. Bunları düşünerek yapmıyorsun; otomatik olarak oluyor.

OYUN · HANGİ KAVRAM?
0 / 0
07 / BİLGİ TESTİ

Öğrendiklerini test et

50 soruluk test · uyarıcı uyarım ve duyum, duyumun beş koşulu, duyusal eşik alt eşik üst eşik ve fark eşiği, göz kulak ve dilin yapısı, dengeleme homeostasis, aşırı ve yetersiz uyarılma, alışma duyarsızlaşma ve duyarlılaşma

Soru 1 / 10
Puan: 0
Soru yükleniyor...
08 / ÖZET

Uyarıcıdan duyarlılaşmaya

UYARICI · UYARIM · DUYUM

Organizmanın içinden veya dış çevreden gelerek organizmayı harekete geçiren her türlü etkiye uyarıcı denir. Organizmanın dış dünya ile iletişim kurabilmesi uyarıcıların alınmasına bağlıdır. Uyarıcıların duyu organlarını ya da sinirleri etkilemesiyle uyarım meydana gelir. Duyu organlarının uyarıcılardan aldığı enerjiyi sinirler aracılığıyla beyne ulaştırmasına duyum denir. Örneğin ses bir uyarıcıdır. Sesin kulak tarafından alınması ise duyumdur.

DUYUMUN KOŞULLARI

Duyumun meydana gelmesi için; iç ve dış uyarıcıya, uygun bir ortama, sağlıklı duyu organlarına, uyarıcıların beyne ulaşmasını sağlayan duyu sinirlerine ve sağlıklı bir beyne ihtiyaç vardır. Zincir: uyarıcı → ortam → duyu organı → duyu sinirleri → beyin.

DUYUSAL EŞİK

Uyarıcıların uyarımı oluşturması için duyusal eşik sınırlarının içinde olması gerekir. Bir organizmanın bir uyarıcıyı fark etmeye başladığı noktaya duyusal eşik denir. Örneğin insan kulağı 20 ile 20.000 hertz aralığındaki sesleri alabilir. Alt eşik, bir duyusal sistemi harekete geçirmek için gereken en düşük fiziksel enerjidir; köpekler 50 ile 60.000 hertz aralığındaki sesleri duyabilir, bu durumda köpekler için alt eşik 50 hertzdir. Üst eşik ise gereken en yüksek fiziksel enerjidir; yunuslar 150 ile 150.000 hertz aralığındaki sesleri işitebilir, bu durumda yunuslar için üst eşik 150.000 hertzdir.

FARK EŞİĞİ

Aynı cinsten iki uyarıcının birbirinden ayırt edilebilmesi için gereken en küçük şiddet değişikliğine fark eşiği denir. Sınıftaki hava sıcaklığı 20 dereceden 21 dereceye yükselirse bu değişiklik öğrenciler tarafından fark edilmez çünkü farklılaşma eşiği geçilmemiştir. Fakat sıcaklık 25 dereceye yükselirse değişim farklılaşma eşiğini geçtiği için fark edilecektir. Yani fark eşiğinin sabit bir değeri yoktur; fark eşiği uyarıcının başlangıçtaki şiddetine bağlı olarak değişir.

GÖRME

Işık dalgalarının göz tarafından alınıp çeşitli işlemler geçirdikten sonra beyne iletilmesiyle görme duyumu gerçekleşir. Görmede duyusal eşik insan için 380-760 milimikrondur. Göz dıştan içe doğru üç tabakadan oluşur. Sert tabaka, gözün dışında bulunan parlak beyaz renkli kısımdır; ön tarafta saydamlaşarak saydam tabakayı oluşturur. Kornea adını alan bu saydam tabaka, irisi ve göz bebeğini korur ve göze gelen ışığı kırar. Damar tabaka, sert tabakanın altında yer alır ve gözün beslenmesini sağlayan damarlardan oluşur; gözün ön kısmında irisi oluşturur. İrisin ortasında bulunan açıklığa göz bebeği adı verilir. Göz bebeği ışığın gözden içeri girmesini, iris ise büzülüp gevşeyerek göz bebeğinin genişleyip daralmasını sağlar. Ağ tabaka (retina), en içteki tabakadır ve görme sinirleri burada ağ gibi yayılmıştır. Ağ tabaka üzerinde göz bebeğinin tam karşısında sarı leke bulunur; görüntü bu sarı lekede meydana gelir. Nesnenin görüntüsü sarı lekeye ters ve nesneden küçük olarak düşer ancak görüntü beyinde düz ve nesneye eşit olarak algılanır.

İŞİTME

Ses dalgalarının kulaktaki alıcı hücreleri etkilemesi sonucu işitme duyumu gerçekleşir. Sesin işitilebilmesinin dört koşulu vardır: titreşen nesne, sesi iletecek ortam, alıcı görevi yapacak kulak ve sağlıklı bir beyin. Kulak; dış, orta ve iç kulak olmak üzere üç bölümden oluşur. Dış kulak sesleri toplayarak kulak yoluna iletir; kulak zarına çarpan ses dalgaları titreşime yol açar; bu titreşimler sırasıyla çekiç, örs, üzengi kemikleri aracılığıyla iç kulaktaki oval pencereye geçer. Oval pencere sesi iç kulağa iletir; ses dalgaları salyangoz içindeki sıvıda yayılır ve salyangozdaki işitme sinirleriyle beyne iletilir. İnsan için işitmede duyum aralığı 20-20.000 hertzdir.

TAT ALMA

Tat alma kimyasal bir duyudur ve tat alma organı dildir. Dilin yüzeyi tat alma tomurcukları ile kaplıdır; bu tomurcukların içinde tat algılayıcı sinir hücreleri vardır. Besinler çiğnenir ve tükürük tarafından eritilir, ağızda bazı kimyasal maddeler açığa çıkar; alıcılar bu kimyasalları algılayarak beyne sinyal gönderir. Dil; acı, tatlı, tuzlu ve ekşi olmak üzere dört ana tadı algılayabilir. Dilin uç tarafı tatlıyı, ön yan kenarları tuzluyu, arka yan kenarları ekşiyi, en arka tarafı ise acıyı daha iyi algılar.

UYARILMA VE DENGELEME

Organizmanın, uyumlu durumunu değişen koşullara karşı koruma eğilimine dengeleme (homeostasis) denir; organizma bunu bilinçli de bilinçsiz de olsa otomatik olarak yapar — sıcak havalarda terleyerek, soğuk havalarda titreyerek, heyecanda kalp atış hızını yavaşlatarak. Aşırı uyarılma, dış ya da iç uyarıcının organizmayı normal şiddet ve sürenin üzerinde etkilemesidir; birey gergin olur, uzun sürerse fiziksel ve ruhsal sorunlar çıkar (uzun süre yoğun çalışmak, hava kirliliği, aşırı gürültü, iş zorlukları, trafik karmaşası, bir yakını kaybetmek). Yetersiz uyarılma organizmanın normalin altında uyarılmasıdır ve iki nedenle ortaya çıkar: uyarıcının şiddetinin duyum eşiği dışında ya da alt eşiğe yakın olması; alışkın olunan uyarıcılardan uzun süre yoksun kalınması (emeklilik, gemide uzun süre kalma, uzun hapis ve hücre cezaları). İkisi de uzun sürerse uyumlu durum bozulur; yorgunluk, huzursuzluk ve gerilim artar.

ALIŞMA · DUYARSIZLAŞMA · DUYARLILAŞMA

Alışma, şiddetinde ve özelliğinde bir değişiklik olmadığı hâlde uyarıcının etkisinin bir süre sonra azalması ve kaybolmasıdır; bir uyarıcının tekrarlanması sonucunda ortaya çıkar (kremin kokusu, kolyenin ağırlığı, trafik gürültüsü). Duyarsızlaşma, sık karşılaşılan uyarıcıya gösterilen duygusal tepkinin azalmasıdır; alışmanın psikolojik boyutudur (sürekli azarlanan çocuk, ameliyat izleyen tıp öğrencisi). Duyarlılaşma, organizmanın bir uyarıcıya karşı verdiği tepkinin miktarında ya da şiddetindeki artıştır; o da uyarıcının tekrarlanması sonucu gelişir ama etki giderek artar ve kişi daha hassas hâle gelir (gece damlayan musluk). Alışma duyu organlarında, duyarsızlaşma ise duygularda oluşan bir durumdur. Alışma ve duyarlılaşma birbirine zıt süreçlerdir: alışma tepkide azalma, duyarlılaşma tepkide artma ile kendini gösterir.