AYT PSİKOLOJİ · ÜNİTE 12 · ÖĞRENME, ÖĞRENME TÜRLERİ VE BİLİŞSEL ÖĞRENME

Zil çaldı, ağzın sulandı

Tekrar ve yaşantı sonucunda davranışta meydana gelen kalıcı değişikliğe öğrenme denir. Bu ünitede önce öğrenme sayılmayan davranışları (refleks, içgüdü, dürtü, homeostatik) ayıklayacak, sonra klasik ve edimsel koşullanmayı canlı canlı çalıştıracak, en sonunda bilişsel öğrenmenin beş türünü tek tek ayırt edeceksin.

01 / ÖĞRENME NEDİR, NE DEĞİLDİR

Her davranış değişikliği öğrenme değildir

Tekrar ve yaşantı sonucunda davranışta meydana gelen kalıcı değişikliğe öğrenme denir.

DEĞİŞİKLİK İYİYE DE OLABİLİR, KÖTÜYE DE

Öğrenme davranışta bir değişikliktir. Bu değişiklik iyiye ya da kötüye doğru olabilir. Örneğin çocuk düzenli ya da dağınık olmayı öğrenebilir.

GEÇİCİ DEĞİŞİKLİK ÖĞRENME DEĞİLDİR

Ateşli bir hastalık, ilaç ya da bağımlılık yapan maddelerin etkisiyle oluşan geçici davranış değişiklikleri öğrenme değildir.

DOĞUŞTAN GELEN ÖĞRENİLMİŞ SAYILMAZ

Refleksler, içgüdüsel, dürtüsel ve homeostatik davranışlar doğuştan geldiği için öğrenilmiş davranış olarak kabul edilmez.

SÜREKLİLİK ŞARTI

Bir davranış değişikliğinin öğrenme olması için süreklilik göstermesi gerekir. Tanımdaki kalıcı sözcüğünün karşılığı budur; sorularda “geçici”, “bir süreliğine”, “ilaç etkisiyle” gibi ifadeler görürsen cevap “öğrenme değildir” tarafındadır.

ÖĞRENME MİDİR, DEĞİL MİDİR?

Beş düğme: dördü doğuştan gelen davranış türü, biri öğrenmenin kendisi. Bir türe bas: canvas o davranışın nereden geldiğini (doğuştan mı, tekrar ve yaşantıyla mı) sol-sağ iki koldan çizer ve altta tanımı ile örneği çıkar.

REFLEKS

Uyarıcılara karşı verilen ani ve istemsiz tepkidir. Örneğin karanlıkta göz bebeğinin büyümesi reflekstir.

İÇGÜDÜ

Türe özgü olan, doğuştan gelen ve neden yapıldığı organizmanın kendisi tarafından da bilinmeyen davranışlardır. Örneğin kuşların V şeklinde göç etmesi, örümceğin ağ örmesi içgüdüseldir.

DÜRTÜ

Fizyolojik ihtiyaçlardan kaynaklanan ve organizmayı harekete geçiren güçtür. Örneğin açlık, susuzluk, uyku vb. dürtüdür.

HOMEOSTATİK DAVRANIŞLAR

Vücuttaki oksijeni, suyu, kandaki şeker oranını ve beden ısısını belirli bir seviyede dengede tutmaya yarayan bilinçsiz davranışlardır. Örneğin üşüyünce titreme.

TUZAK · İÇGÜDÜ MÜ, DÜRTÜ MÜ?

İkisi de doğuştandır, ikisi de öğrenme sayılmaz. Ayrım iki cümlede: içgüdü türe özgüdür ve neden yapıldığı organizmanın kendisi tarafından da bilinmez (örümceğin ağ örmesi); dürtü ise fizyolojik ihtiyaçtan kaynaklanan ve organizmayı harekete geçiren güçtür (açlık, susuzluk, uyku). Homeostatik davranış da doğuştandır ama amacı bellidir: dengede tutmak — üşüyünce titreme.

KOŞULLANMA YOLUYLA ÖĞRENME

Organizmanın başlangıçta tepkide bulunmadığı bir uyarıcıya tepki göstermeyi öğrenmesine koşullanma yoluyla öğrenme denir. Bu öğrenme türü klasik ve edimsel koşullanma olmak üzere ikiye ayrılır.

02 / KLASİK KOŞULLANMA

Pavlov’un köpeği zile salya salgıladı

Organizmanın; doğal bir uyarıcıya karşı gösterdiği doğal tepkiyi, daha önce tepki vermediği yapay bir uyarıcıya da göstermesidir.

DENEY

Bu öğrenme şekli, ilk kez Rus bilim adamı fizyolog İ. Pavlov (1849-1936) tarafından ele alınmıştır. Pavlov, köpekler üzerinde koşullanma deneyleri yapmıştır. Köpek et görünce doğal olarak salya salgılar. Pavlov yaptığı deneyde köpeğe et vermeden önce zil çalmış, hemen arkasından et vermiştir. Birçok tekrardan sonra daha önce zile salya tepkisi vermeyen köpeğin zil sesini duyar duymaz salya tepkisi verdiğini gözlemlemiştir. Bu şekilde koşullanmayla gerçekleşen öğrenme sonucunda köpek, zil sesi duyunca salya salgılamayı öğrenmiştir.

DENEYİ ADIM ADIM ÇALIŞTIR

Beş aşama düğmesi. Canvas solda zil, ortada et, sağda köpek ve altında salya ölçeri gösterir. Aşamaya göre hangi uyarıcının verildiği yanar, ok akar ve salya çubuğu dolar ya da boşalır. Sönme aşamasında çubuk her tekrarda biraz daha iner; kendiliğinden geri gelmede ara sıra yeniden yükselir.

KLASİK KOŞULLANMA KAVRAM TARAYICISI

Dokuz kavramın tamamı burada. “zil”, “kedi”, “sönme”, “bitişik” gibi bir sözcük yaz; tanımını ve örneğini bul.

DÖRT TEMEL KAVRAM

Doğal (koşulsuz) uyarıcı, organizmada doğal olarak tepki oluşturan uyarıcıdır (et). Doğal (koşulsuz) tepki, doğal uyarıcıya karşı gösterilen tepkidir (ete gösterilen salya tepkisi). Koşullu uyarıcı, koşullanma sonucu doğal uyarıcının yerini alan yapay uyarıcıdır (zil sesi). Koşullu tepki, öğrenmeye dayalı tepkidir (zil sesine gösterilen salya tepkisi).

YAKINLIK (BİTİŞİKLİK)

Öğrenme için koşullu uyarıcı ile koşulsuz uyarıcının bitişik verilmesi gerekir. Örneğin köpeğe önce zil sesi dinletilir, hemen arkasından hiç zaman geçirmeden et verilir.

Sıra da önemlidir: önce zil (koşullu uyarıcı), hemen arkasından et (koşulsuz uyarıcı).

TUZAK · GENELLEME İLE AYIRT ETME

İkisi de aynı örneğin iki ucudur. Genelleme, bir uyarıcıya gösterilen tepkinin benzer uyarıcılara da gösterilmesidir. Örneğin sokak kedisi tarafından tırmalanan çocuğun bütün kedilerden korkması durumudur. Ayırt etme, uyarıcı genellemesinin sona ermesi ve organizmanın benzer uyarıcılar arasından sadece tek bir uyarıcıya tepki vermeye başlamasıdır. Örneğin sokak kedisi tarafından tırmalanan çocuk bir süre sonra ev kedilerinden korkmaz. Yani ayırt etme, genellemenin sona ermesidir; ayrı bir olay değil, aynı sürecin devamıdır.

SÖNME VE KENDİLİĞİNDEN GERİ GELME

Sönme, belli bir süre pekiştirilmeyen davranışın görülme sıklığının azalması ve giderek yok olmasıdır. Örneğin zil sesinden sonra köpeğe bir süre et verilmediğinde köpek, zil sesine daha az salya tepkisi gösterir ve tepki giderek yok olur. Kendiliğinden geri gelme, sönen bir davranışın ara sıra tekrar ortaya çıkması durumudur. Örneğin köpeğin sönen salya tepkisi ara sıra tekrar ortaya çıkar.

03 / EDİMSEL KOŞULLANMA

Pedala bas, yemek düşsün

Organizmayı ödüle götüren veya cezadan kurtaran bir davranışın organizmada kalıcı hâle gelmesidir.

EDİMSEL DAVRANIŞ

Edimsel davranış, belirli bir uyarıcıya verilen tepki değil kendiliğinden ortaya çıkan bir davranıştır. Edimsel koşullanmada olumlu sonuç veren bir davranışın tekrarlanma olasılığını artırmak söz konusudur. Bunun için belli bir davranışın pekiştirilmesi gerekir.

Klasik koşullanmadan ayrıldığı ilk yer burasıdır: klasikte davranış bir uyarıcının ardından gelir, edimselde kendiliğinden ortaya çıkar.

SKINNER’İN FARE DENEYİ

Edimsel koşullanma ile ilgili deneyleri B.F. Skinner fareler üzerinde yapmıştır. B.F. Skinner yaptığı deneyde aç bir fareyi kutunun içine bırakır. Fare kutunun içinde gelişigüzel dolaşırken kutuda özel amaçla hazırlanmış pedala dokunur. Pedala dokunduğunda alttaki kaba yiyecek düşer. Bu durum fare için bir ödüldür. Fare, kafesi kurcalarken pedala dokunup yiyeceğe ulaştığı her denemesinde yiyecekle pedal arasında daha fazla bağ kurar ve bir süre sonra edimsel koşullanma gerçekleşir. Fare her acıktığında pedala basarak yiyeceğe ulaşmayı artık öğrenmiştir.

ŞEKİLLENDİRME · ÇEMBERİ YÜKSELT

Kaydırağı sağa çektikçe çember yükselir. Örnek birebir şudur: bir çember içinden geçirilmek istenen aslana önce alçak bir çemberden geçme denemeleri yaptırılır; çemberden her geçtiğinde aslana et verilir; sonra çember her seferinde biraz daha yükseltilerek davranış pekiştirilmeye devam edilir. Kaydırağı bir anda sona çekersen canvas ne olduğunu söyler: adım büyük olduğunda davranış şekillenmez.

ALÇAK ÇEMBER YÜKSEK ÇEMBER
PEKİŞTİREÇ

Pekiştireç, bir davranışın tekrarlanma olasılığını artıran uyarıcılardır. İkiye ayrılır.
1. Olumlu pekiştireç; organizma tarafından istenilen, verildiğinde davranışın ortaya çıkma sıklığını artıran uyarıcıdır. Kedi için ciğer, çocuk için şeker, bir yetişkin için takdir edilme olumlu pekiştireçtir. Olumlu pekiştireç ile ödül aynı anlama gelir.
2. Olumsuz pekiştireç; organizmayı rahatsız eden, istenilmeyen ve ortadan kaldırıldığı zaman davranışın görülme sıklığını artıran uyarıcıdır. İstenilen davranış yapıldığında olumsuz uyarıcı ortadan kaldırılır, böylece davranış pekiştirilmiş olur. Pedala bastığında elektrik şokunun bittiğini anlayan fare pedala basmayı daha çabuk öğrenir.

TUZAK · OLUMSUZ PEKİŞTİRME CEZA DEĞİLDİR

Olumsuz pekiştirme ve ceza aynı değildir. Olumsuz pekiştirmede kişiyi rahatsız eden, istenilmeyen durum ortamdan çıkarılırken cezada bu olumsuz durum ortama konulur.

Tek soru yeter: rahatsız edici şey ortamdan çıkıyor mu yoksa ortama giriyor mu? Çıkıyorsa olumsuz pekiştirme, giriyorsa ceza. Bir de sonuç farkı var: pekiştireç davranışın sıklığını artırır.

OLUMLU PEKİŞTİREÇ · OLUMSUZ PEKİŞTİREÇ · CEZA

Altı sahne var; her birini doğru sütuna yerleştir. Hücrelere tıklayarak işaretle (boş → ✓ → ✗ → boş), sonra Denetle.

EDİMSEL KOŞULLANMANIN ÖĞRETİM KURALLARI

Edimsel koşullanmaya göre öğrenme sürecinde öğrenilecek materyalle ilgili adımlar küçük olmalıdır ve daha önce öğrenilenler üzerine kurulmalıdır. Özellikle öğrenmenin ilk safhalarında öğrenme düzenli olarak ödüllendirilmeli ve tüm aşamalarında da pekiştireçlerle şekillendirilmelidir. Pekiştireçler doğru davranışı takiben hemen verilmelidir.

SİSTEMATİK DUYARSIZLAŞTIRMA

Herhangi bir uyarıcı ile korku veya kaygı tepkisi arasındaki çağrışım bağını kademeli olarak çözerek korku tepkisini söndürmektir.

Adında “kademeli” geçmesi tesadüf değil: şekillendirme gibi adım adım ilerler, ama şekillendirme yeni bir davranış kurar, sistematik duyarsızlaştırma var olan korku tepkisini söndürür.

04 / BİLİŞSEL ÖĞRENME

Zihin çalışırken dışarıdan görünmez

Zihinsel süreçlerde oluşan algılama, düşünme, kavrama, hatırlama, akıl yürütme ve sonuç çıkarma gibi üst düzey düşünme becerilerini içine alan öğrenme türüdür.

TEMELİNDE NE VAR?

Bilişsel öğrenmenin temelinde bireyin düşünmesi, hatırlaması, yeni bilgileri zihninde depolaması ve eski bilgilerle bağlar kurması yatar. İnsan öğrenmelerinin çoğunda bilişsel öğrenme ön plandadır.

BEŞ BİLİŞSEL ÖĞRENME TÜRÜ

Bir türe bas: canvas o türün öğrenme eğrisini çizer. Kavrayışta eğri uzun süre düz gider ve birden zıplar; deneme yanılmada basamak basamak yükselir; psikomotor öğrenmede alıştırmalarla düzgün tırmanır; gizil öğrenmede zaten yükselmiştir ama kişi bunun farkında değildir; model almada başkasının eğrisi kopyalanır.

a) KAVRAYIŞ (İÇGÖRÜ / SEZGİ) YOLUYLA ÖĞRENME

Bir sorun ya da problemin çözüm yolunu aniden kavramaktır. Kavrayış yoluyla öğrenmede başlangıçta problemin çözümünde hiçbir ilerleme görülmez, sonrasında problemin çözümü birdenbire zihinde oluşur. Olaylar arasındaki bağ bir anda kurulur. Bir geometri sorusunu derste çözemeyen öğrencinin, akşam yemek yerken birden nasıl çözüleceğini bulması kavrayış yoluyla öğrenmeye örnektir. Ancak bu öğrenmede, doğrudan gözlenemeyen yoğun bir bilgi işleme gerçekleşmektedir. Ayrıca kavrayışın gerçekleşmesi için konuyla ilgili önceden edinilmiş bilgilerin var olması gerektiği unutulmamalıdır.

b) FARKINA VARMADAN (GİZİL) ÖĞRENME

Organizmanın çevresinde olup biten olayları, durumları farkında olmadan depolamasıdır. Bu öğrenme türünde birey, böyle bir öğrenmeye niyet etmemiştir ve öğrendiğinin farkında değildir. Bu durum bireyin pekiştireç verilmeden ve dikkati başka bir şeye odaklı iken bile bir şeyleri öğrenebildiğini gösterir. Sürekli duyulan bir şarkının sözlerinin herhangi bir çaba sarf etmeden ezberlenmesi bu öğrenme türüne örnek verilebilir.

c) PSİKOMOTOR ÖĞRENME

Bir şeyin daha iyi nasıl yapılacağının öğrenilmesidir. Yani tekrar ya da yaşantı sonucu bir beceriyi hatasız ve eksiksiz olarak yapmayı öğrenmedir. Psikomotor öğrenmede önemli olan bir eylemin, becerinin en doğru ve en iyi şekilde yapılmasıdır. Bir psikomotor becerinin kazanılması için birçok alıştırma yapılır. Bu aşamada bilişsel süreçler devreye girer ve hangi hareketlerin işe yaradığı zihinsel olarak fark edilir. En son aşamada motor öğrenme gerçekleşir. Örneğin klavyeye hiç bakmadan on parmakla yazı yazmak, bisiklet sürmek, araba kullanmak, yüzmek, iyi basketbol oynamak vb.

d) DENEME YANILMA YOLUYLA ÖĞRENME

Yapılan birçok deneme ve tekrar sonucunda yeni davranışların kazanılmasıdır. Bu öğrenme türünde bir problemle karşılaşan organizma, çeşitli davranışlarda ve tepkilerde bulunur. Süreç içinde işine yarayan davranışları tekrar eder, işine yaramayanları ise terk eder. Tekrar sayısı arttıkça hata miktarı azalır, hata miktarı azaldıkça da öğrenme düzeyi artar. Televizyon kumandasında yer alan tuşların işlevlerini, tuşlara basarak bulup öğrenmek, okuma-yazmayı öğrenmek bu öğrenme türüne örnek olarak verilebilir.

e) MODEL ALARAK ÖĞRENME

Bireyin toplumun diğer üyelerini örnek alması yoluyla gerçekleşen öğrenmedir. Toplumsal bir varlık olarak insan yaşadığı toplumsal çevreden etkilenir ve davranışların çoğu toplumsal bir çevrede biçimlenir. Olumlu davranışlar model alındığı gibi olumsuz davranışlar da model alınabilir. Örneğin bir çocuğun babası gibi ellerini cebine koyarak yürümesi, bir gencin sevdiği şarkıcı gibi dans etmesi, bir öğrencinin beğendiği öğretmeni gibi saçlarına şekil vermesi, küçük bir çocuğun annesinin böcekten korktuğunda verdiği bağırma tepkisini böcek görünce uygulaması vb.

Albert Bandura’ya göre model alarak öğrenme, bir kişinin diğer kişilerin etkinliklerini sadece basit olarak taklit etmesi değildir. Model alarak öğrenmede bilişsel süreçler de önemlidir. Birey çevresini gözlemler, bu gözlemlerinden sonuçlar çıkarır ve model alacağı kişiyi ya da davranışı seçer.

MODEL ALMA İLE İLGİLİ DÖRT KAVRAM

Dördü de “dolaylı”dır: yaşayan başkasıdır, öğrenen sensin. Bir kavrama bas; canvas gözleyen ile gözlenen arasındaki oku çizer ve altta örnek çıkar.

HIZ FARKI

Bütün öğrenme türlerinde öğrenme, tekrar ya da yaşantı sonucu yavaş yavaş oluşur. Kavrayış yoluyla öğrenmede ise davranış aniden ortaya çıkar. Herhangi bir psikomotor becerinin kazanılması için organizmanın önce gerekli olgunluğa ulaşması gerekir.

KLASİK VE EDİMSEL KOŞULLANMA YAN YANA
ÖlçütKlasik koşullanma Edimsel koşullanma
TanımDoğal bir uyarıcıya karşı gösterilen doğal tepkinin, daha önce tepki verilmeyen yapay bir uyarıcıya da gösterilmesiOrganizmayı ödüle götüren veya cezadan kurtaran bir davranışın kalıcı hâle gelmesi
Davranış nasıl çıkar?Uyarıcının ardından gelirKendiliğinden ortaya çıkar
Bilim insanıİ. Pavlov (1849-1936), fizyologB.F. Skinner
DenekKöpekFare (ayrıca çemberden geçen aslan örneği)
Anahtar kavramlarDoğal/koşullu uyarıcı ve tepki, genelleme, ayırt etme, sönme, kendiliğinden geri gelme, yakınlıkPekiştireç (olumlu/olumsuz), şekillendirme, sistematik duyarsızlaştırma
Ortak noktaİkisi de koşullanma yoluyla öğrenmedir: organizmanın başlangıçta tepkide bulunmadığı bir uyarıcıya tepki göstermeyi öğrenmesi.
05 / GÜNLÜK HAYAT

Bugün kaç kez koşullandın?

Ders zilinden oyun kumandasına, şarkı sözlerinden ilk bisiklet dersine.

TENEFFÜS ZİLİ

Zil çalınca ders bitmemiş olsa bile çantanı toplamaya başlıyorsan bu klasik koşullanmadır: zil koşullu uyarıcı, toplanma koşullu tepkidir.

SÜREKLİ ÇALAN ŞARKI

Sözlerini hiç uğraşmadan ezberlemişsen bu gizil öğrenmedir: sürekli duyulan bir şarkının sözlerinin herhangi bir çaba sarf etmeden ezberlenmesi bunun örneğidir.

YENİ KUMANDA

Tuşlara basa basa hangisinin ne yaptığını bulmak deneme yanılmadır: tekrar sayısı arttıkça hata miktarı azalır, hata miktarı azaldıkça da öğrenme düzeyi artar.

BİSİKLET

Dengeyi anlatmakla öğrenilmez, binerek öğrenilir; bu psikomotor öğrenmedir: bir beceriyi hatasız ve eksiksiz olarak yapmayı öğrenmedir ve önce gerekli olgunluğa ulaşmak gerekir.

GEOMETRİ SORUSU

Derste çözemediğin soruyu akşam yemekte birden çözmen kavrayıştır. Örnek aynen budur — ama kavrayışın gerçekleşmesi için konuyla ilgili önceden edinilmiş bilgilerin var olması gerekir.

ARKADAŞIN ÖDÜLLENDİRİLİNCE

Ödevini düzenli yaptığı için övülen arkadaşını görünce senin de yapası gelmesi dolaylı pekiştirmedir. Ceza tarafı da var: ödevini yapmayan arkadaşının eksi aldığını gözlemleyen öğrenci derse ödevini yaparak gelir.

SEVDİĞİN ŞARKICI GİBİ DANS ETMEK

Model alma örneklerinden biri. Bandura’ya göre bu basit bir taklit değildir: birey çevresini gözlemler, sonuçlar çıkarır ve model alacağı kişiyi ya da davranışı seçer.

ODANI TOPLAYINCA UYARININ KESİLMESİ

“Toplayınca söylenmem biterse” bir sonraki sefere daha çabuk toplarsın; bu olumsuz pekiştirmedir — rahatsız edici durum ortamdan çıkarılır. Telefonun alınması ise cezadır, çünkü olumsuz durum ortama konur.

KÖPEKTEN KORKMAK

Bir köpekten korkup bütün köpeklerden korkmak genelleme, bir süre sonra yalnız o cinsten çekinmek ayırt etmedir. Korkuyu adım adım azaltan yöntemin adı ise sistematik duyarsızlaştırmadır.

OYUN · HANGİ ÖĞRENME?
0 / 0
06 / BİLGİ TESTİ

Öğrendiklerini test et

47 soruluk test · öğrenmenin tanımı ve süreklilik şartı, refleks içgüdü dürtü ve homeostatik davranış, klasik koşullanma ve Pavlov, doğal ve koşullu uyarıcı-tepki, genelleme ayırt etme sönme kendiliğinden geri gelme yakınlık, edimsel koşullanma ve Skinner, şekillendirme, olumlu ve olumsuz pekiştireç ile ceza farkı, sistematik duyarsızlaştırma, bilişsel öğrenmenin beş türü, Bandura ve dolaylı kavramlar

Soru 1 / 10
Puan: 0
Soru yükleniyor...
07 / ÖZET

İki koşullanma, beş bilişsel tür

ÖĞRENMENİN TANIMI

Tekrar ve yaşantı sonucunda davranışta meydana gelen kalıcı değişikliğe öğrenme denir. Değişiklik iyiye ya da kötüye doğru olabilir. Ateşli bir hastalık, ilaç ya da bağımlılık yapan maddelerin etkisiyle oluşan geçici davranış değişiklikleri öğrenme değildir. Bir davranış değişikliğinin öğrenme olması için süreklilik göstermesi gerekir.

ÖĞRENME SAYILMAYAN DÖRT DAVRANIŞ

Refleksler, içgüdüsel, dürtüsel ve homeostatik davranışlar doğuştan geldiği için öğrenilmiş davranış olarak kabul edilmez. Refleks: uyarıcılara karşı verilen ani ve istemsiz tepki (karanlıkta göz bebeğinin büyümesi). İçgüdü: türe özgü, doğuştan gelen ve neden yapıldığı organizmanın kendisi tarafından da bilinmeyen davranış (kuşların V şeklinde göçü, örümceğin ağ örmesi). Dürtü: fizyolojik ihtiyaçtan kaynaklanan ve organizmayı harekete geçiren güç (açlık, susuzluk, uyku). Homeostatik: oksijeni, suyu, kan şekerini ve beden ısısını dengede tutan bilinçsiz davranışlar (üşüyünce titreme).

KLASİK KOŞULLANMA

Organizmanın; doğal bir uyarıcıya karşı gösterdiği doğal tepkiyi, daha önce tepki vermediği yapay bir uyarıcıya da göstermesidir. İ. Pavlov (1849-1936), köpeklerle çalışmıştır. Doğal uyarıcı: et. Doğal tepki: ete gösterilen salya. Koşullu uyarıcı: zil sesi. Koşullu tepki: zil sesine gösterilen salya.

KLASİK KOŞULLANMANIN BEŞ PRENSİBİ

Genelleme: bir uyarıcıya gösterilen tepkinin benzer uyarıcılara da gösterilmesi (sokak kedisi tırmalayınca bütün kedilerden korkmak). Ayırt etme: genellemenin sona ermesi, yalnız tek bir uyarıcıya tepki verilmesi. Sönme: pekiştirilmeyen davranışın görülme sıklığının azalıp yok olması. Kendiliğinden geri gelme: sönen davranışın ara sıra tekrar ortaya çıkması. Yakınlık (bitişiklik): koşullu uyarıcı ile koşulsuz uyarıcının bitişik verilmesi.

EDİMSEL KOŞULLANMA

Organizmayı ödüle götüren veya cezadan kurtaran bir davranışın organizmada kalıcı hâle gelmesidir. Edimsel davranış, belirli bir uyarıcıya verilen tepki değil kendiliğinden ortaya çıkan bir davranıştır. B.F. Skinner fareler üzerinde çalışmıştır: aç fare pedala dokununca yiyecek düşer. Şekillendirme: çemberden geçirilecek aslana önce alçak çemberden geçme denemeleri yaptırılır, çember her seferinde biraz daha yükseltilir.

PEKİŞTİREÇ VE CEZA

Pekiştireç, bir davranışın tekrarlanma olasılığını artıran uyarıcılardır. Olumlu pekiştireç organizma tarafından istenilendir; ciğer, şeker, takdir edilme. Olumlu pekiştireç ile ödül aynı anlama gelir. Olumsuz pekiştireç rahatsız edici olup ortadan kaldırıldığında davranışın sıklığını artırır (pedala basınca elektrik şokunun bitmesi). Olumsuz pekiştirmede istenilmeyen durum ortamdan çıkarılırken cezada bu olumsuz durum ortama konulur. Pekiştireçler doğru davranışı takiben hemen verilmelidir.

BİLİŞSEL ÖĞRENME VE TÜRLERİ

Zihinsel süreçlerde oluşan algılama, düşünme, kavrama, hatırlama, akıl yürütme ve sonuç çıkarma gibi üst düzey düşünme becerilerini içine alan öğrenme türüdür. Kavrayış: çözümü aniden kavramak. Gizil öğrenme: farkında olmadan depolamak. Psikomotor: bir beceriyi hatasız ve eksiksiz yapmayı öğrenmek. Deneme yanılma: işe yarayanı tekrar edip yaramayanı terk etmek. Model alma: toplumun diğer üyelerini örnek almak.

MODEL ALMA VE DOLAYLI KAVRAMLAR

Bandura’ya göre model alarak öğrenme basit bir taklit değildir; bilişsel süreçler de önemlidir: birey çevresini gözlemler, sonuçlar çıkarır ve model alacağı kişiyi ya da davranışı seçer. Dolaylı pekiştirme: oyuncakları topladığı için takdir edilen çocuğu gözlemleyen diğer çocuklar toplamaya daha istekli olur. Dolaylı ceza: ödevini yapmayanın eksi aldığını gören öğrenci ödevini yaparak gelir. Dolaylı güdülenme: iyi üniversite bitiren kuzeninin imkânlarını gören genç sınava daha istekle hazırlanır. Dolaylı duygu: böcekten korkan annesini model alan çocuk da korkmaya başlar. Kavrayışta davranış aniden ortaya çıkar, öteki türlerde yavaş yavaş oluşur.