Aynı süre çalıştın, niye aynı şeyi öğrenmedin?
Çünkü öğrenme üç ayrı yerden etkileniyor: öğrenen, öğrenilecek malzeme ve öğrenme yöntemi. Bu ünitede önce iki kuramı (nörofizyolojik ve sosyokültürel) tanıyacak, sonra güdülenmeden transfere sekiz faktörü tek tek ölçeceksin, en sonunda da beş öğrenme stratejisini kendi çalışma düzenine oturtacaksın.
Nörofizyolojik kurama göre öğrenme, canlı bir doku olan beyinde gerçekleşir. Bu yüzden beynin çalışma şekli bilinmeden öğrenme anlaşılamaz. Öğrenme beyinde birtakım kimyasal, elektriksel değişiklikler olması ve sinir sisteminde yeni sinaptik bağların kurulması yolu ile gerçekleşir.
Merak edilmeyen, ilgi duyulmayan, önemsenmeyen ve duyguların işin içine girmediği olaylarda zayıf sinaptik bağlar oluşur ve bilgiler, beyin korteksi üzerine kaydedilmez yani öğrenme gerçekleşmez.
Öğrenme tek başına gerçekleşen bir süreç değildir. Bireyin içinde yaşadığı sosyal ortamdan kaynaklı faktörler öğrenme üzerinde etkilidir.
Bu kuramın altında iki kavram anlatılır ve ikisi de sınavda örnek üzerinden sorulur: öğrenilmiş çaresizlik ve kendini gerçekleştiren kehanet.
Dört düğme: nörofizyolojik kuramın dört ayrı iddiası. Canvas iki nöron arasındaki sinaptik bağı çizer; ilgi, merak ve duygu varsa bağ kalınlaşıp yeşile döner, yoksa incecik ve soluk kalır. Beslenme ve egzersiz düğmesinde beyne giden oksijen akışı, tehdit düğmesinde ise öğrenme kapasitesinin nasıl daraldığı görünür.
Bireyin sürekli olarak olumsuz sonuçlarla karşılaşması durumunda, gelecekteki olumlu sonuçlara ulaşma yeteneğine olan inancını yitirmesidir. Olumsuz bir durumu ortadan kaldırmak için çaba sarf eden birey, başarıya ulaşamazsa mücadeleyi bırakır. Davranışlarıyla olumsuz sonucu değiştiremeyeceğine inanır. Bir süre sonra olumsuz durumu ortadan kaldırabileceği durumlarda da artık gereken çabayı göstermez.
Örneğin balık tutma çabaları başarısızlıkla sonuçlanan bir kişinin balık tutmaya çalışmaktan vazgeçmesi.
Olaylara, durumlara, kişilere ve ilişkilere dair olumlu ya da olumsuz beklentilerin olacakları şekillendirmesidir. Örneğin okulda düzenlenen şiir dinletisinde ezberlediği şiirin sözlerini unutmaktan korkan bir öğrenci, şiirin sözlerini gerçekten de unutabilir.
Dikkat: kehanet olumlu da olabilir — tanımda “olumlu ya da olumsuz beklentilerin” denir. Yalnız kötü beklentiler için kullanılan bir kavram değildir.
İkisi de olumsuz bir sonuç doğurur ama zaman yönleri terstir. Öğrenilmiş çaresizlikte önce geçmişte tekrar tekrar başarısızlık vardır, sonuç çabayı bırakmaktır (balıkçı örneği). Kendini gerçekleştiren kehanette ise önce gelecek için bir beklenti vardır, o beklenti olayı kendisi şekillendirir (şiiri unutma korkusu). Kısacası: biri geçmişten gelir, öteki geleceği kurar.
Öğrenmeyi etkileyen faktörler üç başlık altında açıklanmıştır: a) Öğrenenle ilgili faktörler b) Öğrenilecek malzeme ile ilgili faktörler c) Öğrenme yöntemi ile ilgili faktörler. Bu bölüm birincisidir.
Sekiz faktörden birine bas: canvas o faktörü kendi biçiminde gösterir — güdülenme bir dolu çubuk, zekâ bir pozitif korelasyon doğrusu, olgunlaşma ve türe özgü hazır olma bir kapı, genel uyarılmışlık ile kaygı bir ters U eğrisi, transfer iki konu arasındaki ok, yaş ise ömür boyu öğrenme hızı. Altta faktörün tanımı ve örneği çıkar.
Bireyin öğrenmeye istekli hâle gelmesidir. Öğrenmenin en önemli koşullarından biri olan güdülenme bireyi öğrenmeye özendirir ve davranışa yön verir. Örneğin normalde İngilizce öğrenmeye ihtiyaç duymayan birinin, Avrupa’ya gittiği zaman İngilizce öğrenmeye çalışması.
Bireyin zekâ düzeyi ile öğrenme arasında pozitif bir korelasyon vardır.
Korelasyon; iki değişken arasındaki ilişkiyi ifade eder. Pozitif korelasyon, iki değişkenin birlikte artması ya da azalmasıdır.
Öğrenmenin gerçekleşmesi için gerekli bedensel ve zihinsel yeterliliğe sahip olmaktır. Örneğin parmak kasları gelişmeden ve belli bir zihin olgunluğuna erişmeden çocuğun yazı yazması beklenemez.
Organizmanın herhangi bir davranışı öğrenebilmesi için gerekli olan biyolojik donanıma sahip olmasıdır. Örneğin insanlar uçmayı, arılar konuşmayı öğrenemez.
Kişinin bilincinin tamamen açık olduğu ve dikkatini yapacağı işe verebildiği uyanıklık durumudur. İyi bir öğrenme için organizmanın yeterli derecede uyarılmış olması gerekir. Yetersiz ya da aşırı uyarılma, öğrenmeyi olumsuz etkiler.
Kaygı bir huzursuzluk hissi, nedeni bilinemeyen bir korkudur. Belirli bir düzeydeki kaygı, organizmayı olumlu etkiler. Aşırı kaygı ya da kaygının hiç olmaması ise öğrenmeyi genellikle olumsuz etkiler.
Kaydırak, kişinin uyarılmışlık düzeyini gösteriyor. Ölçek şöyle okunuyor: %100, “yeterli derece” denen düzey; sol taraf yetersiz uyarılma, sağ taraf aşırı uyarılma. (Bu yüzdelik ölçek sayfaya aittir; ders kitabı sayı vermez, yalnız “yetersiz de aşırı da olumsuz etkiler” der.) Önce en iyi öğrenmenin olduğunu düşündüğün yere getir, sonra Açıklaya bas — sapmanı sayıyla görürsün. Kaydırağı yeniden oynatınca açıklama kapanır.
Önceden öğrenilenlerin, sonradan öğrenilenleri etkilemesine transfer (geçiş) denir. Transferin gerçekleşmesi için bu iki konu arasında benzerlik olması gerekir. Örneğin basket oynama ile dil öğrenme arasında olumlu ya da olumsuz bir geçiş söz konusu değildir.
Pozitif Transfer: Önceden öğrenilenlerin, yeni öğrenmeleri kolaylaştırmasıdır.
Bisiklete binmeyi bilen biri motosiklete binmeyi de kolayca öğrenir.
Negatif Transfer (Alışkanlık Çatışması): Önceden öğrenilenlerin, yeni öğrenmeleri
zorlaştırmasıdır. Q klavye kullanan biri F klavye kullanırken zorlanabilir.
Yaşamın ilk yıllarından 20’li yaşlara kadar öğrenme oldukça hızlıdır. Yaklaşık 50’li yaşlara kadar öğrenme hızı sabit bir seyir izler, 50’li yaşlardan sonra öğrenme hızı düşmeye başlar.
Üç bölgeli bir eğridir ve sınırlar sorulur: 20 ve 50. Arada düşüş değil sabit seyir vardır.
Transfer sorularında en çok kaçırılan cümle şudur: transferin gerçekleşmesi için bu iki konu arasında benzerlik olması gerekir. Benzerlik yoksa ne pozitif ne negatif transfer olur — örnek basket oynama ile dil öğrenmedir. Yani “hiç transfer yok” da geçerli bir cevaptır ve şıklarda çoğu zaman bulunur.
Çevresindeki diğer nesnelerden kolayca ayırt edilen uyarıcılar daha kolay öğrenilir. Bu yüzden öğrenme malzemesi, çevresindeki uyarıcılardan ayırt edilebilir olmalıdır. Ders kitaplarında dikkat çekilmek istenen yerlerin daha koyu yazılması ya da altının çizilmesi bu duruma örnektir.
Öğreneceğimiz bilgi ne kadar anlamlı ise o kadar kolay öğrenilir. Örneğin matematikte daha soyut olan trigonometri gibi konular daha zor öğrenilir. Benzerlik çağrışım yapar, bu yüzden benzer konular art arda işlenir.
Kavramsal gruplandırma, birçok bilgi ve kavramın öğretildiği durumlarda öğrenme malzemelerinin birtakım gruplar hâlinde bütünleştirilmesidir. Benzer kavramların bir araya getirilerek basamaklar dizisi şeklinde örgütlenmesi öğrenmeyi kolaylaştırır. Kavram haritaları, kavramsal gruplandırma örneğidir.
Bir kurala bas: canvas iki çalışma düzenini yan yana koyar ve hangisinin daha etkili olduğunu işaretler. Dördü de madde madde verilmiştir.
On beş faktörün tamamı burada. “transfer”, “kaygı”, “tekrar”, “kavram haritası” gibi bir sözcük yaz; hangi başlığa girdiğini ve tanımını gör. Sınavda en sık sorulan şey faktörün hangi başlıkta olduğudur.
Öğrenilen konunun uygun şekilde tekrarı, öğrenmeyi pekiştirir ve unutmayı önler ancak gereğinden fazla tekrarın öğrenmeye bir etkisi yoktur. Cümlenin ikinci yarısı sorularda çeldirici olur: “ne kadar çok tekrar edilirse o kadar iyi öğrenilir” yanlıştır. Aynı biçimde ara vererek çalışmak, hiç ara vermeden çalışmaktan daha etkilidir.
Strateji, belirli bir hedefe ulaşmak için izlenen yol ve yöntemlerin tümüne verilen isimdir.
Öğrenen kişinin seçtiği yöntemlerle kendi kendine öğrenmesini kolaylaştırması sürecidir. Bireyin başarısı çoğunlukla farklı öğrenme görevlerine uygun farklı stratejiler geliştirmesine bağlıdır. Birey bu stratejileri kullanarak bilgiyi işler, yorumlar, sentezler daha başarılı olur.
Bir stratejiye bas: canvas o stratejinin bilgi akışının hangi noktasına girdiğini gösterir — dikkat duyusal bellekten kısa süreli belleğe geçişte, tekrar ve anlamlandırma uzun süreli belleğe aktarımda, yürütücü biliş bütün süreci izlerken, duyuşsal strateji ise yolu tıkayan engelleri kaldırırken.
Dikkat, bedensel ve ruhsal gücün bir nokta üzerinde toplanmasıdır. Duyusal bellekten gelen bilginin kısa süreli belleğe geçmesini sağlayan ilk şart dikkattir. Metinde yazıların altının çizilmesi, anahtar sözcüklerin ve temel düşüncelerin altının çizilmesi şeklinde kullanılmaktadır. Altını çizerken, okunan metinde önemli düşüncelerle önemli olmayan düşüncelerin ayırt edilmesi gerekir. Tüm tümcelerin altı çizilmemelidir.
Tekrar stratejileri, bir bilgiyi yineleyerek ya da bir metni hiçbir değişiklik olmadan tekrar ederek uzun süreli belleğe aktarmaya yardım eder. Ayrıca tekrar stratejileri ezberleme için de kullanılır. Kısa süreli belleğin gelişmesi için gerekli olan etkenlerden biri de tekrardır. Öğrenme sonrası yapılan tekrarlar pekiştirmeyi sağlar. Öğrenmeyi kolaylaştırır ve unutmayı azaltır.
Aşağıdaki paragrafta yalnız anahtar sözcükleri ve temel düşünceyi taşıyan sözcükleri işaretle, sonra Denetleye bas. Kural net: altını çizerken, okunan metinde önemli düşüncelerle önemli olmayan düşüncelerin ayırt edilmesi gerekir; tüm tümcelerin altı çizilmemelidir. Hepsini işaretlersen “yanlış” sayısı yükselir — stratejinin bütün mesele bu.
Anlamlandırma stratejileri, bilginin ezberlenmesini değil anlamlı bir bütün olarak uzun süreli belleğe kodlanmasını sağlar. Anlamlandırma sürecinde yeni öğrenilen bilgi, var olan bilgi ile bütünleştirilir. Öğrencinin bilgileri arasında ilişki kurmasını, bu bilgileri kalıcı ve anlamlı hâle getirmesini sağlayan stratejidir. Özet çıkarma, çağrışım oluşturma, benzerlik kurma, soru sorma, şema oluşturma ve gruplama tekniklerini içermektedir.
Biliş, herhangi bir şeyin farkında olma ve onu anlayabilme durumudur. Yürütücü biliş ise bireyin bu bilgileri nasıl öğrendiğinin farkında olma durumudur. Bireyin, kendi zihinsel becerilerinin farkında olup bu becerilerine uygun öğrenme yöntemlerini seçebilmesidir.
Yürütücü biliş, biliş hakkında bilgi ve bilişi izleme olarak iki ögeden oluşmaktadır. Biliş hakkında bilgi, bireyin kendi düşünme ve öğrenme süreçleri hakkındaki bilgisini ve anlayışını kapsar. Bilişi izleme ise bireyin öğrenilecek durumun özelliklerine uygun öğrenme stratejilerini seçme, kullanma, izleme ve değerlendirme sonuçlarını kapsar.
Öğrenmede güdüsel ve duygusal etmenlerden kaynaklanan engeller de vardır. İşte bu engelleri kaldırmak için kullanılan yöntemlere duyuşsal stratejiler denir. En çok karşılaşılan sorunlar dikkatin başka yöne kayması, güdülenme eksikliği, kaygı ve öz güven eksikliğidir. Bir ortamda öğrenmeyi engelleyen etkenleri ortadan kaldırmak için dikkati artırmak, motivasyon sağlamak, tutumları iyileştirmek ve kaygıyı kontrol altına almak gereklidir.
Birey yürütücü biliş sürecinde; kendi öğrenme süreçlerini, ilerleme kapasitesini ve yeni bilgilere olan gereksinimini gözlemler.
Öğrenmenin belirli bir yaşla ve okullarla sınırlı tutulmadığına dayanan bir anlayıştır. Birey; yaşı ve eğitim seviyesi ne olursa olsun hayat boyu öğrenmenin bir parçasıdır. Eğitimi, okul yaşı ve okul binaları ile sınırlamak doğru değildir. Herkes zorunlu eğitimini bitirdikten sonra ileri düzeydeki eğitimini kendi seçeceği bir zamana erteleme ve istediği zaman eğitim sistemine yeniden girebilme hakkına sahiptir.
Türk millî eğitiminin temel ilkelerinden "süreklilik ilkesi"nin amacı fertlerin genel ve mesleki eğitimlerinin hayat boyunca devam etmesini sağlamaktır. Yine Türk millî eğitiminin ilkelerinden biri olan "her yerde eğitim ilkesi"ne göre eğitim yalnızca resmî kurumlarda ve özel eğitim kurumlarında gerçekleşmez. Evde, iş yerlerinde, çevrede, her yerde ve her durumda eğitim gerçekleşebilir.
Örneğin kütüphaneler, yerel yönetimler, iş yerleri, kültürel gruplar ve diğer sosyal hizmet kuruluşları gibi kurumlarda toplum için öğrenme fırsatları sağlanmalıdır.
Deneme sınavından gitar dersine, uykusuz geceden kütüphane cumartesisine.
Biraz heyecan iyidir, panik değil: belirli bir düzeydeki kaygı, organizmayı olumlu etkiler. Aşırı kaygı ya da kaygının hiç olmaması ise öğrenmeyi genellikle olumsuz etkiler.
Hiç ara vermeden çalıştığın gece aslında verimsizdi: ara vererek çalışmak, hiç ara vermeden çalışmaktan daha etkilidir.
Netini görmek çalışma isteğini artırıyorsa sebebi şudur: öğrenmede sonuçların bilinmesi yani geri bildirim öğrenme için önemlidir; öğrenen kişinin elde ettiği sonucu bilmesi güdülenmeyi artırır.
Yıllardır ilgilenmediğin İngilizceyi bir anda öğrenmek istemen güdülenmedir. Örnek aynen budur: Avrupa’ya gittiği zaman İngilizce öğrenmeye çalışması.
Bisiklete binmeyi bilen biri motosiklete binmeyi de kolayca öğrenir — pozitif transfer. Telefon klavyeni değiştirdiğinde yaşadığın zorluk ise negatif transferdir: Q klavye kullanan biri F klavye kullanırken zorlanabilir.
Her cümleyi işaretlemek işe yaramaz: altını çizerken, okunan metinde önemli düşüncelerle önemli olmayan düşüncelerin ayırt edilmesi gerekir. Tüm tümcelerin altı çizilmemelidir.
Bir üniteyi dallara ayırıp bağlamak kavramsal gruplandırmadır: kavram haritaları, kavramsal gruplandırma örneğidir ve benzer kavramların basamaklar dizisi şeklinde örgütlenmesi öğrenmeyi kolaylaştırır.
Üst üste düşük net alıp denemeyi bırakmak öğrenilmiş çaresizliktir: bir süre sonra olumsuz durumu ortadan kaldırabileceği durumlarda da artık gereken çabayı göstermez.
“Unutacağım” diye düşünüp gerçekten unutmak kendini gerçekleştiren kehanettir. Örnek birebir şiir dinletisinde sözleri unutmaktan korkan öğrencidir.
47 soruluk test · nörofizyolojik ve sosyokültürel öğrenme kuramı, öğrenilmiş çaresizlik ve kendini gerçekleştiren kehanet, güdülenme zekâ olgunlaşma türe özgü hazır olma, genel uyarılmışlık hâli ve kaygı, pozitif ve negatif transfer, yaş, algısal ayırt edilebilirlik çağrışımsal anlam kavramsal gruplandırma, öğrenme yöntemi kuralları, dikkat tekrar anlamlandırma yürütücü biliş ve duyuşsal strateji, hayat boyu öğrenme
Öğrenme, canlı bir doku olan beyinde gerçekleşir; beyinde birtakım kimyasal, elektriksel değişiklikler olması ve sinir sisteminde yeni sinaptik bağların kurulması yolu ile gerçekleşir. Merak edilmeyen, ilgi duyulmayan, önemsenmeyen ve duyguların işin içine girmediği olaylarda zayıf sinaptik bağlar oluşur ve bilgiler beyin korteksi üzerine kaydedilmez. Yeşil yapraklı sebzeler, balık, fındık, ceviz öğrenmeyi olumlu etkiler; fiziksel egzersizler kan dolaşımını artırarak beyne daha çok oksijen ulaşmasını sağlar. Zihni zorlayan etkinlikler öğrenmeyi artırır ancak tehdit, öğrenme kapasitesini azaltır; çünkü korku öğrenmenin önüne geçer.
Öğrenme tek başına gerçekleşen bir süreç değildir; bireyin içinde yaşadığı sosyal ortamdan kaynaklı faktörler öğrenme üzerinde etkilidir. Öğrenilmiş çaresizlik: sürekli olumsuz sonuçlarla karşılaşan bireyin gelecekteki olumlu sonuçlara ulaşma yeteneğine olan inancını yitirmesi (balık tutmaktan vazgeçen kişi). Kendini gerçekleştiren kehanet: olumlu ya da olumsuz beklentilerin olacakları şekillendirmesi (şiiri unutmaktan korkan öğrencinin gerçekten unutması).
Güdülenme: bireyin öğrenmeye istekli hâle gelmesi; öğrenmeye özendirir ve davranışa yön verir. Zekâ: zekâ düzeyi ile öğrenme arasında pozitif korelasyon vardır. Olgunlaşma: öğrenmenin gerçekleşmesi için gerekli bedensel ve zihinsel yeterliliğe sahip olmak. Türe özgü hazır olma: gerekli biyolojik donanıma sahip olmak — insanlar uçmayı, arılar konuşmayı öğrenemez.
Genel uyarılmışlık hâli: bilincin tamamen açık olduğu ve dikkatin işe verilebildiği uyanıklık durumu; yetersiz ya da aşırı uyarılma öğrenmeyi olumsuz etkiler. Kaygı: huzursuzluk hissi, nedeni bilinemeyen korku; belirli bir düzeyde olumlu, aşırı ya da hiç olmaması olumsuz etkiler. Transfer: önceden öğrenilenlerin sonradan öğrenilenleri etkilemesi; iki konu arasında benzerlik olması gerekir. Pozitif transfer kolaylaştırır (bisiklet → motosiklet), negatif transfer (alışkanlık çatışması) zorlaştırır (Q klavye → F klavye). Yaş: ilk yıllardan 20’li yaşlara kadar hızlı, 50’li yaşlara kadar sabit, sonrasında düşer.
Algısal ayırt edilebilirlik: çevresindeki nesnelerden kolayca ayırt edilen uyarıcılar daha kolay öğrenilir (koyu yazma, altını çizme). Çağrışımsal anlam: bilgi ne kadar anlamlı ise o kadar kolay öğrenilir; trigonometri gibi soyut konular daha zor öğrenilir, benzer konular art arda işlenir. Kavramsal gruplandırma: öğrenme malzemelerinin gruplar hâlinde bütünleştirilmesi; kavram haritaları bu gruplandırmanın örneğidir.
Ara vererek çalışmak, hiç ara vermeden çalışmaktan daha etkilidir. Öğrenilen konunun uygun şekilde tekrarı, öğrenmeyi pekiştirir ve unutmayı önler ancak gereğinden fazla tekrarın öğrenmeye bir etkisi yoktur. Öğrenmede sonuçların bilinmesi yani geri bildirim öğrenme için önemlidir. Konu uzun ise parçalara bölerek kısa ise bütün olarak öğrenmek daha etkilidir.
Dikkat: bedensel ve ruhsal gücün bir nokta üzerinde toplanması; duyusal bellekten gelen bilginin kısa süreli belleğe geçmesini sağlayan ilk şarttır; altını çizmede tüm tümcelerin altı çizilmemelidir. Tekrar: bilgiyi yineleyerek uzun süreli belleğe aktarmaya yardım eder, ezberleme için de kullanılır. Anlamlandırma: ezberlemeyi değil anlamlı bir bütün olarak kodlamayı sağlar; özet çıkarma, çağrışım oluşturma, benzerlik kurma, soru sorma, şema oluşturma, gruplama. Yürütücü biliş: bireyin bilgileri nasıl öğrendiğinin farkında olması; biliş hakkında bilgi ve bilişi izleme ögelerinden oluşur. Duyuşsal strateji: güdüsel ve duygusal engelleri kaldıran yöntemler.
Öğrenmenin belirli bir yaşla ve okullarla sınırlı tutulmadığına dayanan bir anlayıştır. Süreklilik ilkesinin amacı fertlerin genel ve mesleki eğitimlerinin hayat boyunca devam etmesini sağlamaktır. Her yerde eğitim ilkesine göre eğitim yalnızca resmî ve özel eğitim kurumlarında gerçekleşmez; evde, iş yerlerinde, çevrede, her yerde ve her durumda eğitim gerçekleşebilir. Kütüphaneler, yerel yönetimler, iş yerleri, kültürel gruplar ve diğer sosyal hizmet kuruluşları toplum için öğrenme fırsatları sağlamalıdır.