AYT SOSYOLOJİ · ÜNİTE 11 · MODERNLEŞME, KÜRESELLEŞME VE TOPLUMSAL GELİŞME

Değişmenin bir de yönü var

Önceki ünite değişmenin ne olduğunu anlatıyordu; bu ünite nereye doğru olduğunu anlatıyor. Modernleşme (geleneksel toplumdan modern topluma), küreselleşme (karşılıklı bağımlılık), toplumsal gelişme (üç öge), toplumsal bütünleşme (Durkheim’ın üç türü, mekanik ve organik dayanışma) ve toplumsal çözülme (beş neden, sonuçları) burada.

01 / MODERNLEŞME

Geleneksel toplumdan modern topluma

GÜNLÜK DİL VE SOSYOLOJİ

Günlük dilde modern, çoğu zaman güncel ya da çağdaş (muasır) anlamında kullanılır. Sosyolojide ise modernleşme, yeni hayat tarzlarının çarpıcı biçimde gelişimine yol açan ve toplumsal anlamda karmaşık olan bazı ekonomik, politik ve kültürel süreçleri içermektedir.

MODERNLEŞMEYLE DOĞAN OLGULAR

Sanayileşme, kentleşme, ulus-devletlerin ortaya çıkışı, demokratikleşme, kapitalizm gibi olgular modernleşme döneminde ortaya çıkmıştır.

Bu beş olguyu ezberle: soru kökü çoğu zaman “aşağıdakilerden hangisi modernleşme döneminde ortaya çıkmamıştır” diye kurulur.

ÜRETİM VE EKONOMİ

Modernleşme ile birlikte üretim tarımdan sanayiye kaymış, kapalı ekonomiden açık pazar ekonomisine geçilmiştir. Üretim her ne kadar tarımdan sanayiye kaymış olsa da tarımsal üretime modern tarım yöntemleriyle devam edilmiştir.

MİMARİ VE İLİŞKİ TİPİ

Kentleşmenin etkisiyle geleneksel mimari yapılar yerini modern mimari yapılara bırakmıştır. Bunun yanı sıra kentleşme ile birlikte toplumsal ilişkiler birincil ilişki tipinden ikincil ilişki tipine evrilmiştir.

AVRUPA’DA DOĞDU, ORADA KALMADI

Avrupa’da ortaya çıkan modernleşme Avrupa ile sınırlı kalmamıştır. 19 ve 20. yüzyıllar boyunca tüm dünya modernleşme fikrinden etkilenmiştir. Birçok toplum modernleşme hamleleri yaparak bu dönüşüm sürecine girmiş, modern olduğu düşünülen pek çok unsur geleneksel unsurların yerini almıştır.

İLERLEME VARSAYIMI

Şehirleşme, demokratikleşme, özgürleşme, profesyonelleşme gibi modernleşme unsurları toplumlar tarafından daha çok benimsenmeye başlanmıştır. Bunun sonucunda bütün toplumlar kendilerinden daha ileri olduğunu düşündükleri ülkelerin koşullarına ulaşacaklarını varsaymışlardır.

Modernleşme birçokları için ilerleme ile eş değerdir ve bu anlamda ilerleme çoğu zaman Batılı fikirler ve politik kültür ile ilişkilendirilmiştir. Günümüzde birçok toplum ya moderndir ya da modern olma sürecindedir.

GEZGİN · GELENEKSELDEN MODERNE ALTI EKSEN

Bir ekseni seç: solda geleneksel, sağda modern kutusu çıkar, aradaki ok dönüşümü gösterir. Alttaki not o eksenin açıklamasıdır — tarım eksenine dikkat, orada bir istisna var.

TUZAK · “TARIM BİTTİ” DEĞİL

Modernleşmede üretim tarımdan sanayiye kaymıştır, ama hemen ardından bir ekleme gelir: tarımsal üretime modern tarım yöntemleriyle devam edilmiştir. “Modernleşen toplumda tarım ortadan kalkar” diyen şık yanlıştır. İkinci tuzak: Sanayi Devrimi benzeri görülmemiş bir üretim zenginliği getirmiştir ama bu durum toplumsal kurumların geleneksel hâline zarar vermiş veya onları yok etmiş, eskisinden çok farklı bir toplum tipinin doğuşuna neden olmuştur — yani zenginlik tek başına iyi haber değildir.

02 / KÜRESELLEŞME

Karşılıklı bağımlılık

TANIM

Küreselleşme, tüm dünyadaki birey, grup ve milletler arasındaki karşılıklı bağımlılık ilişkilerini vurgulayan bir kavramdır. Bu karşılıklı bağımlılık giderek artmaktadır.

Son iki yüz yılda bilgi ve iletişim alanındaki gelişmeler ekonomik, siyasal ve kültürel süreçleri etkilemiştir. Bu nedenle küreselleşme günümüzde toplumsal değişmeyi açıklayan en önemli kavram hâline gelmiştir.

MEDYA VE TEMAS

Bilişim teknolojileri ve ulaşımdaki gelişmeler, toplumların birbirleriyle daha çok temas etmesine, buna bağlı olarak birbirlerinden ve dünyada olup bitenlerden daha çok etkilenmesine yol açmıştır.

Küreselleşen medya; haber, görüntü ve bilgileri insanların evlerine kadar getirerek onları dış dünyaya bağlamaktadır. Bu yaşananlar, insanların düşünce ve ilişki biçimlerini millî düzeyden küresel düzeye yöneltmiştir.

YERELLİK KARŞITI DEĞİL

Küreselleşme yerelliğin karşıtı değildir. Modernleşme sürecinde milletler önemli bir konuma sahipken küreselleşmeyle birlikte bu önem azalmıştır.

Küreselleşme bir yandan dünya toplumlarını kültürel bakımdan birbirine benzetirken diğer yandan toplumların kendi farklılıklarını tanımlamalarını ve ifade etmelerini kolaylaştırmıştır. İki yön aynı anda işler.

ANAHTAR ÖZNELER

Küreselleşmenin anahtar özneleri ulusötesi şirketler ile kültür ve medya kuruluşlarıdır. Ulusötesi şirketler birçok ülkede mal ve hizmet üretip satmaktadır. Bu şirketler dünya ticaretinin üçte ikisini gerçekleştirir. Bazı ulusötesi şirketler ekonomik bakımdan dünyadaki birçok ülkeden daha büyüktür.

Kapitalizmin geniş pazarlara ulaşmayı amaçlayan mesajları ve reklam sloganları, küresel pazarlamanın başarılarını gösterir. Bu başarıları anlamak için küresel düzeyde tanınmış markalara bakmak yeterlidir.

LABORATUVAR · ETKİLEŞİM ARTTIKÇA NE OLUYOR?

Kaydırak toplumlar arası temas yoğunluğunu artırır. Dört çubuk aynı anda hareket eder: kültürel benzeşme ve kendi farklılığını ifade etme birlikte yükselir (ikisi birden geçerlidir), karşılıklı bağımlılık artar, ülkeler arası eşitsizlik de artar — çünkü üretim güçleri, tüketim miktarları ve kaynak kullanma olanakları aynı değildir.

temas yoğunluğu
03 / OLUMLU VE OLUMSUZ ETKİLER

Aynı süreç, iki liste

Küreselleşmenin etkileri iki başlık altında sıralanır. Sınavda en sık sorulan şey bir maddenin hangi listede olduğudur — özellikle eğitim maddesi, çünkü o olumsuz listede.

OLUMLU ETKİLERİ

1. Zaman ve mekân sınırları yüzyıllar boyunca adım adım genişleyerek günümüze kadar gelmiş, dünyada olup biten her şey bütün insanlığa mal edilmeye başlanmıştır.

2. İnsanlığın ortak değerleri oluşmaya başlamış, kültür ve uygarlık yeniden anlamlandırılmıştır. İnsan hakları, özgürlük, adalet ve eşitlik gibi kavramlar yaygınlaştıkça insanlar yeni bir kişilik kazanmaya, kendine inanmaya ve güven duymaya başlamıştır.

3. Bilimsel çalışmalardaki gelişimi hızlandırmıştır. Ülkeler arasında insanların serbest dolaşımı sağlanmış, üretim ve tüketimde rekabet artmış, insanlar birbirlerinin üretiminden faydalanmaya ve ürünlerini tüketmeye başlamıştır.

4. Yeni ve ortak yaşam biçimleri belirmeye başlamış, ortak eğitim politikaları yoluyla ülke vatandaşları arasında ortak kavrayış ve anlayışlar gelişmiştir.

OLUMSUZ ETKİLERİ

1. Güçlü devletlerle bütünleşmek zorunda kalan gelişme hâlindeki ulusal devletler ekonomik, siyasal ve kültürel açıdan büyük devletlerin açık etkisine maruz kalmıştır.

2. Bunun sonucunda bir tür bağımlılık durumu oluşmuş, ulusal sınırlar yok sayılmış, millî egemenlik ve bağımsızlık gibi kavramların içi boşaltılmış, emperyalist amaçlar küreselleşme adı altında meşrulaştırılmaya çalışılmıştır.

3. Toplumları birbirinden farklı ve hatta zıt olan iki yöne doğru çekmeye başlamıştır: birinci yönde toplumlar daha da yakınlaşıp bütünleşirken öteki yönde uluslar, etnik azınlıkların kışkırtması sonucu parçalanma sürecine sokulmuştur.

4. Ülkelerin üretim güçleri, tüketim miktarları, yer altı ve yer üstü kaynaklarını kullanma olanakları aynı değildir. Bu yönüyle küreselleşme sanayileşmesini tamamlamış ülkeleri daha avantajlı duruma getirmektedir.

5. Eğitim sürecine katılan insan sayısı giderek artmakta, kurumlar teknolojik imkânları kullanarak bilgi ve beceri düzeylerini yükseltmektedir. Buna karşılık teknolojinin kullanımında eksiklikler olduğundan eğitimden yararlanmayanların sayısında bir azalma değil, artma olduğu ileri sürülmektedir.

POSTMODERN VE POSTMODERNİZM

Postmodern (modern sonrası-ötesi), modernleşmenin yeni bir biçimi olarak 20. yüzyılın sonlarını işaret eden zamanlardır. Aynı zamanda postmodernizm; modernizmin ekonomi, sanat, bilim, felsefe, mimari, insan ve topluma ilişkin temel önermelerini eleştiren bir yaklaşımdır.

Örneğin postmodernist sosyologlar, rasyonel düşüncenin uygulanması yoluyla toplumu anlamaya ve kontrol etmeye çalışan aydınlanma projesini ve modernizmi eleştirir. Çünkü bu sosyologlara göre toplum sürekli değişim hâlinde olduğu için rasyonel düşüncenin kesinliği topluma uygulanamaz.

MATRİS · HANGİ LİSTEDE?

Her satır bir madde. Doğru sütunu işaretle; her satırda tek bir doğru var.

04 / TOPLUMSAL GELİŞME

Zenginlik tek başına gelişme değil

TANIM

Toplumsal gelişme; toplumun üyelerinin temel insani ihtiyaçlarını karşılamaya, vatandaşların ve toplulukların yaşam kalitelerini geliştirmeye ve sürdürmeye imkân sağlayan temel yapı taşlarını kurma ve tüm bireylere tam potansiyellerine ulaşmaları için ortam yaratma kapasitesidir.

Kavram çoğu zaman ekonomik kalkınma, ekonomik büyüme ve ilerleme kavramlarıyla eş tutulur.

İNSANİ GELİŞME KURAMI

Diğer taraftan toplumsal gelişmenin en önemli göstergesinin ekonomik zenginlik değil insan hayatının her açıdan gelişmesi olduğunu öne süren bir insani gelişme kuramı vardır.

Buna göre insani gelişme için demokrasi ve hukukun üstünlüğü ile birlikte eğitim, sağlık, barınma gibi koşulların insana yaraşır olması gerekir.

ÖGE 1 · EKONOMİK BÜYÜME VE KALKINMA

Toplumsal gelişmenin ölçütü ekonomik büyüme ve kalkınmadır. Gelişmiş ülkeler, ekonomik olarak kalkınmış ülkelerdir. Bu ülkelerin kalkınmış olmalarındaki temel ölçüt olan kişi başına düşen gayrisafi millî hasılanın artması toplumsal gelişmenin en önemli göstergesidir.

Gayrisafi millî hasıla, bir ülke vatandaşlarının bir yıl için ürettikleri toplam mal ve hizmetlerin, belli bir para birimi karşılığındaki değerinin toplamıdır.

ÖGE 2 · TABAKALAŞMA (SINIFLI TOPLUM)

Gelişmiş her toplum üst ve alt tabakalar arasındaki orta tabakayı çeşitli politikalarla güçlü tutmaya çalışır. Böylece daha eşitlikçi bir toplum yapısı sağlanır.

Hatırlatma: toplumsal tabakalaşma; toplumu oluşturan birey ve grupların gelir, servet, iktidar, makam, konut, hayat tarzı, tüketim alışkanlıkları gibi ölçütlerle hiyerarşik olarak sıralanmasıdır.

ÖGE 3 · DEMOKRASİ VE HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ

Toplumsal gelişme sadece ekonomik kalkınma ve ekonomik büyüme ile eş tutulamaz. Ekonomik olarak kalkınmış ancak demokrasi, hukuk, özgürlük vb. kavramların benimsenmediği ülkeler gerçek bir toplumsal gelişme örneği ortaya koymuş sayılmazlar. Bu sebeple gelişmişlik için hukuk ve demokrasinin üstünlüğü çok önemlidir.

ATATÜRK İNKILAPLARI

Cumhuriyetin ilanından sonra Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde eğitim, kültür, siyaset, hukuk ve toplumsal hayata ilişkin gerçekleştirilen inkılaplar toplumsal yapıda köklü değişimlere sebep olmuştur.

Bu düzenlemeler köklü değişimler yoluyla toplumsal gelişmenin önünü açmayı ve geleneksel toplum yerine çağdaş bir toplum inşa etmeyi amaçlamıştır. Beş alanın hangi inkılabı taşıdığı aşağıdaki tabloda.

TABLO · İNKILAP HANGİ ALANDA?

Arama kutusuna bir inkılap adı ya da alan yaz; sütun süzgeciyle yalnız bir alanda da arayabilirsin.

05 / BÜTÜNLEŞME VE ÇÖZÜLME

Toplumu tutan bağlar, gevşeyen bağlar

TOPLUMSAL BÜTÜNLEŞME

Toplumdaki gruplar, kurumlar, sınıflar, örgütler ve ilişkiler gibi toplumsal yapının çeşitli ögelerinin birbirini tamamlayabilme durumuna ve sürecine toplumsal bütünleşme denir. Bir başka söyleyişle bütünleşme, küçük ölçekli biz (grup) duygusunun büyük ölçekli biz (toplum) duygusuna dönüşmesidir.

Toplumdaki gelişme ancak toplumsal bütünleşmeyle mümkündür. Bu sebeple toplumsal hayatın farklı kesimleri arasında birbirini dışlama değil bütünleşme ve iş birliği egemen olmalıdır.

ÇELİŞKİ OLMASI BÜTÜNLEŞMEYİ BİTİRMEZ

Farklılıklarla örülmüş toplumsal birimler ve bu birimler arasındaki ilişki ağları belirli ölçülerde yapısal çelişki, gerilim ve çatışmalar yaşar. Ancak bu çelişkili duruma rağmen bir şekilde varlıklarını korudukları ve sürdürdükleri görülmektedir.

Kültürün kuşaklar içi ve kuşaklar arası aktarılmasını sağlayan dil de, toplumsal bütünleşmenin önemli unsurlarından biridir.

GEZGİN · DURKHEIM’A GÖRE ÜÇ BÜTÜNLEŞME

Durkheim’a göre toplumsal bütünleşme üç şekilde gerçekleşir. Bir türü seç: çizim o türün neyin üzerinden kurulduğunu ve örneğini gösterir. Fonksiyonel bütünleşmeyi seçtiğinde altında mekanik ve organik dayanışma ayrımı da çıkar.

KARŞILAŞTIRMA · MEKANİK ↔ ORGANİK DAYANIŞMA
Ölçüt Mekanik Organik
Dayandığı şey BenzerlikFarklılaşma
Üretimdeki görev Herkes benzer işlevHerkes farklı görev
Duygu Duygudaşlık, benzer duygularBirbirini tamamlama
Örnek Köyde tarımsal üretim yapan bireyler Sanayi tesisinde ürünün farklı parçasını üretenler
TOPLUMSAL ÇÖZÜLME

Toplumsal çözülme, bir toplumda ortak değer ve normların kaybolmasıyla toplumsal birliğin bozulmasıdır. Toplumu bir arada tutan ve onun bütünleşmesini sağlayan bağlar zayıfladıkça toplumsal çözülme meydana gelir.

Çözülme kurumlar arasındaki uyumun bozulmasına yol açar: siyaset, eğitim, aile, din gibi toplumsal kurumlar işlevsizleşir, toplumsal dayanışma zayıflar, toplumda suç oranları artar. Önlenmesi için toplumsal bütünleşmenin sağlanması ve toplumsal problemlerde bireylerin ve kurumların sorumlulukla ve iş birliğiyle hareket edebilmeleri gerekir.

ZİNCİR · ÇÖZÜLME NASIL İLERLER

Çözülme bir sıra izler; halkalar o sırayı gösteriyor.

TABLO · ÇÖZÜLMENİN NEDENLERİ VE SONUÇLARI

Beş neden başlık hâlinde, ayrıca savaş, doğal afet, hızlı ve dengesiz sosyokültürel değişimler de sayılıyor. Sonuçlar aynı tabloda; sütun süzgeciyle yalnız birini görebilirsin.

TUZAK · BÜTÜNLEŞME “HERKES AYNI OLSUN” DEMEK DEĞİL

Kural açıktır: toplumsal birimler belirli ölçülerde yapısal çelişki, gerilim ve çatışmalar yaşar ama bu çelişkili duruma rağmen varlıklarını korurlar. Yani bütünleşme, farklılığın yok olması değil birbirini tamamlayabilme. Nitekim organik dayanışma tam da farklılaşmaya dayanır. İkinci tuzak: mekanik dayanışma benzerliğe, organik dayanışma farklılığa dayanır — yön karıştırılırsa soru kaybedilir.

06 / GÜNLÜK HAYAT

Küreselleşmeyi sınıfta yaşıyorsun

AYNI ŞARKI, HER YERDE

Sınıfın yarısının kulaklığında aynı yabancı şarkının olması tesadüf değil: küreselleşme dünya toplumlarını kültürel bakımdan birbirine benzetir. Ama aynı sınıfta memleket türküsünü paylaşan arkadaşın da var — çünkü küreselleşme toplumların kendi farklılıklarını ifade etmelerini de kolaylaştırmıştır.

TELEFONUNUN MARKASI

Elindeki telefonu üreten şirket muhtemelen birçok ülkede üretip satıyor. Kural şudur: küreselleşmenin anahtar özneleri ulusötesi şirketler ile kültür ve medya kuruluşlarıdır ve bu şirketler dünya ticaretinin üçte ikisini gerçekleştirir.

DEPREM HABERİ

Başka bir kıtadaki depremi dakikalar içinde öğrenmen küreselleşen medyanın işi: haber, görüntü ve bilgileri insanların evlerine kadar getirerek onları dış dünyaya bağlamaktadır. Düşünce biçimin millî düzeyden küresel düzeye kayıyor.

SINIF PANOSU

Panoyu birlikte hazırlarken kimi yazı yazar, kimi çizer, kimi yapıştırır; biri işi bırakınca pano yarım kalır. Bu organik dayanışmadır: üretim sürecinde farklı görevleri yerine getiren bireylerin bu farklılaşmaya dayanarak geliştirdiği dayanışma.

MAÇTA AYNI TEZAHÜRAT

Tribünde herkesin aynı şeyi yapması, aynı duyguyu paylaşması mekanik dayanışmaya yakın bir sahne: benzeyen insanların bu benzerlikten dolayı duygudaşlık yaşaması.

OKUL KURALLARI

Sınıfça “telefonlar derste çantada” diye anlaşmanız normatif bütünleşmedir: toplumsal kontrolü sağlamak adına oluşturulan normlar üzerinde uzlaşarak gerçekleşen bütünleşme. Örnek zaten okul kuralları.

İSTİKLÂL MARŞI

Tören sırasında hissettiğin ortaklık manevi bütünleşmedir: kültürün, estetik zevklerin, değer ve normların içselleştirilmesi; millî dil, ortak bir geçmişe sahip olmak (tarih şuuru) ve belli bir coğrafyaya bağlılık.

KULÜBE KİMSE GELMİYORSA

Okulda kimse kulübe yazılmıyorsa ortak iş de çıkmıyor. Buna toplum ölçeğinde örgütlenme yetersizliği denir: sendika, dernek, meslek odası gibi sivil toplum örgütleri toplumsal bütünleşmeye katkı sağlar, yokluğu çözülmeye zemin oluşturur.

SINIF BAŞKANI SEÇİMİ

Herkesin oy verebildiği, itiraz edebildiği bir seçim küçük ölçekli bir demokratik mekanizmadır. Kural: demokratikleşmiş bir toplumda çözülmeye yol açacak sorunları ortadan kaldırıcı veya hafifletici mekanizmalar vardır — seçme ve seçilme hakkı, toplu sözleşme hakkı, düşünce özgürlüğü gibi.

OYUN · HANGİ KAVRAM?
0 / 0
07 / BİLGİ TESTİ

Öğrendiklerini test et

50 soruluk test · modernleşmenin tanımı ve dönüşüm eksenleri, küreselleşme ve karşılıklı bağımlılık, olumlu-olumsuz etkiler, postmodernizm, toplumsal gelişmenin üç ögesi, Durkheim’ın üç bütünleşme türü, mekanik-organik dayanışma ve toplumsal çözülmenin nedenleriyle sonuçları

Soru 1 / 10
Puan: 0
Soru yükleniyor...
08 / ÖZET

Tek sayfada modernleşme, küreselleşme, gelişme

MODERNLEŞME

Yeni hayat tarzlarının çarpıcı biçimde gelişimine yol açan, toplumsal anlamda karmaşık ekonomik, politik ve kültürel süreçler. Dönemde doğan olgular: sanayileşme, kentleşme, ulus-devlet, demokratikleşme, kapitalizm. Üretim tarımdan sanayiye, ekonomi kapalıdan açık pazara, mimari gelenekselden moderne, ilişki birincilden ikincile geçti. Tarımsal üretim modern yöntemlerle sürdü.

MODERNLEŞMENİN YAYILMASI

Avrupa’da ortaya çıktı ama Avrupa ile sınırlı kalmadı; 19 ve 20. yüzyıllar boyunca tüm dünya etkilendi. Toplumlar daha ileri saydıkları ülkelerin koşullarına ulaşacaklarını varsaydı. Modernleşme birçokları için ilerleme ile eş değerdir ve ilerleme Batılı fikirler ve politik kültürle ilişkilendirilmiştir. Sanayi Devrimi benzeri görülmemiş üretim zenginliği getirdi, kurumların geleneksel hâline zarar verdi.

KÜRESELLEŞME

Tüm dünyadaki birey, grup ve milletler arasındaki karşılıklı bağımlılık ilişkilerini vurgulayan kavram; bağımlılık giderek artmaktadır. Son iki yüz yılda bilgi ve iletişimdeki gelişmeler etkiledi; küreselleşme toplumsal değişmeyi açıklayan en önemli kavram oldu. Yerelliğin karşıtı değildir. Anahtar özneler: ulusötesi şirketler, kültür ve medya kuruluşları; şirketler dünya ticaretinin üçte ikisini yapar.

OLUMLU ↔ OLUMSUZ

Olumlu: zaman-mekân sınırlarının genişlemesi; insanlığın ortak değerleri, insan hakları-özgürlük-adalet-eşitlik; bilimsel gelişimin hızlanması, serbest dolaşım ve rekabet; ortak yaşam biçimleri ve ortak eğitim politikaları. Olumsuz: güçlü devletlerin açık etkisi ve bağımlılık, millî egemenliğin içinin boşaltılması, bütünleşme ↔ parçalanma gerilimi, sanayileşmiş ülkelerin avantajı, eğitimden yararlanamayanların sayısında artış.

POSTMODERN

Modernleşmenin yeni bir biçimi olarak 20. yüzyılın sonlarını işaret eden zamanlar. Postmodernizm, modernizmin ekonomi, sanat, bilim, felsefe, mimari, insan ve topluma ilişkin temel önermelerini eleştiren yaklaşımdır; aydınlanma projesini eleştirir çünkü toplum sürekli değişim hâlinde olduğu için rasyonel düşüncenin kesinliği topluma uygulanamaz.

TOPLUMSAL GELİŞME VE ÜÇ ÖGE

Temel insani ihtiyaçları karşılama, yaşam kalitesini geliştirme ve herkese tam potansiyeline ulaşma ortamı yaratma kapasitesi. İnsani gelişme kuramı göstergeyi ekonomik zenginlik değil insan hayatının her açıdan gelişmesi sayar. Öge 1: ekonomik büyüme ve kalkınma — kişi başına düşen gayrisafi millî hasıla. Öge 2: tabakalaşma — orta tabakayı güçlü tutmak. Öge 3: demokrasi ve hukukun üstünlüğü.

BÜTÜNLEŞME · ÜÇ TÜR

Toplumsal yapının çeşitli ögelerinin birbirini tamamlayabilme durumu ve süreci; küçük ölçekli biz duygusunun büyük ölçekli biz duygusuna dönüşmesi. Durkheim’a göre: Normatif (normlar üzerinde uzlaşma — okul kuralları), Manevi (kültür, estetik zevk, değer ve normların içselleştirilmesi — millî dil, tarih şuuru, milliyet duygusu), Fonksiyonel (grup ve kurumların iç işleyişinde bütünleşme — fabrikada uzmanlaşma).

İKİ DAYANIŞMA

Mekanik dayanışma: üretim faaliyetleri benzeyen insanların bu benzerlikten dolayı duygudaşlık yaşaması — köyde tarımsal üretim. Organik dayanışma: üretim sürecinde farklı görevleri yerine getiren bireylerin bu farklılaşmaya dayanarak geliştirdiği dayanışma — sanayi tesisinde her biri ürünün farklı parçasını üretir. İkisi de fonksiyonel bütünleşmenin içinde görülür.

ÇÖZÜLME · NEDENLER

Ortak değer ve normların kaybolmasıyla toplumsal birliğin bozulması. Nedenler: tabakaların farklılaşması, millî birlik bilincinin zayıflaması, insan hak ve özgürlüklerinin kısıtlanması, örgütlenme yetersizliği, demokratik kurumlaşma yetersizliği. Ayrıca savaş, doğal afet, hızlı ve dengesiz sosyokültürel değişimler de uyumu bozar.

ÇÖZÜLME · SONUÇLAR

Etnik, dinsel, mezhepsel anlaşmazlıklar belirginleşir; sosyal ilişkilerde ve aile yapısında sevgi, saygı, bağlılık ve dayanışma zayıflar; kültürel değer ve normlar etkinliğini yitirir; dil yozlaşır; tabakalaşmadaki eşitsizlik derinleşir, yoksulluk yaygınlaşır; kadınlara, engellilere, azınlıklara yönelik ayrımcılık artar; eğitime erişim sınırlanır; kurumlara güven ve siyasal katılım azalır, otoriter eğilimler fazlalaşır.