Sen bir kişisin, ama kaç kişisin?
Aynı anda öğrenci, evlat, kardeş, takım oyuncususun. Her biri bir statü, her statünün bir rolü var — bazen birbirini kolaylaştırır, bazen çatıştırır. Bu ünitede statü ve rol, saygınlık, değer, norm, toplumsal kontrol, sapma ve suç, son olarak hak ve sorumluluk dengesi var. Ünitenin en çok soru getiren yeri: değer ile normun ve sapma ile suçun farkı.
Bireylerin günümüz toplumlarındaki sosyal etkileşimlerinin çoğu kişisel etkileşimlerden çok, sosyal statülere ve sosyal rollere dayalı etkileşimlerdir. Toplum veya grup içindeki bireylerin birbirleriyle ilişkileri sosyal etkileşimi oluşturur.
Toplumsal statü; bir kişinin toplum içinde işgal ettiği yer, konum, mevki, makam demektir. Örneğin öğrenci, öğretmen, esnaf, çocuk, bakan, kral, ağa birer toplumsal statüdür. Bu statülerin ne anlama geldiğini toplum belirler.
Statü, toplumun üyelerine verdiği değeri gösterir. Tüm statüler diğer statülerle ilişkisi içinde anlam kazanır. Örneğin bir öğretmen öğrencileri sayesinde öğretmenlik statüsünü elde eder; öğretmenlik statüsü öğrencilik statüsüyle anlam kazanır.
Milliyet, cinsiyet, etnik köken gibi bireyin çaba göstermeden, kendi iradesi dışında, doğuştan elde ettiği statülerdir.
Meslek, eğitim düzeyi, anne ya da baba olmak gibi bireyin seçimleri, eğilimleri ve becerileriyle kendi çabasıyla elde ettiği statülerdir.
Herkesin “anahtar statü” denilen başat bir statüsü vardır. Anahtar statü, bireyin statüleri içinde en belirleyici ve baskın olandır. Bir bakan ilkokul arkadaşlarıyla buluştuğunda arkadaşları ona bakan gibi davranacaktır. Anahtar statünün belirleyicisi, bireyin başarıları kadar toplumun değerlerine de bağlıdır.
Toplumsal statüler bireye bazı haklar, yükümlülükler ve ayrıcalıklar getirir. Statüler ait oldukları bireylerin yakınlarına da bazı hak, yükümlülük ve ayrıcalıklar getiriyorsa buna “statü aktarımı” denir.
Bir statü seç. Sol kutu elde ediliş biçimini (çaba var mı, irade var mı), sağ kutu bu statünün hangi statüyle ilişki içinde anlam kazandığını gösterir. Altta o statünün anahtar statü olup olamayacağı yazar.
“Anne olmak” kazanılmış statüdür, “çocuk olmak” verilmiştir. Anne ya da baba olmak açıkça kazanılmış statüler arasında sayılır — birey bunu kendi seçimiyle elde eder. Ama bir annenin çocuğu olmak doğuştandır. Aynı aile içinde iki statünün iki ayrı türe düşmesi sınavda tuzak olarak kullanılır.
Bireylerin sosyal statülerine bağlı olarak yapmaları gereken davranışlara toplumsal rol denir. Toplumsal rol, bireyin statüsünün ölçülmesinde kullanılan ölçütlerden biridir: servet, soy, cinsiyet, yaş ve diğer statü ölçütlerinin yanı sıra kişinin toplumdaki işlevsel yararlılığı da statüsünün belirlenmesinde dikkate alınır. İşlevsel yararlılık, kişinin toplumsal rolünü gerçekleştirirken ne yaptığına işaret eder. Dinamik bir kültürde kişilerin rollerinin çeşitliliği de bir ölçüt olabilir.
Bazen belirli bir toplumsal rol diğerlerine göre daha fazla öne çıkar ve diğer roller üzerinde de belirleyici olur; buna anahtar ya da baskın rol denir. Bireylerin anahtar statülerine göre sergilemeleri beklenen davranışlar anahtar rollerini gösterir.
Örnek: senin öne çıkan statünün “öğrencilik”, ebeveynlerinin ise “meslekleri” olması.
Bir rolün bireyin diğer rolünü yerine getirmesini kolaylaştırmasıdır. Kişi, sahip olduğu statüyü ve gerektirdiği rolleri yerine getirmede kolaylık yaşar.
Örnekler: öğretmen olan bir ebeveynin çocuklarını eğitirken öğretmenlik bilgilerini kullanması; beslenme uzmanı olan bir ebeveynin çocuğunun beslenmesinde bu uzmanlığı kullanması.
İki veya daha fazla statüdeki rollerin birbirini zorlaştırmasına rol çatışması denir. Farklı statülere sahip olmak ve bu statülere ilişkin rol ilişkilerini yürütmek çatışma olasılığını artırabilir.
Örnekler: çalıştığı yerde çocuğunun yöneticisi olan kişi — ebeveynlik koruyucu, yöneticilik tarafsız tutum gerektirir; kardeşinin maçında hakemlik yapan kişi.
Bir durum seç: iki rol kutusu ekranda birbirine doğru ya da birbirinden uzağa hareket eder. Yaklaşıyorlarsa pekişme (bir rol ötekini kolaylaştırıyor), uzaklaşıyorlarsa çatışma (roller birbirini zorlaştırıyor). Ortadaki etiket iki rolün hangi beklentide ayrıştığını yazar.
Rol çatışması ≠ iki rolün aynı anda yapılamaması. Ölçüt rollerin birbirini zorlaştırmasıdır, zaman sıkışması değil. Hakemlik yapan ağabeyin sorunu vakit bulamamak değil, iki rolün zıt davranış beklemesidir. Aynı şekilde rol pekişmesi, iki rolün aynı kişide bulunması değil, birinin ötekini kolaylaştırmasıdır.
Toplumun bireylere ya da gruplara gösterdiği saygıya toplumsal saygınlık (prestij, itibar) denir. Ayrım tek cümlede toplanır: statüye dayalı saygınlık, statü sona erdiğinde onunla birlikte sona erer; kişisel saygınlık ise süreklidir.
Saygınlık bireyin toplumsal statüsünden kaynaklanıyorsa bu addır ve statü sona erdiğinde onunla birlikte sona erer. Örnek: bir büyükelçi görevinden ayrıldığında statüsel saygınlığı sona erer.
Saygınlık kişisel özellikleri nedeniyle kazanılmışsa bu addır ve süreklidir. Görevinden ayrılan büyükelçi kişisel özellikleri nedeniyle saygı görmeye devam edebilir. Bireyin zekâ, yetenek, ahlak vb. yönleri ne kadar saygı göreceğini belirler.
Birey, statüsünün gerektirdiği rolleri ne kadar yerine getirir ve statü ile rol uyumunu ne kadar sağlarsa toplum tarafından o kadar kabul görür. Örnek: herhangi bir meslekteki bireyin başarılı çalışmalarından dolayı diğer meslektaşlarına oranla daha saygın ve aranılır olması.
Toplumsal değerler; toplumda ortaklaşa kanılar sonucu oluşmuş, toplum üyeleri tarafından paylaşılan, toplumun iyiliği ve gereksinimlerinin karşılanması açısından önemli, duygularla yakından ilişkili olan maddi ve manevi şeylerin olumlu ya da olumsuz nitelemelerle adlandırılmasıdır.
Değerler, o toplumun kültürel hedeflerine göre şekillenir ve toplum tarafından benimsenmesi gereklidir.
Toplumsal değerler, maddi ve manevi niteliklere sahiptir. Örnek: maddi yapısı dışında ulusal bayraklar bağımsızlığın simgesi olarak manevi bir değere sahiptir.
Sadece belirli bir toplumun üzerinde uzlaştığı değerlerdir. Örnek: misafirperverlik her toplumda kabul edilen bir değer değildir, ancak Türk toplumunda oldukça önemli bir değerdir.
İnsan hakları, eşitlik, özgürlük, sevgi, saygı, hoşgörü, dürüstlük vb. hemen hemen tüm toplumların üzerinde uzlaştığı değerlerdir.
Sınavda “özellik mi işlev mi” diye sorulur. Sütun süzgecinden Tür'ü seçip “özellik” ya da “işlev” yazarak yalnız bir listeyi görebilirsin.
Değerler de zorlayıcıdır. “Zorlayıcı olan normdur, değer değildir” yaygın bir yanılgı; oysa hem özellikler listesinde (“toplumsal kurallara temel oluşturur ve zorlayıcıdır”) hem işlevler listesinde (“toplumsal değerler zorlayıcıdır”) bunu yazar. Fark yaptırımın biçimindedir, varlığında değil.
Önceden belirlenmiş, bireylerin nerede ve nasıl davranmaları gerektiğini düzenleyen ve yaptırım gücü olan kurallar sistemine toplumsal norm denir. Toplumsal değerlerle çerçevesi çizilmiş genel kabul ve ölçütler, davranışlara yön veren kurallara dönüştüğünde “toplumsal norm” adını alır. Böylece değerler kuralları belirlemiş olur.
Yaşlılara saygı duymak toplumsal bir değerken, toplu taşımada bir yaşlıya yer vermek toplumsal bir normdur. Değer soyut bir ölçüt, norm o ölçütün somut davranış kuralına dönüşmüş hâlidir.
Anayasa, tüzük, yönetmelik, kararname gibi resmî kurumlarca çerçevesi çizilmiş bir dizi resmî kural yazılı norm kapsamına girer. Yazılı normlara uymayanlar resmî kurumlarca cezalandırılır. Örnek: kırmızı ışıkta geçen kişilere ilgili yasa gereği ceza verilir.
Âdet, gelenek, görenek ve görgü kuralı gibi yazılı olmayan normlardır. Bunlara uymamak toplum tarafından dışlanmaya ya da ayıplanmaya sebep olur. Örnek: toplu taşımada çevreyi rahatsız edecek şekilde telefon görüşmesi yapmak — tepki ayıplamadır.
Bir normun önem derecesi, toplumdan topluma farklılık gösterir. Aynı davranış bir toplumda ağır bir ihlal, başka bir toplumda önemsiz sayılabilir.
Her hücreye tıkla: boş → ✓ → ✗ → boş, sonra Denetle. Dört sütun ünitenin dört sınavlık ayrımıdır: değer mi, yazılı norm mu, yazısız norm mu, ihlali suç mu. Dikkat: bir satır birden fazla sütunda ✓ alabilir; “toplu taşımada yaşlıya yer vermek” yazısız normdur ama ihlali suç değildir.
Birey ve grupların toplumsal düzene uyum sağlayabilmeleri için kullanılan mekanizmaların bütününe toplumsal kontrol denir. Toplumsal kontrol üç ana unsurla sağlanır: toplumsal değerler, toplumsal normlar ve toplumsal kurumlar.
Sapma davranışlarını önlemek ya da düzeltmek için kanun hâline getirilmiş kurallar ve kurumlaşmış kamu mekanizmalarıdır. Yazılı kurallardır. Hukuk kuralları bu türe örnektir; hukuka aykırı davrananlara mahkemeler yasalarla belirlenen cezaları verir.
Toplumun normlarına ve değerlerine uyum sağlamaya yönelik dolaylı ve resmî olmayan mekanizmalardır. Din, ahlak, gelenek, örf, âdetler resmî olmayan kurallardır. Bu kurallara uymayanlar ayıplanma, dışlanma, hor görülme gibi yaptırımlarla karşılaşır.
Toplumsal kontrol, resmî kurumlar eliyle caydırıcı ve cezalandırıcı yöntemlerin yanı sıra izleme, sansür gibi önleyici uygulamalarla da sağlanmaya çalışılır. Yani kontrol yalnız ceza vermek değildir; önlemek de kontroldür.
Bir işlev seç: çizim, o işlevin toplum ve birey üzerindeki etkisini iki kutu ve bir okla gösterir. Dikkat edilecek nokta, işlevlerin hepsinin hem toplumu hem bireyi ilgilendirmesi — kontrol yalnız kısıtlama değil, aynı zamanda güven ve uyum üretir.
Bireyin, toplumun değer ve normlarına uyum göstermemesi durumuna toplumsal sapma denir. Daha tam hâliyle: herhangi bir toplumda o toplumun üyelerince kabul edilmiş birtakım norm ve değerlere uyum göstermeme durumudur. Her toplumda kurallara aykırı davranan bireyler olduğu için sapma davranışı her toplumda görülür. Sebepleri arasında eksik sosyalleşme, ekonomik kriz, savaş, göç veya ihtilâller sayılır.
Toplumdaki yanlış uygulamaları ortadan kaldırma, toplumun gelişmişlik düzeyini yükseltme, ideal olanı yaygınlaştırma adına bazı normların ihlal edilmesidir.
Filozof, sanatçı, bilim insanı veya siyasi lider olabilen öncü kişilerin davranışları önceleri aykırı bulunsa da zamanla olumlu sapma sayılmıştır. Olumlu sapma; toplumların, kültürlerin, dinlerin değişmesinde ve gelişmesinde büyük rol oynar.
Toplum tarafından onaylanmayan ve yapanların toplumdan dışlanmasına ve damgalanmasına yol açan davranışlardır. Hırsızlık, cinsel taciz, cinayet, rüşvet, dolandırıcılık, gasp gibi suçlar örnektir.
Ancak daha hafif yaptırımlara yol açan olumsuz sapmalar da vardır: yalan söylemek, kaba konuşmak, sokağa tükürmek, gürültü yapmak.
Bir örnek seç: çizim onu iç içe iki kümede konumlandırır. Dış küme sapma, iç küme suç. Bütün suçlar aynı zamanda birer sapmadır; ama sapmanın kapsamı suça göre daha geniştir, bu yüzden dışta kalan geniş bir alan vardır. Bir örneğin iç kümeye girmesi için hukuk tarafından suç olarak tanımlanmış ve cezası belirlenmiş olması gerekir.
Durkheim’a göre her toplumda sapma ve suç olduğuna göre bunlar toplum için olumlu işlevlere sahip olmalıdır. Sapmanın en önemli işlevi, toplumların ortak değerlerini ve normlarını tanımlamak ve açığa çıkarmaktır. Sapmanın olmaması hâlinde değer ve normlar zayıflar, toplum bunlara daha az duyarlı olur. Bu yüzden her toplumun sapmaya ihtiyacı vardır.
Durkheim ayrıca bugün sapma olarak kabul edilen bir davranışın ileride ahlaki bir değer olarak kabul edilebileceğini söyler.
Suç, bir yasanın çiğnenmesi sonucunda ortaya çıkar. Bütün suçlar aynı zamanda birer sapmadır; ancak sapmanın kapsamı suça göre daha geniştir, bu nedenle sapma olan ancak suç olmayan birçok davranış vardır. Bir sapma biçiminin suç olması için hukuk tarafından suç olarak tanımlanması ve cezasının belirlenmesi gerekir.
Örnek: internet ve teknoloji bağımlılığı bir suç değildir; sosyal izolasyona neden olur ve genele yayıldığında suç olmasa da toplumsal sapmadır.
Amerika’da Martin Luther King, 1965 yılında siyahların oy kullanma hakkını destekleyen bir gösteriye katıldığı için tutuklanmış, ama aynı yılın sonunda siyahların oy kullanması yasal hâle gelmiştir. Irkçı uygulamalara karşı çıkarak toplumsal hareketin öncüsü olması olumlu sapmaya örnektir. Bu kişiler karşı çıktıkları normların değişmesine ve yıkılmasına sebep olabilir; böylece toplumsal değişim kaçınılmaz hâle gelir.
Bir özgürlüğün hayata geçirilmesi için kişiye kanunlar ile tanınmış yetkilerdir. Herkesin başta yaşama hakkı olmak üzere eğitim, çalışma, oyun hakkı vardır. Bir kişinin bir konuda hakkı varsa, o hakkı devletten veya diğer kişilerden isteme yetkisine sahiptir.
Bireyin veya kurumun belirli bir görevi veya rolü yerine getirme, taahhüt ettiği sorumlulukları yerine getirme veya bir eylemin sonuçlarından dolayı hesap verebilme yeteneği ve taşıdığı yükümlülüktür. Toplumsal statüler bireye bazı haklar verirken aynı zamanda bazı sorumluluklar da yükler.
Örnek: öğrencinin ifade özgürlüğü hakkı vardır; bu özgürlüğü kullanırken başkalarının ifade özgürlüğünü engellememek onun sorumluluğudur. Öğrencinin özgürlük alanı bu denge ile biçimlenir.
“Olumlu sapma” hâlâ sapmadır. Adı olumlu diye normlara uyulmuş olmuyor: tanımda “bazı normların ihlal edilmesidir” ifadesi geçer. Olumlu yapan şey ihlalin amacıdır — yanlış uygulamayı kaldırmak, gelişmişlik düzeyini yükseltmek, ideal olanı yaygınlaştırmak. İkinci tuzak: her suç sapmadır ama her sapma suç değildir; oklar tek yönlüdür.
Sınıfta “öğrenci”sin — bu kazanılmış statü. Ama aynı listede yazan doğum yerin verilmiş statüne ait. İkisi de sende, biri çabayla, öteki doğuştan.
Öğretmenin bu statüyü senin sayende taşıyor. Kural açık: öğretmenlik statüsü öğrencilik statüsüyle anlam kazanır. Statüler tek başına durmaz.
Hem arkadaş hem başkansın. Arkadaşın gürültü yapınca koruyucu davranmak ile tarafsız olmak çatışır — bu tam olarak rol çatışması, maçta hakemlik örneğiyle aynı yapıda.
Ablan matematik okuyorsa ödevinde işin kolaylaşır. Bir rolün ötekini kolaylaştırması rol pekişmesidir — öğretmen ebeveyn örneğinin senin evindeki hâli.
Dönem sonunda başkanlık biter ve o statüden gelen saygınlık da biter — statüye dayalı saygınlık. Ama herkese yardım ettiğin için görmeye devam ettiğin saygı kişisel saygınlıktır ve süreklidir.
Yaşlılara saygı bir değer, yaşlıya yer vermek bir norm. Ünitedeki en net örnek bu; sınavda cümle neredeyse aynen çıkar.
Sınav yönetmeliği yazılı normdur: ihlal edilirse resmî kurumca cezalandırılır. Kantinde sıraya girmek ise yazısız normdur: ihlali ayıplanmayla karşılanır.
Serviste yüksek sesle konuşan kişiye bakışlarla tepki vermek informel toplumsal kontroldür: yaptırım ayıplanma, dışlanma. Aynı davranış okul kamerasınca izlenirse önleyici formel kontrole dönüşür.
Ödevini kopyalatmak sapmadır ama suç değildir. Sınavda soru kâğıdı çalınırsa suçtur — çünkü hukuk onu suç olarak tanımlamış ve cezasını belirlemiştir. Aradaki sınır tam olarak budur.
48 soruluk test · verilmiş-kazanılmış statü, anahtar statü ve rol, rol pekişmesi ve çatışması, değer-norm ayrımı, formel-informel kontrol, olumlu-olumsuz sapma ve suç, hak-sorumluluk dengesi
Bir kişinin toplum içinde işgal ettiği yer, konum, mevki, makam. Verilmiş: milliyet, cinsiyet, etnik köken — çaba göstermeden, irade dışında, doğuştan. Kazanılmış: meslek, eğitim düzeyi, anne ya da baba olmak — seçim, eğilim ve beceriyle. Anahtar statü: en belirleyici ve baskın olan; belirleyicisi bireyin başarıları kadar toplumun değerleridir. Statü aktarımı: hak ve ayrıcalıkların yakınlara da geçmesi.
Statüye bağlı olarak yapılması gereken davranışlar. Anahtar rol: diğer roller üzerinde belirleyici olan baskın rol. Rol pekişmesi: bir rolün ötekini kolaylaştırması (öğretmen ebeveyn). Rol çatışması: iki veya daha fazla statüdeki rollerin birbirini zorlaştırması (çocuğunun yöneticisi olan ebeveyn, kardeşinin maçında hakemlik).
Statüye dayalı saygınlık statü bitince sona erer (görevden ayrılan büyükelçi); kişisel saygınlık süreklidir. Zekâ, yetenek, ahlak ne kadar saygı görüleceğini belirler; statü-rol uyumu arttıkça toplumsal kabul artar.
Ortaklaşa kanılar sonucu oluşmuş, paylaşılan, duygularla yakından ilişkili, maddi ve manevi şeylerin olumlu ya da olumsuz nitelemelerle adlandırılması. Yerel: misafirperverlik. Evrensel: insan hakları, eşitlik, özgürlük, sevgi, saygı, hoşgörü, dürüstlük. Değerler zorlayıcıdır ve kurallara temel oluşturur.
Önceden belirlenmiş, nerede nasıl davranılacağını düzenleyen, yaptırım gücü olan kurallar sistemi. Yazılı: anayasa, tüzük, yönetmelik, kararname — ihlal edeni resmî kurumlar cezalandırır. Yazısız: âdet, gelenek, görenek, görgü kuralı — ihlal dışlanma ya da ayıplanmaya yol açar. Yaşlılara saygı = değer, yaşlıya yer verme = norm.
Düzene uyum için kullanılan mekanizmaların bütünü; üç unsurla sağlanır: değerler, normlar, kurumlar. Formel: kanunlaşmış kurallar ve kamu mekanizmaları (hukuk, mahkeme). İnformel: din, ahlak, gelenek, örf, âdet — yaptırım ayıplanma, dışlanma, hor görülme. Kontrol cezalandırıcı olduğu kadar izleme ve sansür gibi önleyici de olabilir.
Sapma: toplumun kabul ettiği norm ve değerlere uyum göstermeme. Sebepleri: eksik sosyalleşme, ekonomik kriz, savaş, göç, ihtilâller. Olumlu sapma: yanlış uygulamayı kaldırma, gelişmişliği yükseltme, ideali yaygınlaştırma adına norm ihlali (Martin Luther King, 1965). Olumsuz sapma: dışlanma ve damgalanmaya yol açan davranışlar. Bütün suçlar sapmadır, sapmanın kapsamı daha geniştir.
Durkheim: sapmanın en önemli işlevi ortak değer ve normları tanımlamak ve açığa çıkarmaktır; sapma olmazsa değer ve normlar zayıflar, bu yüzden her toplumun sapmaya ihtiyacı vardır. Hak: bir özgürlüğün hayata geçirilmesi için kanunla tanınmış yetki. Sorumluluk: görevi yerine getirme ve hesap verebilme yükümlülüğü. Statüler hem hak verir hem sorumluluk yükler.
Soyut ölçüt → değer, somut davranış kuralı → norm. Resmî kurum cezalandırıyorsa → yazılı norm, ayıplanıyorsa → yazısız norm. Yasa çiğnenmişse → suç, yalnız norm ihlal edilmişse → sapma. Roller birbirini kolaylaştırıyorsa → pekişme, zorlaştırıyorsa → çatışma.