Yürümeyi de, sıraya girmeyi de öğrendin
İkisi de doğuştan gelmiyor; ikisi de başkalarından öğreniliyor. Bu ünitede sosyalleşmenin tanımı ve iki boyutu, beş kuramcının (Durkheim, Marx, Cooley, Mead, Freud) birbirinden ayrılan görüşleri, sosyalleşmeyi belirleyen sekiz unsur, dört yaşam aşaması ve sosyalleşmenin toplumsal ilişkiler üzerindeki etkisi var.
Sosyalleşmenin tanımı sınavda çoğu zaman “süreç” kelimesi üzerinden sorulur: bitmiş bir durum değil, öğrenmenin devam ettiği bir süreçtir. Aynı süreç toplum açısından ve birey açısından ayrı ayrı tanımlanır; ikisini karıştırmak en sık yapılan hatadır.
Bireylerin içinde bulundukları toplumun değer, tüm resmî ve resmî olmayan kural, davranış kalıbı ve hayat için gerekli becerileri öğrendikleri sürece sosyalleşme denir.
Toplumun kültürünü kuşaklar boyu aktarma ve kendini sürdürme yoludur. Toplum bu sayede istenilen düzen çerçevesinde varlığını sürdürür ve kendini sürekli yeniden üretir.
Bireyin davranışları, tutumları, becerileri öğrenme; kişiliğini oluşturma ve toplumla bütünleşme yoludur.
Toplumsal hayatta hiçbir olay bireylerden bağımsız ve kendiliğinden oluşmaz; bütün toplumsal değişimler bireylerin iradesiyle gerçekleşir ve toplumdaki her değişim de bireyleri doğrudan etkiler.
Bireyler tüm toplumların izini taşırlar. Sadece içinde yaşadıkları toplumun değil, tüm toplumların izini taşırlar; çünkü tarih boyunca biriken tüm bilgi, yetenek, beceri ve bilgelikten etkilenirler.
Aynı olayı seç: çizim onu hem toplum hem birey penceresinden yazar. Aynı davranışın iki tarafta ayrı adlar aldığına dikkat et — toplumda aktarım, bireyde öğrenme.
Sosyalleşme sürecindeki tüm öğrenmelerin, bireylerin kişilik oluşturma ve geliştirme biçimleri üzerinde doğrudan etkisi vardır. Kişiliğin oluşumu ile sosyalleşme arasında doğrudan bir ilişki olduğu için bu kuramlara “sosyalleşme kuramları” denir. Öne çıkan beş isim aynı soruya beş ayrı cevap verir.
Bir kuramcı seç. Çizim onu “kişiliği toplum belirler” ↔ “kişiliği biyoloji belirler” ekseninde konumlandırır ve ikinci bir eksende uyum ↔ çatışma görüşünü gösterir. Freud tek başına biyoloji ucundadır; ama çatışma ekseninde Marx ile aynı tarafa düşer — sebepleri farklıdır.
Bireylerin kişiliklerinin oluşumunda zihinsel süreçlerin değil, toplumsal kabullerin belirleyici olduğunu ortaya koymuştur.
Kişiliğin insanın doğasına uygun olarak değil, bireyin dışındaki güçlerin belirlemesiyle gerçekleştiğini, bu yüzden de insanın kendi doğasına yabancılaştığını vurgulamıştır.
Sosyalleşmenin toplumsal yönüne dikkat çekmiş; sosyalleşme yoluyla bireyin kendisini başkasının yerine koymayı, dünyaya ve kendisine onların bakış açısından bakmayı öğrendiğini öne sürmüşlerdir.
İnsanların biyolojik yönünün kişiliğin oluşumunda daha etkili olduğunu ve bireylerin daima toplumla çatışma hâlinde olduğunu iddia etmiştir.
Marx ile Freud’un “çatışma”sı aynı şey değildir. Marx’ta çatışma bireyin dışındaki güçlerin kişiliği belirlemesinden doğar ve sonuç yabancılaşmadır. Freud’da çatışma biyolojik yön ile toplum arasındadır ve daima vardır. Soruda “yabancılaşma” geçiyorsa Marx, “biyolojik yön” geçiyorsa Freud aranıyordur. Aynı şekilde “kendini başkasının yerine koyma” ifadesi yalnız Mead ve Cooley içindir.
Toplumlar istenilen düzen çerçevesinde varlıklarını devam ettirmek için resmî ya da resmî olmayan kurallara, davranış kalıplarına ve yaptırımlara ihtiyaç duyar. Bu kural ve yaptırımlar toplumdan topluma ya da aynı toplumda zamandan zamana değişebilir; tüm toplumlarda benzer kurallara da rastlanır. Bireylerin öğrenmesi istenen kurallar ve davranış kalıpları toplumsal kurumlar aracılığıyla aktarılır.
Sosyalleşmenin yaşandığı ilk ve en önemli kurumdur. Bir bebeğin hayati ihtiyaçlarının karşılanması ve başka bireylerle ilk etkileşimler ailede gerçekleşir. Toplum açısından aile, tüm toplumsal kural ve değerler sisteminin yeni nesillere aktarımını sağlayan en önemli kurum olduğundan oldukça işlevseldir.
Bilgi ve becerilerin daha kapsamlı biçimde kazandırıldığı ve ilk resmî kurallarla karşılaşılan kurumdur. Okul sayesinde çocuklar ve gençler yetişkinlerin dünyasına hazır hâle gelirler.
Benzer ilgi alanlarını paylaşan, çoğunlukla aynı yaş grubunda yer alan bireylerden oluşur. Grupta güven ve statü elde etmeyi, kabul görmeyi sağlar. Çocuklar akranlarıyla oyun sırasında paylaşma, iş birliği, kurallara uyum, hatta rekabet konusunda ilk deneyimlerini kazanır.
Bireylere hem yerel hem evrensel değer, inanç, ideolojiler yanında normal ve anormalin tanımları da aktarılır. Kitle iletişim araçları ile sosyalleşme süreci teknolojik boyuta ulaşmıştır.
Bireyler düşüncelerini, yorumlarını, beğenilerini, fotoğraf ve video içeriklerini hızlı biçimde paylaşabilir. Diğer kitle iletişim araçlarından farklı olarak sosyal medya çift yönlü bir etkileşimi mümkün kılar.
Toplumun cinsiyetlerle ilgili kural, beklenti, kalıp ve yasakları cinsiyet kimliklerinin biçimlenmesinde etkilidir. Sosyoekonomik düzey; hayat tarzını, duygu, düşünce ve davranış biçimlerini belirler. Etnisite, kültür aktarımında ve dolayısıyla sosyalleşmede belirleyicidir.
Etnisite; ortak ırksal, ulusal, kabilesel, dinsel, dilsel veya kültürel kökenleri olan insan gruplarını tanımlamak için kullanılan kavramdır. Genel nüfus içinde soy, dil ya da din yönünden farklı bir kategori olarak adlandırılır.
Her hücreye tıkla: boş → ✓ → ✗ → boş. Sonra Denetle ile ölç. Dört sütun, unsurları ayırt etmekte kullanılan dört ölçüt: ilk karşılaşılan mı, resmî kural içeriyor mu, çift yönlü etkileşim var mı, bireyin seçimiyle mi belirleniyor.
Arama kutusuna bir kelime yaz ya da sütun süzgecinden yalnız bir sütunda ara.
Sosyalleşme süreci farklı aşamaları ve boyutları ile süreklilik gösterir. Çocukluk ve ergenlik, sosyalleşmenin en önemli aşamalarıdır. Ancak sosyalleşme sadece çocuklar ve gençler için kritik değildir: hayat boyu devam eden bir süreçtir.
Şerit üzerinde bir aşama seç: altta o dönemin ana görevi, belirleyici unsuru ve yaş aralığı yazılır. Yetişkinlik şeritte iki parçaya bölünmüştür: genç yetişkinlik (20-40) ve ileri yetişkinlik (40-65) diye ayırır.
Sosyalleşmenin ilk basamağı bebeklik ve çocukluktur. Bu dönemdeki sosyalleşme daha çok benlik oluşturma, beceri ve davranış kazanma temellidir. Bebekler doğduklarında benlik duygusuna sahip değildir; bir süre sonra kendisinin ayrı bir varlık olduğunu diğer bireylerle etkileşimi sayesinde fark eder ve benlik oluşumu başlar.
Çocuklar yürümek, konuşmak, kalem tutmak, sarılmak, tuvalet alışkanlığı kazanmak gibi en basit becerileri bile diğer bireyleri taklit ederek öğrenir. Çocukluğun ne şekilde biçimlendiği, toplumların ekonomik ve kültürel yapısıyla doğrudan ilişkilidir.
Çocukluktan çıkıp yetişkinliğe geçiş olarak kabul edilir; bağımsızlık kazanmanın ve kimlik oluşturmanın en kritik dönemidir. Bu dönemde arkadaş gruplarının aileden daha fazla önem kazandığı bir sosyalleşme sürecine girilir; arkadaş gruplarının seçimi, olumlu ya da olumsuz davranış kazanmada büyük ölçüde belirleyicidir.
Bilişsel gelişime paralel olarak adalet, eşitlik, özgürlük, otorite gibi kavramlar üzerinde düşünme ve sorgulama becerileri kimlik oluşturmayı biçimlendirir. Eğilim ve becerilerin keşfedilmesi, yetişkin hayatına hazırlık bu dönemde hız kazanır.
Çocukluk ve ergenliğe kıyasla daha uzun bir dönem olduğu için ikiye ayrılır: genç yetişkinlik ortalama 20-40 yaş, ileri yetişkinlik 40-65 yaş.
Genç yetişkinlikte sosyalleşme, bireyin toplumdaki konumunu belirlemek üzere eğitim, iş, aile gibi konularda kritik kararların alınması ve uygulanmasıyla kendini gösterir. İleri yetişkinlikte ise alınan kararların sonuçları daha net görülür, muhasebesi yapılarak yeni kararlar alınabilir — örneğin erken dönemde seçilen meslek değiştirilebilir.
Yetişkinliğin son dönemi olarak kabul edilir; tanımı ve algısı toplumdan topluma farklılık gösterir. Bu yüzden bireylerin bu dönemdeki sosyalleşme süreçleri, içinde yaşadıkları toplumun değerler sistemiyle doğrudan ilişkilidir.
Hangi toplumda olursa olsun yaşlıların farklı sosyal temaslara her zaman ihtiyaçları vardır. Araştırmalar, toplumsal ilişkilerin yaşlılarda sıkça görülen alzheimer hastalığının ortaya çıkma olasılığını düşürdüğünü göstermiştir. Sorumlulukların en aza indiği bir dönem olsa da yeni sorumluluklar devreye girebilir; gelir durumu ve cinsiyet gibi faktörler bu dönemin nasıl geçirileceğini büyük ölçüde belirler.
“En önemli aşama” ile “tek önemli aşama” aynı şey değildir. Çocukluk ve ergenlik en önemli aşamalar sayılır, ama hemen ardından sosyalleşmenin hayat boyu devam ettiğini söyler. Yaşlılık, sosyal temasın azaldığı ya da kesildiği bir dönem olarak algılanmamalıdır. İkinci tuzak: ergenlikte arkadaş grubu aileden daha fazla önem kazanır — “aile önemini yitirir” denmez, öncelik sırası değişir.
Tüm toplumlar bireylere iyi ve kötünün ne olduğunu, nelerin önemli olduğunu ve bireylerden neler beklediğini çeşitli kurum ve organizasyonlar aracılığıyla aktarır. Toplum bu sayede istenilen düzen çerçevesinde varlığını sürdürür ve kendini sürekli yeniden üretir.
Düzenin devamlılığı için nelerin önemli olduğu toplumdan topluma farklılık gösterir. Bu açıdan toplumların özgün yapısı, sosyalleşmenin biçimini de özgün kılar. Yani sosyalleşme her toplumda vardır ama her toplumda aynı şeyi öğretmez.
Halkalar arasındaki akış sürekli döner: kurumlar değer ve kuralları bireye aktarır, birey toplumla bütünleşir, bütünleşen birey yeni kuşağa aktarır. Döngünün kapanması “kendini sürekli yeniden üretir” ifadesinin ta kendisidir.
Kardeşine “önce elini yıka” demen, ailede öğrendiğin bir davranış kalıbını aktarman. Aile, sosyalleşmenin ilk ve en önemli kurumu; sen de artık aktaran taraftasın.
Zilde sıraya girmek, izin isteyip konuşmak — bunlar ilk resmî kurallar. Okul, evdeki yazısız kurallardan resmî kurallara geçtiğin yer.
Kantin sırasında öne geçmeye çalışan arkadaşına “sırada bekle” demen, akran grubunda kurallara uyumu öğrenmenin örneği. Bunlar paylaşma, iş birliği, kurallara uyum diye sayılır.
Beş kişilik sunum grubunda görev bölüşmek iş birliği, en iyi slaytı yapmaya çalışmak rekabet. İkisi de arkadaş gruplarında kazanılan ilk deneyimler arasında sayılır.
Akışta gördüğün bir video sana neyin normal, neyin anormal olduğunu da öğretiyor. Kitle iletişim araçlarının aktardıkları arasında “normal ve anormalin tanımları” açıkça sayılır.
Televizyon seni yalnız izler durumda bırakır; sosyal medyada yorum yazıp cevap alırsın. Aradaki fark şudur: sosyal medya çift yönlü bir etkileşimi mümkün kılar.
Ergenlikte arkadaş grupları aileden daha fazla önem kazanır ve bu seçim, olumlu ya da olumsuz davranış kazanmanda büyük ölçüde belirleyicidir. Bu cümle sınavda doğrudan sorulur.
Bölüm seçerken tartıştığın “adalet mi, özgürlük mü” soruları rastgele değil: ergenlikte düşünme ve sorgulama becerileri gelişir ve kimlik oluşturmayı biçimlendirir. Ergenden yetişkinlikte yapacağı işe uygun alan seçmesi beklenir.
Dedenle sohbet etmek nezaket değil, ölçülebilir bir etki: araştırmalar toplumsal ilişkilerin yaşlılarda alzheimer olasılığını düşürdüğünü gösteriyor. Yaşlılık, sosyal temasın kesildiği bir dönem sayılmamalı.
47 soruluk test · sosyalleşmenin tanımı ve iki boyutu, Durkheim-Marx-Cooley-Mead-Freud kuramları, sekiz sosyalleşme unsuru, çocukluktan yaşlılığa aşamalar
Bireylerin içinde bulundukları toplumun değer, tüm resmî ve resmî olmayan kural, davranış kalıbı ve hayat için gerekli becerileri öğrendikleri süreç.
Toplum açısından: kültürü kuşaklar boyu aktarma ve kendini sürdürme yolu. Birey açısından: davranış, tutum, beceri öğrenme; kişilik oluşturma ve toplumla bütünleşme yolu.
Durkheim: zihinsel süreçler değil toplumsal kabuller. Marx: kişilik bireyin dışındaki güçlerce belirlenir, insan doğasına yabancılaşır. Mead ve Cooley: birey kendini başkasının yerine koymayı, dünyaya onların bakış açısından bakmayı öğrenir. Freud: biyolojik yön daha etkilidir, birey daima toplumla çatışma hâlindedir.
Aile (ilk ve en önemli) · okul (ilk resmî kurallar) · arkadaş grupları (güven, statü, kabul) · kitle iletişim araçları (normal-anormal tanımları) · sosyal medya (çift yönlü) · cinsiyet · sosyoekonomik düzey · etnisite.
Çocukluk: benlik oluşturma, taklit yoluyla beceri kazanma; bebekler doğuştan benlik duygusuna sahip değildir. Ergenlik: bağımsızlık ve kimlik; arkadaş grubu aileden daha önemli. Genç yetişkinlik 20-40: eğitim, iş, aile kararları. İleri yetişkinlik 40-65: kararların muhasebesi. Yaşlılık: tanımı toplumdan topluma değişir, sosyal temas ihtiyaçtır.
Toplum iyi-kötüyü, nelerin önemli olduğunu ve beklentilerini kurum ve organizasyonlar aracılığıyla aktarır; böylece kendini sürekli yeniden üretir. Toplumların özgün yapısı sosyalleşmenin biçimini de özgün kılar.
“Yabancılaşma” → Marx · “biyolojik yön / daima çatışma” → Freud · “toplumsal kabuller” → Durkheim · “kendini başkasının yerine koyma” → Mead ve Cooley. “İlk resmî kural” → okul, “ilk ve en önemli” → aile, “çift yönlü” → sosyal medya.
Genç yetişkinlik 20-40, ileri yetişkinlik 40-65. Öne çıkan kuramcı sayısı beş (Durkheim, Marx, Cooley, Mead, Freud). Sosyalleşmenin en önemli iki aşaması: çocukluk ve ergenlik.