Tarih neden yazıyla başlıyor?
İnsan yeryüzünde yüz binlerce yıldır var ama tarih çok daha kısa. Sebebi basit: tarih, yazıyla başlar. Yazının icadından öncesi tarih öncesi, sonrası tarihî dönemler diye adlandırılır. Bu ünitede önce yazıdan önceki çağları — insanın hangi malzemeden alet yaptığına bakarak bölünmüş Taş ve Maden çağlarını — sonra Anadolu ve Mezopotamya’nın en eski yerleşimlerini, en sonunda da piktograftan alfabeye uzanan yazı serüvenini göreceksin.
Tarih, yazıyla başlar. Yazının icadından önce tarih öncesi, yazının icadından sonrası ise tarihî dönemler olarak adlandırılır. Tarih öncesi dönemler sınıflandırılırken insanların araç gereç yapımında kullandığı malzemeler esas alınmıştır. Yani çağların adı bir hükümdardan ya da bir savaştan değil, elin tuttuğu taştan ve madenden geliyor.
Altı çağdan birini seç. Üstteki şeritte o çağın şeridin neresine düştüğü, altta ise hayat tarzı, alet malzemesi, yerleşme biçimi ve Anadolu’daki örnek buluntu yeri canlanır. Şeridin sağ ucundaki kırmızı çizgi yazının icadı: sağına geçen her şey artık tarih öncesi değil.
İnsanlar avcı ve toplayıcı hayat tarzına sahiptir. Giyim için bitki lifi ve hayvan derisi kullandılar. Çakmak taşı ve hayvan kemiği kullanarak aletler yaptılar. Ateş bu dönemde bulundu. İstanbul Yarımburgaz, Antalya Karain mağaraları örnektir.
İnsanlar avcı ve toplayıcı hayat tarzına sahiptir. Mikrolit ve obsidiyenden küçük taş aletler yapıldı. Nehir ve göl kenarında küçük köylere yerleştiler. Antalya Beldibi, Belbaşı ve Öküzini mağaraları örnektir.
Tarım başlamış ve hayvanlar evcilleştirilmiştir. Yerleşik yaşam başlamış megaron tipi evler görülmüştür. Çanak ve çömlek yapımı başlamıştır. Buğdayın ana vatanı Şanlıurfa yakınlarındaki Karacadağ’dır. Diyarbakır Çayönü ve Malatya Caferhöyük örnektir.
Mezolitik’te insanlar nehir ve göl kenarında küçük köylere yerleştiler cümlesi çoğu öğrenciyi “demek ki yerleşik hayat Mezolitik’te başladı” yanlışına düşürüyor. Oysa aynı maddede hayat tarzı hâlâ avcı ve toplayıcı. Yerleşik yaşamı başlatan şey tarımdır ve Neolitik Çağ’ın maddesi şudur: tarım başlamış ve hayvanlar evcilleştirilmiştir, yerleşik yaşam başlamış megaron tipi evler görülmüştür. Ayırt edici soru şu: Besinini üretiyor mu, buluyor mu?
Çağ adı, il adı ya da “mağara” yazarak süz. Sınav öncesi tekrarda en çok karışan şey bu eşleşmelerdir.
Maden Çağı üç basamaktır ve her basamak yalnız aleti değil yerleşmenin ölçeğini de büyütür: köy → şehir → büyük devlet.
Kalkolitik Çağ, insanlığın Taş Devri’nden Maden Devri’ne geçiş dönemidir. İlk kullanılan maden bakırdır. Köyler şehirlere dönüşmeye başlamıştır.
Bu çağda insanlar, tunç yanında altın ve gümüş gibi değerli madenleri de işlemiştir. Madencilik, iş bölümüne dayalı şehir yaşamının başlamasını sağlamıştır. Yazı, Anadolu’da Tunç Çağı’nda kullanılmaya başlamıştır.
Bu çağda silah yapım teknikleri ve ticaret gelişmiştir. Küçük şehir devletlerinin yerini büyük devletler almaya başlamıştır. Devrin sonunda yazının icadıyla tarih çağlarına geçilmiştir.
Ders kitabı bir yerde “Yazı, Anadolu’da Tunç Çağı’nda kullanılmaya başlamıştır”, hemen altında “Devrin sonunda yazının icadıyla tarih çağlarına geçilmiştir” diyor. İkisi de doğrudur, çünkü tarih öncesi çağlar bütün dünyada aynı anda başlayıp aynı anda bitmez. Yazı Mezopotamya’da Sümerlerce icat edildi; Anadolu’ya ticaretle sonradan geldiği için Anadolu Tunç Çağı’nda tarihî döneme girdi. Bir bölge yazıyla tanıştığı anda o bölge için tarih öncesi biter. Sınavda sorulan da tam bu ayrımdır.
| Ölçüt | Paleolitik | Mezolitik | Neolitik | Kalkolitik | Tunç | Demir |
|---|---|---|---|---|---|---|
| Besin | Avcı-toplayıcı | Avcı-toplayıcı | Tarım | Tarım | Tarım + zanaat | Tarım + ticaret |
| Malzeme | Çakmak taşı, kemik | Mikrolit, obsidiyen | Cilalı taş, çanak çömlek | Bakır | Tunç, altın, gümüş | Demir |
| Yerleşme | Mağara | Nehir-göl kenarı küçük köy | Köy, megaron ev | Köyden şehre | Şehir | Büyük devlet |
| Dönüm noktası | Ateşin bulunuşu | Küçük taş alet | Tarım ve evcilleştirme | İlk maden: bakır | İş bölümü | Yazıya geçiş |
Aşağıdaki üç yerleşim birbirinin aynısı değil; her biri farklı bir “ilk”i temsil ediyor: ilk tapınak, ilk kent, ilk köy. Sınavda karıştırılan tam olarak budur.
Üç yerleşimden birini seç: canvas o yerleşimin plan şemasını çizer (Göbeklitepe’nin dikilitaşlı yuvarlak yapıları, Çatalhöyük’ün bitişik kutu evleri ve damdaki giriş deliği, Çayönü’nün farklı planlı yapı katmanları), altta ise o yerleşimin “ilk” kritik bilgisi yazılır.
Şanlıurfa, Örencik köyü yakınlarındadır. 12.000 yıl öncesine uzanan bir kült merkezi olduğu anlaşılmıştır. Neolitik Dönem için eşsiz bir kutsal alan olduğu anlaşılmıştır. İnsanın avcı toplayıcı olarak yaşamını sürdürdüğü bir dönemde, ileri düzeyde mimarlık gerektiren tapınaklar inşa edilmesi tüm dünyada hayretle karşılanmıştır. Tarih öncesi insanın inanç dünyasını yansıtan canlı figürlerle zenginleştirilmiş tapınaklar, Göbeklitepe’yi arkeoloji tarihinin en önemli keşiflerinden biri yapmaktadır.
Göbeklitepe, dünyanın en eski ve en büyük tapınak yerleşkesi olarak kabul edilir.
Konya’nın Çumra ilçesinde yer almaktadır. Burası ilk ev mimarisi, ilk manzara resmi, ana tanrıça kültü gibi özgün buluntuları ve inanç eserleri ile insanlık tarihine ışık tutmaktadır. Yaklaşık 9.400 yıllık geçmişi olan höyüğün mimarisi oldukça ilgi çekicidir. Bina yapımında kullanılan malzeme kerpiç, ağaç ve kamıştır. Tavan üst örtüsü kamış üzerine sıkıştırılmış kil topraktır. Evler tek katlı olup eve giriş, damda açılan bir delikten merdivenle sağlanmaktadır. Her ev, bir oda ve bir depodan oluşur.
Çatalhöyük dünyanın ilk kent yerleşimlerinden biri olarak kabul edilir.
Diyarbakır’ın Ergani ilçesi sınırlarında bulunmaktadır. Çayönü’nde çok geniş olmayan zaman diliminde farklı yapıların katmanlarda bulunması, burada yaşayan insanların mühendislik ve mimarlık tecrübesine sahip olduklarını göstermektedir. Çayönü basit barınaklara hiç benzemeyen son derece iyi planlanmış bir mimari anlayışı sergilemektedir. Burada yuvarlak çukur tabanlı, ızgara planlı, kanallı, taş döşeli, hücre planlı ve geniş odalı yapılar ortaya çıkarılmıştır.
Çayönü dünyadaki ilk köy yerleşimlerden biri olarak kabul edilir.
Çatalhöyük’ün mimarisindeki asıl tuhaflık şu: bir ailenin evdeki yaşam süresi bittiğinde o ev toprakla doldurulmuş, üzerine yenisi yapılmıştır. Yeni evlerin sürekli yapılmasıyla burada 21 metre yüksekliğe sahip höyük oluşmuştur. Kaydırağı çek: her adımda bir yerleşim katmanı eklenir, sağdaki cetvel höyüğün o andaki yüksekliğini gösterir. Kaydırak sonuna geldiğinde 21 metreye ulaşır.
Yazı bir ihtiyaçtan doğmuştur. İlk Çağ’da dinî inanışa göre her şey tanrıların malı kabul edilmiştir. Rahipler, teslim edilen ürünleri tabletlere resmetmiştir. Böylece Sümerler MÖ 3200’lerde sembol yazısını (Piktograf) icat etmiştir. Yani yazı şiir yazmak için değil, tapınağa teslim edilen ürünü kaydetmek için doğdu.
Dört durağı sırayla gez. Canvas’ta üstte o durağın işaret örneği (soldaki kutu bir işaret, sağdaki o işaretin neyi karşıladığı), altta ise işaret → anlam mı yoksa işaret → ses mi olduğunu gösteren ok akar. Son durakta ok renk değiştirir: alfabe tam burada başlar.
Yazı, insanlık tarihinde bir dönüm noktasıdır. Yazının kalıcılık özelliği eski bilgilerin üzerine yenilerin eklenmesine imkân sağlamıştır. Yazı sayesinde insanlık geçmişten haberdar olmuş, bilim ve teknolojide ilerleme kaydetmiştir. Yazıyla öğrenilen bilgiler yeni nesillere kolay ve daha doğru bir şekilde aktarılmıştır. İnsanlar; resimler, şekiller, tasvirler gibi mesaj iletmenin farklı yollarını bulmuştur.
Sümerlerin çivi yazısı ve Mısırlıların hiyeroglifi, bir yazı biçimi olmasına rağmen alfabe olarak kabul edilmemiştir. Bu yazılarda her işaret, bir veya birden fazla heceyi ya da kavramı kapsayacak şekilde kullanılmıştır. Alfabe ile yazı, bir resmi ifade eden işaret olmaktan çıkmış ve sesi karşılayan bir işaret hâline gelmiştir. Tek şekil, tek ses esasına dayalı alfabetik yazı sistemini Fenikeliler icat etmiştir.
Sümerler yazıyı, kil tabletler üzerine işlemiştir.
Hiyeroglif yazısını kullanan Mısırlılar, papirüs üzerine yazmışlardır.
Çin medeniyeti ipekten yapılan kâğıdı üretmiştir.
Bergama’da deriden üretilen parşömen, ilk kez kitap hâline getirilmiştir.
İlk yazı Sümerlere aittir: MÖ 3200’lerde sembol yazısını (Piktograf) icat etmiştir. İlk alfabe ise Fenikelilerindir: tek şekil, tek ses esasına dayalı alfabetik yazı sistemini Fenikeliler icat etmiştir. Soru kökünde “yazıyı icat eden” diyorsa cevap Sümerler, “alfabeyi icat eden” diyorsa Fenikelilerdir. Aradaki fark bir ölçüttedir: işaret bir kavramı/heceyi mi yoksa tek bir sesi mi karşılıyor?
Yazının etkisi iki başlıkta toplanır: yönetim ve bilim. İkisi de tek bir kelimeye dayanıyor — kayıt.
Yönetim alanında yazı, kurumların devamlılığı ve yönetim düzeninin işleyişini sağlamıştır. Hammurabi, taş sütun üzerine çivi yazısıyla kanunnamesini yazdırmıştır. Kilden tabletlerle tutulan yıllıklar ve mektuplar, Hitit kâtiplerince saklanmıştır.
Buradaki anahtar “devamlılık”tır: kural yazılıysa kralın ömrüyle sınırlı kalmaz, kurum onu uygulamaya devam eder.
Bilim insanları, yazı sayesinde çalışmalarını geleceğe aktarmıştır. Mısır, Çin, Yunan, Türk, Hint ve Mezopotamya gibi medeniyetler bilimin ilerlemesini sağlamıştır. Bu çalışmalar sonraki çağlarda ortaya çıkan bilimsel gelişmelere kaynaklık etmiştir. Tarım için mevsimlerin zamanının önceden bilinmesi çok önemlidir. Bunun için insanlık takvimi icat etmiştir. Gökyüzünü gözlemleyen insanoğlu, astronomi ilminde büyük gelişme sağlamıştır.
Sümerler, Ziggurat adı verilen tapınakta gök bilimiyle ilgili gözlem yaparak bilgileri tablolaştırmıştır. Bir yılın süresini sadece 4,5 dakikalık bir hata ile bulup takvim yapmışlardır.
Bu iki cümle aslında tek bir zinciri anlatıyor: tapınak hem ürünün toplandığı yer hem gözlemevi; yazı gözlemi tabloya çeviriyor; tablo yıl uzunluğunu veriyor; takvim de ekimin ne zaman yapılacağını söylüyor. Zincirin herhangi bir halkasını çıkarırsan tarım takvimi kurulamaz.
Zincirdeki halkalardan birine tıklamak yerine düğmeyle gez: seçilen halka yanar, ok akışı ilerler ve altta o halkanın karşılığı yazılır. Zincir soldan sağa ihtiyaç, kayıt, yazı, yönetim/bilim diye ilerler.
Karışık sırayla gelen ipuçlarını doğru çağa, doğru yerleşime ya da doğru topluma yerleştir. Her cevaptan sonra açıklama çıkar.
Taş ve Maden çağları, Göbeklitepe-Çatalhöyük-Çayönü ve yazının icadı üzerine 44 soruluk test.
Tarih, yazıyla başlar. Yazının icadından önce tarih öncesi, yazının icadından sonrası ise tarihî dönemler olarak adlandırılır. Tarih öncesi dönemler sınıflandırılırken insanların araç gereç yapımında kullandığı malzemeler esas alınmıştır. Sıra: Paleolitik – Mezolitik – Neolitik – Kalkolitik – Tunç – Demir.
Paleolitik: avcı-toplayıcı, bitki lifi ve hayvan derisi giyim, çakmak taşı ve hayvan kemiği alet, ateş bu dönemde bulundu, Yarımburgaz ve Karain. Mezolitik: avcı-toplayıcı, mikrolit ve obsidiyen, nehir ve göl kenarında küçük köyler, Beldibi, Belbaşı, Öküzini. Neolitik: tarım ve evcilleştirme, yerleşik yaşam ve megaron tipi evler, çanak çömlek, buğdayın ana vatanı Karacadağ, Çayönü ve Caferhöyük.
Kalkolitik: Taş Devri’nden Maden Devri’ne geçiş, ilk kullanılan maden bakır, köyler şehirlere dönüşmeye başladı. Tunç: tunç yanında altın ve gümüş, madencilik iş bölümüne dayalı şehir yaşamını başlattı, yazı Anadolu’da Tunç Çağı’nda kullanılmaya başlandı. Demir: silah teknikleri ve ticaret gelişti, küçük şehir devletlerinin yerini büyük devletler aldı, devrin sonunda yazının icadıyla tarih çağlarına geçildi.
Göbeklitepe (Şanlıurfa, Örencik): 12.000 yıllık kült merkezi, dünyanın en eski ve en büyük tapınak yerleşkesi. Çatalhöyük (Konya, Çumra): ilk ev mimarisi, ilk manzara resmi, ana tanrıça kültü, ~9.400 yıllık, 21 metre höyük, kerpiç-ağaç-kamış, damdan merdivenle giriş, bir oda + bir depo, dünyanın ilk kent yerleşimlerinden biri. Çayönü (Diyarbakır, Ergani): katmanlı farklı planlı yapılar, dünyadaki ilk köy yerleşimlerinden biri.
Yazı bir ihtiyaçtan doğmuştur. Rahipler, teslim edilen ürünleri tabletlere resmetmiştir; böylece Sümerler MÖ 3200’lerde sembol yazısını (Piktograf) icat etmiştir. Çivi yazısı ve hiyeroglif alfabe sayılmaz, çünkü her işaret bir veya birden fazla heceyi ya da kavramı kapsar. Alfabede işaret sesi karşılar ve tek şekil tek ses esasına dayalı alfabeyi Fenikeliler icat etmiştir.
Sümerler kil tablet, Mısırlılar papirüs, Çin ipekten kâğıt, Bergama’da deriden parşömen ilk kez kitap hâline getirildi. Yönetimde: kurumların devamlılığı; Hammurabi taş sütuna çivi yazısıyla kanunname; Hitit kâtipleri kil tabletlerde yıllık ve mektup. Bilimde: takvim, astronomi; Sümerler Ziggurat’ta gözlem yapıp bilgileri tablolaştırdı ve bir yılın süresini 4,5 dakikalık hatayla buldu.