Fazla ürün neden sınıf doğurur?
Bir toplum yediğinden fazlasını üretmeye başladığı anda yeni bir soru doğar: fazlayı kim saklayacak, kim koruyacak, kim dağıtacak? Cevap toplumu tabakalara böler. Bu ünitede artı üründen tabakalaşmaya, oradan Orta Çağ’ın ticaret yollarına, Avrupa’yı sarsan Kara Ölüm’e ve 12 Levha’dan Cengiz Han Yasası’na uzanan hukuk gelişimine bakacağız.
Tarımla geçinen toplumlarda kuraklık, beraberinde kıtlığı getirdiği için önemli bir sorun olmuştur. Bu bölgelerde “artı ürün” üretmek ve bunları depolamak son derece önemlidir. Üretimin artmasıyla birlikte ortaya çıkan ihtiyaç fazlası ürüne artı ürün denilir.
Kaydırakla üretim miktarını değiştir. Kesikli kırmızı çizgi toplumun kendi ihtiyacıdır. Üretim çizginin altındayken herkes üretime katılmak zorundadır ve sağdaki tabaka kutuları sönük durur. Üretim çizgiyi geçtiği anda artı ürün doğar; kaydırağı sağa çektikçe sırayla çiftçi, esnaf, tüccar, din adamı ve savaşçı tabakaları yanar. Altta ise artı ürünün zorunlu kıldığı üç işi — planlama, depolama, koruma — görürsün.
Artı ürün, kuraklığın olduğu bölgelerde oldukça önemlidir. Artı ürünü organize etmek için, üretimin planlanması, ürünün depolanması ve korunmasını zorunlu hâle getirmiştir. Artı ürünle birlikte toplumda çiftçi, esnaf, tüccar, din adamı ve savaşçılar gibi toplumsal tabakalar ortaya çıktı.
Toplumsal tabakalaşma, insanlar arasındaki sosyal ve ekonomik eşitsizliğin görünür hâle gelmesidir. Tabakalaşma, insanların daha çok tüketici olduğu tarih öncesi çağlarda görülmemiştir. Toprağa dayalı üretim ve ekonomi anlayışları yaygınlaştıkça, tabakalaşmanın da arttığını görmekteyiz. Eski Mısır, Eski Yunan, Yakın Doğu ve Roma gibi ilk çağ uygarlıklarında toplumsal tabakalaşma görülmekteydi.
Toplumsal tabakalaşmanın ortaya çıkışında cinsiyet, eğitim, inanç, gelir ve etnik köken gibi unsurlar etkilidir.
İlk çağlardaki tabakalaşmada kölelik, devlet ve aile gibi toplumun temel taşlarından birisi olmuştur. Başlangıçta hiçbir hakkı olmayan kölelik düzeni, sonradan azat edilmek gibi birtakım haklara sahip olmuştur. Dünya üzerindeki toplumsal tabakalaşma sistemlerinde en katı kurallar kast sisteminde yer almaktadır.
Sebep tek cümlede verilir: tabakalaşma, insanların daha çok tüketici olduğu tarih öncesi çağlarda görülmemiştir. Yani mesele adaletli olmaları değil, paylaşılacak bir fazlanın bulunmaması. Avcı-toplayıcı toplulukta herkes bulduğunu tüketir; biriken bir şey yoksa biriktirenle biriktiremeyen arasında bir fark da doğmaz. Fark ancak toprağa dayalı üretim yaygınlaştıkça büyür.
İlk çağda toprak mülkiyeti, Mezopotamya’da şahıslara, Mısır’da Firavun’a aitti.
Bir önceki üniteden hatırla: Mısır’daki bu düzen bağımsız ve zengin bir tüccar sınıfının doğmasını engellemişti.
İlk çağda devletler halktan vergi toplama ihtiyacını hissetmişlerdir. Vergiler; emeğe dayalı, ayni ve nakdi olmak üzere üç gruba ayrılırdı.
Emeğe dayalı vergi çalışarak, ayni vergi ürünle, nakdi vergi parayla ödenir. Nakdi verginin varlığı o toplumda paranın yaygınlaştığını gösterir.
Batı ve Orta Avrupa ülkelerinde toprak sahibi senyörlerin askerî, siyasi ve ekonomik tüm hakları elinde bulundurduğu sisteme Feodalizm denir.
Dikkat: üç hak da aynı elde toplanıyor. Feodalizmi bir “toprak düzeni” değil, bir iktidar düzeni yapan şey budur.
Soldaki düğmelerle üç vergi türünden ya da feodalizmin üç hakkından birini seç. Canvas seçilen türü ortaya alır: vergi türlerinde halktan devlete ne aktığı (emek, ürün, para) canlandırılır; feodalizm seçildiğinde ise askerî, siyasi ve ekonomik hakların hepsinin tek bir kutuda — senyörde — toplandığı görülür.
Orta Çağ’da tarım temel ekonomik uğraş olsa da ticaret alanında da önemli gelişmeler yaşanmıştır. İhtiyaç duyulan ürünlere sahip olma düşüncesi, mesafelere aldırmaksızın ticari faaliyetlerin yoğunlaşmasına sebep oldu. Orta Çağ’da ticaret karayolu ve deniz yolu üzerindeki güzergâhlardan yapıldı. Ticari faaliyetler sırasında ürünlerin taşınması ve güvenliğinin sağlanması yeni ticari mekânların ortaya çıkmasına sebep oldu.
Dört yoldan birini seç. Canvas şematik haritada o yolun güzergâhını çizer ve üzerinde bir kervan noktası baştan sona akar; yolun iki kolu varsa ikisi de görünür. Duraklar sırayla yanar. Altta yolun taşıdığı ürün, hâkim güç ve ne zaman önemini yitirdiği yazılır.
Pers Kralı I. Darius tarafından tamir ettirilip geliştirilmiştir. Lidyalıların başkenti Sardes’ten başlar, İç Anadolu bölgesini katettikten sonra Irak’taki Ninova üzerinden Perslerin başkentine uzanır. Kral Yolu, ticaretin yanı sıra haberleşme ve orduların hareket etmesi için de kullanılmıştır.
Karadeniz kıyılarından başlayarak, Kafkaslar ve Hazar Denizi’nin kuzeyinde Orta Asya ve Çin’e kadar uzanır. Bu yolda en çok hayvan postu ticareti yapılır. Bu yol güzergâhında hâkim olan uygarlık ticarette oldukça gelişmiş olan Hazarlardır.
İlk çağın en önemli ticaret yoludur. Çin’den başlayarak Orta Asya üzerinden Afganistan, İran üzerinden gelerek, bir kolu Irak coğrafyasından Antakya’ya, diğer kolu ise Kafkaslar ve Hazar Denizi’nin kuzeyinden geçerek Trabzon’a kadar uzanır. İpek Yolu’na hâkim olmak ekonomik açıdan olduğu kadar, siyasi açıdan da önemliydi. İpek Yolu’na hâkim olan devlet, döneminin önemli bir siyasi gücü hâline gelmekteydi. Coğrafi Keşifler neticesinde Hint Deniz Yolu bulunana kadar önemini korumuştur.
Başlangıç noktası Hindistan olan bu yol, iki güzergâh üzerinden oluşmaktaydı. Hindistan’dan deniz yolu ile yola çıkan ürünler ya Kızıldeniz üzerinden Mısır’a ya da Basra Körfezi üzerinden Irak, Şam ve Antakya’ya kadar uzanırdı. Baharat Yolu Coğrafi Keşifler neticesinde önemini kaybetse de Süveyş Kanalı’nın 1868 yılında açılması ile önemini yeniden kazanmıştır.
Ders kitabı Süveyş Kanalı’nın açılışını 1868 olarak veriyor; kanalın açılışı yaygın kayıtlarda 1869 olarak geçer. Soru kökü kanalın etkisini sorarsa cevap değişmez: Baharat Yolu yeniden önem kazanmıştır.
Yol adı, şehir ya da ürün yazarak süz.
Coğrafi Keşifler her iki yolu da vurdu ama sonuçları farklıdır. İpek Yolu, Hint Deniz Yolu bulunana kadar önemini korumuştur — yani keşiflerle birlikte önemini yitirmiştir. Baharat Yolu ise Coğrafi Keşifler neticesinde önemini kaybetse de Süveyş Kanalı’nın açılması ile önemini yeniden kazanmıştır. Biri kapandı, öteki yeniden açıldı.
Ticaret yolları yalnız ipek ve baharat taşımadı. Aynı güzergâhlar Orta Çağ’ın en büyük felaketini de Avrupa’ya ulaştırdı ve kıtanın toplumsal düzenini kalıcı olarak değiştirdi.
Soldan sağa akan zinciri izle: hastalık Çin’de ortaya çıkar, ticari faaliyetler aracılığıyla Kırım’a ulaşır, Ceneviz Kolonisi’ni kuşatan Moğol ordusunun cesetleri mancınıkla şehre fırlatmasıyla Avrupa’ya geçer. Sağdaki çubuk dünya nüfusunu gösterir: dalga Avrupa’ya vardığında çubuk 450 milyondan 350 milyona düşer ve altında eski hâline dönmesi 300 yıl sürdü yazısı belirir.
Veba, ilk olarak Çin’de ortaya çıkmış, ticari faaliyetler aracılığı ile Kırım’a kadar ilerlemiştir. Kırım’da Ceneviz Kolonisini kuşatan Moğol İmparatorluğu’nun kuşatma sırasında vebadan ölmüş insan cesetlerini mancınıklarla şehre fırlatması üzerine veba, Avrupa’ya yayılma gerçekleştirmiştir. Günümüz tıp koşullarında hastalığın çıkış sebebi bilinmektedir. Orta Çağ’da yaşayan halklar ise bu hastalığı Tanrı’nın bir cezası olarak görmekteydiler.
Veba salgını neticesinde dünya nüfusu 450 milyondan 350 milyona düşmüştür. Nüfusun yeniden eski hâline gelmesi 300 yıl sürmüştür. Ölümlerin artması sebebi ile Avrupa’da birçok toprak sahipsiz kalmış, iş gücü azalmış ve köylülerin pazarlık gücü artmıştır. Veba Salgını, kilisenin ve soyluların otoritesini sarsmış, Avrupa’da toplumları bir arada tutan değerleri zayıflatmıştır. Avrupa; rönesans, reform ve ekonomik gelişmelerin etkilerine açık hâle gelmiştir.
Zinciri tersinden okuyunca sorular kolaylaşır: ölüm arttı → iş gücü azaldı → çalışacak insan azaldığı için köylülerin pazarlık gücü arttı → toprak sahibi soylu eskisi kadar dayatamaz oldu → kilisenin ve soyluların otoritesi sarsıldı → Avrupa rönesans, reform ve ekonomik gelişmelerin etkilerine açık hâle geldi. Aynı salgın, bir yandan da birçok toprağı sahipsiz bıraktı.
Devlet ile toplum hayatının sağlıklı işleyebilmesi için hukuk kurallarına ihtiyaç vardır. İlk siyasi oluşumlarda sorunların çözümü örf ve âdetlerden oluşan geleneklere göre yapılırdı. Yazının icadı sonrası bu kurallar yazılı hâle getirildi. Sosyal yapıdaki değişime bağlı olarak hukuk kuralları da değişti.
Üç kanun metninden birini seç. Canvas her metni aynı üç soruya göre yerleştirir: kim çıkardı, hangi sorunu çözmek için ve ceza anlayışı nedir. Altta o metnin en çok sorulan ayrıntısı zaman şeridiyle birlikte görünür — 12 Levha’da patrici-plep çatışması, Justinianus’ta 527-565 tarihleri, Cengiz Han Yasası’nda otuz üç defter.
Roma İmparatorluğu’nda, soylu sınıf Patriciler ile sonradan Roma vatandaşlığına alınan Plepler arasındaki sınıf farklılıklarından doğan sorunları çözmek için 12 Levha Kanunları hazırlandı.
527-565 yılları arasında Doğu Roma İmparatoru olan Justinianus, Roma kanunlarını toplayarak çağın ve toplumun ihtiyaçlarına uygun bir şekilde yeniden düzenledi. Hukukta medeni hukuk (özel-aile), kamu hukuku (devlet) ayrımı yapıldı. Kanunlarda suçluyu arındırma, iyileştirme ve caydırma amacı güdüldü. Hapis cezası yerine suçlular manastırlara kapatıldı. Suçun mahiyetine göre suçlulara, taş ocaklarında ve madenlerde ömür boyu zorunlu çalışma ve sürgün cezası verildi. Adam öldürme gibi suçlarda ise sürgün, servete el koyma gibi cezalar da uygulandı. Evlilik için dinî nikâh zorunlu hâle getirildi. Boşanmanın gerçekleşmesi için ölüm ve kaybolma şartı arandı. Her iki tarafa da boşanma hakkı verildi.
Roma hukuku bugünkü Avrupa ülkelerinde uygulanan hukuk sisteminin temelini oluşturur.
Moğol İmparatoru Cengiz Han tarafından hazırlanan kurallardır. Bu kanunlara “Büyük Yasa” adı da verilir. Otuz üç defter hâlinde düzenlendiği varsayılmaktadır.
Cengiz Han Yasası’nı bazı Moğol hanedanları İslamiyet’i kabul ettikten sonra da kullanmaya devam etmişlerdir.
“ölüm”, “dayak”, “vergi” yazarak süz — cezanın ağırlığının suça göre nasıl derecelendiğini görürsün.
Justinianus Kanunları’nın ayırt edici yanı ceza amacıdır: kanunlarda suçluyu arındırma, iyileştirme ve caydırma amacı güdüldü. Bu, Hammurabi’nin “göze göz dişe diş” misillemesinden çok farklı bir mantıktır. Buna bağlı olarak hapis cezası yerine suçlular manastırlara kapatıldı. Aile hukukunda da ayrıntı önemlidir: evlilik için dinî nikâh zorunlu hâle getirildi, boşanmanın gerçekleşmesi için ölüm ve kaybolma şartı arandı ama her iki tarafa da boşanma hakkı verildi.
Karışık sırayla gelen ipucunu doğru ticaret yoluna, doğru kavrama ya da doğru kanun metnine yerleştir.
Artı ürün ve tabakalaşma, Orta Çağ ticaret yolları, Kara Ölüm ve 12 Levha’dan Cengiz Han Yasası’na hukuk üzerine 43 soruluk test.
Üretimin artmasıyla birlikte ortaya çıkan ihtiyaç fazlası ürüne artı ürün denilir. Artı ürün, kuraklığın olduğu bölgelerde oldukça önemlidir. Artı ürünü organize etmek için üretimin planlanması, ürünün depolanması ve korunması zorunlu hâle gelmiştir. Artı ürünle birlikte toplumda çiftçi, esnaf, tüccar, din adamı ve savaşçılar gibi toplumsal tabakalar ortaya çıktı.
Toplumsal tabakalaşma, insanlar arasındaki sosyal ve ekonomik eşitsizliğin görünür hâle gelmesidir. Tarih öncesi çağlarda görülmemiştir. Toprağa dayalı üretim yaygınlaştıkça tabakalaşma artmıştır. Eski Mısır, Eski Yunan, Yakın Doğu ve Roma’da görülür. Kölelik; devlet ve aile gibi toplumun temel taşlarından biri olmuştur ve başlangıçta hiçbir hakkı olmayan kölelik düzeni sonradan azat edilmek gibi haklara sahip olmuştur. En katı kurallar kast sistemindedir. Etkili unsurlar: cinsiyet, eğitim, inanç, gelir ve etnik köken.
İlk çağda toprak mülkiyeti Mezopotamya’da şahıslara, Mısır’da Firavun’a aitti. Vergiler; emeğe dayalı, ayni ve nakdi olmak üzere üç gruba ayrılırdı. Batı ve Orta Avrupa ülkelerinde toprak sahibi senyörlerin askerî, siyasi ve ekonomik tüm hakları elinde bulundurduğu sisteme Feodalizm denir.
Kral Yolu: I. Darius tamir ettirip geliştirdi; Sardes’ten başlar, İç Anadolu’dan sonra Ninova üzerinden Perslerin başkentine uzanır; ticaret, haberleşme ve ordu hareketi için kullanılır. Kürk Yolu: Karadeniz kıyılarından Kafkaslar ve Hazar’ın kuzeyinden Orta Asya ve Çin’e; hayvan postu; hâkim uygarlık Hazarlar. İpek Yolu: ilk çağın en önemli yolu; Çin’den başlar, bir kolu Antakya’ya, diğeri Trabzon’a; hâkim olan devlet döneminin önemli siyasi gücü olur; Hint Deniz Yolu bulunana kadar önemini korur. Baharat Yolu: Hindistan’dan başlar, Kızıldeniz-Mısır ya da Basra-Irak-Şam-Antakya; Süveyş Kanalı’nın açılmasıyla yeniden önem kazanır.
Veba ilk olarak Çin’de ortaya çıkmış, ticari faaliyetler aracılığı ile Kırım’a kadar ilerlemiştir. Kırım’da Ceneviz Kolonisini kuşatan Moğol İmparatorluğu’nun vebadan ölmüş cesetleri mancınıklarla şehre fırlatması üzerine veba Avrupa’ya yayılmıştır. Orta Çağ halkları hastalığı Tanrı’nın bir cezası olarak görmekteydi. Dünya nüfusu 450 milyondan 350 milyona düşmüş, eski hâline gelmesi 300 yıl sürmüştür. Birçok toprak sahipsiz kalmış, iş gücü azalmış, köylülerin pazarlık gücü artmıştır. Kilisenin ve soyluların otoritesi sarsılmış; Avrupa rönesans, reform ve ekonomik gelişmelerin etkilerine açık hâle gelmiştir.
12 Levha Kanunları, Patriciler ile Plepler arasındaki sınıf farklılıklarından doğan sorunları çözmek için hazırlandı. Justinianus (527-565) Roma kanunlarını toplayıp yeniden düzenledi; medeni hukuk – kamu hukuku ayrımı yapıldı; ceza amacı arındırma, iyileştirme ve caydırma oldu; hapis yerine manastıra kapatma, taş ocağı ve madende ömür boyu zorunlu çalışma, sürgün ve servete el koyma; dinî nikâh zorunlu, her iki tarafa da boşanma hakkı. Roma hukuku bugünkü Avrupa hukuk sisteminin temelidir. Cengiz Han Yasası (“Büyük Yasa”) otuz üç defter hâlinde düzenlendiği varsayılan kurallardır ve bazı Moğol hanedanları İslamiyet’i kabul ettikten sonra da kullanmaya devam etmiştir.