Kendi İçinde
Benzer
Çevresinden Farklı
Coğrafya farklı özellikteki fiziki ve beşerî unsurların benzerlik gösteren alanlarını parçalara ayırarak inceler. Bölge adı verilen bu alanlar, çeşitli özellikleriyle çevresinden farklı iken kendi içinde benzerlik gösterir. Sonra da o bölgelerde yaşayan insanın çevreyi nasıl kullandığına ve nasıl değiştirdiğine bakacağız.
Şekilsel bölge: ölçülebilir ya da somut olan özelliklerle diğer bölgelerden ayrılan ve kendine has özellikler gösteren bölgelerdir. Doğal ve beşerî özelliklere ait verilerin sınıflandırılma ve sınırlandırılması şeklinde oluşturulur. En kritik farkı şudur: şekilsel bölgelerin diğer bölgeler gibi işleyişi ya da bir yönetim merkezi yoktur.
Doğal unsurların karşılıklı etkileşimi sonucu meydana gelen ve sahip olunan özellikler bakımından genellikle bütünlük gösteren büyük alanlı ortamlardır.
İnsanların doğadaki unsurlarla veya birbirleriyle etkileşimi sonucu meydana gelen bölgelerdir.
Doğal şekilsel bölgelerin sınırı güç değişir, ama hiç değişmez demek yanlıştır. Konu özetinin cümlesi net: “Hem şekilsel hem de işlevsel kriterlere göre oluşturulan bölgelerin sınırları zamanla değişebilir. Ancak bu değişim doğal kriterlere göre oluşturulmuş şekilsel bölgelerde güç olurken beşerî kriterlere göre oluşturulmuş şekilsel bölgelerde daha kolaydır.”
İşlevselliğin ön plana çıktığı hizmetlerle ilgili bölgelere işlevsel bölge denir. Diğer bölgelerden en önemli farkı, sınırlarının amaca göre belirlenebilmesi ve bir yönetim merkezinin bulunmasıdır. Eğitim, sağlık, yönetim, ulaştırma, ticaret ve planlama konularıyla ilgili bölgeler bu kapsamdadır.
Sınırları yasalarla veya belirli kurallarla oluşturulmuş alanları kapsar. Ülkemizde il, ilçe ve köy gibi idari anlamda oluşturulan alanlar örnektir.
Belirli alanların coğrafi özellikleri göz önüne alınarak oluşturulur; planlama ve yatırımlar da bu özelliklere göre yapılır. Örnek: GAP, DAP, DOKAP ve KOP bölgeleri.
Bazı kamu kurumlarının hizmetlerinin ülke genelinde daha kontrollü yürütülmesi için oluşturulur. Örnek: Doğa Koruma ve Millî Parklar, Devlet Su İşleri, Karayolları genel müdürlükleri.
Bu dört çift birbiriyle örtüşebilir. Sebebi basit: biri diğerinin nedeni ya da sonucudur.
Dünyadaki ülkeler, farklı özelliklere sahip olmakla birlikte bazı ülkeler benzer özellikler taşımaktadır. Benzer özelliklere sahip ülkelerin oluşturduğu G-20, NATO, Avrupa Birliği Bölgesi vb. bölgeler bu duruma örnektir. Yani bölge kavramı bir ülkenin içinde kalmak zorunda değildir — birden fazla ülkeyi kapsayabilir.
Çevre, insanlarla diğer canlıların sürekli etkileşim içinde bulunduğu doğal ve beşerî yaşam alanıdır. İnsan, çevresine uyum sağlarken onu amaçları doğrultusunda değiştirmekte; beslenme, barınma, ulaşım ve dinlenme gibi ihtiyaçlarını da çevreden temin etmektedir.
İnsanlar, yaşamlarının devamı için bitkisel ve hayvansal gıdalara ihtiyaç duyar. Buna bağlı olarak Neolitik Çağ’dan itibaren iklimin elverişli olduğu verimli topraklarda tarım, mera ve çayırlarda ise hayvancılık faaliyetleri yapılmıştır. Zamanla artan nüfusun ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için barajlar ve sulama kanalları inşa edilerek daha geniş topraklarda tarım yapma imkânı doğmuştur. Bu durum, bazı alanlarda doğal çevre tahribatını da beraberinde getirmiştir.
İnsanlar barınma ihtiyacını karşılayabilmek için doğadaki taş, toprak, ağaç gibi malzemeleri kullanarak meskenler inşa etmiştir. Doğadaki tatlı su kaynaklarını içme suyu, tarım alanlarını sulama ya da sanayi tesislerinde üretim amaçlı kullanmıştır. Göl, deniz ve okyanuslardan balıkçılık, ulaşım ve turizm faaliyetlerinde yararlanan insan, akarsuların enerji potansiyelini kullanarak hidroelektrik enerjisi üretmeye başlamıştır.
İnsanlar; yollar, köprüler, tüneller, havalimanları, demir yolları ve limanlar inşa etmektedir. Ulaşımın zor olduğu yerlerde köprü ve tüneller yaparak yeni yollar açmış, deniz kıyısında dolgu alanları oluşturarak yollar ve havalimanları inşa etmişlerdir. Marmaray, Avrasya Tüneli ve Osmangazi Köprüsü bu amaçla inşa edilmiş yapılardandır. Ayrıca Ordu-Giresun Havalimanı, denizin belli bir bölümünün doldurulmasıyla hizmete sunulan ilk havalimanı olma özelliğini taşımaktadır.
İnsanlar; gezmek, eğlenmek, dinlenmek ya da tatil yapmak için turizm faaliyetlerine katılır. Sıcaklıkların uygun olduğu deniz kıyılarında yaz turizmi, düşük olduğu dağlık alanlarda kış turizmi yapılmaktadır. Turistik değeri olan mağaralar, yer altından çıkan sıcak su kaynakları, ormanlar, akarsular da önem taşır. Günlük hayatta kullanılan hemen her şey yaşanılan çevreden temin edilir; topraktan, sudan, bitkilerden ve hayvanlardan elde edilen ham maddeler işlenerek kullanıma hazır hâle getirilir.
İnsan doğayı hep değiştirdi ama konu özetinin verdiği kırılma noktası nettir: “İnsanların, artan ihtiyaçlarını karşılamak ve yaşamsal faaliyetlerini kolaylaştırmak adına doğal çevrede yaptıkları değişim özellikle Sanayi Devrimi’nden sonra hız kazanmıştır.” Yani başlangıç Neolitik Çağ, hızlanma noktası Sanayi Devrimi’dir. İkisini karıştırma.
İnsanın etkisi tek bir yerde durmuyor: taşküre, hava küre, su küre ve canlı kürenin dördü de ayrı ayrı etkileniyor ve bu etkiler birbirini tetikliyor.
İnsanların toprağı işlemesi, yer altı kaynaklarını kullanması, yerleşim alanları inşa etmesi ve kayaçlardan çeşitli amaçlarla yararlanması litosfere etkilerindendir. Maden ocaklarının açılmasıyla doğadaki işleyişte birtakım bozulmalar meydana gelir. Yerleşim alanları, yollar ve tüneller inşa edilirken litosfer üzerinde bazı değişiklikler olur. Tarımsal faaliyetlerin etkileri ve bitki örtüsünün tahrip edilmesi nedeniyle eğimli arazilerdeki topraklar erozyona uğramaktadır.
Sanayi faaliyetlerinde, ulaşım araçlarında ve meskenlerin ısıtılmasında fosil yakıtların kullanımı; atmosferde karbondioksit, karbonmonoksit, metan gibi ısıyı artıran gazların miktarını artırmıştır. Sera gazı adı verilen bu gazların, kül ve toz gibi parçacık maddelerin atmosferde artışı, aynı zamanda hava kirliliğine de sebep olmaktadır.
Akarsu ve göllerin aşırı kullanımı, bu kaynakların kurumasına neden olmaktadır. Böylece içme ve kullanma sularının temini ile tarımda sulamaya yönelik ihtiyacın karşılanmasında sorunlar yaşanır ve biyolojik dengede bozulmalar meydana gelir. Örneğin Aral Gölü’nü besleyen Seyhun ve Ceyhun nehirlerine ait suların kanallar yardımıyla tarım alanlarına taşınması, ilerleyen süreçte Aral Gölü’nün büyük oranda kurumasına neden olmuştur.
En önemlilerinden biri bitki örtüsünün tahrip edilmesidir. Tarım ve yerleşme alanı açmak, sanayi tesisleri kurmak, yakacak odun ve kereste elde etmek, hayvanları otlatmak için yapılan tahribatlar doğal bitki örtüsüne zarar verir. Ormanların tahribi sonucu erozyon artmakta ve devamında biyolojik çeşitlilik azalarak doğadaki denge bozulmaktadır. Ayrıca bazı hayvan türlerinin aşırı avlanmaya maruz kalması ve yaşam alanlarının ortadan kaldırılmasıyla bazı türlerin dağılışında önemli değişiklikler meydana gelmektedir.
Ormanın kesilmesini tek başına bir “biyosfer olayı” sanma. Konu özetindeki cümleyi adım adım aç: orman tahribi → erozyonun artması (litosfer) → biyolojik çeşitliliğin azalması (biyosfer) → doğadaki dengenin bozulması. Aynı şekilde fosil yakıt kullanımı hem sera gazı artışı hem hava kirliliği demek. Sınav sorusu genelde bu zinciri tersten sorar: “Erozyonun artmasının sebebi nedir?” — cevap bitki örtüsünün tahribidir.
Bu ünitenin iki yarısı da soyut görünür ama günlük hayatta sürekli karşına çıkar: hava durumu uygulamasından okul projesine kadar.
Telefonundaki haritada Akdeniz kıyısı turuncu, iç kesimler mavi görünüyorsa karşında bir doğal şekilsel bölge var: iklim bölgesi. Ölçülebilir bir veriye göre çizilmiş ve yönetim merkezi yok.
Kargon “Ege Bölge Müdürlüğü”ne gittiyse bu bir işlevsel bölge: sınırı amaca göre çizilmiş ve bir yönetim merkezi var. Aynı mantıkla Karayolları ve DSİ bölgeleri de işlevseldir.
İlçe sınırlarını çizmek kolaydır, çünkü yasayla belirlidir. Ama “şehrin ormanlık alanı nerede biter” sorusunda kalem havada kalır. Sebebi konu özetinde: doğal özelliklerin sınırlarını kesin hatlarla belirlemek güçtür.
Yazın Akdeniz kıyısına, kışın dağa gitmen tesadüf değil: sıcaklıkların uygun olduğu deniz kıyılarında yaz turizmi, düşük olduğu dağlık alanlarda kış turizmi yapılır. Ayrıca “Akdeniz iklim bölgesi” ile “yaz turizmi bölgesi” neredeyse aynı yeri gösterir — konu özetinin örtüşen bölge örneği.
Osmangazi Köprüsü’nden geçmek ya da Marmaray’a binmek, insanın ulaşım için doğal çevreyi değiştirmesinin doğrudan örneğidir. Ordu-Giresun Havalimanı ise denizin doldurulmasıyla yapılan ilk havalimanıdır.
Kışın kömür ya da doğal gazla ısınmak fosil yakıt tüketimidir. Bunun atmosfere karşılığı karbondioksit, karbonmonoksit ve metan artışı — yani sera gazı ve hava kirliliği.
Kumun ortasında paslı gemi fotoğrafları Aral Gölü’ne aittir. Sebebi doğal değil: gölü besleyen Seyhun ve Ceyhun nehirlerinin suları kanallarla tarım alanlarına taşınmış, göl büyük oranda kurumuştur. İnsanın hidrosfere etkisinin en bilinen örneği.
GAP, DAP, DOKAP ve KOP bir iklim ya da bitki bölgesi değil, planlama bölgesidir: alanın coğrafi özellikleri göz önüne alınarak oluşturulmuş ve yatırımlar buna göre yapılıyor.
Ağaç dikmek de bir insan müdahalesidir ama yönü tersine çevirir: bitki örtüsü tahribi erozyonu artırırken, örtünün geri kazanılması erozyonu azaltır ve biyolojik çeşitliliği korur. İnsanın etkisi her zaman olumsuz olmak zorunda değil.
45 soruluk test · bölge türleri, bölge sınırları, doğal çevrenin kullanımı ve dört küreye etki
Çeşitli özellikleriyle çevresinden farklı iken kendi içinde benzerlik gösteren alanlar. İkiye ayrılır: şekilsel ve işlevsel.
Ölçülebilir ya da somut özelliklerle ayrılır. İşleyişi ya da yönetim merkezi yoktur. Doğal ve beşerî olmak üzere ikiye ayrılır.
Yeryüzü şekilleri · iklim · bitki örtüsü · hidrografya · toprak · doğal afet bölgeleri.
Yerleşme · nüfus · kültürel · ham madde · sanayi bölgeleri.
Sınırları amaca göre belirlenir ve bir yönetim merkezi bulunur. Üç türü: yönetsel (il, ilçe, köy), planlama (GAP, DAP, DOKAP, KOP), kamu kurumu hizmet bölgeleri (Millî Parklar, DSİ, Karayolları).
Doğal özelliklerin sınırını kesin çizmek güçtür; beşerîde daha belirgindir. Sınırlar zamanla değişebilir — doğalda güç, beşerîde kolay. Bazı bölgeler örtüşür (Akdeniz iklimi ↔ yaz turizmi; nüfus ↔ ulaşım; maden ↔ sanayi; iklim ↔ bitki örtüsü).
İnsanlarla diğer canlıların sürekli etkileşim içinde bulunduğu doğal ve beşerî yaşam alanı. İnsan uyum sağlarken onu amaçları doğrultusunda değiştirir.
Beslenme (tarım, hayvancılık, baraj, sulama kanalı) · barınma (taş, toprak, ağaç) · su (içme, sulama, sanayi, balıkçılık, ulaşım, turizm, HES) · ulaşım (yol, köprü, tünel, havalimanı, dolgu) · turizm (yaz/kış, mağara, kaplıca) · ham madde.
Değişim Neolitik Çağ’da başladı, Sanayi Devrimi’nden sonra hız kazandı.
Litosfer: maden ocağı, yol-tünel, erozyon.
Atmosfer: fosil yakıt → sera gazı + hava kirliliği.
Hidrosfer: aşırı kullanım → kuruma (Aral Gölü).
Biyosfer: bitki örtüsü tahribi → erozyon → çeşitlilik azalması.
Marmaray · Avrasya Tüneli · Osmangazi Köprüsü · Ordu-Giresun Havalimanı (denizin doldurulmasıyla hizmete sunulan ilk havalimanı).
Benzer özelliklere sahip ülkelerin oluşturduğu G-20, NATO, Avrupa Birliği Bölgesi de bir bölgedir; bölge tek bir ülkenin içinde kalmak zorunda değildir.