Enerjisi
İçeriden
Gelen Kuvvetler
Enerjisini yerkürenin içinden alan ve yer şekillerinin oluşumunu sağlayan kuvvetlere iç kuvvetler adı verilir. İç kuvvetlerin oluşturduğu hareketlerin tümü tektonik hareketler olarak ifade edilir. Bu ünitede Dünya’nın içine iniyoruz: mantodaki akıntıdan levhaya, levhadan dağa, dağdan kayaca.
Evren, yaklaşık 13,5 milyar yıl önce yüksek sıcaklık ve yoğunluktaki bir ortamda meydana gelen büyük bir patlama ile oluşmuştur. Patlamadan sonra maddeler yayılmaya ve genişlemeye başlamış; yayılan alandaki atom çekirdekleri (hidrojen, helyum vb.) birleşerek yıldızları ve galaksileri meydana getirmiştir. Bu yıldızlardan biri olan Güneş’in çevresine yayılan elementler ve toz şeklindeki parçalar çarpışarak birleşmiş ve Dünya oluşmuştur.
Dünya’nın dış yüzeyini çevreleyen katılaşmış bölümüdür. Ortalama kalınlığı 30-35 km’dir. Okyanus tabanlarında kalınlığı daha az iken kıtalarda ve özellikle dağlık alanlarda daha fazladır. Sial ve sima olarak iki bölümden oluşur. Sima tabakasının kalınlığı pek değişmezken, sial tabakası karalarda kalın, okyanusların altında daha incedir.
Kalınlığı 2.900 km’ye kadar ulaşır. Yoğunluk ve sıcaklık yer kabuğuna göre daha fazladır; sıcaklığı 2.000 °C’yi bulur. Dünya’nın toplam hacminin yaklaşık %84’lük kısmını oluşturur. Yer kabuğunda meydana gelen tektonik kökenli olayların kaynağıdır. İç kuvvetlerin oluşumunu sağlayan konveksiyonel akıntıların oluştuğu mantonun üst bölümüne astenosfer adı verilir.
Yerin merkezini oluşturur; 2.900 km ile 6.370 km arasında yer alır. Yoğunluğun ve sıcaklığın en fazla olduğu katmandır. Yapısında daha çok nikel ve demir bulunduğu için nife adı da verilir. Dış çekirdek sıvı hâlde, daha yoğun ve sıcak olan iç çekirdek katı hâldedir.
Kimse merkeze inmedi. Bilgiye şunları inceleyerek ulaşıldı: deprem dalgaları, volkanik patlamalarda yüzeye çıkan malzemeler, magmatik kayaçların yapısı, araştırma amaçlı sondaj kuyuları ve jeotermal gibi etkenler.
Yer kabuğu farklı büyüklükte, her birine levha adı verilen parçalara ayrılmıştır. Bu levhalar mantonun üst kısmındaki konveksiyonel akıntılara bağlı olarak hareket eder. Alfred Wegener, Kıtaların Kayma Teorisi’nde yer kabuğunun çeşitli büyüklükteki levhalardan oluştuğunu ve bu levhaların hareket ettiğini ileri sürmüştür. Wegener’a göre kıtalar Pangea adı verilen tek bir kıtanın parçalara bölünmesi ve ayrılmasıyla bugünkü şeklini almıştır. Levhalar arasındaki sınırlara levha sınırı denir; hareketler birbirinden uzaklaşma, birbirine yaklaşma ve birbirine göre yanal hareket etme olmak üzere üç farklı şekilde gerçekleşir.
Levha sınırları ile fay kuşakları, deprem alanları, sıcak su kaynakları, aktif volkanik araziler ve genç yüksek dağlık alanların dağılışı genel olarak birbirine paraleldir. Yani haritada bir kuşak görüyorsan büyük ihtimalle diğer dördü de aynı kuşakta.
Bilim insanları; yer kabuğu tabakaları arasındaki bitki ve hayvan fosillerini, kayaç yapılarını, tabakaların uzanışlarını, geçmiş dönemlerdeki iklim özelliklerinin etkilerini inceleyerek birbirine göre farklılıklar bulunan zaman dilimleri tespit etmişlerdir. Bu zaman dilimleri jeolojik zamanlar şeklinde ifade edilmektedir.
Türkiye; Avrasya, Afrika ve Arabistan levhalarının birbirine yaklaştığı bölgededir. Birinci Jeolojik Zaman’dan bu yana oluşumu devam eden Türkiye arazisinde her jeolojik döneme ait arazi bulunmaktadır.
Bu ayrım her sene sorulur: taş kömürü I. Zaman (Paleozoyik) ürünüdür — Türkiye’de Zonguldak, Bartın, Karabük. Linyit, petrol, bor ve tuz ise III. Zaman (Senozoyik) ürünüdür. Aynı şekilde Kaledoniyen ve Hersiniyen I. Zaman, Alp Orojenezi ise II. Zaman sonu – III. Zaman boyuncadır.
İkisi de iç kuvvetlerin ürünü ama itici güçleri farklı: epirojenezde ağırlık değişimi (izostatik denge), orojenezde yan basınç vardır.
Buradaki neden-sonuç zinciri şu: daha eski orojenezle oluşan dağlar daha uzun süre aşındığı için daha alçaktır. Bu yüzden Uraller ve Appalaşlar alçak, Himalayalar ve Alpler yüksektir.
Magmanın yer kabuğunun zayıf noktalarından patlama ve püskürmelerle yeryüzüne çıkması ya da yer kabuğunun içine sokulması olaylarına volkanizma denir. Magmanın yer kabuğunun içerisindeki çatlak ve boşluklara sokulmasıyla derinlik volkanizması, magmanın yeryüzüne ulaşmasıyla yüzey volkanizması oluşur.
Üçü de çukurdur; ayrım nasıl oluştuklarındadır: krater patlama, maar gaz patlaması, kaldera ise genişlemiş kraterdir.
Yeryüzünde aktif ve sönmüş volkanlar genellikle levha sınırlarında yoğunluk gösterir. Büyük Okyanus (Pasifik) kıyılarında çok fazla aktif volkan olduğu için buralar Ateş Çemberi olarak adlandırılır. Akdeniz’i içine alan Alp Kuşağı’nda ve Doğu Afrika Kırığı’nda da volkanik faaliyetler görülmektedir. Şili, Meksika, Ekvador, ABD, İzlanda, İtalya, Endonezya, Filipinler ve Japonya gibi ülkeler günümüzde volkanik patlamaların sık yaşandığı yerlerdendir.
Yer kabuğunda meydana gelen sarsıntılara deprem denir. Yeryüzündeki depremlerin büyük bölümü yer kabuğundaki kırık hatları (faylar) boyunca görülen tektonik depremlerdir. Tektonik depremlerin etki alanı geniş ve yıkıcı etkisi fazladır. Yer kabuğunun içinde depremin asıl meydana geldiği yere odak noktası ya da iç merkez, yeryüzünde odak noktasına en yakın olan ve depremden en çok etkilenen yere dış merkez adı verilir. Depremler sismograf denilen aletle ölçülür. Depremin büyüklüğü (magnitüd) deprem odağından boşalan enerji miktarını esas alan Richter ölçeğine göre hesaplanır.
Deniz ve okyanus tabanlarında meydana gelen depremler tsunami adı verilen dev dalgalar oluşturabilir.
İkisi karışır çünkü ikisi de “merkez” kelimesini taşır. Ayrım şu: odak noktası (iç merkez) yer kabuğunun içinde, depremin asıl meydana geldiği yer; dış merkez ise yeryüzünde odak noktasına en yakın olan ve depremden en çok etkilenen yerdir. Bir de büyüklük ile ölçüm aletini karıştırma: ölçen alet sismograf, büyüklüğü veren ölçek Richter.
Yer kabuğundaki elementlerin bir araya gelmesi sonucu mineraller (silisyum, alüminyum, kalsiyum, sodyum, potasyum, magnezyum, demir vb.) oluşur. Bir veya birden fazla mineralin bir araya gelmesi sonucunda oluşan kütlelere kayaç adı verilir. Kayaçlar magmatik, tortul ve başkalaşım olmak üzere üç ana gruba ayrılır.
Kayaç döngüsü: kayaçların oluşması, aşınması, ayrışması, sıkışması, doğal olarak çimentolaşması, yüksek sıcaklık ve basınca maruz kalması ve erimesi sonucu meydana gelen döngüdür.
Magmatik kayaçlar bünyelerinde fosil bulundurmaz — çünkü erimiş magmadan oluşurlar, içindeki hiçbir canlı kalıntısı bu sıcaklıkta kalamaz. Tortul kayaçlar ise fosil bulundurabilir, çünkü canlı kalıntıları tortullarla birlikte gömülür. İkinci tuzak kristal boyutunda: yavaş soğuma → iri kristal (derinlik), hızlı soğuma → ince kristal (yüzey). Yani granit iri, bazalt ince kristallidir.
Levha hareketi soyut duruyor ama Türkiye’de yaşayan biri için bundan daha somut bir konu az bulunur.
Bildirimde “derinlik 7 km, büyüklük 4.6” yazıyorsa: derinlik odak noktasının yeri, büyüklük ise Richter ölçeğine göre odaktan boşalan enerji. Haritada gördüğün işaret ise dış merkez.
Granit tezgâh bir derinlik kayacıdır — magma yerin içinde yavaş soğuduğu için iri kristalli, o benekli görüntü bundan. Mermer tezgâh ise kireç taşının başkalaşmasıyla oluşmuş metamorfik bir kayaç.
Peribacaları volkanik arazide tüf ve andezit gibi kayaçların dış kuvvetlerce aşındırılmasıyla oluşur ve dünyada en belirgin örnekleri Türkiye’de görülür.
Yürüdüğün kaldırımın taşı büyük ihtimalle andezittir — konu özeti andeziti kaldırım taşı ve bina kaplamalarında kullanıldığını yazıyor. Takıdaki siyah parlak taş ise obsidiyen (volkan camı) olabilir.
Sıcak su kaynaklarının nerede olduğu tesadüf değil: levha sınırları ile fay kuşakları, deprem alanları, sıcak su kaynakları, aktif volkanlar ve genç yüksek dağların dağılışı birbirine paraleldir.
Beyaz basamaklar traverten, yani kimyasal tortul kayaç: sular tarafından çözünmüş minerallerin çökelmesiyle oluşuyor. Kaya tuzu ve alçı taşı da aynı grupta.
Sobadaki kömür organik tortul kayaçtır: bitki ve hayvan kalıntılarının üst üste birikip taşlaşmasıyla oluşur. Zonguldak’ın taş kömürü I. Zaman, linyit ise III. Zaman ürünüdür.
Dinozorlar Mesozoyik (II. Jeolojik Zaman) canlılarıdır ve fosilleri tortul kayaçlarda bulunur — magmatik kayaçta fosil aramak boşunadır.
Venedik ve Hollanda’nın alçalması, İskandinavya ve Kanada’nın yükselmesi epirojenik hareketlerin örnekleridir — sebebi izostatik dengenin ağırlık değişimiyle bozulmasıdır.
50 soruluk test · Dünya’nın iç yapısı, levha hareketleri, jeolojik zamanlar, iç kuvvetler ve kayaçlar
Enerjisini yerkürenin içinden alan ve yer şekillerinin oluşumunu sağlayan kuvvetler. Oluşturdukları hareketlerin tümü tektonik hareketlerdir.
Yer kabuğu: 30-35 km, sial + sima.
Manto: 2.900 km’ye kadar, 2.000 °C, hacmin %84’ü, üst bölümü
astenosfer (konveksiyonel akıntılar).
Çekirdek: 2.900-6.370 km, nikel + demir (nife), dış çekirdek sıvı,
iç çekirdek katı.
Wegener’ın Kıtaların Kayma Teorisi: kıtalar Pangea’nın parçalanmasıyla oluştu. Hareket üç türlü: uzaklaşma, yaklaşma, yanal hareket. Kıtasal yaklaşma → kıvrımlı/kırıklı dağlar; kıtasal uzaklaşma → yarık vadi (rift); okyanusal yaklaşma → okyanus hendeği + volkanik ada; okyanusal uzaklaşma → okyanus ortası sırt; okyanusal-kıtasal → dalma-batma zonu.
Prekambriyen: hayatın başlaması, atmosferin oluşumu.
Paleozoyik: Pangea, taş kömürü,
Kaledoniyen ve Hersiniyen.
Mesozoyik: dinozor ve ammonitler, Tetis
Denizi, Pangea’nın parçalanması (Lavrasya + Gondvana).
Senozoyik: Alp-Himalaya, linyit, petrol,
bor, tuz, buzul devirleri, insan hayatının başlaması.
Avrasya, Afrika ve Arabistan levhalarının yaklaştığı bölgede. I. Zaman: masifler (Yıldız Dağları, Menderes, Kırşehir, Alanya-Anamur) + taş kömürü. II. Zaman: Tetis Denizi altında tortullanma alanı. III. Zaman: KAD ve Toroslar yükseldi, bugünkü görünüm kazanıldı.
İzostatik dengenin ağırlık değişimiyle bozulması. Kara alçalır → transgresyon; kara yükselir → regresyon. Buz oluşumu ve birikim alçaltır; buzul erimesi ve aşınım yükseltir. Kanıt: kıyı taraçaları. Örnek: İskandinavya, Kanada yükseliyor; Hollanda, Venedik alçalıyor.
Jeosenklinalde biriken tabakalar yan basınçla sıkışır. Kıvrılırsa: antiklinal (kubbe) + senklinal (çanak) → kıvrım dağları. Kırılırsa: fay, horst (yüksek) + graben (çöküntü) → kırık dağları.
Hersiniyen (Paleozoyik): Appalaş, Ural. Kaledoniyen (Paleozoyik): İskandinav Yarımadası dağları — aşındıkları için çok yüksek değiller. Alp (Mesozoyik sonu – Senozoyik): Alpler, Himalayalar, Kayalıklar, Andlar — yeryüzünün en yüksek yerleri.
Derinlik: lakolit (mantar), sill (tabakalar arası), batolit (geniş
kubbe), dayk (tabakaları kesen damar).
Yüzey: krater (patlama çukuru), maar (gaz patlaması), kaldera
(genişlemiş krater).
Dağılış: Ateş Çemberi (Pasifik), Alp Kuşağı, Doğu Afrika Kırığı.
Çoğu tektonik deprem (faylar boyunca), etki alanı geniş ve yıkıcı. Odak noktası (iç merkez) yerin içinde, dış merkez yüzeyde. Ölçen alet sismograf, büyüklük ölçeği Richter. Üç kuşak: Pasifik, Atlantik, Akdeniz-Himalaya. Deniz tabanı depremleri tsunami oluşturabilir.
Magmatik: fosil YOK; derinlik (yavaş soğuma, iri kristal: granit,
siyenit, gabro, diyorit), yüzey (hızlı soğuma, ince kristal: andezit, bazalt, tüf, obsidiyen,
süngertaşı, perlit).
Tortul: fosil bulundurabilir; fiziksel, organik, kimyasal.
Başkalaşım: yüksek sıcaklık ve basınç; kalker→mermer,
kil taşı→şist, granit→gnays, kum taşı→kuvarsit.
Sert kayaç → dik ve yüksek şekiller; yumuşak kayaç → düz ve az eğimli şekiller. Tüf ve andezit → peribacası; granit blokların yüzeye çıkması → tor topoğrafyası; kum taşı/tüfte sel aşındırması → kırgıbayır; kalker, jips, kaya tuzunun çözünmesi → karstik şekiller; bazalt lavlarının büzülüp çatlaması → bazalt sütunları.