İnsanlar
şehirler
ve bir lider
Bu ünite insanla ilgili: kaç kişi olduğumuzla, nereden nereye göç ettiğimizle, hangi şehirlerde toplandığımızla, salgınlarda ne yaptığımızla ve bütün bunların içinde bir liderin nasıl yetiştiğiyle.
Klasik Dönem'de nüfus, asker ve vergi kaynağı olarak görülmüş ve fethedilen toprakların imarında kullanılmıştır. XVI. yüzyılda Osmanlı nüfusu yüksek oranlara ulaşmıştır. Ancak XVII. yüzyıldan itibaren Osmanlı nüfusu düşmeye başlamış ve Avrupa nüfusunun gerisinde kalmıştır.
Osmanlı Devleti'nde modern anlamda ilk genel nüfus sayımı Sultan II. Mahmud zamanında 1831 yılında yapılmıştır.
XVIII. yüzyılda toprak kaybı yaşanmayan bölgelerde dahi nüfus azalmaya başlamıştır. XIX. yüzyılda nüfus artış hızının Avrupa'nın çok gerisinde kalmasıyla Osmanlı Devleti, uluslararası rekabette güç kaybı yaşamıştır. Yani nüfus burada demografik bir sayı değil, bir güç ölçüsüdür.
Göçler iki koldan geldi: Kırım ve Kafkaslardan ve Balkanlar'dan. İkisinin de varış noktası Anadolu'dur ve ikisi de aynı sonuçlara çıkar. Aşağıdaki panoda her kolun sebeplerini ve sonuçlarını ayrı ayrı incele.
Anadolu'ya yapılan göçler gelecekte Türk millî devletinin kurulmasını kolaylaştırmıştır. Gelen muhacirler Türk milliyetçiliği düşüncesinin kuvvetlenmesini sağlamış, gelen göçlerle 1831-1882 yılları arasında Anadolu'daki Müslüman nüfus ikiye katlanmıştır.
Avrupa'da metropollerin ortaya çıkışının sebepleri: Sanayi Devrimi'yle birlikte şehir çevrelerinde büyük fabrikaların kurulması, sanayileşmenin kırsaldan şehirlere göçleri teşvik etmesi, başta demir yolu olmak üzere yeni ulaşım sistemlerinin bulunması ve büyük şehirlerde insanların sağlık, eğitim, eğlence gibi farklı konulardaki ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri.
Osmanlı Devleti'nde modern şehirlerin ortaya çıkmasında Avrupa ile olan ekonomi ilişkilerin artması, ulaşım sistemlerinin gelişmesi, farklı alanlarda meydana gelen teknolojik gelişmeler, modern altyapı hizmetlerinin hayata geçirilmesi ve modern belediye teşkilatları kurulması etkili olmuştur.
Osmanlı Devleti'nde daha iyi belediye hizmetleri verebilmek amacıyla 1826'da günümüzdeki zabıta teşkilatının temeli olan İhtisap Nezareti kurulmuştur.
Bu bölümde iki ayrı konu bir arada: devletin salgınlara karşı aldığı tedbirler ve kamuoyu kavramının doğuşu. İkisini birleştiren şey aynı yüzyılda modern devletin halkla kurduğu yeni ilişkidir.
Osmanlı Devleti'ndeki ilk resmî gazete 1831 yılında yayın hayatına başlayan Takvim-i Vekâyi'dir. Aynı yıl modern anlamda ilk genel nüfus sayımı da yapılmıştır — 1831 bu ünitede iki ayrı "ilk"in yılıdır.
Mustafa Kemal 1881 yılında Selanik'te doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım'dır. Makbule dışındaki Fatma, Ömer, Ahmet, Mustafa ve Naciye isimli kardeşleri küçük yaşta vefat ettiler. Doğduğu yıl, hükûmetin çıkardığı Muharrem Kararnamesi ile Osmanlı Devleti dış borçlarını ödeyemeyeceğini açıklamıştı; aynı dönemde Fransız İhtilali'nin etkisiyle ortaya çıkan milliyetçilik akımı Osmanlı Devleti'nin parçalanma sürecini hızlandırmıştı ve Balkan devletleri Osmanlıdan koparak tek tek bağımsızlıklarını kazanmışlardı. Mustafa Kemal'in karakteri ve düşünceleri doğup büyüdüğü bu sıkıntılı çevrede ve bu buhranlı dönemde gelişmişti.
Mustafa Kemal, yerli düşünürler kadar yabancı düşünürlerin de eserlerini okuyup incelemiştir. Çok kitap okumakla beraber fırsat buldukça kitap da yazmıştır. Kaleme aldığı en önemli eseri Nutuk'tur; Nutuk, 1919'dan 1927'ye kadar geçen zamandaki gelişmeleri kapsamaktadır. Ayrıca askerlikle ilgili birikimlerini aktardığı "Takımın Muharebe Talimi", "Cumalı Ordugâhı", "Taktik Tatbikat Gezisi", "Bölüğün Muharebe Eğitimi", "Subay ve Komutan ile Konuşmalar" ve "Geometri" eserleri de bulunmaktadır.
Karışık sırayla gelen maddeyi oku, ait olduğu başlığı işaretle. Gerekçesini anında göreceksin.
60 sorudan oluşan bu test ile bu üniteyi ne kadar kavradığını gör. Her sorudan sonra anında ayrıntılı geri bildirim alacaksın.
Klasik Dönem'de nüfus, asker ve vergi kaynağı olarak görülmüş ve fethedilen toprakların imarında kullanılmıştır. XVI. yüzyılda Osmanlı nüfusu yüksek oranlara ulaşmıştır. 1580'lerde on sekiz milyon olan Osmanlı nüfusu, XVII. yüzyılın başında ise otuz beş milyona kadar çıkmıştır.
XVII. yüzyıldan itibaren Osmanlı nüfusu düşmeye başlamış ve Avrupa nüfusunun gerisinde kalmıştır. XVII ve XVIII. yüzyılda Avrupa'nın nüfusu 100 milyondan 190 milyona kadar çıkmış ve neredeyse iki kat artmıştır. XVIII. yüzyılda toprak kaybı yaşanmayan bölgelerde dahi nüfus azalmaya başlamıştır. XIX. yüzyılda nüfus artış hızının Avrupa'nın çok gerisinde kalmasıyla Osmanlı Devleti, uluslararası rekabette güç kaybı yaşamıştır.
Osmanlı Devleti'nde modern anlamda ilk genel nüfus sayımı Sultan II. Mahmud zamanında 1831 yılında yapılmıştır.
Küçük Kaynarca Antlaşması ile Kırım'ın Osmanlı Devleti egemenliğinden çıkması. Rusya'nın, ele geçirdiği topraklardaki Müslüman halkı göçe zorlaması ve asimilasyon politikası. Rusların Kırım ve Kafkaslarda yaşayan Müslümanlara yönelik baskı ve katliamları. Osmanlı Devleti'nin, kaybedilen bölgelerden gelen muhacirlerin yerleşimini kolaylaştırıcı ve teşvik edici düzenlemeler yapması.
Kaybedilen topraklardaki Müslümanlar kitleler hâlinde Anadolu topraklarına göç etmiştir. Osmanlı Devleti, muhacirleri Anadolu'nun çeşitli yerlerine iskân etmiştir. Gelen göçlerle 1831-1882 yılları arasında Anadolu'daki Müslüman nüfus ikiye katlanmıştır.
Sebepleri: Milliyetçilik isyanları neticesinde Balkanlarda kurulan ulus devletlerin Müslüman halkı göçe zorlamaları; Hristiyan çetelerin Müslüman Türklere yönelik katliamları. Sonuçları: Yüz binlerce Müslüman Türk, Balkanlardan Anadolu'ya göç etmek zorunda kalmıştır. Göç esnasında gerek çete saldırılarından gerekse yolculuğun ağır şartlarından dolayı binlerce insan vefat etmiştir.
Anadolu'daki Müslüman Türk nüfusun Müslüman olmayan nüfusa oranı yükselmiştir. Gelen muhacirler, Türk milliyetçiliği düşüncesinin kuvvetlenmesini sağlamıştır. Göçler, Anadolu'da bir Türk millî devletinin kurulmasını kolaylaştıran faktörlerden biri olmuştur. Muhacirler metruk, harabe ve boş yerlere iskân edilmesiyle buralar ziraata açılmış ve yeni yerleşim birimleri oluşturulmuştur. Bazı yerlerde yerli halk ile muhacirler arasında çeşitli anlaşmazlıklar yaşanmıştır. Muhacirlerin iskânı hazine giderlerini artırmış ve hazine için dış borçlanma yoluna gitmiştir.
Sanayi Devrimi'yle birlikte şehir çevrelerinde büyük fabrikaların kurulması. Sanayileşmenin kırsaldan şehirlere göçleri teşvik etmesi. Başta demir yolu olmak üzere yeni ulaşım sistemlerinin bulunması. Büyük şehirlerde insanların sağlık, eğitim, eğlence gibi farklı konulardaki ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri.
Yeni toplumsal kavramlar ve şehir idare sistemleri ortaya çıkmıştır. Mimari ve bayındırlık alanında önemli değişimler yaşanmıştır. Hızlı ve plansız göç hareketleri sonucunda çarpık kentleşme ortaya çıkmıştır. Altyapı sıkıntıları baş göstermiştir. Kamusal alan ile özel alan ayrımı başlamıştır.
Osmanlı Devleti'nde modern şehirlerin ortaya çıkmasında: Avrupa ile olan ekonomi ilişkilerin artması, ulaşım sistemlerinin gelişmesi, farklı alanlarda meydana gelen teknolojik gelişmeler, modern altyapı hizmetlerinin hayata geçirilmesi, modern belediye teşkilatları kurulması etkili olmuştur. Osmanlı Devleti'nde daha iyi belediye hizmetleri verebilmek amacıyla 1826'da günümüzdeki zabıta teşkilatının temeli olan İhtisap Nezareti kurulmuştur.
Çevre temizliğine önem verilmiştir. Aşı uygulaması yaygınlaştırılmıştır. Karantina uygulaması başlatılmıştır. "Tahaffuzhane" adı verilen sağlık kuruluşları açılmıştır. 1893'te Bakteriyolojihane kurulmuştur. "Kordon uygulaması" hayata geçirilmiştir. Mikroplu eşyaların sıcak buğu ile temizlendiği "tephirhaneler" de kurulmuştur. İstanbul'da görülen salgınlar nedeniyle 1891'de belediye reisi başkanlığında bir "Hıfzıssıhha Komisyonu" kurulmuştur.
Kamuoyu, insanın yaşadığı çevresinden etkilenmesi ve fikirlerinin ait olduğu toplumsal grup tarafından şekillendirilmesidir. Kamuoyu kavramını ilk kez 1741'de "halkın düşüncesi" anlamında İngilizler kullanmıştır. Fransa'da ise ilk kez 1744'te J. J. Rousseau "toplumun tavrı" anlamında kullanmıştır. Kamuoyu kavramının ortaya çıkmasında sanayileşme, demokratikleşme hareketleri, basın-yayın hayatının gelişmesi ve okuryazarlığın artması etkili olmuştur.
Osmanlı döneminde kamuoyunun karşılığı olarak "efkârı umumiye, halk efkârı, amme efkârı, kamu efkârı" gibi kavramlar kullanılmıştır. Modern anlamda kamuoyu kavramı Tanzimat Dönemi'nde önem kazanmıştır. Gazeteciliğin gelişmesi okuryazar oranının artmasında etkili olmuştur. Özel gazetelerin çıkmasıyla insanlar ülke ve dünya gündeminden daha fazla haberdar olmaya başlamıştır. Osmanlı Devleti'ndeki ilk resmî gazete 1831 yılında yayın hayatına başlayan Takvim-i Vekâyi'dir.
Mustafa Kemal 1881 yılında Selanik'te doğdu. Babası Ali Rıza Efendi, annesi Zübeyde Hanım'dır. Makbule dışındaki Fatma, Ömer, Ahmet, Mustafa ve Naciye isimli kardeşleri küçük yaşta vefat ettiler.
Mustafa Kemal'in doğduğu yıl, hükûmetin çıkardığı Muharrem Kararnamesi ile Osmanlı Devleti dış borçlarını ödeyemeyeceğini açıklamıştı. Yine bu dönemde Fransız İhtilali'nin etkisiyle ortaya çıkan milliyetçilik akımı Osmanlı Devleti'nin parçalanma sürecini hızlandırmıştı. Balkan devletleri Osmanlıdan koparak tek tek bağımsızlıklarını kazanmışlardı. Mustafa Kemal'in karakteri ve düşünceleri doğup büyüdüğü bu sıkıntılı çevrede ve bu buhranlı dönemde gelişmişti.
Mustafa Kemal eğitim hayatına annesinin isteği üzerine Mahalle Mektebinde başladı. Daha sonra ise babasının isteği üzerine modern bir eğitimin verildiği Şemsi Efendi İlkokuluna devam etti. Selanik Mülkiye Rüştiyesindeyken Kaymak Hafız lakabıyla bilinen okulun matematik öğretmeni Hüseyin Efendi'nin kendisine kötü davranması üzerine okulu bıraktı. Mustafa Kemal, Selanik Askerî Rüştiyesine girdi ve askerî öğrenimi başladı. Manastır Askerî İdadi sınavlarına girerek bu okula girmeye hak kazandı. Sınıf arkadaşı Ömer Naci aracılığıyla edebiyata, özellikle de şiire ilgi duydu. Namık Kemal ve Tevfik Fikret'in eserlerini okuması içinde var olan vatan ve millet sevgisini daha da pekiştirdi. 1899'da İstanbul'da Harp Okulu'na başladı. 1902'de Harp Akademisi'nde öğrenime başladı. Harp Akademisi'nden 1905 yılında kurmay yüzbaşı olarak mezun oldu.
Selanik, Makedonya'nın sosyal, siyasi, ekonomik ve kültürel açıdan en gelişmiş şehriydi; hem liman kenti olması hem de demir yolu ile ulaşımının olması nedeniyle önemli bir ticaret merkeziydi; nüfusunun çoğunluğu Türk olan Selanik'te Yunan, Ermeni, Bulgar, Yahudi gibi çeşitli din, mezhep ve milletlerden insanlar bir arada yaşamaktaydı. Manastır, Makedonya'nın başlıca askerî merkeziydi; Balkanlardaki siyasi hareketlilik ve milliyetçilik isyanları Manastır'da da etkisini göstermişti. İstanbul, Osmanlı Devleti'nin başkenti olması nedeniyle sosyal, ekonomik ve siyasi açıdan büyük bir öneme sahipti; farklı etnik unsurları barındıran çok kültürlü bir yapıya sahipti; basın yayın hayatı ve okul çeşitliliği açısından da zengindi. Şam, Mustafa Kemal'in ilk görev yeri, 1905 yılında atanmış olduğu Şam'daki V. Ordu'dur; Şam sosyal ve ekonomik yönden geri kalmış bir yerdi; Mustafa Kemal 1906'da Şam'da Vatan ve Hürriyet adlı gizli bir cemiyet kurdu. Sofya'ya Balkan Savaşları'ndan sonra ateşemiliter olarak atandı; orada Avrupa siyasetini, kültürünü ve diplomasisini yakından tanıma fırsatı buldu.
Ziya Gökalp — Milliyetçilik. Namık Kemal — Vatanseverlik. Mehmet Emin Yurdakul — Milliyetçilik. Tevfik Fikret — İnkılapçılık. J. J. Rousseau — Yurttaşlık Bilinci. Montesquieu — Cumhuriyetçilik. Voltaire — Bilimsellik, Akılcılık. Mustafa Kemal'in en çok okuduğu ve etkilendiği Türk yazar ve düşünürler arasında Ziya Gökalp, Namık Kemal, Mehmet Emin Yurdakul ve Tevfik Fikret gelmektedir. Özellikle Jean Jack Rousseau, Montesquieu, Voltaire gibi Fransız İhtilali'nin düşünürlerinden etkilenmiştir.
Mustafa Kemal çok kitap okumakla beraber fırsat buldukça kitap da yazmıştır. Kaleme almış olduğu en önemli eseri Nutuk'tur. Nutuk, 1919'dan 1927'ye kadar geçen zamandaki gelişmeleri kapsamaktadır. Ayrıca askerlikle ilgili birikimlerini aktardığı "Takımın Muharebe Talimi", "Cumalı Ordugâhı", "Taktik Tatbikat Gezisi", "Bölüğün Muharebe Eğitimi", "Subay ve Komutan ile Konuşmalar" ve "Geometri" eserleri de bulunmaktadır.