Ham madde
verip
kumaş almak
Avrupa merkantilizmle sermayesini büyütürken Osmanlı merkantilizm karşıtı bir yol izledi ve ihracatı sınırlandırdı. Bu ünitede o kararın vardığı yeri izliyoruz: Balta Limanı, dış borç ve Düyûn-ı Umûmiye.
Sanayi Devrimi'nden önceki süreçte Osmanlı ekonomisi tarım, ticaret ve küçük ölçekli atölyelerde yapılan üretime dayanıyordu. Osmanlı Devleti'nin Sanayi Devrimi'nin yaşandığı günlerde Avrupa ile rekabet edememesinde birtakım unsurlar etkili olmuştur. Aşağıdaki gezginde bu unsurları tek tek incele.
Merkantilizm, XVI. yüzyılda Avrupa'da başlamış bir ekonomi modelidir. Bu modele göre güçlü bir ekonomi için ihracatı en üst düzeye çıkarmak, ithalatı ise en alt seviyede tutmak amaçlanmıştır.
1860 yılında Osmanlıda sanayileşme adımlarını yönetmek ve bu alandaki personeli yetiştirmek için Islah-ı Sanayi Komisyonu kuruldu. Yani komisyonun iki işi vardır: adımları yönetmek ve personel yetiştirmek.
Osmanlı Devleti Tanzimat Dönemi'nde teknolojiyi dışarıdan ithal eden bir devlet konumuna geldi. Tanzimat döneminden itibaren İstanbul ve çevresinde dokuma, çuha ve Feshane fabrikaları kuruldu.
XIX. yüzyıl başlarında Avrupa ülkeleri Sanayi Devrimi'ni tamamlamak üzereydi. Osmanlı Devleti bu süreçte içte ve dışta sorunlarla uğraşsa da hâlâ dünyanın en büyük sınırlarına sahip ülkelerindendi; bu nedenle pazar olmaya müsait olan Osmanlı toprakları, İngilizlerin ilgi odağı hâline gelmişti. XIX. yy. başlarında Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa isyan edince Osmanlı Rusya ile iş birliği yapmış, bunun karşılığında Hünkâr İskelesi Antlaşması yapılmıştır. Rusya ile yakınlaşmadan rahatsız olan Osmanlı yönetimi, 1838 yılında İngiltere ile Balta Limanı Antlaşması'nı yapmıştır.
Bu antlaşma ile iç ve dış ticaretteki sınırlandırmalar kaldırılmış, yabancı ülkelerin malları Osmanlı ülkesine serbestçe girme imkânı bulmuştur. Böylece Osmanlı ekonomisi yabancıların denetimine girmiş, bazı esnaf grupları faaliyetlerini durdurmuştur. Osmanlı Devleti açık pazar hâline gelmiştir.
Osmanlı Devleti bütçe açıklarını kapatmak için sırayla üç yol denedi: önce XVII. yüzyılda tımar arazilerini iltizam arazilerine çevirmek, sonra XVIII. yüzyılda iç borçlanma için "esham senetleri", sonunda 1854'te İngiltere'den ilk dış borç. Aşağıdaki merdivende her basamağı gör.
Osmanlı Devleti'nin aldığı dış borçların nereye harcanacağına borcu veren devlet karar vermiş, bu paralarla herhangi bir yatırım yapılamamıştır. Zamanla bu dış borçlar yatırım yapılmadığı için ödenemez hâle gelmiş ve Osmanlı maliyesi iflas etmiştir. 1877-78 Osmanlı Rus Harbi ağır bir mağlubiyetle sonuçlanınca Osmanlı Devleti dış borçları ödeyemez hâle geldi.
Tahta yeni çıkan II. Abdülhamit, dış borçların ödenmesi meselesine önem veriyordu. Padişah, borçların devletlerden değil şahıslardan alındığını ve siyasi yönünün olmadığını belirtti. Alacaklılara yapılan çağrı neticesinde yapılan görüşmeler sonucunda 1881 yılında Muharrem Kararnamesi yayımlandı.
Balta Limanı Antlaşması sonrası, Osmanlı topraklarına nüfuz etmek isteyen Avrupalı tüccarlar, Osmanlıda ulaşım imkânlarını yetersiz görmüşlerdir. Osmanlı üzerindeki emellerini gerçekleştirmek için demir yolu ihaleleri ile Osmanlı ulaşım ağını kendi çıkarları için kullanmak istediler. Bu amaçla ilk defa Aydın-İzmir demir yolu yapıldı.
Demir yolu bir "modernleşme başarısı" gibi görünse de bu ünitede Avrupalı tüccarların kendi çıkarları için istediği bir yatırım olarak anlatılıyor: ulaşım imkânlarını yetersiz gördükleri için demir yolu ihaleleriyle Osmanlı ulaşım ağını kendi çıkarlarına kullanmak istemişlerdir. Bu amaçla ilk defa Aydın-İzmir demir yolu yapılmıştır.
Düyûn-ı Umûmiye İdaresi kurulduktan sonra bağımsız bir Osmanlı ekonomisinden bahsetmemiz mümkün değildir. Bu idare Lozan Barış Antlaşması ile kaldırılmıştır. Yani 1881'de kurulan bir maliye idaresi, Cumhuriyet'in kuruluş antlaşmasına kadar yürürlükte kalmıştır.
Karışık sırayla gelen maddeyi oku, ait olduğu başlığı işaretle. Gerekçesini anında göreceksin.
44 sorudan oluşan bu test ile "Osmanlı'da Sanayileşme Çabaları" konusunu ne kadar kavradığını gör. Her sorudan sonra anında ayrıntılı geri bildirim alacaksın.
Sanayi Devrimi'nden önceki süreçte Osmanlı ekonomisi tarım, ticaret ve küçük ölçekli atölyelerde yapılan üretime dayanıyordu. Osmanlı Devleti'nin Sanayi Devrimi'nin yaşandığı günlerde Avrupa ile rekabet edememesinde birtakım unsurlar etkili olmuştur.
Merkantilizm, XVI. yüzyılda Avrupa'da başlamış bir ekonomi modelidir. Bu modele göre güçlü bir ekonomi için ihracatı en üst düzeye çıkarmak, ithalatı ise en alt seviyede tutmak amaçlanmıştır.
Avrupalı devletlerin merkantilizm sayesinde sermayelerini güçlendirdikleri bir dönemde, Osmanlı Devleti merkantilizm karşıtı bir politika takip ederek ihracatı sınırlandırmıştır. Merkantilizm karşıtı uygulanan ekonomik politikalar neticesinde sermaye yurt dışına çıkmış, ekonomi için zor günler başlamıştır. Avrupalı devletlere verilen kapitülasyonlar, Osmanlı ekonomisini olumsuz etkilemiştir. Osmanlı topraklarında yaşayan gayrimüslimler, sermayelerini tefecilik yapmak için kullanmışlardır; ülke içinde herhangi bir sanayi alanında yatırım yapmak gayretinde bulunmamışlardır. Osmanlı Devleti, sanayi alanına yatırım yapamadığı için dışarıya ham maddeyi verip, onu işlenmiş olarak alan ülke konumuna gelmişti.
1860 yılında Osmanlıda sanayileşme adımlarını yönetmek ve bu alandaki personeli yetiştirmek için Islah-ı Sanayi Komisyonu kuruldu. Osmanlı Devleti Tanzimat Dönemi'nde teknolojiyi dışarıdan ithal eden bir devlet konumuna geldi. Tanzimat döneminden itibaren İstanbul ve çevresinde dokuma, çuha ve Feshane fabrikaları kuruldu.
XIX. Yüzyıl başlarında Avrupa ülkeleri Sanayi Devrimi'ni tamamlamak üzereydi. Osmanlı Devleti bu süreçte içte ve dışta sorunlarla uğraşsa da hâlâ dünyanın en büyük sınırlarına sahip ülkelerindendi. Bu nedenle pazar olmaya müsait olan Osmanlı toprakları, İngilizlerin ilgi odağı hâline gelmişti. XIX. yy. başlarında Mısır Valisi Mehmet Ali Paşa isyan edince Osmanlı Rusya ile iş birliği yapmış, bunun karşılığında Hünkâr İskelesi Antlaşması yapılmıştır. Rusya ile yakınlaşmadan rahatsız olan Osmanlı yönetimi, 1838 yılında İngiltere ile Balta Limanı Antlaşması'nı yapmıştır.
İhracattan alınan vergiler %12, ithalattan alınan vergiler ise %5 olarak uygulanacaktır. Yabancı tüccarlar, yerli tüccarların ödediği iç gümrük vergilerinden muaf tutulacaktır. İngiltere, Osmanlı'dan dilediği kadar ham madde satın alabilecek, iç ticarette uygulanan tekelleşme siyaseti kaldırılacaktır.
Bu antlaşma ile iç ve dış ticaretteki sınırlandırmalar kaldırılmış, yabancı ülkelerin malları Osmanlı ülkesine serbestçe girme imkânı bulmuştur. Böylece Osmanlı ekonomisi yabancıların denetimine girmiş, bazı esnaf grupları faaliyetlerini durdurmuştur. Osmanlı Devleti açık pazar hâline gelmiştir.
Osmanlı Devleti, bütçe açıklarını kapatmak için önce XVII. yüzyılda tımar arazilerini iltizam arazilerine çevirmiştir. Bu önlem yeterli olmayınca XVIII. yüzyılda iç borçlanmayı sağlamak için "esham senetleri" uygulamasını hayata geçirmiştir. Esham senetleri, bütçe açıklarını kapamaya yeterli olmayınca Kırım Savaşı sırasında 1854 yılında ilk defa İngiltere'den dış borç alınmıştır.
Osmanlı Devleti'nin aldığı dış borçların nereye harcanacağına borcu veren devlet karar vermiş, bu paralarla herhangi bir yatırım yapılamamıştır. Zamanla bu dış borçlar yatırım yapılmadığı için ödenemez hâle gelmiş ve Osmanlı maliyesi iflas etmiştir. 1877-78 Osmanlı Rus Harbi ağır bir mağlubiyet ile sonuçlanınca, Osmanlı Devleti dış borçları ödeyemez hâle geldi.
Tahta yeni çıkan II. Abdülhamit, dış borçların ödenmesi meselesine önem veriyordu. Padişah, borçların devletlerden değil şahıslardan alındığını ve siyasi yönünün olmadığını belirtti. Alacaklılara yapılan çağrı neticesinde yapılan görüşmeler sonucunda 1881 yılında Muharrem Kararnamesi yayımlandı. Bu kararnameye göre Maliye Bakanlığından bağımsız bir Düyûn-ı Umûmiye İdaresinin kurulmasına karar verildi.
Osmanlı Devleti, Düyûn-ı Umûmiye İdaresine altı kalemden oluşan vergiyi vermeyi kabul etmiştir. İdareye bırakılan vergiler; tuz tekeli gelirleri, tütün tekeli gelirleri, damga vergisi, pul geliri, içkiler üzerinden alınan vergiler, balık avı vergileri ile adı yazan vilayetlerin ipek vergileri yer alır.
Düyûn-ı Umûmiye İdaresinin kurulması Osmanlı ekonomisinin yabancı devletlerin kontrolüne girmesini kolaylaştırmıştır. Yabancı devletler başlangıçta, Düyûn-ı Umûmiye İdaresi aracılığı ile toplanan vergiler ile yetinirken, sonraki süreçte Osmanlı topraklarında sanayide ve ticarette yatırım yaparak etkinliklerini artırdılar. Düyûn-ı Umûmiye İdaresi kurulduktan sonra bağımsız bir Osmanlı ekonomisinden bahsetmemiz mümkün değildir. Bu idare Lozan Barış Antlaşması ile kaldırılmıştır.
Balta Liman Antlaşması sonrası, Osmanlı topraklarına nüfuz etmek isteyen Avrupalı tüccarlar, Osmanlıda ulaşım imkânlarını yetersiz görmüşlerdir. Osmanlı üzerindeki emellerini gerçekleştirmek için demir yolu ihaleleri ile Osmanlı ulaşım ağını kendi çıkarları için kullanmak istediler. Bu amaçla ilk defa Aydın-İzmir demir yolu yapıldı. Osmanlıda Balta Limanı Antlaşması sonrası bozulan dengeler sonucunda dış borçlanma başlamıştır.
Kapitülasyonlar ve Düyûn-ı Umûmiye İdaresi sebebi ile dışa bağımlı hâle gelen Osmanlı ekonomisini gayrimüslim tüccarlar yönetmekteydi. Müslüman Türk nüfus ise daha çok tarım, hayvancılık, askerlik ve küçük esnaflık ile uğraşmaktaydı. XX. yüzyıl başlarında iktidara gelen İttihad ve Terakki yönetiminin en büyük projelerinden birisi millî bir ekonomi yaratmak ve ekonomideki gayrimüslimlerin etkisini azaltmaktı. Bu nedenle millî iktisat politikasını hazırlayarak I. Dünya Savaşı'nın başlamasıyla birlikte yürürlüğe koydular.